KSP Güncel

KSP Güncel

Share

Contact information, map and directions, contact form, opening hours, services, ratings, photos, videos and announcements from KSP Güncel, Political Party, Lefkosa.

06/03/2026

SAVAŞ KIŞKIRTICILARININ YAPTIKLARI SAVAŞLARIN BİZZAT KENDİSİ SUÇTUR!

Türkiye ve Yunanistan, NATO üyesi olarak, dünya emperyalizminin üyeleri olarak, ikincil güçlerdirler, İngiltere ve ABD'nin de yedek güçleri, yardımcılarıdırlar.

Dikkatimiz İngiltere'ye, İngiltere’nin Kıbrıs'tan atılmasına yoğunlaştırılmalıdır.

Yunanistan ve Türkiye'nin NATO üyeliği, İngiltere ve ABD ile yakın işbirliği yoluyla Yunanistan'daki Yunanlılara, Yunanistan'ın kurtuluşuna ve Türkiye'deki Türklere (ve Kürtlere) ve Türkiye'nin kurtuluşuna ihanet ettikleri gerçeği ortadadır. Türkiye ve Yunanistan birlikte Kıbrıslı Türklerin ve Elenlerin özgürlüğüne ve Kıbrıs'ın kurtuluşuna ihanet ettikleri gerçeği ortadadır.

Yunanistan ile Türkiye, NATO üyesi oldukları için, Kıbrıs'ın köleleştirilmesinde İngiltere'yi destekledikleri için, Kıbrıslıları (Türkler ve Elenler) özgürleştirmedikleri, aksine NATO adına, İngiltere ve ABD adına onları köleleştirdikleri için teşhir ve tecrid edilmelidirler.

Sadece bu da değil. Türkiye ve Yunanistan NATO adı verilen bu suç örgütüne, ulusları köleleştiren bu kuruluşa ve Avrupa Ortak Savunma Örgütü'ne katılarak diğer ulusların özgürlüklerine de ihanet ettiler. İşte bu yüzden topraklarımız İngiltere tarafından Ortadoğu halklarını bombalamak için kullanılabiliyor.

Biz Kıbrıs'ın Elen ve Türk işçileri ve köylüleri, biz Kıbrıs'ın Elen ve Türk komünistleri, biz Kıbrıslı vatanseverler olarak güçlerimizi birleştirmeliyiz. İngiltere'nin Kıbrıs’taki üsleri kullanmasına karşı kitlesel bir hareket oluşturmalı, üslerin İngiliz emperyalizmi ve diğer emperyalistler tarafından kullanılmasını engellemeli ve böylece onurumuzu kurtarmalıyız.

Sadece bu da değil, bu şekilde İngiltere'yi yönetenlerin ikiyüzlülüğünü de teşhir etmeliyiz. Yoldaşlarımız, kardeşlerimiz olan İngiliz işçilereinin kendilerini yönetenlerin insanlık düşmanı siyasetlerini görmelerine, bu siyasete karşı kararlı bir mücadeleye girişmelerine katkı yapabılilriz.

Eğer Kıbrıslıların kitlesel bir hareketi İngiltere'den Kıbrıs'taki üsleri kullanarak başka ülkelere karşı yaptıkları saldırıları derhal durdurmasını talep ederse ve İngiltere bunu reddederse, bu, İngiltere’yi yönetenlerin halkların isteklerini, yani demokrasiyi, yani insan haklarını red ettiklerini herkese ve özellikle da İngiltere işçilerine gösterir. Bu İngiliz işçilerinin İngiliz burjuvalarının tek istediklerinin ulusları ezmek ve onlara hükmetmek olduğunu teşhir etmesine yardımcı olur. Bu İngiliz işçilererinin Kıbrıs’ın İngiltere tarafından köleleştirilmesine karşı ortak bir savaşta yer almasına yardımcı olur.

İngiltere yönetimine savaş kışkırtıcılığının ve böylece savaş yapmanın insanlığa karşı bir suç olduğu hatırlatılmalıdır. Kıbrıs ve Türkiye ve Yunanistan’ı yönetenlere İngiltere’nin savaş yapıcılığını herhangi bir şekilde desteklemenin de aynı şekilde insanlığa karşı bir suç olduğu hatırlatılmalıdır. Kıbrısımızın, topraklarımızın suç faaliyetleri için kullanılamayacağı ve bizim onların suç eylemlerine ortak edilemeyeceğimiz haykırılmalıdır!

Kıbrıs'taki İngiliz üsleri kapatılmalı ve 1960 anlaşmasından kaynaklanan Kıbrıs'taki tüm İngiliz hakları ortadan kaldırılmalıdır.

Not: “Sovyetler Birliği'nin barış mücadelesinin en çarpıcı örneklerinden biri, 12 Mart 1951'de SSCB Yüksek Sovyeti tarafından kabul edilen Barış Savunma Yasası'dır; bu yasaya göre savaş propagandası suçundan suçlu bulunan kişiler büyük suçlular olarak yargılanacaktır.”
https://www.directdemocracy4u.uk/war-and-peace/not-war-crimes-war-is-the-crime

13/02/2026

EKTAM, BOYKOT ve MÜCADELE ANLAYIŞI

Bağımsızlık Yolu ileri gelenlerden Celal Özkızan facebook’ta EKTAM ve BOYKOT adlı bir yazı kaleme aldı.(*)

Bu yazının şifrelerini çözme de bize kaldı.

Celal Özkızan, “Bu işletmeler Kıbrıslı Türk halkının emeği ve vergileriyle ayakta duruyor, o halde halkındır.” diyor.

Burada iki nokta öne çıkar. Olan ve olması gereken. Olan, EKTAM LTD’nin, özel mülkiyet olduğudur. Patron isterse kapatır, isterse satar, işçiyi işten atar, sendikayı tanımaz. Devlet de bunu yasal güvence altına alır. Olması gereken, emeğin ürettiği değerin, onu üretenlere ait olması gerektiğidir.

