Yeni Kıbrıs Partisi

Yeni Kıbrıs Partisi

Share

1989'da kurulan YKP'nin resmi hesabı

YKP’nin sosyalizm mücadelesi toplumsal cinsiyet eşitlikçi ve özgürlükçüdür; anti-militaristtir; ekolojisttir, emek yanlısı mücadele ve dayanışmadır.

24/05/2026

Haftalardır toplumun gündeminde olan ve halkın haber alma hakkı ve basın özgürlüğü açısından ciddi riskler taşıyan Ceza Muhakemeleri Usulü Yasası’ndaki 23B numaralı düzenleme, komitede hiçbir değişikliğe uğramadan yeniden Meclis’e sevk edilmiştir.

Gazetecilik faaliyetini cezai yaptırım tehdidi altına sokmayı meşru gören bu yaklaşım, siyasi bir tercihin ürünüdür. Başbakanlık görevini yürüten Ünal Üstel’in talimatlarını uygulayan UBP-DP-YDP hükümeti, toplumun farklı kesimlerinden yükselen itirazları değerlendirmek yerine, önceden şekillenmiş bir siyasi iradeyi hayata geçirmeyi tercih etmiştir.

Demokratik toplumlarda temel hak ve özgürlükleri ilgilendiren düzenlemeler, meslek örgütleriyle, hukuk çevreleriyle ve toplumun ilgili kesimleriyle gerçek bir istişare yürütülerek hazırlanır. Burada yaşanan ise tam tersidir. Görüş alma görüntüsü altında toplumsal itirazların etkisizleştirilmeye çalışıldığı, kararın baştan verildiği ve komite sürecinin demokratik müzakere zemini olmaktan çıkarılarak bir formaliteye dönüştürüldüğü bir tablo ile karşı karşıyayız.

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman tarafından geri gönderilen düzenlemeye ilişkin ortaya konan hukuki çekinceler de bilinçli biçimde yok sayılmıştır. Basın ve ifade özgürlüğüne ölçüsüz müdahale riski, hukuki belirsizlik ve temel haklara yönelik olası ihlaller konusunda yapılan değerlendirmeler dikkate alınmamıştır. Hükümet uzlaşı aramamış, eleştirileri değerlendirmemiş ve toplumsal kaygıları dikkate alma ihtiyacı dahi hissetmemiştir.

Üstelik hükümet bu yaklaşımı burada da bırakmamaktadır. Komiteden geçirilen düzenlemenin Pazartesi günü alelacele Meclis gündemine taşınarak yasalaştırılmak istenmesi, demokratik tartışmadan kaçan ve oldu bitti yöntemlerini tercih eden bir anlayışın göstergesidir. Basın örgütlerinin uyarılarına, hukuk çevrelerinin değerlendirmelerine ve toplumun her kesiminden yükselen itirazlara rağmen sergilenen bu tavır kabul edilemez.

Toplumsal rızayı değil sayısal çoğunluğun gücünü esas alan bu anlayışın sonucu açıktır. Gazetecilik üzerinde baskı yaratmak, kamusal denetimi zayıflatmak ve toplumun bilgiye erişimini kontrol altına almak. Bunun adı demokratik düzenleme değil, cezai baskı yoluyla kamusal alanı daraltma girişimidir.

Bizler aşağıda imzası bulunan demokratik kitle örgütleri olarak bu yaklaşımı reddediyoruz. Toplumun her kesiminin itirazlarına rağmen, meşruiyeti tartışmalı bir hükümetin oldu bitti yöntemleriyle temel hakları sınırlamaya çalışmasını kabul etmiyoruz. Demokratik hakların daraltılmasına yönelik bu girişim karşısında sessiz kalmayacağımızı açıkça ifade ediyoruz.

Bu nedenle Pazartesi günü saat 11.00’de Cumhuriyet Meclisi önünde ortak bir basın açıklaması gerçekleştireceğimizi ve Meclis oturumunu izlemek üzere orada olacağımızı kamuoyuna duyuruyoruz. Demokratik değerlere, özgür basına ve halkın haber alma hakkına sahip çıkan herkesi dayanışmayı büyütmeye çağırıyoruz.

Buna sessiz kalmayacağız.

