22/01/2026
📍 Ioulios Ephebikos'un renkli altarı, Bacaksız Halil'in bağında yıllar eskitti. 🙂
📍 Sessiz sedasız, rüzgârın ve toprağın içinde, zamanı ağır ağır tüketerek… 🌬️⏳ Bugün İzmir'in nadide güzelliklerinden birine gidiyoruz; Karaburun Yarımadası'na…Haritalarda belki bir çıkıntı, ama yakından bakıldığında başlı başına bir dünya… 🌍
📍 İzmir'in kuzey yakasında hatırı sayılır büyüklükte yer kaplayan Karaburun Yarımadası, şehrin önemli oranda bakir kalabilmiş köşelerini barındıran nadide bir güzellik. Sert rüzgârları, keskin kayalıkları, uçsuz bucaksız koyları ve insanı içine çeken yalnızlığıyla kendine has bir karaktere sahip. 🌊🪨 Her bir zerresi ayrı bir güzellik sunuyor. Neredeyse hayatının 30 yılı o bölgede vakit geçirmiş bir kimse olarak, Karaburun'un güzellikleri üzerine saatlerce methiyeler düzebilirim. Ancak bu övgü silsilesini şimdilik bir kenara bırakıp, bu çok güzel ve bir o kadar da eski diyarın gözden kaçan, ama bir o kadar da ilginç bir detayı üzerine konuşalım. 😉
📍 Prof. Dr. Çiler Çilingiroğlu başkanlığında, Karaburun coğrafyasında araştırmalar yapan Karaburun Arkeolojik Yüzey Araştırması( ) ekibinin yıllardır sürdürdükleri çalışmalar sonucu, tarihinin şimdilik 11.000 yıl öncesine kadar gittiği saptanan Karaburun, prehistorik dönemden modern döneme kadar uzanan son derece zengin bir katman portföyüne sahiptir. 🧭 Bu çok katmanlı yapı, yarımadayı yalnızca doğal değil, kültürel anlamda da eşsiz kılar. Bugünkü konumuz ise Antik Dönem’e tarihlenen ve günümüzde koca Karaburun Yarımadası’nda sayıları oldukça azalmış olan yazıtlardan biri.
📍 İlk olarak Avusturyalı tarihçi, arkeolog ve epigraf Josef Keil tarafından 1910 yılında belgelenen ve yine aynı yıl Keil’ın kaleme aldığı “Forschungen in der Erythraia I: 1 Die Mimashalbinsel 2. Inschriften” adlı eserde yayımlanan bu tarihi eser, o günlerden günümüze kadar koca bir tarlanın ortasında, adeta kaderine terk edilmiş bir şekilde, sere serpe uzanarak gelmiştir. 😌 Keil, yazıtı keşfettiği alanı Kössedere (Kösedere) beldesinin Boja Bagh (Boyabağ) Koyu olarak tanımlamıştır. Yerel halkla kurduğu temaslar neticesinde, tarladaki bağın sahibinin Bajaksis (Bacaksız) Halil olduğunu öğrenmiş ve bu bilgiyi eserinde özellikle not etmiştir.
📍 Bacaksız Halil'in bağlarına ev sahipliği yapan Boyabağ Koyu'nda, gerek karada gerekse deniz altında yaptığım gözlemlere göre alan; Antik Dönem’e ait görkemli mimari kalıntılar sunmasa da, hatırı sayılır miktarda seramik parça ve nadiren de olsa mimari elemanlar barındırmaktadır. 🏺Bu durum, bölgenin Antik Dönem’de gündelik yaşamla ilişkili bir kullanım alanı olabileceğini düşündürmektedir. Bu bağlamda, yazıtın bulunduğu yerin orijinal konumu olmadığı ihtimali ağır basmaktadır. Tam da bu noktada, yazıtın Doç. Dr. Pınar Özlem Aytaçlar tarafından yapılan çevirisine bakmak anlam kazanmaktadır.
📍 “Ioulios Ephebikos, Brakhyleitai Birliği’ne bu renkli sunağı yemin ederek adadı.”
[Ἰο+ύλιος Ἐφηβικὸς
[ἐ+πανγειλάμενος
*σ+πείρῃ βραχυλει-
4 *τ+ῶν βωμὸν ῥάν❦-
*τι+νον ἀπέθετο.
