Burhan İşliyen
🌹
𝐘𝐔̈𝐊𝐒𝐄𝐋𝐓𝐄𝐍 𝐕𝐀𝐙𝐆𝐄𝐂̧𝐈̇𝐒̧
Vazgeçmek ne kadar zor!
Vazgeçmek ne kadar güzel!
Hz. İbrahim küçük oğlu İsmail’den vazgeçti.
İsmail canından.
Hacer annemiz, kendisi için duyduğu endişeden dolayı Safa ile Merve tepeleri arasında feryâd-ü figanla koşturduğu can parçasından vazgeçti.
Allah Teâlâ onları ödüllendirdi.
İsmail’in yerine kurbanlık gönderdi.
Sonraki nesiller arasında onların iyilikle anılmasını sağladı. (Sâffât, 108)
Vazgeçtikçe yükseliyor mümin!
Hz. Peygamber (a.s.) Mûte’de üç komutan tayin etmişti.
“Zeyd komutan olsun. Ona bir şey olursa komutayı Cafer devralsın. Ona da bir şey olursa komuta Abdullah b. Revâha’da olsun.“
Üç şehit adayı!
Zeyd şehit oldu. Cafer’in önce kolları kesildi, sonra şehit oldu. Abdullah da şehit oldu.
Onların şehadetini arkadaşlarına haber veren Efendimiz (s.a.v.); “Cafer’in kesilen iki kolunun yerine iki kanat takıldığını ve onlarla cennette uçtuğunu“ söyledi.
Cafer b. Ebî Tâlip, Cafer-i Tayyâr oldu. Yani “uçan Cafer“ oldu.
Canından vazgeçmiş ve uçarak yükselmişti Cafer (r.a.).
Vazgeçerse cennete ulaşıyor mümin!
“Allah müminlerden cennet karşılığında canlarını ve mallarını satın alır…” (Tevbe, 111)
Can veriyor mümin; cennet veriyor Allah!
Mal veriyor mümin; cennet veriyor Allah!
Uhud’da okçuların geçidi terk etmeleri üzerine arkadan kuşatılan Müslümanlar iki ateş arasında kalmış, yetmiş şehit vermişlerdi. Siması da ahlakı gibi Peygamber Efendimize (s.a.v.) çok benzeyen Mus‘ab (r.a.) şehit olunca; “Muhammed öldü.” diye bir şayia çıkmıştı. Bunu duyan Müslümanlar yıkılmış ve Uhud’un eteğine, kayaların dibine sığınmışlardı. Enes b. Nadr (r.a.) arkadaşlarına; “Neden buradasınız?” diye sordu.
“Hz. Peygamber öldü, ne yapabiliriz?” dediler.
“O öldüyse biz neden yaşıyoruz?” dedi Enes (r.a.).
Vücudu aldığı yaralardan tanınmayacak hâle gelinceye kadar savaştı ve şehit oldu.
Canından vazgeçti!
Allah Teâlâ o ve onun gibileri “yiğitler” olarak adlandırdı ve övdü:
“Müminlerden Allah’a verdikleri sözde duran nice yiğitler vardır. Onlardan kimi adağını yerine getirmiş; kimi de yerine getirmeyi beklemektedir…” (Ahzâb, 23)
Vazgeçtikçe Rabbine yaklaşıyor mümin!
Övgüsünü ve rızasını kazanıyor!
Evet, vazgeçmek çok zor!
Candan, canandan, maldan, makamdan…
Ama mükâfat çok büyük!
Önümüzdeki Pazartesi günü Zilhicce ayının ilk günü.
Hac ve kurban günleri geliyor!
Tekbirlerle karşılıyoruz!
En sevdiğimizden vazgeçebilmenin sembolü kurban.
Yükselme ve yücelme fırsatı.
📣 Kul ve Kamu Hakkına Dikkat Etmek | Burhan İşliyen ile Hacı Bayram Kürsüsünden
👁️🕊️"Gözü Dünyaya Değil Ukbâya Dikmek Gerek!"
📖 Riyâzü's-Sâlihin Sohbetleri - 20. Bölüm (Dinde Yenilik/Bid'at)
𝐇𝐄𝐒𝐀𝐏 𝐕𝐀𝐑!
Gece gündüz, kapalı açık fark etmez…
Her yerde ve her zaman gören ve bilen O…
Mahmut Toptaş hocamız fotoğraf stüdyosunda fotoğraf çektirmeye benzetir hayatı…
Nüfus cüzdanını değiştireceksiniz. Biyometrik resim isteniyor. Fotoğrafçıya gidiyorsunuz. Sizi sandalyeye oturttuktan sonra bir müddet bekliyor. Üstünüzü başınızı düzeltin, saçınızı tarayın, dikkat edin gözünüz yumuk çıkmasın vs.