Saygılarımızla

Basın Emekçileri Sendikası
Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği
Medya Etik Kurulu

Baraka Kültür Merkezi
Belediye Emekçileri Sendikası (BES)
Devrimci İşçi Sendikaları Federasyonu (DEV-İŞ)
Ekonomi ve Sosyal Politikalar Araştırma Merkezi (ESPA)
Elektrik Kurumu Çalışanları Sendikası (El-Sen)
Eşit Hak ve Adalet Sendikası (Hak-Sen)
Gelir ve Vergi Dairesi Çalışanları Sendikası (Vergi-Sen)
Gümrük Çalışanları Sendikası (Güç-Sen)
Hazine ve Maliye Çalışanları Sendikası (Maliye-Sen)
İnsan Hakları Platformu (İHP)
Kıbrıs Edebiyat Derneği
Kıbrıs İşçi ve Emekçi Sendikaları Federasyonu (KİEF)
Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası (KTAMS)
Kıbrıs Türk Diş Tabipleri Odası
Kıbrıs Türk Hekimler Sendikası (TIP-İŞ)
Kıbrıs Türk İşçi Sendikaları Federasyonu (Türk-Sen)
Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası (KTOEÖS)
Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTÖS)
Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği
Kıbrıs Türk Tabipleri Odası
Kıbrıs Türk Telekomünikasyon Çalışanları Sendikası (Tel-Sen)
Liberal Demokrasi Hareketi
Yeşil Barış Hareketi

Bağımsızlık Yolu (BY)
Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP)
Halkın Partisi (HP)
Kıbrıs Sosyalist Partisi (KSP)
Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP)
Yeni Kıbrıs Partisi (YKP)

11/05/2026

Siyasal Partiler Yasası çerçevesinde 14 Mayıs'taki YKP'nin Anayasa Mahkemesindeki oturum öncesi duruma dair bilgilendirme

11/05/2026

Siyasal Partiler Yasası çerçevesinde 14 Mayıs'taki YKP'nin Anayasa Mahkemesindeki oturum öncesi duruma dair bilgilendirme

Photos from Yeni Kıbrıs Partisi's post 01/05/2026

YKP olarak 1 Mayıs'ta sokaktaydık

30/04/2026
30/04/2026

New act of piracy by war criminal Netanyahu and his genocidal government, who intercepted and attacked the Global Sumud Flotilla more than 900 km off the coast of Gaza.

The European Left Party demands full guarantees for the physical safety and legal protection of all Flotilla members, as well as an independent international investigation into this aggressive attack.

European governments cannot hide behind empty statements while European citizens are attacked for defending international law and delivering humanitarian aid.

Read the full statement by the European Left Party 👇
https://www.european-left.org/european-left-condemns-gaza-flotilla-attack/

30/04/2026

İsyanımız işgale demek, barış ve sosyalizm mücadelesinde emeğin haklarını savunmak için
YKP: 1 Mayıs’ta sokaktayız!

