Şeyh Bedreddin’in Düşünceleri İzinde Bir Roman Yunan dili ve kültürü içerisinde bir İslam dünyası pek çoğumuza inanılmaz görünecektir. Unutulmuş mu hepten?
LÂMEKÂN,Murat Küçük ( Roman,Horasan Yayınları,Nisan 2011 )
Murat Küçük'ün kaleminden yirminci yüzyıl başlarında İzmir'li Bektaşilerin dünyasına yolculuk...
Unutulmuş Rumca Nefesler...
Şeyh Bedreddin’in kayıp kitabı! Oysa Osmanlı döneminde Giritte yaşayan Müslümanlar Rum dilinde bir İslam dünyası yaratmış. Akdenize yakışır geçişkenliklere etkileşimlere açık bir İslam. Ne yazık ki çıkıp geldikle
ri Anadolu’da hor görülmüş Giritli mübadillerin dili. Sonuçta geri çekilmiş türküler, maniler, nefesler mekansız kalmış! Ne Yunanistan’da ne Türkiye’de kimselere yar olamamış. Murat Küçük’ün ilk romanı Lamekan unutulmuş Rumca nefeslere bir ağıt! Osmanlı İmparatorluğu zamanında Girit’te yaratılmış Rumca nefesler, mübadeleden sonra Anadolu’da sürdürmüş yolculuğunu. Sürdürmüş sürdürmesine ama “Vatandaş Türkçe Konuş” diye diye erittiğimiz azınlık kültürleri gibi bu müstesna varoluş da çekilmiş kabuğuna. Hanelerde gizli gizli söylenmiş ve giderek söylenmez olmuş! Bugün Giritli mübadillerin kaçı biliyor dedelerinin konuştuğu dili? Mübadil olup geldikleri Anadolu’da hor görülmüş Rumcaları! Güzelim türküler, maniler, nefesler mekansız kalmış. Murat Küçük ilk romanı Lamekan ile bu topraklarda mekan bulamamış, giderek unutulmaya terk edilmiş Rumca nefeslerin izini sürüyor.
“Her şey yıllar evvel Karataş’ta varlığından haberdar olduğum Giritli Bektaşi Babası’nın öyküsüyle başladı” diyor Küçük. “Onun imgesi zamanla zihnimde başka mübadil öykülerle birleşti, gelişti ve giderek romandaki karaktere, Girit’te Horasanlı Ali Baba Dergahı’ndan İzmir'e uzanan Rumca nefeslerle dolu bir yolculuğa dönüştü.”
Yirminci yüzyıl başlarında İzmir’de bir Bektaşi Dergahı’nda yaşanan cinayeti konu edinen Lamekan, kozmopolit şehrin bugün Namazgah olarak tanıyıp bildiğimiz mutena bir semtinde doğup büyümüş Ali Yakup Derviş’in öyküsü etrafında şekilleniyor. Arka planını, dönemin İttihat ve Terakki Fırkası iktidarına muhalefet eden Osmanlı Demokrat Fırkası ve Osmanlı Sosyalist Fırkası gibi İzmir’de taraftar bulmuş renkli siyasi oluşumların yarattığı son derece canlı adem-i merkeziyet tartışmalarının oluşturduğu romanda Ali Yakup, İzmir çevresinde hayat bulmuş Hurufi geleneği ve Şeyh Bedreddin düşüncesinin sonraki yüzyıllarda üç semavi dini bütünleştiren gizli bir tarikata evrildiğini fark edecek, şehrin kaderini belirleyecek Türk-Yunan çekişmesinin orta yerinde İslam, Hırıstiyan ve Yahudi inançlarının ortak kültürel kökenlerine vurgu yapan tarikatın, birlikte yaşama çağrısını çoğaltıp çoğaltamayacağı sorusu zihnini kurcalamaya başlayacaktır. Annesi bir Rum prensesiydi Şeyh Bedreddin’in! Yıllar sonra isyanın eşiğinde İzmir’den bir kalyon ile Sakız Adası’na geçtiğinde Rumca hitap etmişti Sakız’ın Hıristiyan ahalisine. Onlara neler anlattı? Nasıl bir dünyaydı istediği? Hurufi dervişlerle isyanın kanla bastırıldığı İzmir dağlarında Şeyh’in öğretisini hala izleyen Rum köylülerin ortak paydaları neydi. Hilmi Baba ve Hoca Dimitri’nin söylediği Rumca Bedreddin nefesleri tarikatın hala yaşadığının işareti olabilir miydi? ( ARKA KAPAKTAN )
İzmir 1918. Viran Abdal Dergâhı Postnişini Hilmi Baba Ağustos ayının ikinci perşembe günü Dergâh yakınlarındaki ıssız yolda ölü bulunur! Şüpheler dervişlerle öteden beri gerilimli bir ilişki yaşayan medrese talebeleri üzerinde yoğunlaşmaktadır. Ali Yakup Derviş, mürşidinin ölümündeki esrar perdesini aralamaya çalışırken Kızıldağ’da eski bir tapınağın izleri onu Ege’de üç büyük dine mensup sufilerin gizli tarikatına yakınlaştırır. Dervişlikle muhalif olma arasındaki ince çizgide kendisine bir yol bulmaya çalışan Ali Yakup, giderek her ikisinin ayrılmaz biçimde birleştiği bir yere doğru sürüklenmektedir. Bu topraklarda yaşayan herkesin varlık hakkını savunan hakikatli bir yere!
“Todor ve Andonis” diye araya girdi Ali Yakup, “onlar da Bedredddini miydi?”
“Evet” dedi Hoca Dimitri acıyla gülümseyerek. “Onlar Bedreddiniydi! Küçük topluluğumuz buydu. Sakız’da, İzmir’de, Urla’da bir kaç yaşlı mürit. Herşey unutulmuş tarikat ehlinin çocukları inançlarını çoktan terketmişlerdi. Hilmi Baba bu dönemde belki de en akıllıca olanı yaptı. Yaşlı köylülerin bir zamanlar getirip Ali Naki Baba’ya teslim ettikleri Bedreddin Erkannamesi’ni bir nüsha daha çoğaltıp güvenli bir yere saklamak! Onu Rumcayı en iyi bilen öğrencisine, Kemal Derviş’e yazdırdı. Tarikat ölüp giderken kitabın yok olma tehlikesine karşı zamanında bir müdahaleydi bu.”
“Ve şimdi her iki nüshada kayıp!”
YAZAR HAKKINDA
Murat Küçük 1967’de Mardin’de doğdu. Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nü bitirdi. İzmir’de muhabir olarak başladığı gazetecilik hayatını İstanbul’da sürdürdü. Çeşitli dergi ve gazetelerde redaktör, yazı işleri müdürü ve yayın yönetmeni olarak çalıştı. İzmir yöresinde yaşayan Alevi Türkmen Aşiretleri’ni ele aldığı ilk kitabı “Cemaat-ı Tahtacıyan” 1995, “Allı Turna - Anadolu Aleviliğine Bakışlar” 2006 yılında yayınlandı. Balkanlar’da Bektaşiliği konu edinen “Bir Nefes Balkan” (2005) adlı çalışması TRT için sekiz bölümlük belgesel film olarak hazırlandı. 2001 yılından bu yana Almanya’da yaşıyor. TEKNİK BİLGİLER
13.5x19.5 cm , Kitap Kağıdı , Karton Kapak , 302 sayfa , KDV Dahil 14 TL
İnternet Satış Siteleri ve Tüm Kitapçılardan tedarik edilebilir.