Bağımsızlık Yolu Mağusa

Bağımsızlık Yolu Mağusa

Share

Emekçinin Partisi Bağımsızlık Yolu devrimci bir siyasal partidir.

BY, parti programında belirtilen ilkeler ve dünya görüşü çerçevede mücadele eden devrimci bireylerin bağımsız örgütüdür. BY’nin amacı ideolojik-politik çizgisini kitlelere taşımak ve politik iktidarı Kıbrıslı Türk halkının iradesine tabi kılarak; sosyalist, bağımsız, birleşik, halkları kardeş bir Kıbrıs’a ulaşmaktır. Bu amaçlar doğrultusunda BY’nin yürüttüğü mücadele, parti programında ayrıntılı b

04/06/2026

Özne 6. Sayısı Dijitalde!

Emekçinin partisi Bağımsızlık Yolu’nun teorik yayın organı olan Özne’nin “2025 Cumhurbaşkanlığı Seçimi” dosya konusuyla yayınlanan 6. sayısına artık online olarak erişilebilir.

Özne’nin 6. Sayısına erişmek isteyen okuyucular https://www.bagimsizlikyolu.org/ozne-6-sayi/ linkinden erişilebilir.

04/06/2026

Emeğin Gündemi programında Bağımsızlık Yolu Omorfo Bölge Sorumlusu Celal Özkızan, Genel Sekreter Cansu N. Nazlı ve Dış İlişkiler Sekreteri Umut Ersoy, basın özgürlüğüne yönelik son saldırıları konuştu.

Yayının tamamını Bağımsızlık Yolu YouTube hesabından izleyebilirsiniz:

https://youtu.be/4CQFaNV3j4M?is=-M3FoH_753M7Zn_k

29/05/2026

Beleşe Deniz Plajlar Halkındır!

Yıllardır Kıbrıs’ın kuzeyinde sahiller parça parça sermayeye peşkeş çekilirken, halkın denize erişim hakkı sistemli şekilde gasp edilmektedir. Şezlong dayatmaları, fahiş ücretler, tel örgüler, özel işletme baskıları ve fiili yasaklarla yurttaşlar kendi kıyılarından uzaklaştırılmakta ve anayasal hakları elinden alınmaya çalışılmaktadır. Deniz kıyıları kamusal alan olmaktan çıkarılıp ayrıcalıklı kesimlerin para karşılığı satılabilecek kâr alanına dönüştürülmek istenmektedir.

Ancak halk bu dayatmalara boyun eğmemiştir. Geçmişte birçok sahilde verilen mücadeleler, yapılan eylemler ve yükselen toplumsal tepki sayesinde kıyıların tamamen kapatılmasının önüne geçilmiştir. “Beleşe Deniz” mücadelesi tam da bu nedenle toplumda güçlü bir karşılık bulmuştur. Çünkü Kıbrıslı Türk halkı denizin bir ayrıcalık değil, temel bir kamusal hak olduğunu bilmektedir.

Beleşe Deniz Plajlar Halkındır Hareketi’nin dört ay önce Meclis’e sunduğu Plajların Kullanım ve Denetimi (Değişiklik) Yasa Önerisi de bu mücadelenin önemli bir parçasıdır. 13 Ocak 2026 tarihinde Meclis Başkan Yardımcısı Fazilet Özdenefe’ye sunulan öneri, halkın plajlara ücretsiz ve engelsiz erişim hakkını koruyacak somut düzenlemeler içermektedir. Ancak aradan geçen dört aya rağmen Meclis’in bu konuda hiçbir adım atmaması kabul edilemezdir.

Bugün hala halk birçok plajda işletmelerin keyfi uygulamalarıyla karşı karşıya bırakılmaktadır. Yasalar açık olmasına rağmen denetim yapılmamakta, hak ihlalleri cezasız bırakılmakta, kamu yararı sermaye çıkarlarının gerisine itilmektedir. Meclis’in ve hükümetin bu sessizliği tarafsızlık değil, açık biçimde sermayeden yana tutum almaktır.