Bilimsel sosyalizm, olanı analiz eder ve onun nasıl dönüştürüleceğini gösterir. Celal Özkızan ise olanı yok sayıp doğrudan “olması gereken”e atlıyor. Buna hüsnükuruntu derler. “Madem emek verdi, hakkıdır” demek yetmez. Sorun, bu hakkın nasıl alınacağı sorunudur.

Celal Özkızan, “EKTAM bizim öz kurumumuz, ona zarar vermek kendimize zarar.” diyor.
Bu argümanın adı yerli sermaye milliyetçiliğidir. Bunun tarihte çok örnekleri vardır.

Örneğin, Türk burjuvazisi, emperyalist burjuvaziden daha merhametli değildi. Türkiye’deki genç Cumhuriyet’te “yerli malı” kampanyaları, işçi hakları için değil, Türk burjuvazisi yaratıp güçleindirmek içindi. 1958’lerde Kıbrıs’ta “Türk’ten Türk’e” sloganı bunun için yapılmamış mıydı?

Bilimsel sosyalizm açısından sermayenin milleti yoktur. Sömürü, sömürüdür. İster Kıbrıslı Rum patron sömürsün, ister Türk patron sömürsün, ister Kıbrıslı Türk patron. Hatta bu sonuncusu daha sinsidir. Çünkü “bizden” diyerek işçilerin mücadelesinin sonuca ulaşmasını engeller.

Celal Özkızan’ın bu yaklaşımı, proleter enternasyonalizmine değil, burjuva milliyetçiliğine hizmet eder.

Devam edelim…

Celal Özkızan EKTAM’ın kamulaştırılmasını savunuyor.

O zaman sormazlar mı adama: Bu devlet kimin? Bu devlet kime karşı kamulaştırma yapacak? Ve bu kamulaştırmayı kim talep edip yapacak ve kimin parası ile yapacak?

Kuzey Kıbrıs’taki yönetim aygıtı, Türkiye Cumhuriyeti devletinin bir uzantısıdır. Yani sömürge yönetimidir. Bu yönetim bir patronu cezalandırabilir mi? Evet, ama sistemin işleyişini bozmadığı sürece. Eğer bir işletme kapandığı takdirde sömürge yönetiminin düzenini bozacaksa devlet onu kamulaştırır. Aksi halde devlet kamu işletmelerini elden çıkarmak için işletmeleri batırarak her türlü yöntemle özelleştir. Bu durmda böyle bir sömürge yönetiminden bunu istemek abesle iştigaldir.

Celal Özkızan boykot eleştirisini yaparken en vahim hatayı yapıyor. Celal Özkızan diyor ki: “Boykot bizim kurumumuza zarar verir.” Gerçekten mi?

Boykot, ekonomik bir silah değil, siyasi bir araçtır. Sorun EKTAM’ın üç-beş günlük cirosu değil, Kıbrıs kamuoyunda sendikalaşma hakkının gasp edilemeyeceği bilincini yaymaktır. İşçi sınıfının kendi gücünü görmesidir. Bir işçi “ben bu ürünü almıyorum” dediğinde, patron karşısında birey değil, sınıf olarak var olur. Dayanışmanın elle tutulur halidir bu... Grevdeki işçi, yalnız olmadığını görür. Tüketici, “ben de bu mücadelenin parçasıyım” der.

Tamam…

Sadece boykot işçilerin sınıf dayanışması için yetmez. Şehir şehir, köy köy, dolaşıp EKTAM işçilerinin haklı kavgasını anlatım işçi, yoksul köylü, memur tüm kesimleri bu mücadeleye çekmek gerekir. Özellikle de özel sektörde sendikasız çalıştırılmanın yasaklanması kavgasının kazanılması için bu yapılmalıdır. Şimdi tam zamanıdır. Boykot işte böylesi bir çalışmanın parçası olduğunda çok daha etkili olur.

Bilimsel sosyalizm bize işçi sınıfının her türlü eylemini siyasallaştırmak gerektiğini öğretir. Bu komünist örgütlenmenin abc’sidir.. Boykot da budur. Boykotu reddetmek, işçi sınıfının bugünkü mücadele araçlarından birisini elinden almaktır. Üstelik bunu da “daha iyi bir çözümüm var. Kamulaştırma!” diyerek yapmak. Ama bu çözüm ne bugün, ne yarın gelecek. Çünkü kamulaştırma, işçi sınıfının anladığı kamulaştırma, bir iktidar sorunudur. Celal Özkızan bunu göremedi.

Celal Özkızan bu yaklaşımı ile, somut olanı değil soyut olanı savunuyor. Bu da siyaset değil, siyasetten kaçıştır.

(*) https://www.facebook.com/celalozkizan/posts/pfbid05SgsQdQxU52XRcAkpNrUDqJ4aZr4FZDyFmRQgyf1pzo2a2T8joeMn5sXDDFM99M2l