📍 Keil, çeviride adı geçen Diyonizyak birlik Brakhyleitai hususunda, Minör Asya’da (Anadolu) ve Trakya’da sıkça karşılaşılan mistik dini derneklerden biri olduğuna dair görüş belirtmektedir. 🌀 Bu tür derneklerin genellikle bulundukları yerleşimlerin adını taşıdığını da özellikle vurgular. Buradan hareketle, yazıtın bulunduğu alana yakın bir yerde, yazıtta adı geçen dernekle aynı ya da benzer adı taşıyan bir kentin var olmuş olabileceği hipotezini öne sürmüştür. Her ne kadar bu önerme mantık dışı görünmese de, söz konusu yer adına dair net bir epigrafik ya da arkeolojik veri bulunmadığından, şimdilik yalnızca makul bir varsayım olarak kalmaktadır. 🤔
📍 Güncel gözlemime göre, gri breş mermeri olduğunu düşündüğüm bir mermerden imal edilmiş olan yazıtlı sunağın yaklaşık ölçüleri dıştan dışa 95 cm (yükseklik) × 60 cm (genişlik) × 60 cm (derinlik) şeklindedir. Maksimum harf yüksekliği ise 3,5 cm olarak ölçülmüştür. Keil’in kendi dönemindeki gözlemlerinde bu mermer için “sarımsı, kırmızı damarlı” şeklinde bir tanımlama yapmış olması, yüzeyde zamanla oluşan renk değişimlerini de düşündürmektedir. 👀
📍 Bacaksız Halil'in bağında yıllarca uzanan bu yazıtlı altar, 2023 yılına kadar gerek alanda evi bulunan bölge sakinlerinin gerekse Karaburun Yüzey Araştırması ekibinin düzenli takibi, koruması ve hassasiyeti sayesinde günümüze ulaşabilmiştir. 🙏 Araştırma ekibinin resmî başvurusu neticesinde 2023 yılı içerisinde Çeşme Müzesi’ne taşınmış ve böylece çok daha güvenli koşullar altında korunmaya başlanmıştır. 🏛️
📍 Strabon’un deyimiyle “Rüzgârlı Mimas’ın (Bozdağ)” eteklerine yayılmış, sert doğasıyla olduğu kadar dehşetli güzelliğiyle de insanı kendine hayran bırakan Karaburun Yarımadası’nın bu nadir ve sessiz hikâyesini dilim döndüğünce anlatmaya çalıştım. Ancak şu şüphesizdir ki bu coğrafya, henüz anlatılmamış pek çok hikâyeye de gebedir. ✨ Belki de yepyeni Ioulios Ephebikoslar, Bacaksız Haliller, bizlerin onlara yeniden dokunacağı günü sabırla beklemektedir. 🙂
Yazım Sırasında Yararlanılan Kaynaklar:
* https://karaburunyuzey.wordpress.com/
* Josef Keil – Forschungen in der Erythraia I: 1 Die Mimashalbinsel 2. Inschriften – 1910
09/09/2025
🇹🇷 9 Eylül'ümüz kutlu olsun !
GAVUR MÜMİN Mİ ? ALBAY MÜMİN Mİ ?
Bugün size İzmir’in kurtuluş destanının gölgede kalmış kahramanlarından birini anlatmak istiyorum.
Adı: Osmanzade Mustafa Mümin Aksoy.
Halkın dilinde: Gavur Mümin.
Vatanınız için en fazla ne yapabilirsiniz? Ölmek mi? Hayır… Onun yaptığının yanında ölmek oldukça kolay kalıyor. İşte İzmirli kahraman Albay Mustafa Mümin Aksoy – nam-ı diğer “Gavur Mümin”in hikâyesi…
👶 KÖKLÜ BİR AİLEDEN CEPHEYE
1892’de İzmir’de, köklü Osmanzade ailesinin oğlu olarak dünyaya geldi. Çocukluğu bolluk içinde geçti ama hayatı öyle olmadı. Çünkü daha genç yaşta cepheye çıktı. 1911’de teğmen oldu. Balkan Savaşları’nda, Çanakkale’de, Süveyş Harekâtı’nda savaştı. Yani Anadolu’nun dört bir yanında toprağa terini, kanını verdi.