Yeni Kıbrıs Partisi Sekretaryası yaptığı açıklamada TC’nin sömürgeci, neoliberal dayatmalarına karşı emeğin haklarını savunmak için herkesi ortak 1 Mayıs eylemine katılmaya çağırdı. Açıklamada, YKP’nin yarın, 1 Mayıs Cuma saat 17.00’de YKP Genel Merkezi önünde buluşup Kuğulu Park’tan başlayacak ve ara bölgede iki toplumlu eylemle son bulacak yürüyüşe katılacağı da belirtildi.
Açıklamanın tamamı şöyle:
Bundan 78 yıl önce, 1948’de CMC madenlerinde Kıbrıslı emekçiler birlikte direnmişler, 1 Mayıs’ı birlikte kutlamışlardı…
Bundan 68 yıl önce, 1958’de Kıbrıslılar kitlesel olarak son kez 1 Mayıs’a birlikte çıkmışlar, sonrasında failleri belli saldırılar, cinayetler ve zorbalıklarla emekçiler uzun yıllar 1 Mayıs’ı bir arada kutlayamamışlardı…
Egemenlerin tüm dayatmalarına ve şoven ve milliyetçi politikalarına karşı, 1 Mayıs için bu yıl da yine sokakta olacağız…
Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi Kıbrıs’ın her iki yanında da neoliberal saldırganlık ve dayatmalar farklı kurumların aracılığıyla tüm hızıyla sürüyor…
Türkiye’nin işgali ve fetih siyasetinin sonucu olarak ortaya çıkan TC asker-sivil bürokratlarının ve iş birlikçilerinin oluşturduğu yönetimin ayrılıkçı politikalarının yarattığı yıkım, Kıbrıs’ın kuzeyinde tüm yakıcılığıyla kendini ortaya koymaya devam etmektedir... Neoliberal saldırganlığın tüm izlerini TC’nin dayattığı yıkım protokollerinde, ekonomik paketlerde bulmak mümkündü… Saldırı yalnız ekonomik değil, ayrıca siyasal dayatmalar da doruğa çıkmıştır. Siyasal İslam siyasetinin dayatması olarak okullarda türban uygulaması, yeni vatandaşlık uygulamaları ile demografik yapının değiştirilmesi aracılığıyla seçimlerin daha da anlamsız hâle getirilmesi günlük yaşam için sürekli karşımıza çıkmaktadır.
1 Mayıs’ın ortaya çıkışı, çalışma saatlerinin düzenlenmesine yönelik ortaya konan direnişle olmuştu. Kıbrıs’ın kuzeyinde 40 saatlik haftalık çalışma süresine uyan hiçbir özel sektör kalmamış durumdadır. Kıbrıs’ın kuzeyinde de günde “8 saat çalışma, 8 saat dinlenme, 8 saat canımız ne isterse!” klasik sloganı ile sembolleştiği 8-8-8 hakkı için hemen şimdi mücadeleyi yükseltme zamanıdır… Böylesi koşullarda herkese haftalık 40 saat, güvenceli, sendikalı iş diyoruz! Bu talep için de mücadeleyi yükseltmeye kararlıyız…
Neoliberalizmin saldırganlığı sürüyor ama direniş geleneği de sürmeli, sokak kazanmalı!
Dünden bugüne bizlere miras kalan “KIZIL 1 MAYIS yaşıyor, yaşatacağız!” sloganına sahip çıkıyoruz ve diyoruz ki; “YKP, neoliberal dayatmaya karşı, emeğin haklarını savunmak için herkesi 1 Mayıs eylemine katılmaya çağırır!”
YKP, 1 Mayıs Cuma saat 17.00’de YKP Genel Merkezi önünde buluşup Kuğulu Park’tan başlayacak yürüyüşe katılacak. Tüm üye, sempatizan ve parti dostlarımızı katılmaya çağırırız!
Ortak 1 Mayıs’ta Kıbrıs’ta çözüm ve barış taleplerimizi dile getirmek, dayatmalara karşı direnişimizi birlikte yükseltmek amacıyla bu coğrafyada yaşayan herkesi ortak eyleme katılmaya çağırırız…
Ara bölgedeki ortak 1 Mayıs’a katılım için Lefkoşa’nın kuzeyinde, saat 17.30’da Kuğulu Park’ta buluşup Lefkoşa sokaklarında her dilde sloganlarımızla bizi birleştirecek ortak eylem alanına yürüyelim, bu davet Kıbrıs’ta yaşayan herkese!
_________________
Yeni Kıbrıs Partisi
Basın Bürosu
30/04/26

26/04/2026

Dostumuz, yoldaşımız Mehmet Koçak'ın bugün ölüm yıldönümü; anısı önünde saygı ile eğilip, onu unutmadığımızın altını yeniden çiziyoruz.
YKP'nin mücadelesine katkı koyan yoldaşlarımıza verdiğimiz sözün takipçiyiz, onların da içinde olduğu, sınırsız, silahsız, askersiz, garantörsüz, birleşik, sosyalist Kıbrıs mücadelesi sürüyor...



saraylar saltanatlar çöker
kan susar birgün
zulüm biter.
menekşelerde açılır üstümüzde
leylaklarda güler.
bugünlerden geriye,
bir yarına gidenler kalır
bir de yarınlar için direnenler...

şiirler doğacak kıvamda yine
duygular yeniden yağacak kıvamda.
ve yürek,
imgelerin en ulaşılmaz doruğunda.
ey herşey bitti diyenler
korkunun sofrasında yılgınlık yiyenler.
ne kırlarda direnen çiçekler
ne kentlerde devleşen öfkeler
henüz elveda demediler.
bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!