Photos from KSP Güncel's post 26/01/2026

YENİ BİLİŞİM (Değişiklk) YASASI BİR SANSÜR, GÖZETİM VE SUSTURMA YASASIDIR

TC rejiminin KKTC Hükümeti ile Meclis’e dayattığı Bilişim Suçları (Değişiklik) Yasa Tasarısı, ne “güvenlik” ne de “suçla mücadele” yasasıdır. Bu yasa; halkı susturma, muhalefeti bastırma ve dijital alanı polis devleti mantığıyla denetim altına alma girişimidir.
Bu tasarı, ifade özgürlüğünü fiilen ortadan kaldıran, kendi hazırladıkları anayasal hakları yok sayan açık bir baskı yasasıdır.
Rejim, bu yasa ile sosyal medyada yazan, paylaşan, eleştiren herkesi içerik sağlayıcı ilan ederek halkı potansiyel suçlu konumuna sokmaktadır. Anonimliği hedef alan bu düzenleme, doğrudan muhalifleri, gazetecileri, sendikacıları ve devrimcileri susturma amacını taşımaktadır.
İçerik sağlayıcılara yüklenen “denetleme” ve “ayıklama” zorunluluğu ile sansürü yasallaştırmakta, oto-sansürü dayatmakta, düşünceyi daha doğmadan boğmaktadır. “Rencide edici”, “küçük düşürücü” gibi ucu açık ifadelerle keyfi cezalandırmanın kapısı ardına kadar açılmaktadır.
Mahkeme kararı olmaksızın trafik verilerine erişim yetkisi tanıyarak, açıkça fişleme ve gözetim rejimi kurmaktadır. Bu, özel hayatın gizliliğinin, masumiyet karinesinin ve hukukun kırıntılarının bile yok edilmesidir.
İnternet haber sitelerine erişim engelleme yetkisiyle muhalif basını susturmayı, eleştirel sesi karartmayı hedeflemektedir. Yargı denetimini devre dışı bırakan bu anlayış, otoriterliğin kurumsallaşmasıdır.
Anayasa Mahkemesi’nin daha önce hak ihlali tespiti yaptığı düzenlemeler, bu yasa ile makyajlanarak yeniden halka dayatılmaktadır. Bu, hukuku tanımayan, halk iradesini hiçe sayan bir iktidar pratiğidir.
Kıbrıs Sosyalist Partisi açıkça bunu söylemektedir:
Bu yasa geçerse, konuşmak suç, susmak zorunluluk olacaktır.
Bu yasa geçerse, dijital alan özgürlük alanı değil, bir polis karakolu olacaktır.
Halkı susturarak, gözetleyerek, korkutarak yönetmeye çalışanlara karşı cevabımız nettir:
Boyun eğmeyeceğiz. Susmayacağız. Geri adım atmayacağız.
Bu yasa derhal geri çekilmelidir.
İfade özgürlüğü, basın özgürlüğü ve temel insan hakları pazarlık konusu değildir.
KSP, bu karanlık ve baskıcı girişime karşı örgütlü mücadeleyi büyütmeye, halkın sözünü, sesini ve isyanını savunmaya devam edecektir.
Ya özgürlük, ya baskı. Biz özgürlüğü seçiyoruz.

Mehmet Birinci
Genel Sekreter
Kıbrıs Sosyalist Partisi
Merkez Komitesi(a)

20/12/2025

ENGLISH VERSION is in the SECOND PART

ELON, JEFFRY VE FIDIAS - VE AKEL - YA DA BİRBİRİNİ SEVEN KIRMIZI BURUNLU PALYAÇOLAR KULÜBÜ ÜYELERİ

Okuyucuyu, 17 Ekim 2025 tarihli KSP Güncel'deki (Fidias'ın Kıbrıs'ta kahramanı Jeffrey Sachs ile görüştükten sonra kurduğu Doğrudan Demokrasi adlı partisinin kuruluşunu ilan etmesiyle ilgili https://www.facebook.com/permalink.php?story_fbid=pfbid0xfpxfUgDExpLZJZvCCWLpxA1hSTpTzetFdJhm3hpdSWYJTNJ7MHoAoMQupX5kFTgl&id=61577537401378) ve 19 Kasım 2025 tarihli (AKEL'in Jeffrey Sachs'ı halka açık toplantılarına davet etmesiyle ilgili
https://www.facebook.com/permalink.php?story_fbid=pfbid0nCjDer74SB5DoZf9V6AdkyDs9iMbseYGys6URcUbEvWFMJZoE6p4mSMTqijSxtMdl&id=61577537401378) makalelerimize yönlendireceğiz.

Burada okuyucuyu, Fidias Panayiotou ile Elon Musk ve Jeffrey Sachs arasında X sosyal medya platformunda ve YouTube'da yazılan "aşk mektupları" ile ilgili ek bölümüne bakmaya davet ediyoruz.

Yukarıda belirtilen makalelerde, Jeffrey Sachs'ın SSCB'nin yıkımında yer alan biri olduğunu belirtmiştik. ve Elon Musk'ın sosyalizm-komünizmin ve dolayısıyla SSCB'nin en açık düşmanı olduğunu zaten bilinmektedir.

Sonuç no 1:
Eğer AKEL, SSCB'nin düşmanı ve yıkıcısı olan Jeffrey Sachs'a dostça davrandıysa, Elon Musk'a da dostça davranacaktır. Yani, Elon'un AKEL'den davet alacağı günü bekleyin!

Sonuç no 2:
Eğer Jeffrey, Fidias'a (ve tam tersi) dostça davranıyorsa ve Elon da Fidias'a (ve tam tersi) dostça davranıyorsa, bu Elon ve Jeffrey'nin aslında birbirlerine çok dostça davrandıkları anlamına gelir. Türkler der ki: Arkadaşını söyle bana senin kim olduğunu söyleyeyim sana: Görünüşe göre liberal Jeffrey ve görünüşe göre aşırı sağcı Elon, ortak arkadaşları Fidias aracılığıyla birbirlerine çok dostça davranıyorlar.

Sonuç no 3:
Jeffrey ve Elon'un bu dostluğu, birbirlerini övmelerinde kendini gösteriyor: Jeffrey, interneti -yeni teknolojiyi- kullanarak doğrudan demokrasinin, başarısız olan temsili demokrasiye zamanında bir alternatif olduğunu açıklıyor ve Elon da bunu, yeni teknolojinin herkese bolluk sağlayacağını söyleyerek tamamlıyor (ki bunların ikisi de dünya komünizminin önermeleridir).