Oysa sunulan yasa önerisi son derece açık, uygulanabilir ve kamu yararını gözeten düzenlemeler içermektedir. Belediye ve kaymakamlık bünyesindeki yetkili memurların yerinde denetim yaparak anında idari para cezası uygulayabilmesi, hem hak ihlallerinin önüne geçecek hem de yıllardır süren yapanın yanına kar kalan cezasızlık düzenini bozacaktır. Mahkemeleri meşgul etmeden hızlı yaptırım uygulanabilmesi, caydırıcılık açısından da son derece önemlidir.

Aynı şekilde plajları kirletenlere anında yaptırım uygulanması da kamusal alanların korunması açısından gereklidir. Çünkü plajlar yalnızca bugünün değil gelecek kuşakların da ortak yaşam alanıdır.

Emekçinin partisi Bağımsızlık Yolu olarak, Beleşe Deniz Plajlar Halkındır Hareketi’nin hazırladığı yasa önerisini desteklediğimizi bir kez daha açıklıyoruz. Meclis’te bulunan tüm milletvekillerini halkın tarafında olmaya, bu yasa önerisini derhal gündeme almaya ve bir an önce yasallaştırmaya çağırıyoruz.
Bu ülkenin sahilleri sermayenin, otellerin ve rant çevrelerinin değil halkındır.

Denizlerimiz satılık değil, plajlar halkındır!

Bağımsızlık Yolu
Emekçinin partisi

26/05/2026

Emeğin Gündemi programında 26 Mayıs 2026, Salı akşamı Bağımsızlık Yolu Omorfo Bölge Sorumlusu Celal Özkızan, Dış İlişkiler Sekreteri Umut Ersoy ve Νέα Διεθνιστική Αριστερά (Yeni Enternasyonalist Sol) Athina Kariati, "Kıbrıs'ın Güneyinde Seçimler" gündemini irdeleyecekler.

Program, saat 20.00'da Bağımsızlık Yolu Facebook sayfasında canlı olarak yayınlanacak.

Photos from Bağımsızlık Yolu's post 25/05/2026
25/05/2026

Rahvancıoğlu: Bu Durumu Tersine Çevirecek Direngen Özneler Türkiye Emek Hareketinde Mevcuttur!

Emekçinin partisi Bağımsızlık Yolu Genel Sekreter Yardımcısı Münür Rahvancıoğlu, Türkiye’de yaşanan gelişmelere ilişkin yaptığı açıklamada, mevcut koşulların en makul talepler için dahi devrimci bir irade ve uzlaşmaz bir kararlılık gerektirdiğini vurguladı.

Rahvancıoğlu açıklamasında, “Türkiye'de yaşanmakta olanlar açıkça göstermektedir ki; bugün en makul talepler için dahi devrimci bir irade, radikal bir kopuş, uzlaşmaz bir kararlılık gerekmektedir. Çünkü faşizm koşullarında, demokrasi de bir sosyalizm sorundur. Polis devleti söz konusu olduğunda, hukuk devleti de bir devrim meselesidir” ifadelerini kullandı.

AKP ile diyalog ve uzlaşma siyasetine yönelik eleştirilerde de bulunan Rahvancıoğlu, Türkiye’de yaşananların geçmişte Kıbrıs’ta da farklı biçimlerde görüldüğünü belirterek, “Bizde hâlâ AKP'yi diyalogla ikna edebileceğini, hukuki zemine çekebileceğini düşünenlerin Türkiye'ye bakıp ders çıkarmasını elbette beklemiyoruz. Böyle bir ders çıkaracak olsaydılar, CHP'ye yapılanın provası UBP'ye ve Akıncı'ya yapılırken çıkarırlardı bu dersi! Oysa çıkardıkları tek ders; daha uslu, daha ılımlı, daha uyumlu hale gelmek oldu...” dedi.