Adnan Yücel

Photos from Yeni Kıbrıs Partisi's post 21/04/2026

YKP’nin de katıldığı Avrupa Sol Partisi 8. Kongresi gerçekleşti

YKP’nin de gözlemci üyesi olduğu Avrupa Sol Partisi’nin 8. Kongresi 17-18 Nisan 2026 tarihleri arasında Brüksel’de yapıldı. Kongre sonrası 19 Nisan’da ise ilk Yürütme Kurulu toplantısı da gerçekleşti. Toplantıda yeni dönemin yol haritası ele alındı…
YKP Genel Sekreteri Murat Kanatlı, Yeni Kıbrıs Partisi adına kongreye katıldı…
Avrupa’nın çeşitli yerlerinden yüzlerce delegenin, uluslararası konukların, sendikacıların ve toplumsal hareketler temsilcilerinin katıldığı Avrupa Sol Partisi 8. Kongresi 17 Nisan Cuma günü akşamüzeri başladı ve 18 Nisan Cumartesi günü sona erdi. Ana sloganı “kemer sıkmaya karşı çık, militarizasyonu durdur!” olan kongrede, gelecek üç yılın yol haritasını da içeren eylem, değerlendirme ve politik dokümanlar karara bağlandı; birçok konuda önemli kongre kararları alındı; yeni üye, gözlemci ve partner üyeliklerin onanmasına ve yeni başkan ile sekretaryaya karar verildi… Ayrıca yeni dönem başkan, başkan yardımcılıkları, Yürütme Kurulu üyelikleri de belirlendi…
Kongrenin sürdüğü iki gün boyunca üye ve gözlemci üye parti delegeleri ile onlarca uluslararası konuk da konuşmalar yaptı. Kongrede YKP ve AKEL temsilcileri de birer konuşma yaptı…
Kongrenin son gününde Avrupa Sol Partisi’nin yeni başkanlık kurulu da belirlendi… Üç yıllığına yeniden Walter Baier, Avrupa Sol Partisi’nin başkanı olarak seçildi.
Kongreye YKP, BKP, AKEL ortak Kıbrıs sorunu ile ilgili bir de karar önerisi sundu. Öneri oy birliği ile kabul edildi…
17 Nisan tarihinde sabah da Feminist Asamble de gerçekleşti, çeşitli konular karara bağlantı, karar önerisi kabül edildi…
Kongre sırasında Elier Ramírez Cañedo (PCC Merkez Komitesi Üyesi, Halk Gücü Ulusal Meclisi Milletvekili, tarihçi ve Fidel Castro Ruz Merkezi eski müdür yardımcısı) ve Juan Antonio Fernández Palacios (Küba’nın Belçika ve AB Büyükelçisi) katılımıyla Küba ile ilgili bir dayanışma etkinliği de gerçekleşti…