Böylece, sadece bir liberalin aşırı sağcıyı övmesi gibi garip bir olayla değil, aynı zamanda birbirlerini tamamlayıcı önerilerde bulunmaları gibi son derece garip bir olayla da karşı karşıyayız. Günümüz komünizminin Jeffrey ve Elon (ve dolayısıyla Fidias – vede AKEL mi diyoruz) komünist geleceğe doğru yol mu açıyorlar?

Bundan şu sonuç çıkar:

Sonuç no 4:
Bireylerin (ve partilerin) kim olduklarını, ne olduklarını ve ne olacaklarını belirleyen, onların sözleri değil, yaptıkları, yapmaya devam ettikleri ve dolayısıyla yapacaklarıdır. Söylediklerine dikkat edin - çünkü söylediklerini söylemelerinin çok iyi bir nedeni vardır ve söyledikleri ile yaptıkları arasındaki uyumu kontrol edin.

Sonuç no 5:
Eğer doğrudan demokrasi ve herkes için bolluk öneriyorlarsa ve yine de tüm bunları imkansız kılan şeyler yapıyorlarsa, bu, doğrudan demokrasi ve herkes için bolluk fikrini yanlış-kötü amaçlı kullandıkları anlamına gelir.

1917'deki iç savaş sırasında Beyazları hatırlıyoruz; Sovyetlerin yeni devlet biçimi olarak varlığına itiraz etmeyi bıraktılar; Sovyetlerin iyi olduğunu, ancak sorunun Bolşeviklerin Sovyetler üzerindeki kontrolü olduğunu ve işçilerin Sovyetlerden Bolşevikleri uzaklaştırdıktan sonra, Sovyetleri yeni devlet biçimi olarak koruyabileceklerini ilan ettiler. 1990'lara gelindiğinde, Türkiye'deki bir sendikanın en sağcı kesimi, sendika yönetiminin sol kanat kontrolünden kurtarmanın bir yolu olarak sendikada doğrudan demokrasi talep ediyordu. Ve 2000'lere gelindiğinde, bir dizi birey ve parti, seçimlere Doğrudan Demokrasi (Komünist) Partisi adayına karşı katılıyor ve yüksek sesle bağırıp çağırıyordu. Bolşevizmden, Stalin'den kopuk Doğrudan Demokrasi savaşçılarının birçok örneği bugünde bulunabilir.

Fidias, Jeffrey ve görünüşe göre Elon, bu kalabalığa katılan son isimlerden sadece birkaçı.

Bundan şu sonuç çıkar:

Sonuç no 6:
Mikroçiplerin internet aracılığıyla siyasette kullanılmasının dooğrudan demokrasiye yol açtığı ve mikroçiplerin üretim ve dağıtımda kullanılmasının herkes için bolluğa yol açtığı fikrimizin herkes için açık hale geldiği ve bu nedenle burjuvazinin bunları yok etmek için sahiplenmeye çalıştığı ortaya çıkmaktadır.

İşte bu yüzden biz tüm zayıflıklarımıza rağmen, objektif koşulların insanlığı bizim bulunduğumuz konuma zorladığını söyleme hakkına sahibiz. Sosyal yaşamımızın bilgisayarlaşmasıyla bolluğa, doğrudan demokrasiye, uluslar arasında barışa, bireyler ve uluslar arasında işbirliğine ve parlak, barış dolu bir geleceğe ulaşmak için yeni bir devrimci çağda yaşıyourzç.

Günümüz barbarca ama gelecek parlak, gelecek yeryüzündeki herkes için bolluk, gelecek doğrudan demokrasi, gelecek komünizm.

EK; KIRMIZI BURUNLU PALYAÇOLAR KULÜBÜ ÜYELERININ BİRBİRLERİNE YÖNELİK AŞK İLANLARININ EKSİK LISTESİ:

1.
Fidias X de:
Elon Musk Beni X Kullanmaya Zorladı
(Elon Musk'a sarıldıktan sonra)
16 Kasım 2024

2.
Elon Musk X de:
Fidias Avrupa'da ifade özgürlüğü için mücadele ediyor!

“Fidias X de:
Fidias AB Parlamentosunda Konuşuyor”
17 Aralık 2024

3.
Elon Musk X de:
Fidias haklı

“Fidias X de:
Friedman/Sosyal Medya Yorumları”
29 Ocak 2025

4.
Elon Musk X de:
Fidias'ı dinlemeye değer

“Fidias X de:
Jeffrey Sachs Avrupa'nın Neden Başarısız Olduğu Hakkında”
19 Şubat 2025

5. Fidias Panayiotou, Jeffrey Sachs ile yaptığı “Dünyayı GERÇEKTEN Kimin Kontrol Ettiği Hakkındaki Gerçek - Jeffrey Sachs” adlı videosunda (31 Ekim 2025, saat 02:25:00'ten sonra), J. Sachs'a Doğrudan Demokrasi adlı partisini kurduğunu (Bunu 16 Ekim 2025’te yaptı) bildiriyor ve J. Sachs'ın bu konudaki görüşünü soruyor. - KSP Güncel'deki 16 Ekim 2025 tarihli makalemize bakın; J. Sachs, temsilî demokrasinin interneti kullanarak doğrudan demokrasiyle değiştirilmesini coşkuyla destekliyor ve Fidias'ın partisini ve yaptıklarını destekliyor.
31 Ekim 2025.