Türkiye halkının geçmişte çok daha büyük badireleri atlattığını ifade eden Rahvancıoğlu, bugün yaşananlara karşı iki farklı bakış açısının mümkün olduğunu kaydetti. Açıklamasında, “Türkiye halkı geçmişte çok daha büyük badireleri atlattı. Bunu da atlatacak elbette. Bugün yaşananlara bakıp azgınca saldıran gericiliği görmek de mümkün, gericiliğe direnerek onu püskürtmek üzere kabaran halk öfkesini görmek de... Biz ikincisine bakmayı ve Kıbrıs'ın bağımsızlığı davasına dört elle sarılmanın aciliyetini vurgulamayı tercih ediyoruz” ifadelerine yer verdi.

Rahvancıoğlu, suskunluk ve uzlaşma siyasetinin gerici saldırganlığı durdurmadığını, aksine bu saldırganlığı daha da cesaretlendirdiğinin altını çizdi. CHP yönetiminin elde ettiği yerel seçim başarısına rağmen istibdatla mücadele etmek yerine uzlaşma arayışına yöneldiğini ifade eden Rahvancıoğlu, bunun bugün yaşanan sürecin önünü açtığını belirtti.

Mevcut tablonun değişmesinin ancak kararlı bir karşı mücadeleyle mümkün olacağını kaydeden Rahvancıoğlu, Türkiye emek hareketi içerisinde bunu gerçekleştirebilecek direngen öznelerin bulunduğunu söyledi. Bu güçlerin harekete geçmesi halinde mevcut koşulların değişeceğine inandıklarını ifade eden Rahvancıoğlu, uzlaşmacı siyasetin geri çekilmesi gerektiğini dile getirdi.

Rahvancıoğlu açıklamasında, “Biz biliyoruz ki gericilikle uzlaşılmaz, gericilik ikna edilemez!. Ya siz gericiliği ezersiniz, ya o sizi ezer... Kıbrıs için çıkardığımız ders budur...” ifadelerini kullandı.

25/05/2026

Koloz: Kamusal Sağlık Sistemi, Doktorların ve Hemşirelerin Yoğun Emeğini Çıkarsan Koskocaman Bir Hiç Kalacak

Emekçinin partisi Bağımsızlık Yolu Parti Meclisi Üyesi Melisa Koloz, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın özel hastanede anjiyo olmasının ardından yaptığı açıklamada kamusal sağlık sistemindeki sorunlara dikkat çekti.
Koloz açıklamasında, “UBP’li isimler kendi eserleri olan devlet hastanesini kullanmaya tenezzül etmiyorlar. Ersin Tatar dün Yakın Doğu Hastanesi’nde anjiyo olmuş. Geçmiş olsun” ifadelerini kullandı.

Devlet hastanelerindeki koşulları aktaran Koloz, Tatar’ın devlet hastanesinde tedavi olmayı tercih etmesi halinde yaşanan sorunları birebir görebileceğini belirtti. Koloz, kadın tuvaletlerinde klozetlere su akmadığını, hastaların kovayla su taşımak zorunda kaldığını ifade ederek, yıllardır ihalelerle özel şirkete devredilen temizlik hizmetlerine rağmen sağlık alanındaki sorunların sürdüğünü söyledi.

Refakatçiler için bulunan yarı kırık sandalyelerin dahi korunmaya çalışıldığını belirten Koloz, hastaların aynı zamanda birbirlerinin bakımından da sorumlu hale geldiğini kaydetti. Kamusal sağlık sisteminin sağlık emekçilerinin yoğun emeğiyle ayakta tutulduğunu vurgulayan Koloz, “Doktorların ve hemşirelerin yoğun emeğini çıkarsan koskocaman bir hiç kalacak olan kamusal sağlık sistemini gelip hasta olarak görseydi ya” dedi.

Açıklamasının sonunda halkın yaşadığı sağlık koşullarıyla yönetenlerin tercihleri arasındaki çelişkiye dikkat çeken Melisa Koloz, “Biz halk olarak buradayık, siz neden özele gidersiniz?” ifadelerini kullandı.

17/05/2026

Nazlı: Gazetecileri Hapis Tehdidiyle Susturamazsınız!