Çünkü deklanşöre basılacak anlık görüntünüz kalıcı hâle gelecek…
Fotoğraflar çıkınca pişmanlık duymayasınız…
Keşke dikkat etseydim, gözüm yumuk çıkmasaydı, demeyesiniz…
Bu gömlek bu cekete uymamış, keşke dikkatli giyinseydim, demeyesiniz…
Bu fotoğrafı nüfus müdürlüğü kabul etmez, yeniden çekilip masrafa gireceğim, demeyesiniz…
Pişmanlık duymayasınız…
Her hâlimiz kare kare kayda alınıyor. Hem görüntü hem de ses olarak…
“Sizin üzerinizde muhafızlar var. Şerefli yazıcılar. Ne yaparsanız biliyorlar.” (İnfitâr, 10-12)
Bunu biliyoruz…
Ancak ne kadar dikkat ediyoruz, orası tartışılır.
“İnsan hiçbir söz söylemez ki onun yanında (yaptıklarını) gözetleyen (ve kaydeden) hazır bir melek bulunmasın.” (Kâf, 18)
Ağızdan çıkan her sözü…
Yalanı, gıybeti, laneti de…
Hakikati, güzeli, iyiyi de…
“Kitap ortaya konulur. Suçluları, kitabın içindekilerden korkuya kapılmış görürsün. ‘Eyvah bize! Bu nasıl bir kitaptır ki küçük, büyük hiçbir şey bırakmadan hepsini sayıp dökmüş!’ derler. Onlar bütün yaptıklarını karşılarında bulurlar. Rabbin hiç kimseye zulmetmez.” (Kehf, 49)
Unutmak, insanın başına gelecek en büyük felaketlerden biri olabilir bazen: Allah’ı unutmak, hesabı unutmak. O’nun bizi gördüğünü ve gözetlediğini unutmak…
İnsan unuttukça şaşar, şaştıkça azar…
Öyle olur ki, dili “Beni her an gören Allah var.” derken, hâli Allah’ı hiç hatırlamaz.
Dili “Hesap var.” derken, hâli hesap yokmuşçasına yaşamak olur…
“Allah’ı unutan ve bu yüzden de Allah’ın da kendilerine kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. İşte onlar fasık kimselerdir.” (Haşr, 19)
(12.1.2021)
🥀😢❝Ne Büyük Bir Kayıp!❞ (1dk)
❌🏰"Lüks Ve Şatafat İçin Gelmedik!" (2dk 15sn)
🕌 Allah'ın Razı Olduğu Biat - Burhan İşliyen ile Hacı Bayram Kürsüsünden 272. Bölüm
𝐔̈𝐂̧ 𝐆𝐔̈𝐍𝐋𝐔̈𝐊 𝐃𝐔̈𝐍𝐘𝐀!
Sağlıklı yaşamanın yollarını aradığımız gibi mağfirete ulaşmanın yollarını da arayacağız! Dünyanın nimet, fırsat ve imkânları büyük hakikati unutturabiliyor.
Ebedî olduğuna inandığını söyleyen insan, cennette bir kulübeyle bile yetinecek kadar mütevazıyken; “üç günlük dünyada” elde edebilirse katlar, yatlar, bağlar ve bahçelerini çoğaltmaya çalışma çelişkisinden kurtulamıyor!
“Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak!
Haykırsam, kollarımı makas gibi açarak:
Durun, durun, bir dünya iniyor tepemizden,
Çatırdılar geliyor karanlık kubbemizden,
Çekiyor tebeşirle yekûn hattını âfet;
Alevler içinde ev, üst katında ziyafet!” (NFK)
Kur’an-ı Kerim’de “yakînî” imandan bahsedilir:
“Sana indirilene ve senden önce indirilen(ler)e iman ederler; ahiret gününe de yakînî olarak/kesin bir şekilde inanırlar.” (Bakara, 4)
Uzun yaşamın sırları!
Ne çok yazılıyor ve konuşuluyor değil mi?
Uzun yaşam dediğimiz, ahirete kıyasla bir akşam veya bir kuşluk vakti kadar. (Nâziât, 46)
İman yakînî olmazsa bir kuşluk vaktiyle oyalanır insan.
Kaçırır sonsuz olanı; ebedî olanı!
Koşarken, çoğaltırken, yığarken; yiyip içerken durmalı bazen!
Nereye koşuyorum?
Neyi elde etmek istiyorum?
Sormalı!
Bir saat daha, bir gün, bir hafta, bir ay, bir yıl daha yaklaştım süremin sonuna!
Nereye yaklaştırdı beni tükettiğim zamanlar?
“Şu tepenin ardında düşman var, size saldıracak! desem inanır mısınız?” diye soruyor Efendimiz (s.a.v.).
Buna inandığınız gibi inanın:
Dirilmek var yeniden!
Hesap var!
Cennet var!
Cehennem var!
Hangisine gitmek ister insan?
Ona koşmalı!
Ona götüren yolda yürümeli.
Click here to claim your Sponsored Listing.
Location
Contact the business
Website
Address
Ankara