⚔ İŞGAL GÜNLERİ VE "İHANET" GİBİ GÖZÜKEN FEDAKARLIK
15 Mayıs 1919’da Yunan ordusu İzmir’e çıktığında, Mustafa Mümin de İzmir Jandarma Komutanlığı’nda görevliydi. İşgalin ilk günlerinde Yunanların halka yaptığı zulümleri raporlayarak İstanbul’a bildirdi. O raporlar sayesinde dünya işlenen insanlık suçlarını öğrendi.
Sonra Ankara'dan bir telefon geldi.... Gelen emire göre, İzmir’de kalacak, “işbirlikçi” rolü yaparak Yunan ordusunun içine sızacaktı. Ve öyle de yaptı. Halkına hain gibi göründü. Yunan generalleri Zafirios ve Steryadis’in güvenini kazandı. Onlarla sofralara oturdu, gece davetlerine katıldı, hatta dönemin meşhür kulübü Sporting Club’un pırıltılı eğlencelerinde boy gösterdi. Ama perde arkasında Kuvâ-yi Milliye’ye akıl almaz istihbaratlar taşıyordu: Yunan ordusunun asker sayısı, taarruz planları, lojistik noktaları, hatta içimize sızmış Yunan casuslarının kimlikleri…
😔 HALKIN GÖZÜNDE "VATAN HAİNİ"
İzmir halkı ise ondan nefret ediyordu. “Yunan uşağı!” dediler. Yüzüne tükürdüler. Kendi ailesi bile ondan utandı.
O günleri şöyle anlatmıştı:
“... Kurtuluşu için ölesiye, öldüresiye dövüştüğüm İzmir’de yüzüme tükürenler oldu. İtiraf edeyim ki o tükürükler, çarpıştığım cephelerde yediğim kurşunlardan daha fazla acı verdi bana… Ölmekten değil de, bir şeyden korkuyorum: Gerçeği anlatamadan ölmek ve tarihe bir vatan haini olarak geçmek…”
🕵 CASUSUN CASUSU
Halkına hain gibi görünmek kolay değildi. Ama rolünü öyle iyi oynadı ki, Yunan kurmayları bile ona inanıyordu. Bir yandan Afrodit adlı varyete sanatçısını kendine âşık ederek onun çevresindeki generallerden bilgi topladı. Bir yandan kurduğu küçük bir ekiple Kuvâ-yi Milliye’ye düzenli bilgi akışı sağladı. Bu sayede İnönü’den Sakarya’ya, Büyük Taarruz’a kadar Anadolu direnişi hep bir adım önde oldu.
🩸 YAKALANIŞ VE İŞKENCE
Ama gün geldi, bir Yunan ajanı onu deşifre etti. Kemeraltı’nda yakalandı. Atina’ya götürüldü, işkenceden geçirildi. Önce idama mahkûm edildi, sonra cezası müebbete çevrildi. Lozan görüşmelerinde Yunanlar, General Trikupis’e karşılık “en rütbeli Türk esiri”ni istiyordu. Ama Mustafa Kemal Paşa’nın cevabı netti: “Hayır. Trikupis’e karşılık Mustafa Mümin’i alacağız.”
Ve 5 Nisan 1923’te İzmir’e geri döndü.
🎖 KAHRAMANLIK TESCİLLENDİ
Mahkemeye çıktı, anlattı. Artık herkes gerçeği biliyordu: O bir “hain” değil, Anadolu direnişi için kendini feda etmiş bir Türk subayıydı. İstiklal Madalyası ile onurlandırıldı. Binbaşı rütbesine terfi etti. Daha sonra Albay oldu.
🕯 SON NEFES VE MİRAS
Hayatı boyunca evlenmedi. Doğu görevlerinde çalıştı, gizli operasyonlarda bulundu. 1948’de zatürreye yakalandı ve hayata gözlerini yumdu. Bugün Balçova’daki aile kabristanında yatıyor. Halkının gözünde bir zamanlar “Gavur Mümin”di. Ama tarihin vicdanında o, vatanı için ölmekten beter acılara katlanan bir kahramandır. Işıklar içinde uyu Albay Mümin Aksoy. 🇹🇷
Bu yazıyı kaleme alırken Yaşar Aksoy & Dr. Selim Erdoğan gibi değerli araştırmacıların emeklerinden faydalandım.