6.
Elon Musk X de:
Fidias AB Başkanı olmalı

“Fidias X de:
Ursula von der Leyen Neden Seçilmedi?”
13 Aralık 2025

7. Elon Musk X de:
Gelecek, yapay zeka ve robotlarla herkes için sürdürülebilir bir BOLLUK sağlayacak şekilde MUHTEŞEM olacak!
18 Aralık 2025

# # # # # # # # # # # # # # # # # # # # # # # # # # # # # # # # # # # # # # # # # # # # # # #

ELON, JEFFRY AND FIDIAS -AND AKEL- OR THOSE WHO LOVE EACH OTHER CLUB MEMBERS OF THE RED NOSED CLOWNS CLUB

We shall direct the reader to our articles in KSP Guncel dated 17 October 2025 (about Fidias’s declaration of the founding of his party called Direct Democracy -after he met his hero Jeffrey Sachs in Cyprus https://www.facebook.com/permalink.php?story_fbid=pfbid0xfpxfUgDExpLZJZvCCWLpxA1hSTpTzetFdJhm3hpdSWYJTNJ7MHoAoMQupX5kFTgl&id=61577537401378) and the article dated 19 November 2025 (about Akel’s invitation of Jeffrey Sachs to their public meeting https://www.facebook.com/permalink.php?story_fbid=pfbid0nCjDer74SB5DoZf9V6AdkyDs9iMbseYGys6URcUbEvWFMJZoE6p4mSMTqijSxtMdl&id=61577537401378).

Here we shall invite the reader to look at the appendix (at the end) provided as regards the “love letters” written on social media platform X and YouTube between Fidias Panayiotou and Elon Musk and Jeffrey Sachs.

In the fore mentioned articles we have already noted that Jeffrey Sachs is someone involved in the destruction of USSR, and it is clear to all that Elon Musk is a most clear enemy of socialism-communism and thus of the USSR.

Conclusion no 1:
If AKEL was friendly to Jeffrey Sachs as an enemy and destroyer of USSR they would be friendly to Elon Musk too. Waite for the day Elon gets an invite from AKEL!

Conclusion no 2:
If Jeffrey is friendly to Fidias (and vice versa) and if Elon is friendly to Fidias ( and vice versa) that means Elon and Jeffrey are actually very friendly to one another. The Turks say: tell me your friend and I will tell you who you are: apparently Liberal Jeffrey and apparently extreme right winger Elon are very friendly to each other through their common friend Fidias.

Conclusion no 3:
This friendship of Jeffrey and Elon shows itself in their complimenting each other: Jeffrey explains that direct democracy using the internet-the new technology- is a timely alternative to the failing representative democracy and Elon complements this by saying that the new technology will provide abundance for all (both of which are undertakings of world communism).

Thus we have not only the strange happening of a Liberal complementing an extreme right winger, we also have an extremely strange happening of them coming up with the complimentary proposals of present day communism. Jeffrey and Elon (and thus Fidias - and there we say AKEL) leading all the way to the communist future?

From this it follows that

Conclusion no 4:
It is not the words of individuals (and indeed the parties) that determines who and what they are and what they will be but what they did and do and thus will do. Take note of what they say - for there would be a very good reason why they say what they say, and make sure what the correspondence is with what they say and what they do.

Conclusion no 5:
If they are proposing direct democracy and abundance for all and yet they are busy making things that make all that impossible, that means they are misusing the very idea of direct democracy and abundance for all.

We remember the Whites of 1917s during the civil war when they stopped objecting to the existence of Soviets as the new state form; declared that Soviets are ok, but it is the control of the Soviets by the Bolsheviks that is the problem and that if workers got rid of the Bolsheviks from the Soviets they could keep them as the new state form. Come to 1990s we had the most right wing section of a trade union in Turkey demanding direct democracy in the trade union as a means of getting rid of the left wing control of the union’s leadership. And coming to 2000’s we had a number of individuals and parties shouting high and loud and standing in opposition to the candidate of Direct Democracy (Communist) Party. Many an example of fighters for Direct Democracy that is cut off from Bolshevism, cut of from Stalin can be found as we speak.

Fidias, Jeffrey and it seems Elon are but just few of the latest additions to the crowd.

From this if follows:

Conclusion no 6:
It is clear that our ideas that the use of micro chips in politics through the internet leads to direct democracy and the use of micro chips in production and distribution leads to abundance for all is becoming clear to all and thus the bourgeois attempts to own them in order to destroy them.

It is thus we have all the right to say that in spite of all our weaknesses the objective conditions are such that humanity is being forced to our positions. A new revolutionary era where the computerisation of our social life to achieve abundance, to achieve direct democracy, to achieve peace amongst nations, to achieve cooperation amongst individuals and nations to achieve a bright peaceful future is here.

Present days are barbaric but future is bright, future is abundance for all on earth, future is direct democracy, future is communism.

APPENDIX; INCOMPLETE LIST OF DECLARATION OF LOVE TO EACH OTHER OF THE RED NOSED CLOWNS CLUB.

1.
Fidias on X:
Elon Musk Forced Me To Use X
(After he hugged Elon Musk)

16 November 2024

2.
Elon Musk on X:
Fidias fight for free speech in Europe!

“To Fidias on X:
Fidias talks In EU Parliement”

17 December 2024

3.
Elon Musk on X:
Fidias is right

“To Fidias comments on Friedman/Social media on X

29 January 2025

4.
Elon Musk on X:
Fidias is worth listening to

“To Fidias on X:
Jeffrey Sachs on Why Europe is Failing”

Feb 19; 2025

5.
Fidias Panayiotou in his video with Jeffrey Sachs called
“The Truth About Who REALLY Controls the World - Jeffrey Sachs”; dated 31 October 2025, after 2:25:00 hr informs J. Sachs that he founded his party named Direct Democracy and asks J. Sachs’ view on this. (This he did on 16 October 2025 - see our article at KSP Güncel of 16 October 2025). J. Sachs enthusiastically supports the replacement of representative democracy with Direct Democracy using the internet, and supports what Fidias is doing with his party.