Bağımsızlık Yolu Omorfo Bölge Sorumlusu Celal Özkızan, Genel Sekreter Cansu N. Nazlı ve Dış İlişkiler Sekreteri Umut Ersoy, Emeğin Gündemi programında “Yeniden Basın Özgürlüğü Tehdit Altında” başlığını değerlendirdi. Programda, son dönemde gündeme gelen ceza yasası değişiklikleri, basın özgürlüğü ve ifade özgürlüğü konuları ele alınırken, masumiyet karinesi gerekçesiyle hazırlanmak istenen düzenlemelerin gazetecilik faaliyetleri üzerinde baskı yaratabileceği ve toplumun haber alma hakkını sınırlandırabileceği vurgulandı.

Yayının açılışında konuşan Celal Özkızan, son aylarda basın ve ifade özgürlüğü alanında yoğun tartışmalar yaşandığını belirterek, kamuoyunda konuya ilişkin ciddi bir bilgi kirliliği oluştuğunu ifade etti. Özellikle süreç içerisinde farklı kurumlar tarafından yapılan açıklamaların kafa karışıklığı yarattığına dikkat çeken Özkızan, toplumun doğru bilgiye ulaşmasının önemine vurgu yaptı.

Toplumsal Mücadele Kollektifleşmeden Yük Hafiflemiyor

Programda ilk olarak, siyasal mücadele yürüten insanların aynı zamanda farklı toplumsal alanlarda da sorumluluk üstlenmek zorunda kalmasının yarattığı yük konuşuldu. Umut Ersoy, sanat, emek mücadelesi ve siyasal çalışmaların iç içe geçtiği bir yaşam sürdüklerini belirterek, mücadele içerisinde yer almanın insanı geliştirdiğini ancak mevcut koşullarda ciddi bir yıpranma da yarattığını söyledi.
Bağımsızlık Yolu Genel Sekreteri Cansu N. Nazlı ise toplumsal mücadele yürüten insanların farklı kimliklerinin birbirinden bağımsız olmadığını ifade ederek, “Avukat olan Cansu da, siyasi mücadele veren Cansu da aynı kişi. İnsan farklı alanlarda üretim yaptıkça zenginleşiyor. Ancak bazı dönemlerde etik sınırların daha hassas hale geldiği süreçler yaşanabiliyor” dedi.

Konuşmacılar, örgütlü mücadelenin güçlenmesinin bireylerin omuzlarındaki yükü hafifleteceğini, toplumsal dönüşümün ancak kolektif mücadeleyle mümkün olacağını vurguladı.

Nazlı: Gazetecileri Hapis Tehdidiyle Susturamazsınız!

Programın ana gündemini ise basın özgürlüğü ve ceza yasasında gündeme getirilen değişiklikler oluşturdu. Konuklar, “masumiyet karinesi” adı altında savunulan düzenlemelerin, gazetecilerin kamusal yarar taşıyan haberleri nedeniyle ceza tehdidiyle karşı karşıya bırakılmasına yol açabileceğini ifade etti.

Cansu Nazlı, masumiyet karinesinin demokratik hukuk devletinin temel ilkelerinden biri olduğunu ancak bunun gazetecilik faaliyetini cezalandırmanın gerekçesi haline getirilemeyeceğini söyledi.

Nazlı, “Bir kişinin gerçekten masumiyet karinesinin ihlal edildiğini düşündüğü durumlarda hukuk sistemi zaten gerekli yolları sunuyor. Kişilik haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle dava açılabilir, tazminat talep edilebilir. Ancak gazetecilik faaliyetinin doğrudan ceza tehdidi altına alınması kabul edilemez” ifadelerini kullandı.

Programda ayrıca, kamuoyunu yakından ilgilendiren davaların haberleştirilmesinin suç kapsamına alınmasının halkın haber alma hakkını doğrudan hedef alacağı vurgulandı. Kamu görevlileri, siyasetçiler ve kamusal figürlerle ilgili yargı süreçlerinin görünmez hale getirilmesinin kamusal denetimi ortadan kaldıracağı belirtildi.