KONUYA DAİR OKUMA ÖNERİSİ : Yaşar Aksoy - Gavur Mümin : Gazi Paşa’nın Casusu
15/05/2025
Uzun yıllardır kapalı olan ve nihayet yakın zamanda açılan çok özel bir yapıyı anlattım : Pantokrator / Zeyrek Sarnıcı. İyi seyirler.
I presented a very special structure that had been closed for many years and has only recently reopened: the Pantokrator / Zeyrek Cistern. Enjoy watching!
Virtual Tour By Arkeografi: Pantokrator / Zeyrek Cistern ( Türkçe Altyazılı ) #pantokrator #cistern
🔎 Exploring the Hidden Depths of Byzantine ConstantinopleJoin me, Cemre Akman — interior architect, licensed guide, and founder of the Arkeografi project — ...
24/04/2025
📌 Boukoleon Sarayı: Denize Açılan İhtişam!
Tarih sahnesinde bir sahil sarayı: Marmara’nın kıyısında, Büyük Saray Kompleksi’nin bugüne ulaşan en etkileyici tanığıyla tanışın! 🌊🏛
İsmini, bir boğa ile aslanın dövüşünü tasvir eden heykel grubundan alan Boukoleon, hem sahil sarayı olarak işlev görmüş, hem de imparatorlara ihtişamlı bir giriş sunmuş. 🐂🦁
Bugün hâlâ balkon payandaları, mermer pervazları ve görkemli girişiyle ayakta duran yapı; II. Theodosius’tan Theophilos’a, VII. Konstantinos’tan II. Nikephoros’a uzanan birçok imparatorun izini taşıyor.
1870’te demiryolu çalışmalarıyla zarar gören yapı, şu an restorasyon sürecinde. Ama geçmişin görkemli izlerini hâlâ yansıtıyor.
📹: Cihan Koşar
Arkeografi Turlarından Kesitler : Boukoleon Sarayı #boukoleon #istanbul #arkeoloji
📌 Boukoleon Sarayı: Denize Açılan İhtişam!Tarih sahnesinde bir sahil sarayı: Marmara’nın kıyısında, Büyük Saray Kompleksi’nin bugüne ulaşan en etkileyici ta...
09/02/2025
📍 Theotokos Ayazması: İstanbul’un Derinliklerinde Saklı Bir Kutsal Su Kaynağı! 💧
📌 İstanbul’un geçmişten günümüze ulaşan nadir antik ve hâlâ aktif ayazmalarından biri olan Theotokos Ayazması, Büyük Saray bölgesinde bulunuyor. Ancak onu görmek için biraz derine inmek gerekiyor! 😯 Modern zemin kotunun yaklaşık 15-20 metre altında, bugün bir otelin bulunduğu binanın altına gizlenmiş durumda.
📌 Ayazmanın yer aldığı oda 10. yüzyıla, kutsal su kaynağı ise 11. veya 12. yüzyıla tarihleniyor. Küçük bir niş içinde konumlanan bu ayazma, yazıtlı bir freskle süslenmiş olsa da, zaman içinde büyük oranda tahrip olmuş. Ancak yine de freskte kucağında bebek İsa’yı tutan Meryem Ana (Hodegetria tipi) tasviri görülebiliyor. Bu nedenle buraya Theotokos Ayazması adı verilmiş.
📌 Dahası, hemen üst kotunda 5. veya 6. yüzyıla ait mozaik döşemeler bulunuyor. İstanbul’un derinliklerinde tarihle iç içe bir keşif yapmak isteyenler için gerçek anlamda büyüleyici bir yer! ✨
📌 Yeni videoda Theotokos Ayazması’nın hikâyesini anlatıyoruz! Kaçırmayın!
🎥 : Cihan Koşar
Arkeografi Turlarından Kesitler : Theotokos Ayazması #ayazma #istanbul #arkeoloji
📍 Theotokos Ayazması: İstanbul’un Derinliklerinde Saklı Bir Kutsal Su Kaynağı! 💧📌 İstanbul’un geçmişten günümüze ulaşan nadir antik ve hâlâ aktif ayazmala...
