“Nihayet onlardan sonra öyle bir nesil geldi ki, namazı terkettiler, hevâ ve heveslerine uydular. Bu yüzden bu taşkınlıklarının cezasını ileride cehennemin gayyasına (cehennemde bir çukura) girerek göreceklerdir.” (Meryem, 19/59)
“Onlar(cennet ehli) mutlaka cennetlerde mücrimlerin durumu hakkında, kendi aralarında konuşurlar. O suçlulara: “Neydi bu cehenneme sizi sürükleyen? ” diye sorulur. Onlar derler ki: Namaz kılmazdık….” (Müddessir, 74/40-43)
Hacı Gayb Veli Anadolu erenlerinden
Sevgili dostlar, Tekkeşinler ata aile soy kütüğüne bağlı 16.yüzyılda yaşamış Hacı Gayb Veli dedemizin, medfun bulunduğu türbe ve tekke alanını tanıtımı
Bakara Suresi, 133. ayet: Yoksa siz, Yakub'un ölüm anında, orada şahidler miydiniz? O, oğullarına: "Benden sonra kime ibadet edeceksiniz?" dediğinde, onlar: "Senin İlahına ve ataların İbrahim, İsmail ve İshak'ın İlahı olan tek bir İlaha ibadet edeceğiz; bizler O'na teslim olduk" demişlerdi.
19/03/2019
Mustafa Demirci - Muhammed (s.a.v.) - (Sen ve Ben - Official Video) On sekiz bin âleme server olan Muhammed; Otuz üç bin ashâba serdar olan Muhammed. Ya Muhammed Muhammed vessalatü vesselam Yapım: Tuna Prodüksiyon Prodüktör: ...
Hacı Gayb Veli türbesi.
13/03/2019
Hacı Gayb Veli türbesi
05/03/2019
Vakıflar Genel
Müdürlüğü Arşivi’ndeki H.1230/M.1814-1815
tarihli ikincil belgelerde zaviyedarlık kayıtları ve
hisseli mülkiyet kayıtları, H.1228/M.1813 tarihli
muhasebe kayıtları yer almaktadır. Nezâret-i
Celîle-i Evkâf’a Mülhak Niğde Sancağı’na tâbiʻ
Aksaray kazâsındaki Hacı Gaybi Zaviyesi Vakfı’nın
H.1228/M.1813 tarihli muhasebe kaydında köy/
kasaba isimleri olarak Yenipınar karyesi, Helvadere
karyesi, Karanlıkkaya karyesi, Selime karyesi,
Ihlara karyesi, Gelveri karyesi geçmektedir (BOA.
EM, 1662/106). Bütün bu bilgiler doğrultusunda,
Osmanlı Devleti’nin III. Murat devrine kadarki (III.
Murat devri dahil) zaman diliminde ‘Yenipınar’
isminin kullanılmamış olduğu düşünülebilir.
1800’lü yıllardaki belgelerden ise Yenipınar
Aksaray’da Bir Kültür Varlığı: Hacı Gayb Türbesi
Vakıflar Dergisi 50 - Aralık 2018
168
karyesi tanımlaması ortaya çıkmaktadır. Hacı Gayb
Türbesi’nin vakfiyesi bulunmamaktadır.
Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivi’nde 455
numaralı, Kanuni devrine ait bir İlyazıcı defterinde
Konya’nın Aksaray kazası bölümünde Aksaray’a
bağlı Hasan Dağı nahiyesindeki köylerden Virancık
köyü hakkındaki: “Malikanesi Murat Çelebi
Defteri’ne göre Hacı Gaybi’nin evlad vakfıdır.
Divanisine kimse dahl etmez. Rüsum-i ürfiyesi
de buradaki zaviyeye sarfolunur. Bu köyde Hacı
Gaybi’nin neslinden zaviyenin altı dervişi vardır”
(Konyalı, 1974: 616) ifadesinden zaviyenin burada
olduğu anlaşılmaktadır. Yörük (2002: 319, 320),
1584 tarihli ve 1522 tarihli haritalarda ise Hasan
Dağı nahiyesinde Virancık köyünün yerini tespit
etmiştir. Bu tespit zaviyenin bulunduğu yerin
1500’lü yıllardaki adını destekler durumdadır.
Virancık köyü, hem Sultan III. Murat hem de Fatih
Sultan Mehmet zamanındaki kayıtlara göre Bekir
nahiyesinde bulunan Viranşehir köyü (Konyalı,
1974: 575) ile karıştırılmamalıdır.
