TKP Yeni Güçler

TKP Yeni Güçler

Share

TKP; 18 Mart 1976'da kurulan demokratik sosyalist partidir. Kıbrıs'ta barış, özgürlük hedeflemektedir

Toplumcu Kurtuluş Partisi'nin ilke ve amaçları:
Toplumcu Kurtuluş Partisi; sosyal hukuk devleti ve Atatürk ilkelerine bağlı, insan haklarına saygılı özgürlükçü, toplumcu, katılımcı ve çağdaş sosyal demokrasiyi gerçekleştirmeyi amaç edinen demokratik sol bir partidir..

26/09/2025

“Federasyon” ile “azınlık” kavramlarını birlikte anmanın olanağı yoktur. Federal bir çözüm çerçevesinde siyaseten eşit iki kurucu devletin var olacağı ve iki tarafın ilişkisinin bir çoğunluk-azınlık ilişkisi olmayacağı BM belgelerine geçmiş, iki tarafın kabul ettiği ilkelerdir. Dolayısıyla son yıllara gelinceye kadar resmi tez olarak desteklenen Federasyonda Kıbrıslı Türklerin azınlık olacağı söylemi gerçeklerle bağdaşmamaktadır. Gerçek olan şu ki,çözümsüz geçen yıllar içinde Kıbrıslı Türkler bir yandan kuzeyde Türkiye’nin azınlığı, diğer yandan da güneyde, Rumların yönetimindeki Kıbrıs Cumhuriyeti’nin azınlığı durumuna düşürülmüştür.

Photos 03/05/2025
Photos from Toplumcu Demokrasi Partisi's post 05/11/2024
16/10/2024

“‘GIDADA KALİTE, İYİ FİYAT, SAĞLIK VE ÜRETİM SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ BİR BÜTÜNDÜR. BU POLİTİKALAR DA HALK İÇİN ÇALIŞACAK BİR YÖNETİMLE MÜMKÜNDÜR”
Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) Tarım Komitesi’nin “16 Ekim Dünya Gıda Günü” nedeniyle yayımladığı mesajında, betonlaşan tarım arazileri ve ülke topraklarına işaret edildi, gıda arzı güvenliğinin bilimsel, toplum odaklı ve çok kapsamlı bir politikayla mümkün olduğuna vurgu yapıldı
TDP Tarım Komitesi: Gıda fiyatları çok yüksek çünkü ülkede sağlıklı bir tarım politikası yok
TDP Tarım Komitesi açıklamasında, “Dünya Gıda Günü”nün bu yılki temasının “Daha iyi bir yaşam ve daha iyi bir gelecek için gıda hakkı” olduğuna işaret ederek, bunun da tüm dünya ve insanlık için sağlıklı, yeterli ve erişilebilir gıdanın ne kadar önemli olduğuna bir vurgu olduğunu kaydetti.
Kıbrıs’ın kuzeyindeki gıda fiyatlarının yüksekliğine işaret edilen açıklamada komite, bunun en büyük nedeninin ise ülkede sağlıklı bir tarım politikası olmaması olduğunu belirtti.
“Halk için çalışacak sermaye kesimlerine borçlu olmayan bir hükümete ihtiyaç var”
Gelişmiş ülkelerin birinci ortak özelliğinin tarımsal üretime verdikleri önem ve destek olduğuna dikkat çeken TDP Tarım Komitesi, bu politikaların da bilimsel temellere dayandığını ve insan ve gelişim odaklı olduğunu kaydetti.
TDP Tarım Komitesi açıklamasında, “Ülkemizde ise buna benzer bir bilinçli üretim planlaması, teknolojik altyapı yeterliliği ve hepsinden önemlisi bir tarım politikası olmaması nedeniyle gıda fiyatları çok yüksektir. Bunun giderilmesi ancak halk için çalışacak sermaye kesimlerine borçlu olmayan bir hükümetle mümkündür” ifadelerine yer verildi.
“Kıbrıs Türk toplumu sebze ve meyvenin de en kötüsünü yemeğe mahkûm ediliyor”
Ayrıca ülkede etkin bir gıda kontrol sisteminin olmayışının da sağlıklı gıdaya erişimin önündeki en büyük engellerden biri olduğuna vurgu yapılan açıklamada, tam da bu konuyla bağlantılı olarak; yıllar önce yanan devlet laboratuvarının yerine modern bir laboratuvarın kurtulamamış olmasının da izah edilemeyeceği belirtildi.
TDP Tarım Komitesi açıklamasında, “Kıbrıs Türk toplumu, zamanında üretilen sebze ve meyvenin dahi en kötüsünü yemeğe mahkûm ediliyor. Üretici desteklenmediği gibi ithalatta da standartlar belirlenmiyor. Unutulan şu ki; gıdada hem kalite hem iyi fiyat hem sağlık hem de üretim sürdürülebilirliği bir bütündür. Bu bütünün en tepesinde ise yerli üretim ve üretici gelir” denildi.
“Kırmızı alarmlar çalıyor”
Uluslararası Gıda Politikası Araştırma Enstitüsü’nün (IFPRI) araştırmasına göre; dünyada kişi başı gıda tüketiminin iklim krizi etkisiyle yüzde 4.6 oranında gerileyebileceğinin belirtildiğine işaret edilen açıklamada, bunun “Daha az gıda arzıyla daha çok insanı doyurmak” anlamına geldiği kaydedildi.
TDP Tarım Komitesi, “Toprak bu konudaki en önemli varlığımızdır. Tarım arazilerinin bir bir yok olması ve betonlaşması bizi her geçen gün gıda arzının güvenliğinden uzaklaştırmaktadır. Tüm bu veriler bize kırmızı alarmların çaldığını ve acilen bir politika geliştirmek zorunda olduğumuzu göstermektedir. Bu da ancak insan odaklı akılcı politikalar üretecek yönetimlerle mümkündür” ifadelerine yer verdi.
TDP Tarım Komitesi