Kanatlı’nın konuşması
Kongrede politik dokümanın tartışıldığı gündemde Murat Kanatlı, Kıbrıs’taki sorunlara değindiği bir konuşma yaptı. Konuşmanın tamamı şöyle:
“Sevgili dostlar ve yoldaşlar,
Irak’taki savaşlar, İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırıları, Suriye’de devam eden iç savaş ve Gazze’deki yıkım, savaşın acımasız yüzünü bir kez daha gözler önüne sermiştir…
Sömürge mirasının bir parçası olan İngiliz üsleri nedeniyle Kıbrıs, taraf olmadığı bir savaştan doğrudan etkilenmektedir. Bölgedeki neredeyse her çatışmada kullanılan bu üsler, Gazze’deki yıkım sırasında daha da görünür oldu ve son İsrail-ABD’nin İran’a yönelik saldırılarının ardından açık hedefler hâline geldi. Nitekim bu üsler zaten saldırıya uğradı ve yeni saldırı riski altındadır.
Sonuç olarak, Kıbrıs’ta yaşayan tüm toplumların güvenliği, kendi kontrolleri dışındaki askerî ve jeopolitik dinamikler nedeniyle doğrudan tehdit altındadır.
Savaşlar devam ettikçe etkileri cephe hatlarının çok ötesine uzanır: insan hayatları kaybedilir, diğer canlılar yok olur, şehirler yıkılır, ekonomiler sarsılır ve ekolojik dengeler ciddi şekilde bozulur.
Bu nedenle, bir kez daha vurgulamak isteriz ki devam eden tüm savaşlara karşı açık ve net bir çağrıda bulunmalıyız: “Barış, şimdi.” Ancak kalıcı barış sadece ateşkesle sağlanamaz. Bunun için tüm yabancı orduların bölgeden çekilmesi ve tüm askerî üslerin kaldırılması gerekir. Kıbrıs örneğinde sürdürülebilir bir barış süreci, adanın tamamen askerden arındırılmasını, yabancı birliklerin tamamen çekilmesini ve tüm yabancı askerî tesislerin kaldırılmasını içermelidir.
Bu noktada, Kıbrıs’taki İngiliz üslerinin hukuki statüsünü sorgulamak kaçınılmazdır. Uluslararası Adalet Divanı’nın 25 Şubat 2019 tarihinde Chagos Takımadaları ile ilgili olarak verdiği danışma görüşü, dekolonizasyon süreçlerinin uluslararası hukuk kapsamında nasıl değerlendirilmesi gerektiğini açıkça ortaya koymuştur. Görüş, eksik dekolonizasyonun uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurgulamıştır.
Bu bağlamda benzer bir durum Kıbrıs için de geçerlidir. Adadaki dekolonizasyon süreci tamamlanmamıştır. Bu nedenle, Kıbrıs’ı federal bir çerçeve altında yeniden birleştirme olasılığı sadece siyasi bir çözüm değildir; aynı zamanda sömürgecilik kalıntılarının ortadan kaldırılmasını, yani İngiliz üslerinin kapatılmasını da içermelidir.
Bildiğiniz gibi, 1974’ten beri Türkiye Kıbrıs’ın kuzeyini sömürgeleştirmeye devam etmektedir; müzakere süreci başarılı olmazsa sömürgecilik süreci hızlanacak ve Anadolu’dan Kıbrıs’ın kuzeyine nüfus transferi gün geçtikçe artacaktır. Türkiye’nin kukla yönetimi ya da resmî tanımlamayla Türkiye’nin bağlı yerel yönetimi, sözde bir “devlet” gibi davranmaya çalışmaktadır ve her geçen gün verilen vatandaşlık sayısı daha da artacak ve Kıbrıs’ın kuzeyindeki demografik yapı daha da değişecektir. Bu süreç, Kıbrıs’ın kalıcı olarak bölünmesiyle sonuçlanacaktır… Kıbrıs’ın bölünmesi, bölgede sürekli bir savaş tehdidi yaratmaktadır…
Tüm bu nedenlerden dolayı, tüm olasılıkların eşiğinde olduğumuzu söylüyoruz; müzakere süreci en kısa sürede yeniden başlamaz ve bir çözüme ulaşmazsa bu durum sadece biz Kıbrıslılar için değil, tüm Doğu Akdeniz ülkeleri için de bir kâbusa dönüşecektir…
Bu nedenle, özellikle bu dönemde Kıbrıs’ta bir çözüm için elimizden geleni yapmalıyız; bu yüzden aktif dayanışmanıza ihtiyacımız var.