Ersoy: Basın, Haksız Yargılamalara Karşı da Koruyucu Rol Oynar

Konuşmalarda dikkat çekilen bir diğer nokta ise basının yalnızca haber aktaran değil, aynı zamanda kamusal denetim sağlayan bir araç olduğu yönündeydi.
Bağımsızlık Yolu Dış İlişkiler Sekreteri Umut Ersoy, haksız yere yargılanan kişilerin aslında daha fazla basın özgürlüğüne ihtiyaç duyduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu.

Ersoy, “Eğer bir dava tamamen kapalı kapılar ardında yürütülüyorsa, devletin ya da güç odaklarının yanlış uygulamalarını denetlemek çok daha zor hale gelir. Gazetecilerin haber yapabilmesi, toplumun yargı süreçlerini takip edebilmesini sağlar. Bu aynı zamanda yurttaşlar için bir güvence işlevi görür.” dedi.

Konuşmacılar, Türkiye’de ve dünyada birçok tartışmalı davanın kamuoyu baskısı sayesinde görünür hale geldiğini, basının susturulmasının ise yargı süreçlerindeki şeffaflığı ortadan kaldıracağını ifade etti.

Nazlı: Kelepçeli Görüntüler Olmasaydı Toplum Bu Uygulamaları Öğrenemeyecekti

Programda son dönemde kamuoyunda tartışma yaratan kelepçeli görüntüler ve gözaltı uygulamaları da değerlendirildi. Cansu Nazlı, basının kamusal denetim işlevine dikkat çekerek, bazı uygulamaların ancak gazetecilerin çektiği görüntüler sayesinde toplum tarafından öğrenilebildiğini söyledi.

Nazlı, “Bir kişinin henüz yargılama aşamasındayken kelepçeli şekilde teşhir edilmesi elbette etik olarak tartışılabilir. Ancak bu görüntüler olmasaydı toplum bu uygulamaların varlığından haberdar olmayacaktı. Burada çelişkili ama önemli bir durum var. Basın, aynı zamanda kamusal denetimin aracıdır” dedi.

Ceza Tehdidinin Kendisi Bile Baskı Aracına Dönüşebilir

Programda, gazetecilerin haberleri nedeniyle polis tarafından ifadeye çağrılması ve yıllarca sürebilecek ceza davalarıyla karşı karşıya bırakılmasının da başlı başına bir baskı yöntemi olduğu ifade edildi.

Konuklar, kuzey Kıbrıs’taki mevcut sistemde ceza davalarının polis eliyle yürütüldüğünü hatırlatarak, “kamusal yarar” gibi karmaşık hukuki değerlendirmelerin siyasi etkilerden bağımsız şekilde uygulanmasının mevcut yapıda ciddi sorunlar yaratabileceğine dikkat çekti.

Umut Ersoy, “Bir gazeteci sonunda beraat etse bile yıllarca süren dava süreçleriyle karşı karşıya kalabilir. Bu durum bile tek başına basın özgürlüğünü baskı altına alır” ifadelerini kullandı.

Toplumun Haber Alma Hakkı Korunmalı

Program boyunca medya etiği ile ceza hukuku arasındaki farkın altı çizildi. Konuşmacılar, adli vakalarda isim ve fotoğraf paylaşımı konusunda etik hassasiyetlerin önemini kabul ettiklerini ancak çözümün cezai yaptırımlar değil, medya etiği, toplumsal bilinç ve hukuki denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi olduğunun altını çizdi.

Yayın sonunda yapılan değerlendirmelerde, basın özgürlüğünün yalnızca gazetecilerin değil, toplumun tamamının hakkı olduğu vurgulanırken; eleştirel gazeteciliğin, kamusal denetimin ve halkın haber alma hakkının korunmasının demokratik toplum açısından yaşamsal önemde olduğu ifade edildi.

17/05/2026

Yurtta barış, işçi sınıfının aşkla örülmüş sınıf mücadelesi ile gelecek!

Want your business to be the top-listed Government Service in Famagusta?

Click here to claim your Sponsored Listing.

Location

Address


Abdullah Paşa Sokak, No:10, Suriçi
Famagusta
99520