31 October 2025.

6.
Elon Musk on X:
Fidias for President of the EU

“To Fidias on X:
Why Ursula von der Leyen Isn’t Elected”

13 December 2025

7.
Elon Musk-on X:
The future is going to be AMAZING with AI and robots enabling sustainable ABUNDANCE for all!

18 December 2025

23/11/2025

"Lenin, burjuvazinin devrime ve işçi hareketine karşı mücadele etmek için iki yöntem kullandığını söylemişti: Birincisi şiddet ve baskı; ikincisi ise işçilerin moralini bozmak ve saflarını dağıtmaktır. İlk durumda burjuvazi devletine ve tüm düzenbazlıklarına (ordu, mahkemeler, hapishaneler vb.) güvenirken, ikinci durumda burjuvazinin sözcüsü sağcı sosyalistlerdir.
"Modern sağcı sosyalistler, burjuvazinin, emperyalizmin dayanak noktasıdır. Aslında sağcı sosyalistler, her yönden emperyalistlerin sadık suç ortaklarıdır, işçi sınıfı arasında anlaşmazlık tohumları eker ve bilincini zehirlerler.
………..
"Sağcı sosyalistlere karşı mücadelede, Avrupa komünist partileri, Bolşevik Partimizin zengin deneyiminden, oportünizmin her türlü tezahürüne karşı uzlaşmaz mücadele deneyiminden yararlanmaktadır. "İşçi hareketinde sosyal demokrasiyi sona erdirmeden kapitalizmi sona erdirmek imkansızdır."
"Sağcı sosyalistler şu anda yalnızca kendi ülkelerindeki burjuvazinin ajanları olarak değil, aynı zamanda Amerikan emperyalizminin ajanları olarak da hareket ediyorlar ve Avrupa ülkelerindeki sosyal demokrat partileri Amerikan partilerine, ABD emperyalist saldırganlığının doğrudan bir aracına dönüştürüyorlar."

"Bu nedenle, barış ve ulusal bağımsızlık için aynı anda sağcı sosyalistlere ve Tito'nun faşist-Gestapo kliğine karşı acımasız bir mücadele verilmeden savaşılamaz. Bu klikler, barışın yeminli düşmanları ve Amerikan dünya egemenliğini elde etmeye çalışan ABD kapitalist tekellerinin ajanlarıdır.

"Tito'nun hain kliğine karşı mücadele şu anda özellikle önemlidir..."

Marksizm-Leninizm Öğrencileri İçin Bir Kılavuz,
Marksist-Leninist Sınıflar ve Sınıf Mücadelesi Teorisi,
F. Chernov,
İkinci Baskı, 1952, Devlet Siyasi Edebiyat Yayınevi.
Orijinal: Rusça

19/11/2025

English version is at the end of Turkish

AKEL Jeffrey D. Sachs'ı [AKEL Dördüncü Ekonomik Forumu, Lefkoşa, 19.11.2025] davet ediyor:
Evet.
Akel, 1953'ten beri SSCB'nin yıkıcılarıyla işbirliği yapıyor. Kruşçev'i, Brejnev'i, Andropov'u, Çernenko'yu, Gorbaçov'u hatırlayın. Bu geleneği sürdürmelerine ve milyonlarca Sovyet ve Doğu Avrupalının hayatına mal olacak şekilde Yeltsin ile birlikte işi tamamlayan adam kim? Jeffrey D. Sachs! AKEL'in bu başvurmalarına şaşmamalı.

-------

AKEL invites
Jeffrey D. Sachs:
To their [Fourth Economic Forum of AKEL, Nicosia, 19/11/2025]
Well.
Akel has been collaborating with the destroyers of the USSR since 1953. Remember Khrushchev, Brezhnev, Andropov, Chernenko, Gorbachev . No wonder they carry on with the tradition, and call upon the man (Jeffrey D. Sachs) who completed the job together with Yeltsin at the cost of millions of Soviet and East European lives.

07/11/2025

Kallas: "Kıbrıs'ı AB ve Türkiye değil, Kıbrıslılar yönetecek"
AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Kıbrıs sorununa yönelik BM himayesindeki sürece destek verdiklerini ifade etti. Yep Yeni Düzen gazetesinden alıntı....
Hem Kıbrıslılar yönetecek, hem üç garantör olacak!
Hem NATO üyesi üç garantörün askerleri olacak, hem İngiliz üsleri olacak!
Hem İngiliz gözleme istasyonları olacak hem İngiliz’in hava-kara ve denizde at oynatmak hakkı olacak!
Hem Kıbrıs kanunları AB kanunlarına tabi olacak, hem bu BM sayesinde anlaşma olacak!
Hem ABD Kıbrıs'taki deniz üssü ile ABD Kıbrıs üzerinden Doğu Akdeniz'de cirit atacak, hem Kıbrıslılar yönetecek!

Türk köylüleri şöyle der: Ölme eşşeğim ölme!
Goministler şöyle der: Emperyalizme ölüm! Yaşasın Ekim Devrimi!

17/10/2025

English version at the end of Turkish text...
16.10.2025, PERŞEMBE VEYA KIBRIS'TA KIRMIZI BURUN GÜNÜ

Az önce Avrupa Parlamentosu üyesi Kıbrıslı Fidias Panayiotou'nun "Doğrudan Demokrasi" adını verdiği bir siyasi parti kurduğunu duyduk.

Bu güzel haberi bize bildirdiğinde kırmızı bir burun giyiyordu.

AKEL'den yoldaşlarımız, Avrupa Parlamentosu binasına girerken kırmızı burun takmayı kabul etmedikçe Avrupa Parlamentosu üyesi olamayacağımızı garantilediler. Yunanistan Komünist Partisi'nden yoldaşlar, bunun Avrupa Parlamentosu üyesi olmak için zorunlu bir gereklilik olduğunu doğruladılar.

Fidias Panayiotou'nun sürekli kırmızı burun takmasının nedeni bu gibi görünüyor. Bir şey yapacaksanız, doğru yapın - tıpkı Fidias Panayiotou gibi. Avrupa Parlamentosu üyeleri kırmızı burunlarını sürekli takmalılar. Tıpkı Fidias Panayiotou gibi.