Kıbrıs konusundaki karar
Kongrede oy birliği ile kabul edilen Kıbrıs sorunu ile ilgili bir de karar şöyle:
Uluslararası ilişkilerin giderek artan militarizasyonu, küresel savaş çığırtkanlığı ve bölgesel çatışmalar, uluslararası hukukun ve BM Şartı’nın göz ardı edilmesi gibi mevcut koşullar altında Kıbrıs sorununun barışçıl bir şekilde çözülmesinin daha da acil hâle geldiğini vurgulamaktayız.
Kıbrıs sorununun kapsamlı bir şekilde çözülmesinin bir öncelik olmaya devam ettiğini yinelemekte ve bunun bölgedeki gerçek güvenlik ve istikrar için hayati önem taşıdığını hatırlatmaktayız.
Kıbrıs sorununun dış müdahaleler ve emperyalist saldırganlığın bir sonucu olduğunu hatırlatmaktayız.
Türkiye’nin 1974 işgalinden bu yana Kıbrıs topraklarının %37’sini yasa dışı olarak işgal etmesini, uluslararası hukuka açık bir ihlal olarak kınamakta ve Kıbrıs halkının vatanlarının fiilî bölünmesinden ve insan haklarının sürekli ihlalinden dolayı acı çekmeye devam etmesini üzüntüyle karşılamaktayız.
Mevcut durumun kabul edilemez olduğunu ve tüm Kıbrıslılar, Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türkler için sürekli bir tehlike kaynağı olduğunu yinelemekteyiz.
Türkiye’nin Kıbrıs’a karşı uzun vadeli hegemonyacı hedeflerine hizmet ettiğini ve Kıbrıs ile halkının kalıcı bölünmesini pekiştirdiğini belirtmekteyiz.
Sadece Türkiye’nin askerî işgalinin sona ermesi ve Kıbrıs ile halkının yeniden birleşmesinin tüm Kıbrıslılar için barış, istikrar ve gerçek güvenlik dolu bir geleceği ve dolayısıyla refah ve sosyal adalet koşullarını garanti edebileceğine dair inancımızı sürdürüyoruz ve Kıbrıs sorununun çözümünün, Yunan-Türk ilişkilerinin iyileşmesine kararlı bir şekilde katkıda bulunabileceğini ve bölgesel iş birliği için olumlu bir dinamik yaratabileceğini vurguluyoruz.
Türkiye’nin, uluslararası hukuk ve Deniz Hukuku kapsamında sağlanan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin egemenliğine ve egemenlik haklarına karşı yasa dışı eylem ve provokasyonlarının çok geniş bir yelpazeye yayıldığını; BM’nin tekrar tekrar yaptığı çağrılara rağmen, ilgili BM Güvenlik Konseyi kararlarını ihlal eden Varosha’nın çitle çevrili bölgesinin açılmasını geri almadığını; işgal altındaki bölgelerin militarizasyonunu daha da yoğunlaştırdığını; Kıbrıs’ın kuzeyindeki demografik yapıyı değiştirmek amacıyla yasa dışı yerleşim faaliyetlerini durdurmamış olması ve Kıbrıslı Türklerin ekonomik, sosyal ve kültürel asimilasyonunu amaçlayan politikaları uygulamaya devam etmesini vurgulamaktayız.
BM’nin somut müzakerelerin yeniden başlaması yönündeki son çabalarını memnuniyetle karşılamakta ve anlamlı bir diyaloga elverişli, daha yapıcı bir siyasi ortam için umudu tazeleyen Kıbrıslı Türk toplumundaki son liderlik değişikliğini olumlu bir gelişme olarak değerlendirmekteyiz.
İlgili BM kararlarında öngörüldüğü üzere, siyasi eşitliğe dayalı iki bölgeli, iki toplumlu bir federasyon temelinde kapsamlı bir çözüme ulaşmak; tüm Türk işgal güçlerinin derhal çekilmesi; çağdışı Garantiler Anlaşması’nın ve her türlü yabancı tek taraflı müdahale hakkının sona erdirilmesi amacıyla BM Genel Sekreteri’nin himayesinde Kıbrıs’ın yeniden birleşmesine yönelik müzakerelerin bir an önce yeniden başlatılmasını destekliyoruz.
Anlamlı ve sonuç odaklı müzakereler için tek uygulanabilir yolun, mevcut çalışmaların yani ulaşılan uzlaşmaların ve Guterres Çerçevesi’nin tam olarak saygı gösterilerek Crans-Montana’da (2017) durdukları noktadan yeniden başlaması olduğunu teyit ediyoruz. Bunları korumak için sağlam bir yol haritası üzerinde anlaşmaya varılmasının son derece önemli olduğunu düşünüyoruz.
Türkiye’nin iki devletli çözüm konusundaki kabul edilemez tutumunda ısrar etmesini kategorik olarak reddediyoruz. Türkiye’yi, çözüm için mutabık kalınan temele ve BM çerçevesine dönmeye çağırıyoruz ve Kıbrıs’ın gerçek bağımsızlığını tehlikeye atabilecek, tek egemenliği, tek uluslararası hukuki kişiliği ve tek vatandaşlığını zedeleyecek, üçüncü tarafların müdahale edemeyeceği ve tüm Kıbrıslıların insan hak ve özgürlüklerinin uluslararası hukuka ve AB’nin dayandığı ilkelere uygun olarak yeniden tesis edileceği bir uzlaşmayı asla kabul etmeyeceğimizi beyan ediyoruz.
Kıbrıs’ta İngiliz Egemen Üs Bölgelerinin varlığının devam etmesi, adanın tam egemenliğine aktif bir engel teşkil etmekte ve bu risklerin kaynağı olan çatışmalardan hiçbir sorumluluğu olmayan topluluklara dayatılan güvenlik açıklarının kaynağıdır.
Uluslararası Adalet Divanı (ICJ), 25 Şubat 2019 tarihli Chagos Takımadaları hakkındaki Danışma Görüşü’nde, Mauritius’un dekolonizasyonunun hukuken tamamlanmadığını, Birleşik Krallık’ın Chagos Takımadaları üzerindeki idaresini gecikmeksizin sona erdirme yükümlülüğü taşıdığını ve Birleşmiş Milletler’in tüm üye devletlerinin bu süreci hukuken sonuçlandırmak için iş birliği yapma yükümlülüğü olduğunu açıkça belirtmiştir.
Bu ilkeler, Kıbrıs için doğrudan ve kaçınılmaz bir öneme sahiptir. Adanın dekolonizasyonu, her türlü titiz hukuki standarda göre hâlâ tamamlanmamıştır. Uluslararası toplum, Kıbrıs topraklarında yabancı askerî üslerin süresiz olarak varlığını kabul ederken kendi kaderini tayin ve toprak bütünlüğü normlarını seçici bir şekilde uygulayamaz. Kıbrıs, tüm yabancı askerî üslerden ve birliklerden arındırılmalıdır.
Tüm Kıbrıs halkının, Rum Kıbrıslıların ve Türk Kıbrıslıların mücadelesine dayanışma ve desteklerini ifade eder ve bölücü ve milliyetçi uygulamalara karşı bir arada yaşama ruhunu ve eşit hakları teşvik eden Kıbrıslıların iki toplumlu barış girişimlerini destekler.
_________________
Yeni Kıbrıs Partisi
Basın Bürosu
21/04/26