22/01/2025
📌 Palatium Magnum ve Görkemli Kalıntılar 🏛✨
📌 Büyük Saray Kompleksi’nin en erken yapılarından biri olan Palatium Magnum (Magnaura Sarayı), adeta tarihin derinliklerine açılan bir kapı 🕰. Sultan Ahmed Meydanı’nın (eski Augustaion) hemen yanı başında, bir kafenin altında bulunan bu yapının en erken bölümleri büyük olasılıkla I. Konstantinos dönemine kadar uzanıyor 🏺.
🔹 Magnaura’nın İzinde 📜:
Senato, üniversite 🎓 ve taht/arz odası gibi önemli işlevlere ev sahipliği yapmış bu mekân, bugün yeraltı galerileriyle büyülemeye devam ediyor. Ancak dikkat! 👀 Gördüğünüz tonozlu galeriler, aslında ana yapının altyapısına ait ve çevredeki binaların altında da bölüm bölüm devam ediyor 🏗.
🔹 Rampa Kulesi 🌀:
Kafenin bir paralel aşağı sokağında bulunan Rampa Kulesi, Palatium Magnum’un bir diğer önemli entegre kalıntısı. Bu kule, geçmişin ihtişamlı günlerine tanıklık eden sessiz bir bekçi gibi 🌟. Kimbilir içinden kimleeer kimler atlarıyla geçti.
📍 Geçmişin izinde yürümek, her köşede yeni bir hikâye bulmak demek. Bu gizemli noktayı keşfetmeye ne dersiniz? 🌍
📹: Cihan Koşar
📌 (TR) İçeriklerimizi beğendiğiniz takdirde, kanala abone olmayı unutmayınız. Abone olmak için bu linke tıklayabilirsiniz ! - https://bit.ly/39hC5re
https://www.youtube.com/watch?v=GvyEovAQWY8&t=4s
Arkeografi Turlarından Kesitler : Magnaura Sarayı ( Palatium Magnum ) #magnaura #istanbul #arkeoloji
📌 Palatium Magnum ve Görkemli Kalıntılar 🏛✨📌 Büyük Saray Kompleksi’nin en erken yapılarından biri olan Palatium Magnum (Magnaura Sarayı), adeta tarihin de...
12/01/2025
📌 İstanbul'un derinliklerinde, loş bir ortamda sütunların arasında tarih kokan bir yolculuğa çıkmaya hazır mısınız? 🌟 Binbirdirek Sarnıcı, eşsiz mimarisi ve ilginç hikayeleriyle büyüleyen, İstanbul’un en büyük ikinci sarnıcı!
📌 5. yüzyıla tarihlenen bu yapı, yaklaşık 65x55 metre ölçülerinde olup 40.000 metreküplük su depolama kapasitesine sahipti. Bugün 224 sütunuyla ayakta duruyor ve üzerindeki usta işaretleriyle döneminin izlerini taşıyor.
📌 İlginç mimarisiyle diğer sarnıçlardan ayrılan bu yapıda, üst üste binen iki sütun ve ortasında kurşun plakalarla desteklenmiş bilezik benzeri detaylar dikkat çekiyor. Gerçek yüksekliği 12 metre olsa da, bugün bunun yalnızca bir kısmını görebiliyoruz.
📌 Osmanlı döneminde sarnıç, ipek ve iplik atölyesi olarak kullanılmış; hatta üzerinde saray ve k*marhane gibi yapılar bulunmuş. Efsaneye göre, Gevherli Hanım Sultan, yaptırdığı k*marhanede zenginleri soyup buraya hapsettirmiş ya da idam ettirmiş.
Bu büyüleyici yerin detaylarını anlattığım yeni videom yayında! 🎥 İzleyip tarihin tozlu sütunları arasında bir yolculuğa çıkmaya ne dersiniz? 😊
📹: Cihan Koşar
📌 (TR) İçeriklerimizi beğendiğiniz takdirde, kanala abone olmayı unutmayınız. Abone olmak için bu linke tıklayabilirsiniz ! - https://bit.ly/39hC5re
https://youtu.be/ivsvLVxcGtg
Arkeografi Turlarından Kesitler : Binbirdirek Sarnıcı ( Philoxenos Sarnıcı )
📌 İstanbul'un derinliklerinde, loş bir ortamda sütunların arasında tarih kokan bir yolculuğa çıkmaya hazır mısınız? 🌟 Binbirdirek Sarnıcı, eşsiz mimarisi v...