16/10/2024

“‘GEÇ KALINMIŞ SEÇİM’ KARARI İVEDİLİKLE ALINMALIDIR. TDP SADECE MECLİSE DEĞİL, HÜKÜMETE TALİPTİR. ÖRGÜTLENME VE ADAY BELİRLEME ÇALIŞMALARIMIZ HIZLA DEVAM EDECEKTİR”

Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) Parti Meclisi olarak; “erken seçim” ve “Meclis Başkanlığı Krizi” başta olmak üzere gündemdeki konu başlıklarını görüştüğümüz toplantımızda yaptığımız değerlendirmeler ve aldığımız kararlar şu şekildedir;
“Anayasa, devlet ve toplum arasındaki en önemli ve birincil sözleşmedir”
Ülkede özellikle son dönemde yaşanan ve “kişisel koltuk sevdasının” ayyuka çıktığı partilerin kendi iç çekişmesi; ülke demokrasinin, Cumhuriyet Meclisi’nin ve hukukun ayaklar altına alınmasına neden olmuş ve bunun topluma yansıması da aynı oranda ciddi bir yozlaşma getirmiştir.
Ülkede siyaset kurumuna olan güven hali hazırda dibe vurmuşken; bu yaşananların kabul edilmesi bizim açımızdan mümkün değildir.
Ülke Anayasası, devlet ve toplum arasındaki en önemli ve birincil sözleşmedir. Toplum bu sözleşme ile devleti idare edecek olan hükümeti seçer ve buradaki yetkilerini de hükümeti idare edecek olanlara devreder.
“‘Erken seçim’ değil ‘geç kalınmış seçim’ kararı ivedilikle alınmalıdır”
Seçilenlerin, toplumdan aldıkları bu yetkiyi kötüye ya da kişisel veya partilerinin çıkarları doğrultusunda kullanmaları kabul edilebilir değildir.
Herkes Anayasa’ya ve tüm yasa ile tüzüklere uymakla yükümlüdür.
TDP olarak, “erken seçim” ifadesi yerine “geç kalınmış seçim” ifadesinin daha doğru ve duruma uygun olduğuna olan inancımızla; bu “geç kalınmış seçim” kararının en kısa sürede alınması gerektiğine vurgu yaparız.
“Örgütlenme ve sivil toplum örgütleri ziyaretlerine hız verme kararı aldık”
Partimiz; toplumun siyaset olan güveni yeniden tesis etmek adına “geç kalınmış seçim” kararının elzem olduğunu bilmekte ve bu nedenle de hiçbir siyasi görüş ayırt etmeden hem örgütlenme hem de sivil toplum örgütlerini ziyaret etme çalışmalarına hız verme kararı almıştır.
Partimiz; siyasetin insanlara yeniden umut olmak zorunda olduğu bilinciyle, verilen sözlerin tutulmadığı seçimler gibi bir seçim döneminin de tekrarlanamayacak olduğunun farkındadır ve bu yüzden ayakları yere basan, uygulanabilir, sürdürülebilir politika ve çözüm önerilerini de revize etmeye başlamıştır.
TDP’nin tüm yetkili organları gerek örgütlenme gerekse komitelerin daha hızlı çalışmasını sağlamaya karar vermiş ve son manifestomuzun da yine aynı hızla tamamlanması için hazırlıklarına başlamıştır.
“TDP sadece Meclis’e değil hükümete taliptir”
Partimiz ayrıca, TDP&TKP bütünleşmesinin ardından eski/yeni tüm partililere ulaşmak adına bölge ziyaretlerine ve her kesimden aday belirleme süreçlerine de hız kazandırma kararı almıştır.
Meclis’te TDP’nin eksikliğinin gerçek anlamda hissediliyor olduğu bu dönemde partimizin sadece Meclis’e değil daha güçlü şekilde hükümete talip olduğunu da bir kez daha vurgularız.
TDP Parti Meclisi