Photos from Yeni Kıbrıs Partisi's post 18/04/2026

Speech of Murat Kanatli, YKP at 8th Congress of the Party of the European Left

Dear friends and comrades,

The wars in Iraq, Israel’s attacks on Lebanon, the ongoing civil war in Syria, and the destruction in Gaza have repeatedly exposed the brutal face of war once more…

Due to the British bases, which are part of the colonial legacy, Cyprus finds itself directly affected by a war to which it is not a party. These bases, used in nearly every conflict in the region, became even more visible during the destruction in Gaza and have now turned into open targets following the recent Israel–US attacks on Iran. Indeed, they have already been attacked and remain at risk of further strikes.

As a result, the security of all communities living in Cyprus is under direct threat due to military and geopolitical dynamics beyond their control.

As wars continue, their effects extend far beyond the front lines: human lives are lost, other living beings perish, cities are destroyed, economies are shaken, and ecological balances are severely damaged.

For this reason, we would like to underline once more, we must make a clear and unequivocal call against all ongoing wars: “Peace, now”. However, lasting peace cannot be achieved merely through a ceasefire. It requires the withdrawal of all foreign armies from the region and the dismantling of all military bases. In the case of Cyprus, a sustainable peace process must include the full demilitarization of the island, the complete withdrawal of foreign troops, and the removal of all foreign military installations.

At this point, it is unavoidable to question the legal status of the British bases in Cyprus. The advisory opinion issued by the International Court of Justice on 25 February 2019 regarding the Chagos Archipelago clearly set out how decolonization processes should be assessed under international law. It emphasized that incomplete decolonization is contrary to international law.

In this context, a similar reality applies to Cyprus. The decolonization process on the island has not been completed. Therefore, the prospect of reunifying Cyprus under a federal framework is not only a political solution; it must also include the elimination of colonial remnants, namely the closure of the British bases.

As you know that, since 1974 Turkey continues to colonise the northern part of Cyprus; if the negotiation process is not successful, the colonization process will be speeded up, transferring of population from Anatolia to the northern part of Cyprus will increase day by day. The puppet administration of Turkey or as it is officially described, the subordinate local administration of Turkey, tries to act as a so-called “state” and day by day the number of citizenships issued will increase further and the demographic structure of the northern part of Cyprus will change further. This process will be ending with the permanent division of Cyprus… The division of Cyprus creates a continuous war threat at the area…

So, because of all these, we say that we are on the edge of all possibilities, if the negotiation process does not re-start the soonest and goes through to a solution it will probably be a nightmare not only for all us Cypriots, but this process also affects all Eastern Mediterranean countries…

So, we should do our best for a solution in Cyprus, especially during this period, so we need your active solidarity.

Want your business to be the top-listed Government Service in Nicosia?

Click here to claim your Sponsored Listing.

Location

Category

Address

No 64/1, Tanzimat Sokak
Nicosia
99010

Opening Hours

Monday 10:00 - 13:00
Tuesday 10:00 - 13:00
Wednesday 10:00 - 13:00
Thursday 10:00 - 13:00
Friday 10:00 - 13:00