08/01/2025
📌 İstanbul’un en ikonik meydanlarından biri: Konstantin Forumu, bugünkü adıyla Çemberlitaş! Doğu Roma İstanbulu'nun en önemli lokasyonlarından olan bu forum, Konstantiniyye'nin merkezi olarak 4. yüzyıldan bu yana ayakta. Tarihin içinde bir yolculuğa çıkıp bu anıtsal yapının günümüzdeki izlerini keşfetmek isteyenler için yeni video yayında! İyi seyirler. 😎
📹: Cihan Koşar
📌 (TR) İçeriklerimizi beğendiğiniz takdirde, kanala abone olmayı unutmayınız. Abone olmak için bu linke tıklayabilirsiniz ! - https://bit.ly/39hC5re
https://www.youtube.com/watch?v=ETXFL1eJj4Y
Arkeografi Turlarından Kesitler : Konstantin Forumu ( Çemberlitaş )
📌 İstanbul’un en ikonik meydanlarından biri: Konstantin Forumu, bugünkü adıyla Çemberlitaş! Doğu Roma İstanbulu'nun en önemli lokasyonlarından olan bu forum...
07/01/2025
📌 Nicholas V. Artamonoff'un 1937 yılında çektiği bu şahane fotoğraf, o dönemde hâlâ yerinde bulunan İmrahor Çeşmesi önündeki mutlu müzisyenleri gösteriyor. 📸
📌 Kağıthane Merkez’deki Sâdâbâd Mesiresi, Osmanlı Dönemi boyunca saray ahalisinin en sevdiği dinlenme alanlarından biriydi. III. Murad dönemine tarihlenen ve Mîrâhur Mehmed Ağa tarafından yaptırılan İmrahor Çeşmesi, bu alanın en eskilerinden biri olma özelliğini taşıyordu. 1997 Ocak ayına kadar... Ne yazık ki, 1997 yılında meydana gelen bir kitabe hırsızlığı ya da define arama girişimi sonucunda bu zarif eser paramparça oldu. Geriye kalabilenler ise Kağıthane Belediyesi'nin yanında Kağıthane Açık Hava Arkeoloji Müzesi'nde varlığını hala sürdürüyor.
📌 Çeşme, Klasik Dönem Osmanlı Mimarisi'nin zarif detaylarını taşımaktaydı. Tamamen mermerden yapılmış yüzeyleri, beyaz mermer ve breş taşından geçmeli kemeri ve k*m saati şekilli sütunçeleriyle dikkat çekiyordu. Yine klasik dönem üslubuna özgü ince çerçeveli ayna taşı bu yapıyı oldukça hoş kılan detaylardandı.
📌 Diğer hoş bir detay olarak da çeşmenin, Mimar Sinan’ın ölümünden iki yıl sonra, onun tarzını sürdüren bir ekolün eseri olarak inşa edildiğini söyleyebiliriz. Hatta kitabesinin, Mimar Sinan’ın biyografisi Tezkiretü'l-Bünyan’ın yazarı Sai Mustafa Çelebi tarafından düzenlenmiş ya da bizzat yazılmış olduğu düşünülmektedir.
📌 Kitabeyi Osmanlı Türkçesi versiyonundan günümüz Türkçesi'ne şöyle sadeleştirebiliriz:
_"Hamdolsun ki Sultan Murad,
Adaletle ün saldı ülkeye.
Bir gün Hızır bu güzel bahçeyi görmeye geldi.
Bu hoş çayıra bakarak,
‘Buraya bir çeşme yapılsa yakışır,’ dedi.
Padişahın emrine bağlı Mirahur Ağa,
Bu yüce makama su getirdi.
Muhammed isimli biri, padişahın emriyle,
Bu Kevser misali çeşmeyi yaptı.
Karanlık içinde bu pınarı gördü,
Hayat çeşmesi gibi toprağa aktı.
Bu çeşmeden su içen, dua etsin ki,
Allah’ın gölgesi olan padişah, halkına merhamet gösteren bir yönetici olsun.
Allah, âlemin padişahına,
Karada ve denizde hüküm sürecek güç versin.
Dua eden dedi ki: ‘Tarihini yazdım;
Bu suyu içen müminlere şifa olsun.’"_
✒️ Bu yazı kaleme alınırken "Semavi Eyice'nin İstanbul’da Bir Eski Eser Cinayeti" kıymetli makalesinden de yararlanılmıştır."
