04/06/2026
Özne 6. Sayısı Dijitalde!
Emekçinin partisi Bağımsızlık Yolu’nun teorik yayın organı olan Özne’nin “2025 Cumhurbaşkanlığı Seçimi” dosya konusuyla yayınlanan 6. sayısına artık online olarak erişilebilir.
Özne’nin 6. Sayısına erişmek isteyen okuyucular https://www.bagimsizlikyolu.org/ozne-6-sayi/ linkinden erişilebilir.
29/05/2026
Beleşe Deniz Plajlar Halkındır!
Yıllardır Kıbrıs’ın kuzeyinde sahiller parça parça sermayeye peşkeş çekilirken, halkın denize erişim hakkı sistemli şekilde gasp edilmektedir. Şezlong dayatmaları, fahiş ücretler, tel örgüler, özel işletme baskıları ve fiili yasaklarla yurttaşlar kendi kıyılarından uzaklaştırılmakta ve anayasal hakları elinden alınmaya çalışılmaktadır. Deniz kıyıları kamusal alan olmaktan çıkarılıp ayrıcalıklı kesimlerin para karşılığı satılabilecek kâr alanına dönüştürülmek istenmektedir.
Ancak halk bu dayatmalara boyun eğmemiştir. Geçmişte birçok sahilde verilen mücadeleler, yapılan eylemler ve yükselen toplumsal tepki sayesinde kıyıların tamamen kapatılmasının önüne geçilmiştir. “Beleşe Deniz” mücadelesi tam da bu nedenle toplumda güçlü bir karşılık bulmuştur. Çünkü Kıbrıslı Türk halkı denizin bir ayrıcalık değil, temel bir kamusal hak olduğunu bilmektedir.
Beleşe Deniz Plajlar Halkındır Hareketi’nin dört ay önce Meclis’e sunduğu Plajların Kullanım ve Denetimi (Değişiklik) Yasa Önerisi de bu mücadelenin önemli bir parçasıdır. 13 Ocak 2026 tarihinde Meclis Başkan Yardımcısı Fazilet Özdenefe’ye sunulan öneri, halkın plajlara ücretsiz ve engelsiz erişim hakkını koruyacak somut düzenlemeler içermektedir. Ancak aradan geçen dört aya rağmen Meclis’in bu konuda hiçbir adım atmaması kabul edilemezdir.
Bugün hala halk birçok plajda işletmelerin keyfi uygulamalarıyla karşı karşıya bırakılmaktadır. Yasalar açık olmasına rağmen denetim yapılmamakta, hak ihlalleri cezasız bırakılmakta, kamu yararı sermaye çıkarlarının gerisine itilmektedir. Meclis’in ve hükümetin bu sessizliği tarafsızlık değil, açık biçimde sermayeden yana tutum almaktır.
Oysa sunulan yasa önerisi son derece açık, uygulanabilir ve kamu yararını gözeten düzenlemeler içermektedir. Belediye ve kaymakamlık bünyesindeki yetkili memurların yerinde denetim yaparak anında idari para cezası uygulayabilmesi, hem hak ihlallerinin önüne geçecek hem de yıllardır süren yapanın yanına kar kalan cezasızlık düzenini bozacaktır. Mahkemeleri meşgul etmeden hızlı yaptırım uygulanabilmesi, caydırıcılık açısından da son derece önemlidir.
Aynı şekilde plajları kirletenlere anında yaptırım uygulanması da kamusal alanların korunması açısından gereklidir. Çünkü plajlar yalnızca bugünün değil gelecek kuşakların da ortak yaşam alanıdır.
Emekçinin partisi Bağımsızlık Yolu olarak, Beleşe Deniz Plajlar Halkındır Hareketi’nin hazırladığı yasa önerisini desteklediğimizi bir kez daha açıklıyoruz. Meclis’te bulunan tüm milletvekillerini halkın tarafında olmaya, bu yasa önerisini derhal gündeme almaya ve bir an önce yasallaştırmaya çağırıyoruz.
Bu ülkenin sahilleri sermayenin, otellerin ve rant çevrelerinin değil halkındır.
Denizlerimiz satılık değil, plajlar halkındır!
Bağımsızlık Yolu
Emekçinin partisi
26/05/2026
Emeğin Gündemi programında 26 Mayıs 2026, Salı akşamı Bağımsızlık Yolu Omorfo Bölge Sorumlusu Celal Özkızan, Dış İlişkiler Sekreteri Umut Ersoy ve Νέα Διεθνιστική Αριστερά (Yeni Enternasyonalist Sol) Athina Kariati, "Kıbrıs'ın Güneyinde Seçimler" gündemini irdeleyecekler.