TDP Basın Bürosu

30/09/2024

“ORTA DOĞU’DA BÜYÜYEN SAVAŞTA ÜLKEMİZİN ARAÇ OLARAK KULLANILMASINI ENGELLEMENİN EN AKILCI YOLU; BİRLEŞİK KIBRIS’TIR”

Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) Merkez Yönetim Kurulu (MYK) Üyesi İlke Davulcu, adadaki İngiliz üslerinin adayı hedef haline getirdiğine dikkat çekti, toplum liderlerinin bir an önce müzakere masasına oturmasının hayati önemini vurguladı
Davulcu: İsrail’in, Hizbullah lideri Nasrallah’a yaptığı operasyon, adamızdaki İngiliz üslerinden kalkan savaş uçaklarıyla yapıldı
Yazılı açıklama yapan Davulcu, Kıbrıs Cumhuriyeti kurulurken yasal statü kazanan İngiliz üslerinin ne Kıbrıslı Türklerin ne de Kıbrıslı Rumların içine sinen bir statü olduğunu söyleyerek, Kıbrıs sorunu nedeniyle iki toplumun ne yazık ki hiçbir zaman üslerle ilgili olarak sağlıklı bir tartışma ortamı yaratamadığına dikkat çekti.
1990’lardan beri Orta Doğu’daki birçok operasyona hizmet eden İngiliz üslerinin, bu kez de ABD ve İsrail’e hizmet ettiğine işaret eden Davulcu, “Geçtiğimiz ay Hizbullah bu üstler nedeniyle Kıbrıs’ı da vurabileceğini belirtmiş ve bu ciddi bir tedirginliğe sebep olmuştu. Son olarak İsrail’in, Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’a yaptığı operasyon, yine adamızdaki İngiliz üslerinden kalkan 8 savaş uçağı ile yapıldı” dedi.
“Kıbrıs; İngiltere’nin ‘böl-yönet’ politikasının yaşayan örneğidir”
İngiliz üslerinin adada bulunan varlığının, her savaşta adanın bir savaş üssüne dönüştürülmesine hizmet ettiğini, Orta Doğu ve Akdeniz bölgesinde çözüme ve barışa en çok ihtiyaç duyulan bir dönemde Kıbrıs’ın yüzen bir savaş gemisine dönüştürülmesine sonuna kadar karşı olduklarının altını çizen Davulcu, İngiltere’nin İkinci Dünya Savaşı sonrası uyguladığı “böl-yönet” politikasının aslında yaşayan örneğinin de ne yazık ki hala Kıbrıs olduğunu vurguladı.
Davulcu, “61 yıl önce başlayan Kıbrıs sorununun çözümsüz kalması ve bugüne kadar üslerin hiç tartışılmaması da tesadüf değildir. Çözümsüzlük adanın kullanılması için araç haline getirilmiştir. Doğal gaz ve siyasi gelişmeler nedeniyle Kıbrıs sorunun yeniden görüşüleceği aşikardır. TDP olarak toplum liderlerini bir an önce görüşmelerin başlaması için çağrımızı yenileriz. Orta Doğu’da büyüyen savaşta ülkemizin araç olarak kullanılmasını engellemenin en akılcı yolu emperyalist ülkelerden arındırılmış birleşik Kıbrıs’tır” dedi.
TDP Basın Bürosu