3. Hacı Gayb Türbesi’nin Mimari Analizi
3.1. Planı ve Mimari Özellikleri1
Yapı mescit ve türbe olmak üzere iki mekandan
oluşmaktadır. Yapıya, taş düz atkı kemerli giriş
kapısı açıklığındaki demir kapı ile doğudan
girilmektedir. Giriş kapısı mescide açılır ve doğu
duvarında giriş kapısı yanında, zeminden yaklaşık
58 cm yükseklikten başlayan taş söveli bir pencere
açıklığı ve demir malzemeli pencere ve pencere
parmaklığı bulunur. Mescidin iç duvarları taş
olup, moloz taş örgü sistemi ile yapılmıştır. Ancak
iç duvarlarda taş kaybı olan yerlerin çimentolu
harç ile doldurulması taş düzeninin bozulmasına
ve okunamamasına neden olmaktadır. Derzler
sonradan çimentolu harç ile doldurulmuş
olup, tuzlanma, sararma ve nem sorunları
görülmektedir. Mescidin üstü kesme taş malzemeli
beşik tonoz ile örtülmüştür. Beşik tonoz dört adet
basık kemerle desteklenerek kaburgalı tonoz örtü
sistemi oluşturmuştur.
Hacı Gayb Türbesi, Aksaray il merkezine yaklaşık
olarak 35 km mesafedeki, Aksaray’ın güney
doğusunda kalan Yenipınar köyü sınırlarında olup,
köyün yaklaşık olarak 2.5 km kuzeybatısındadır.
Yenipınar köyü, Niğde il sınırına çok yakın mesafede
olup, Güzelyurt, Belisırma, Selime, Helvadere gibi
Aksaray’ın geleneksel tarihi ve kültürel dokuya sahip
alanlarına 0-35 km arasında değişen mesafelerde
yer almaktadır. Konya Vakıflar Bölge Müdürlüğü
arşivindeki belgelere göre, Hacı Gayb Türbesi’nin
bulunduğu parsel, güncel kaydında tekke ve arsası
olarak tanımlanırken, birincil belgeler dışındaki
ikincil belgelerde ise zaviye olarak geçmektedir.
Konyalı (1974: 510-976, 2141) kitabında, yapının
vakfı, vakfın tasarrufu, vakfın kaydı, vakıf gelirleri,
yapının bulunduğu nahiye ve köye dair bilgiler
vermektedir. Kitapta, Gaybi Türbesi’ne ait
olduğu belirtilen iki adet fotoğraf bulunmaktadır.
Ancak bu fotoğraflar yapıya ait değildir. Yörük
(2002: 237) doktora tezinde, yapıyı zaviye olarak
tanımlamakta, yerini, vakfın tasarrufunu, vakfın
gelirlerini ve binanın mevcut olmadığını, yalnızca
temelinin var olduğunu belirtmektedir. İnbaşı
(1997: 179-188) ve Erdoğru’nun (1994: 89-158)
çalışmalarında ise yapının ismi, hangi dönemlerde
kayıt altına alındığını gösteren listeler ve vakıf
gelirlerine ait bilgiler verilmektedir. Yapıyla ilgili
mimarî ve sanat tarihi bakımından herhangi bir
çalışmaya rastlanmamıştır. Bu çalışmanın amacı,
günümüzde türbe ve mescit mekanlarından
oluşan Hacı Gayb Türbesi’nin mimarî özelliklerini
irdelemek ve Aksaray tarihçesi, Aksaray’ın
dinî mimarisinin gelişimini zaviye/tekke, türbe
yapıları özelinde inceleyerek Hacı Gayb Türbesi ile
benzerlik gösteren Aksaray, Niğde ve Kayseri’deki
türbe, zaviye ve tekke örnekleri ile ilişki kurarak
analizini yapmaktır.