Tito-Kruşçev'in tüm destekçileri, Troçki'nin tüm takipçileri, Fidias Panayiotou'den çok önce kendileri için zorunlu olan kırmızı burunlarını takmaya başlamışlardı. Başka bir deyişle, Fidias Panayiotou, kırmızı burun için en uygun kişi olma konusunda öncü olduğunu düşünmemeli. O sadece küçücük ve bir yeni doğmuş bebek! (ve dahası, o tek bir adam, halbuki Tito-Kruşçev'in, Troçki'nin takipçilerinin sayıları çok )

Anlaşılan o ki kırmızı burunlu Fidias Panayiotou, "pratikte tek bir bağımsız politikacının tek başına bir şeyleri değiştiremeyeceğini’ daha yeni, daha "şimdi", ‘gördü".

Ve bu sayede siyaset biliminin dev bir sıçrama yaptı: Perşembe gününden beri yepyeni bir siyasi bilgi teorik zenginliğimize ilave edilmiş oldu: "tek" bir "siyasetçi tek başına bir şeyleri değiştiremez". Veya bu Perşembe gününe siyasette gerçek bir kırmızı burun günü de diyebiliriz!

Sınıf mücadelesinden, sanayi proleterlerinin öncü rolünden ve onların komünizm ideolojilerinden vb. bahseden Marksist siyaset anlayışından bahsetmeyelim. Hayır, Fidias Panayiotou'nun tek bir adam olmadığı gerçeğinden bahsedelim? Fidias Panayiotou en azından iki kişidir! Onun Jeffrey David Sachs adında çok yakın bir arkadaşı var.

Jeffrey David Sachs’ı kırmızı burun takmış olarak göremezsiniz, asla, ama onu kırmızı burunlarını gururla takanlarla ve daima onlarla birlikte görürsünüz! Onu sadece sevgili Fidias Panayiotou’muzla değil, Doğu Avrupa'da (eski halk demokrasilerinde) ve eski Sovyetler Birliği'nde de gördük. Birileriyle ele ele, sadece ve sadece kırmızı burun takanlarla el ele! (Kırmızı burunlu Yeltsin'i hatırlayın, öyle ki burnuna kırmızı burun takmaya bile gerek duymazdı, çünkü burnu her zaman kırmızı burundu - ne demek istediğimizi anlıyorsun değil mi Fidias Panayiotou)

Sevgili JDS'miz tüm o kırmızı burunlularla ne yapıyordu? Onlara, devlet mallarının bireylere nasıl ve ne kadar hızlı satılacağını anlatıyor ve onları yönlendiriyordu; böylece bireylerin sermaye sahibi olduğu daha saf bir kapitalizm biçimi ortaya çıkabilecekti. Tüm bunları çok iyi yaptı. Milyonlarca Sovyet ve Doğu Avrupalı insan öldü; çoğu açlık, soğuk ve ilaç eksikliğinden.

Ama o kırmızı burun takmadı. Neden taksın ki? Kırmızı burunları başkalarının takması gerek. Ve taktılar da! Fidias Panayiotou de takıyor. Bu yeterli. Jeffrey David Sachs (JDS) ve Victoria Nolan (VN) (birilerinin deyimiyle VS-Victoria's Secrets) Kolombiya Üniversitesi'nde buluştuğunda, ne kadar çok ve birlikte kırmızı burunlu olmayan partiler düzenlediklerini merak ediyorum. Kırmızı burun takanları kutlamak için bir parti! JDS ve VN-VS, kırmızı burunlular olmasa nerede olurdu!

Türkler der ki: Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim!

Bu da bizi, "doğrudan demokrasi"nin Fidias Panayiotou'muz için yeni bir şey olmadığı gerçeğine getiriyor! Fidias Panayiotou nasıl Avrupa Parlamentosu'nun kırmızı burunlu üyesi oldu? "Doğrudan demokrasi"yi kullandı. Şimdi de tekrar kullanmak istiyor. Neyi başarmak için? "Daha doğrudan ve daha demokratik" olacak "yeni bir demokrasi" elde etmek için.

Fidias Panayiotou'yu Avrupa Parlamentosu'na kırmızı burunlu bir üye olarak seçmek için kullanılan "Doğrudan Demokrasi", şimdi Avrupa Parlamentosu'na daha da çok kırmızı burunlu üyeler seçmek için genişletilecek; bu arada zenginler için olan zenginlerin Avrupa demokrasisi olduğu gibi kalacak, daha doğrusu "daha doğrudan ve daha demokratik" hale gelerek olduğu gibi kalacak.

İngilizler der ki: Ne kadar değişirse o kadar aynı kalır!

Türkler ise "Parlayan ve sarı olan her şey altın değildir; o şey ‘aptalların altını’ denen şey olabilir" derler.

Mikroçiplerin ve dolayısıyla doğrudan demokrasinin Marksist incelemesini bir kenara bırakırsak, Britanya'daki Muhafazakârlar gibi en gerici politikacılar bile onlarca yıl önce mikroçiplerin ve onların potansiyellerinin ve dolayısıyla da "doğrudan demokrasinin" gayet iyi farkındaydı. Hatta doğrudan demokratik bir parti bile kurdulardı – o parti artık öldü vede gömüldü bile.

Marksit bir incelememi? Hayır asla öyle bir şey olamaz! Mikroçipleri incelemek, mikroçiplerin, proletaryanın çalışma ve yaşam koşulları üzerindeki etkilerini incelemek o Marksistlerin ideolojik temellerinin yerle bir olması anlamına gelir! Bu yüzden böyle bir inceleme yapmıyorlar, bu yüzden bundan bahsetmiyorlar. Bu yüzden bu yoldaşlar Marksist değil! Stalin'in çğrencileri değiller.