02/08/2024

Emperyalistlerin oyununa gelen Kıbrıslı toplumların sonuç olarak her ikisinin de kaybettiğinin resmidir bu resim. Geçmiş olsun!

15/07/2024

"Özelleştirme" hayranlarına:

BOMBADAN SOBAYA

SOFYA 1914

Bulgar Kralı’nın ülkesindeki yabancı devlet temsilcilerine verdiği resepsiyonlardan birinde vakitle beraber sohbetler de hayli ilerlemişti..

Üniformasının içinde çakı gibi duran sarı saçlı mavi gözlü Türk Subayının yanına bir adam yaklaştı;

-Merhaba !
Siz herkesin övgüyle bahsettiği Osmanlı Devletinin,
Sofya Ateşemiliteri,
Yarbay Mustafa Kemal Bey olmalısınız..

-Merhaba !
Siz de Türkçe konuştuğunuza göreee..

-Evet ben de sizin gibi Türküm.
Kendimi tanıtmama izin verin.
Bendeniz Varna Milletvekili Şakir Zümre..

Bulgaristan Parlamentosundaki,
17 Türk vekilden biriyim..

-Müşerref oldum Şakir Bey..

-Ben de Yarbayım,
Çok zamandır sizinle tanışmak istiyordum..

Uzun yıllar sürecek bir dostluğun temelleri atılmıştı o gece..

Yarbay Mustafa Kemal Bey’in
Sofya’dan ayrıldığı,
1915 Ocak ayına kadar birbirlerine yaren olmuşlardı..

(SOFYA-1920)
-Şakir Bey telgrafınız var

-Kimden!

-Türkiye’den…

-Teşekkürler!

“Kıymetli dostum Şakir Zümre,
Türk Milli Mücadelesinin başarıya ulaşması için vatan bugün sizden hizmet bekler..

Size ilettiğimiz listedeki silahları temin ederek anavatana göndermenizi rica ederiz.
Büyük Millet Meclisi Reisi Mustafa Kemal”

Emir telakki etti,
Şakir Zümre bu telgrafı. Hemen bağlantılarını kullanarak istenilen silah
Ve
Mühimmatı temin ederek Ankara’ya gönderdi..

Birkaç ay sonra gelen postacı,
Ankara’dan yeni bir isteğin geldiğinin habercisi olmalıydı.
Heyecanla açtı telgrafı, yanılmamıştı;

“Kıymetli kardeşim Şakir Zümre,
Vatanın kurtuluşu için bizlere verdiğiniz destek için müteşekkiriz.
Anadolu’nun zor şartlarında kendi silah ve
mühimmatımızı üretmeye çalışıyoruz.
Bunun için daha fazla yetişmiş insan gücüne ihtiyacımız var.
Sizden Bulgaristan’da silah 6üretimi konusunda tecrübeli insanları bularak Ankara’ya göndermenizi rica ediyoruz. Büyük Millet Meclisi Reisi Mustafa Kemal..

Dumanlar saça saça Ankara Garına giren kara treni bekleyen,
Türk Subayı heyecanla karşıladı konuklarını;

-Hoşgeldiniz Beyler,
Sizler Şakir Zümre Bey’in göndermiş olduğu teknik elemanlar olmalısınız..

-Hoşbulduk,
Evet..

Buyurun o vakit,
Mustafa Kemal Paşa Hazretleri sizleri bekliyor..

(ARALIK 1923 – SOFYA)
-Şakir Bey telgraf..

-Verin teşekkür ederim..

“Sayın Şakir Zümre,
Türk Milli Mücadelesine vermiş olduğunuz kıymetli desteklerinizden ötürü,
Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından,
“İstiklal Madalyası” ile ödüllendirilmiş bulunmaktasınız. Madalyanızın takdimi için en kısa zamanda Ankara’da olmanız rica olunur.”