2. Tarihçe
Aksaray, sırasıyla Akkadlar, Hititler, Assurlular,
Kimmerler, Frigyalılar, Lidyalılar, Medler, Persler,
Kapadokyalılar, Makedonyalılar, Romalılar, Bizans
İmparatorluğu (Tezcan, 1958: 520,524,526; Özkan,
1994: 163-168), Abbasiler, Anadolu Selçukluları,
Danişmendliler, Karamanoğulları, Eratnalılar,
Moğollar ve Osmanlı hâkimiyetine girmiştir
(Konyalı, 1974: 119-728; Tezcan, 1958: 526; Şahin,
1989: 291). Roma İmparatorluğu döneminde
Kapadokya kralları birer vali derecesine inmiş,
Kapadokya Kralı Archelaos’un ölümünden sonra
M.S. 17 yılında Kapadokya bir Roma eyaleti
olmuştur (Ramsay, 1960: 314). Romalılar, askerî
yolların tutulması ve ticarî hayatın güvenliği gibi
konulara önem verdikleri için, konumu nedeniyle
Aksaray özel ilgi görmüştür (Konyalı, 1974:
137). Aksaray, son Kapadokya Kralı Archelaos
döneminde, Archelais olarak, Bizans kaynaklarında
ise Taxara (To’Ak Sara) olarak geçmektedir (Şahin,
1989: 291). Anadolu Selçuklu döneminde ve daha
sonraki dönemlerde ise II. Kılıçarslan’ın (1156-
1192) Aksaray’da beyaz yapı taşından yaptırdığı
saraydan adını alarak Aksaray adı devam etmiştir
(Oral, 1962: 221). Tarihin pek çok devrinde var
olan Aksaray, III. Kapadokya veya küçük Kapadokya
bölgesi kentlerindendir (Oral, 1962: 221).
Oral’ın (1962: 222) İbnü’l-Esir’in El-Kâmil Fi’tTarih adlı kitabın 8. cildinden naklettiğine göre,
Aksaray ve Konya’da 1077 (H.470) yılında Anadolu
Selçukluları tarafından hakimiyet sağlanmıştır
(Oral, 1962: 222). Aksaray, ilk Anadolu Selçuklu
hükümdarı Süleymanşah döneminde Anadolu
Selçuklu topraklarına katılmıştır (Turan, 1971: 47).
1080 (H.477) yılında Kutalmış oğlu Süleyman’ın
Konya ve Aksaray hükümdarı olarak adı geçmekte
olup, 1106 (H.500) tarihinde de I. Süleyman
oğlu I.Kılıçarslan Konya ve Aksaray hükümdarıdır
(Oral, 1962: 222). Türklerden önceki durumuna
ilişkin yeterli bilgi bulunmayan şehrin Selçuklular
devrinde geliştiği görülmektedir (Topal, 2006:
33). II. Kılıçarslan, şehri ikinci bir başkent gibi
imar etmiştir (Konyalı, 1974: 302). Oral’ın (1962:
222) el-Veledü’ş-Şefîk adlı kitaptan ve Anonim
Selçukname’nin 38. sayfasından naklettiğine göre,
II. Kılıçaslan camiler, kervansaraylar, bedestenler
yaptırmış, kalesini güçlendirmiştir. Bugün çarşı,
park ve hükümet binalarının olduğu alan o
dönemde kale içinde, iç şehirde kalmaktadır (Oral,
1962: 222). Sur içindeki mahallelerin yeri ve sayısı
hakkında kaynaklarda bir kayıt bulunmamaktadır.
Ancak sur içinde en az iki mahallenin kurulmuş
olduğu, bunlardan birinin Ulu Cami’nin bugün
bulunduğu Hamidiye Mahallesi (Çetintürk, 1986:
2; Görür, 1991: 93), diğeri ise bugün Minarecik
Mahallesi olarak bilinen mahalle idi. Yerleşim
ve gelişmesi, mimarî eserlerden hareketle sur
dışında özellikle kuzey ve batısında yoğunlaşarak
mahallelerin kurulduğu anlaşılmaktadır (Topal,
2006: 34). Özcan’ın (2005: 358) Anadolu Selçuklu
Devri (12. ve 13. yüzyıllar) Aksaray kent haritasında
Zehra Uslu Bülbül
Vakıflar Dergisi 50 - Aralık 2018
167
da, sur dışı yerleşimin kuzey yönde geliştiği
görülmektedir.
II. Kılıçarslan’dan sonra Sultan Alaeddin Keykubad
döneminde Aksaray, bir askeri üs haline getirilmiş,
çok nüfuslu bir ordu karargahı ve ilim-ticaret
merkezi olmuştur (Konyalı, 1974: 302). Selçuklular
1318 tarihinde yıkıldıktan sonra şehir, Eretnalıların
kontrolüne geçmiştir (İbn Battuta: 414).
İlhanlıların Anadolu’dan çekilmesi ve Selçuklu
Devleti’nin yıkılması üzerine kurulan beyliklerden
Karamanoğulları, 1366/1367 tarihinde Aksaray’ı
elde etmiştir (Oral, 1962: 223; Sümer, 2001:
457). Bu dönemde Aksaray, Karamanoğulları,
Osmanlılar ve Kadı Burhaneddin arasındaki siyasî
mücadelelerin etkisinde kalmış (Yücel, 1970:
127), Beylikler devrindeki mücadeleler şehrin
nüfusunu olumsuz etkilemiştir (Topal, 2006: 209).