Ama etrafta böyle insanlar var -ve şans bu ya bazıları Kıbrıs'ta ikamet ediyor- Kıbrıs Sosyalist Partisi (KSP) yıllardır mikroçiplerden, tam otomasyondan, bolluktan ve interneti kullanarak doğrudan demokrasiye ulaşmaktan bahsediyor: Türklerin "Kıbrıs sorununu" çözmek için toplumlar arası toplantılarda kendilerini temsil edecek temsilcilerini seçmek için yaptıkları seçim sürecinde tüm bu görüşlerini dile getiriyorlar!

Dolayısıyla, bir yanda kimsenin hakkında konuşmak istemediği ve altın olan Marksist-Stalinist Doğrudan Demokrasi anlayışı var, diğer yanda herkesin hakkında konuşmak istediği ve aptalların altını olan, yani yoldaş Fidias Panayiotou'nun doğrudan demokrasi anlayışı var.

Ne yazık ki Fidias Panayiotou'nun Doğrudan Demokrasisi burjuvazinin son sığınağıdır. Tevekkeli değil bir iki soytarıya ihtiyacı var!

---------------

16.10.2025, THURSDAY OR RED NOSE DAY IN CYPRUS

We have just heard that Cypriot member of the European parliament Fidias Panayiotou (FP) had created a political party, which he has called ‘Direct Democracy’.

When he informed us all of this good news, he was wearing a red nose.

We have been assured by Comrades from AKEL that one cannot possibly become a member of the European parliament unless one agrees to wear a red nose when he/she enters the European Parliament building. Comrades from CP of Greece confirm that it is in fact a compulsory requirement of becoming a member of the European parliament.

That seems to be why comrade Fidias Panayiotou wears a red nose continuously. If you’re going to do something do it right-like FP. Members of the European parliament must wear their red nose all the time. Like FP.

Well, all of Tito-Khrushchev’s sons, all of Trotsky’s sons have started wearing their compulsory red noses even before there was a FP. In other words FP should not think that he leads the way as regards being most suitable for a red nose. He is but a little newborn baby! (and further more just one man unlike Tito-Khrushchev’s sons, Trotsky’s sons who are many)

So “now” he, the red nosed FP “seen in practice that one independent politician cannot change things on his own”.

Talk of science of politics taking a giant leap forward: since Thursday a brand new theory of political wisdom have entered our field: “one” “politician cannot change things on his own”. Or one may say this Thursday in politics is the red nose day indeed!

Let us not talk about the Marxist idea of politics that talks of class struggle and the leading role of the industrial proletarians and their ideology of communism etc etc. No, let us talk of the fact that FP is not just one man? He is at least two! He has a close friend of his called Jeffrey David Sachs

Jeffrey David Sachs would not be seen wearing a red nose, no way, but he would be seen with those who do wear their red noses with pride-and prejudice! Not only can we see him with our beloved FP, we have already seen him in East Europe (in the old people’s democracies) and in the old Soviet Union. Hand in hand with them who wear nothing but a red nose! (Remember Yeltsin-the man of the red nose-such that he did not even need a red nose stuck in his nose for his nose was always a red nose, if you know what I mean FP!)

What was our beloved JDS doing with all them red noses? He was telling them and directing them as to how and quickly sell the state properties to individuals so that purer form of capitalism with individuals owning capital can come into being. He did a very good job of all that. Millions of Soviet and East European people have died- a lot of them due to hunger and cold and loss of medication.

But he did not wear a red nose. Why should he? It is for the others to wear them. And they did! FP does too. That is good enough. I wonder how much of a party-not red nosed-is organised in Colombia University when JDS and VN (Victoria’s Secrets as she is called) meet there. A party to celebrate them who wear the red nose! Where would JDS and VN-VS be if it wasn’t for them red nose ones!

The Turks say: tell me your friend I’ll tell you who you are!

Which brings us to the fact that “direct democracy” is nothing new for our FP! How did he become the red nosed member of the European parliament? He used the “direct democracy”. And now he wants to use it again. To achieve what? Well, to achieve a “new type of democracy”, that “will be “more direct and more democratic”.

“Direct Democracy” used to elect FP as a red nosed member of the European parliament will now be extended to elect even more red nosed member of the European parliament; in the mean time European democracy of the rich for the rich stay as is, or rather becomes “more direct and more democratic”.

The English say: the more it changes the more it remains the same!

And the Turks say “not everything that shine and is yellow is gold-it could be what is called the fools’ gold.”

Leaving aside the Marxist study of micro-chips and thus of direct democracy, even the most reactionary politicians, such as the Tories of Britain have been well aware of the micro-chips and its potentials and thus of “direct democracy” decades ago. They even formed a direct democratic party-dead and buried now.

Oh no, of course not, not the Marxists! Any study of micro-chips’ any study of the effects of the micro-chips on the working and living conditions of the proletariat and their ideological foundation would come tumbling down! Thus they do not do it, thus they do not talk of it. Thus these comrades are not Marxist! They are not Stalin’s sons.

But there are such people around-and as luck would have it there are some of them just residing in Cyprus- Socialist Party of Cyprus (SPC) have been talking of the micro-chips and full automation and achieving abundance and direct democracy using the internet for years: they have been airing their views during the present electoral process where Turks are supposed to elect their representative for the communal meetings to solve the “Cyprus problem!”

Thus there is the gold, that is Marxist-Stalinist understanding of Direct democracy-which all keep quite about, than there is the fools’ gold, that is comrade FP’s direct democracy- which all talk about.

Unfortunately FP’s Direct Democracy is the last refuge of the bourgeoisie. No wonder it needs a clown or two!

Want your business to be the top-listed Government Service in Lefkosa?

Click here to claim your Sponsored Listing.

Location

Category

Address

Lefkosa