05/01/2025
📌 Eğer henüz tanışmadıysanız, İstanbul'un yeraltındaki saklı hazinelerinden biriyle tanışın: Cisterna Maxima, diğer adıyla Şerefiye Sarnıcı! 🌊
II. Theodosius döneminde inşa edilen bu etkileyici yapı, 45x25 metre ölçülerindeki genişliği ve 32 Korinth başlıklı sütunuyla büyüleyici bir atmosfere sahip. Akropolis bölgesindeki diğer sarnıçlar gibi Valens İsale Hattı'ndan beslenen bu sarnıç, şehrin su ihtiyacını karşılayan önemli bir merkezdi.
Dönem kaynaklarından yapılan araştırmalar, bu yapının, ismi sıkça karıştırılsa da, Cisterna Maxima olduğunu doğruluyor. Osmanlı döneminde bulunduğu mahallenin adıyla Şerefiye Sarnıcı olarak da bilinen bu yapı, restore edilerek günümüze kadar ulaşmayı başardı.
Bu tarihi mekânın taş sütunları arasında geçmişin derinliklerinde bir yolculuğa çıkmaya hazır olun! 😍
📹:
📌 (TR) İçeriklerimizi beğendiğiniz takdirde, kanala abone olmayı unutmayınız. Abone olmak için bu linke tıklayabilirsiniz ! - https://bit.ly/39hC5re
https://www.youtube.com/shorts/Y9Fw8_hR_84
Arkeografi Turlarından Kesitler : Şerefiye Sarnıcı ( Cisterna Maxima ) #tarih #arkeoloji #istanbul
📌 Eğer henüz tanışmadıysanız, İstanbul'un yeraltındaki saklı hazinelerinden biriyle tanışın: Cisterna Maxima, diğer adıyla Şerefiye Sarnıcı! 🌊II. Theodosiu...
02/01/2025
📌 Selamlar! Turlarda anlattığım yerler hakkında, kısa kısa bilgiler içeren videolar serisine başlamış bulunuyorum. Turlarıma katılanların dinlediklerini tekrar edebilmesini, henüz katılmamış olanların da en azından tur içeriklerine dair fikir sahibi olabilmelerini hedefliyorum bu videolarla. Şimdiden ilginiz için çok teşekkürler! İlk videomuz Gotlar Sütunu'ndan. Beğendiğiniz takdirde, beğen butonuna basarak, yorum yaparak, paylaşarak ya da kaydederek, daha geniş kitlelere ulaşmamıza destek olabilirsiniz! 😉
📌 İçeriklerimizi beğendiğiniz takdirde, kanala abone olmayı unutmayınız. Abone olmak için bu linke tıklayabilirsiniz ! - https://bit.ly/39hC5re
https://www.youtube.com/shorts/jX8zZhwG5lM
Arkeografi Turlarından Kesitler : Gotlar Sütunu
Selamlar!Turlarda anlattığım yerler hakkında, kısa kısa bilgiler içeren videolar serisine başlamış bulunuyorum. Turlarıma katılanların dinlediklerini tekrar ...
02/09/2024
Herkese selamlar,
Gerek Instagram üzerinden, gerekse de Facebook üzerinden, çokça emek ve zaman harcayarak oluşturup paylaştığımız içeriklerimizin ilgi gördüğünü mutlulukla takip ediyoruz. Ancak üzülerek de belirtmek isteriz ki bazı içeriklerimiz ve fotoğraflarımız, kopyala yapıştır şeklinde alınıp kaynak verilmeden paylaşılıyor. İçeriklerin kaynak belirtilerek paylaşılmasında hiçbir sorun yoktur. Lakin kaynak belirtmeden yapılan paylaşımlar emek hırsızlığından başka bir şey değildir. Bu konuda hassasiyet rica ediyoruz. Zira biz de yazı içeriklerimizi oluştururken kaynak olarak kullandığımız, akademik makale, antik metin, modern araştırma içerikli kitap ve geçmiş yüzyıl seyahatnamelerini kullandığımızda çok tabii bir şekilde kaynak belirtiyoruz. Lütfen gerek fotoğraflarımız gerek metinlerimiz konusunda bu hassasiyeti gösterelim.