14. yüzyılın ortalarından itibaren, beyliklerin kendi
merkezlerini oluşturması ile Aksaray’ın Konya ve
ülkenin doğusu ile ilişkilerinde zayıflama olmuştur.
Surların dışındaki mahalleler küçülmüştür
(Baykara, 1996: 50).
Aksaray, 1374 yılında Kadı Burhaneddin’in
hakimiyetine geçmiş (Yücel, 1970: 127), Yıldırım
Beyazıt zamanında (1397) Osmanlı topraklarına
katılmıştır. Yıldırım Beyazıt’ın 1402’de Ankara
Savaşı’ndaki mağlubiyeti sonrası tekrar
Karamanoğulları hakimiyetine geçmiştir (Şahin,
1989: 291). Karamanoğulları’nın şehre yeniden
hakim olmasıyla durum değişmiş, 15. yüzyılın
başlarından itibaren mimarî eserlerde artış
olmuştur. Fatih Sultan Mehmed zamanındaki
Osmanlı-Karamanoğlu mücadelesi, şehrin
mimarî gelişimini yeniden yavaşlatmıştır (Texier,
2002: 105). Fatih Sultan Mehmed’in 1468’de
Karamanoğulları Beyliği’ne son vermesinden sonra
Aksaray kesin olarak Osmanlı Devleti idaresine
girmiştir. Fatih, şehirde yaşayanların büyük bir
kısmını İstanbul’a yerleştirmiş ve İstanbul’da bir
semte bu adı vermiştir (Şahin, 1989: 291).
Aksaray’da, 1476 tarihli vakıf defterinde 11 adet
mahalle görülürken, 1500 tarihinde “mahalle”
olarak ifade edilen yerleşim birimi sayısı 36’dır.
Ancak ‘Yenice Köyü’ adında bir mahallenin
eklenmesiyle bu sayı 37 olmuştur. 1522 yılında
mahalle sayısı 38’e çıkmış, 1572 tarihli sürgün
defterinde mahalle sayısının 29’a düştüğü,
1584 yılına gelindiğinde 41 mahalle olduğu
görülmektedir (Yörük, 2002: 40,41). İlk olarak
1476 tarihli vakıf defterinden tespit edilebilen
Aksaray’daki mescit ve mahallelerin 15. yüzyılın ilk
yarısında kurulmuş olması kuvvetle muhtemeldir.
Mahallelerin kuruluşunda tekke ve zaviyelerin de
önemli olduğu bilinmekte ise de, yapıların ismiyle
anılan bir mahalle görülmemektedir (Uzluk, 1958:
58-60). Aksaray kazası II. Beyazıd döneminde
(1500’de) 5 nahiyeden, 1522 ve 1584 yıllarında ise
4 nahiyeden oluşmaktadır. Bu beş nahiye: Aksaray,
Bekir, Eyyübili, Hasandağı ve Sahra’dır. Aksaray,
Osmanlı idarî teşkilatında Karaman eyaletine bağlı
bir sancaktır. Aksaray Sancağı toplam nüfusu 1500
yılında 8147, 1522 yılında 11713, 1584 yılında ise
23572’dir (Yörük, 2002: 48). Sancaklık statüsünü
17. ve 18. yüzyıllarda da devam ettiren Aksaray,
19. yüzyılda önemini büyük ölçüde kaybetmiş, 19.
yüzyıl ortalarından sonra yapılan idarî düzenleme
ile Niğde’nin bir kazası haline getirilmiştir. Nitekim
1837’de nüfusu 3000-3500 civarında olup, 19.
yüzyıl sonlarında 4000 – 5000’e ulaşabilmiştir
(Şahin, 1989: 291).