(OCAK 1924 – ANKARA)
-Büyük Türk Milletinin Başbuğ’u,
Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri,
Sizi saygıyla selamlıyorum..

Hoşgeldiniz kıymetli dostum,
Buyurun lütfen oturun..

-Paşa Hazretleri çok büyük bir iş başardınız..

-Asıl savaş iktisadi savaştır kıymetli dostum
Ve
Bu konuda da vatan sizden hizmet bekliyor..

-Emrinizdeyim Paşam..

Şakir Zümre,
1925 yılında,
İstanbul’da Haliç kenarında,
"Türk Sanayii Harbiye ve Madeniye”
Fabrikasını açarak,
Türk Kara,
Türk Hava
Ve
Türk Deniz Kuvvetlerinin,
İhtiyacı olan silah ile mühimmatları üretmeye başladı..

300-500-1000 kg lık bombalar yaparak,
Türk savaş uçaklarının hizmetine sundu..

İmalat ettiği sualtı ve denizaltı bombaları
Deniz Kuvvetlerimize,
Can suyu oldu..

Mayınlar, işaret fişekleri,
El bombaları üretti fabrikasında..

Onun ürünlerinin tahrip gücü,
Dünya'daki muadillerinden daha fazla olduğu için,
Yabancı devletlere,
Silah ihraç etmeye
başladı..

Atatürk’ün dostu,
Atatürk’ün kurduğu,
Türkiye Cumhuriyeti'ne hizmete devam ediyordu..

Milli Bayramlarda,
Şakir Zümrenin ürettiği silahlar,
Onurla geçiş yapıyorlardı Vatan Caddesinden..

Yüzde-yüz yerli sermayeyle kurulan,
Türk girişimcisi,
Mühendisi
Ve
İşçisinin gurur kaynağıydı bu silahlar..

Mustafa Kemal,
Vefat etmişti.
Lakin Amerika’yla yapılan anlaşmalar gereği,
1940'ların sonunda,
Marshall Yardımları yurda gelmeye başlayınca,
Türk Milli Savunma Sanayinin,
Gözbebeği bu şirketimiz sallanmaya başladı..

Amerika elindeki eski püskü silahları, “yardım” adı altında,
Türkiye’ye vermekte
Ve
Milli Silah üretilmesine karşı çıkmaktaydı..

Çalmadık kapı,
Gitmedik yetkili bırakmadı Şakir Zümre..

Devlet ondan silah alamadığı için maaş ödeyemez duruma gelmişti..

Çaresiz kalınca,
Kapıya kilit vurmaktan iyidir diye,
Düşünerek bomba fabrikasını,
Soba fabrikasına çevirmek zorunda kaldı..

Bir Milli Bayramda,
Devlet erkanı Vatan Caddesinde resmi geçidi izlerken,
Alana gelen soba yüklü ve üzerinde;
“ŞAKİR ZÜMRE”
Yazan kamyon tokat gibi indi suratlarına..

Türk Milli Savunma Sanayinin,
Anlı-şanlı Şakir Zümre'sini sobacı yaptınız
mesajıydı bu..

1966'da vefat eder Şakir Zümre..

Onun ölümünün ardından,
4 yıl daha dayanır fabrikası
Ve
1970 yılında kapısına kilidi vurur..

Atatürk’ün emriyle,
Türkiye’yi silah
Ve
Mühimmatta dışa bağımlılıktan kurtaran,
İstiklal Madalyalı,
Büyük bir vatanperverin hikayesidir bu..
Ve
Ne yazık ki,
Mutlu sonla bitmemiş, bitememiştir..

NOT:
Aynen Vecihi Hürkuş,
Nuri Killigil,
Nuri Demirbağ’ın çabaları, Devrim Otomobilleri, Karakurt
Ve
Bozkurt Lokomotiflerinde olduğu gibi..


Okunsun diye değil,
Dokunsun diye,
Bazı şeyler yazılır.. ALINTIDIR

Want your business to be the top-listed Government Service in Nicosia?

Click here to claim your Sponsored Listing.

Location

Category

Telephone

Website

Address

Nicosia