Hacı Gayb Türbesinin bulunduğu Yenipınar köyü
(mahalle), 25 Ekim 1970 tarihli nüfus sayımında
Taşpınar Bucağı’na bağlı köyler arasındadır (Konyalı,
1974: 1656). Doğan Yörük’ün (2002: 200) ve
İbrahim Hakkı Konyalı’nın (1974: 493-733) Aksaray
ilinin Osmanlı padişahları Fatih Sultan Mehmet,
Sultan II. Beyazıt, Yavuz Sultan Selim, Kanuni
Sultan Süleyman, Sultan III. Murat zamanındaki
(1476-1584 tarihli) tahrir defterlerinde ve Aksaray
sancağı, kazaları, nahiyeleri, köyleri, Aksaray
vakıfları, Aksaray tarihi ile ilgili yapmış oldukları
tespit çalışmalarında ‘Yenipınar Mahallesi’ veya
‘Yenipınar Nahiyesi’ne rastlanmamaktadır (Yörük,
2002: 200, Konyalı, 1974: 493-733). Vakıflar Genel
Müdürlüğü Arşivi’ndeki H.1230/M.1814-1815
tarihli ikincil belgelerde zaviyedarlık kayıtları ve
hisseli mülkiyet kayıtları, H.1228/M.1813 tarihli
muhasebe kayıtları yer almaktadır. Nezâret-i
Celîle-i Evkâf’a Mülhak Niğde Sancağı’na tâbiʻ
Aksaray kazâsındaki Hacı Gaybi Zaviyesi Vakfı’nın
H.1228/M.1813 tarihli muhasebe kaydında köy/
kasaba isimleri olarak Yenipınar karyesi, Helvadere
karyesi, Karanlıkkaya karyesi, Selime karyesi,
Ihlara karyesi, Gelveri karyesi geçmektedir (BOA.
EM, 1662/106). Bütün bu bilgiler doğrultusunda,
Osmanlı Devleti’nin III. Murat devrine kadarki (III.
Murat devri dahil) zaman diliminde ‘Yenipınar’
isminin kullanılmamış olduğu düşünülebilir.
1800’lü yıllardaki belgelerden ise Yenipınar
Aksaray’da Bir Kültür Varlığı: Hacı Gayb Türbesi
Vakıflar Dergisi 50 - Aralık 2018
168
karyesi tanımlaması ortaya çıkmaktadır. Hacı Gayb
Türbesi’nin vakfiyesi bulunmamaktadır.
Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivi’nde 455
numaralı, Kanuni devrine ait bir İlyazıcı defterinde
Konya’nın Aksaray kazası bölümünde Aksaray’a
bağlı Hasan Dağı nahiyesindeki köylerden Virancık
köyü hakkındaki: “Malikanesi Murat Çelebi
Defteri’ne göre Hacı Gaybi’nin evlad vakfıdır.
Divanisine kimse dahl etmez. Rüsum-i ürfiyesi
de buradaki zaviyeye sarfolunur. Bu köyde Hacı
Gaybi’nin neslinden zaviyenin altı dervişi vardır”
(Konyalı, 1974: 616) ifadesinden zaviyenin burada
olduğu anlaşılmaktadır. Yörük (2002: 319, 320),
1584 tarihli ve 1522 tarihli haritalarda ise Hasan
Dağı nahiyesinde Virancık köyünün yerini tespit
etmiştir. Bu tespit zaviyenin bulunduğu yerin
1500’lü yıllardaki adını destekler durumdadır.
Virancık köyü, hem Sultan III. Murat hem de Fatih
Sultan Mehmet zamanındaki kayıtlara göre Bekir
nahiyesinde bulunan Viranşehir köyü (Konyalı,
1974: 575) ile karıştırılmamalıdır.
3. Hacı Gayb Türbesi’nin Mimari Analizi
3.1. Planı ve Mimari Özellikleri1
Yapı mescit ve türbe olmak üzere iki mekandan
oluşmaktadır. Yapıya, taş düz atkı kemerli giriş
kapısı açıklığındaki demir kapı ile doğudan
girilmektedir. Giriş kapısı mescide açılır ve doğu
duvarında giriş kapısı yanında, zeminden yaklaşık
58 cm yükseklikten başlayan taş söveli bir pencere
açıklığı ve demir malzemeli pencere ve pencere
parmaklığı bulunur. Mescidin iç duvarları taş
olup, moloz taş örgü sistemi ile yapılmıştır. Ancak
iç duvarlarda taş kaybı olan yerlerin çimentolu
harç ile doldurulması taş düzeninin bozulmasına
ve okunamamasına neden olmaktadır. Derzler
sonradan çimentolu harç ile doldurulmuş
olup, tuzlanma, sararma ve nem sorunları
görülmektedir. Mescidin üstü kesme taş malzemeli
beşik tonoz ile örtülmüştür. Beşik tonoz dört adet
basık kemerle desteklenerek kaburgalı tonoz örtü
sistemi oluşturmuştur.
Mescitte pencere ve kapı kenarları, kemerler,
yaklaşık olarak kemerlerin başlangıç hizasından
itibaren duvarlar, tonoz ve mihrap kesme taş ile
inşa edilmiştir. Mescidin zemini sonradan yapılmış
karo döşeme ile kaplıdır (Şekil 1, Resim 1,2).
02/03/2019
Gün batımı
Click here to claim your Sponsored Listing.
Location
Category
Telephone
Website
Address
Yenipınar Köyü
Aksaray