Program, saat 20.00'da Bağımsızlık Yolu Facebook sayfasında canlı olarak yayınlanacak.
25/05/2026
Emekçinin partisi Bağımsızlık Yolu, fikir ve ifade özgürlüğünü kısıtlayan, halkın haber alma hakkını ve basın özgürlüğünü hedef alan Ceza Muhakemeleri Usulü (Değişiklik) Yasa Tasarısı’na karşı bugün meclis önünde gerçekleşen eyleme katılarak destek verdi.
Gerçeklerin susturulmasına, gazeteciliğin baskı altına alınmasına ve toplumsal muhalefetin sindirilmesine karşı mücadelemizi sürdürüyoruz.
24/05/2026
Rahvancıoğlu: Bu Durumu Tersine Çevirecek Direngen Özneler Türkiye Emek Hareketinde Mevcuttur!
Emekçinin partisi Bağımsızlık Yolu Genel Sekreter Yardımcısı Münür Rahvancıoğlu, Türkiye’de yaşanan gelişmelere ilişkin yaptığı açıklamada, mevcut koşulların en makul talepler için dahi devrimci bir irade ve uzlaşmaz bir kararlılık gerektirdiğini vurguladı.
Rahvancıoğlu açıklamasında, “Türkiye'de yaşanmakta olanlar açıkça göstermektedir ki; bugün en makul talepler için dahi devrimci bir irade, radikal bir kopuş, uzlaşmaz bir kararlılık gerekmektedir. Çünkü faşizm koşullarında, demokrasi de bir sosyalizm sorundur. Polis devleti söz konusu olduğunda, hukuk devleti de bir devrim meselesidir” ifadelerini kullandı.
AKP ile diyalog ve uzlaşma siyasetine yönelik eleştirilerde de bulunan Rahvancıoğlu, Türkiye’de yaşananların geçmişte Kıbrıs’ta da farklı biçimlerde görüldüğünü belirterek, “Bizde hâlâ AKP'yi diyalogla ikna edebileceğini, hukuki zemine çekebileceğini düşünenlerin Türkiye'ye bakıp ders çıkarmasını elbette beklemiyoruz. Böyle bir ders çıkaracak olsaydılar, CHP'ye yapılanın provası UBP'ye ve Akıncı'ya yapılırken çıkarırlardı bu dersi! Oysa çıkardıkları tek ders; daha uslu, daha ılımlı, daha uyumlu hale gelmek oldu...” dedi.
Türkiye halkının geçmişte çok daha büyük badireleri atlattığını ifade eden Rahvancıoğlu, bugün yaşananlara karşı iki farklı bakış açısının mümkün olduğunu kaydetti. Açıklamasında, “Türkiye halkı geçmişte çok daha büyük badireleri atlattı. Bunu da atlatacak elbette. Bugün yaşananlara bakıp azgınca saldıran gericiliği görmek de mümkün, gericiliğe direnerek onu püskürtmek üzere kabaran halk öfkesini görmek de... Biz ikincisine bakmayı ve Kıbrıs'ın bağımsızlığı davasına dört elle sarılmanın aciliyetini vurgulamayı tercih ediyoruz” ifadelerine yer verdi.
Rahvancıoğlu, suskunluk ve uzlaşma siyasetinin gerici saldırganlığı durdurmadığını, aksine bu saldırganlığı daha da cesaretlendirdiğinin altını çizdi. CHP yönetiminin elde ettiği yerel seçim başarısına rağmen istibdatla mücadele etmek yerine uzlaşma arayışına yöneldiğini ifade eden Rahvancıoğlu, bunun bugün yaşanan sürecin önünü açtığını belirtti.
Mevcut tablonun değişmesinin ancak kararlı bir karşı mücadeleyle mümkün olacağını kaydeden Rahvancıoğlu, Türkiye emek hareketi içerisinde bunu gerçekleştirebilecek direngen öznelerin bulunduğunu söyledi. Bu güçlerin harekete geçmesi halinde mevcut koşulların değişeceğine inandıklarını ifade eden Rahvancıoğlu, uzlaşmacı siyasetin geri çekilmesi gerektiğini dile getirdi.
Rahvancıoğlu açıklamasında, “Biz biliyoruz ki gericilikle uzlaşılmaz, gericilik ikna edilemez!. Ya siz gericiliği ezersiniz, ya o sizi ezer... Kıbrıs için çıkardığımız ders budur...” ifadelerini kullandı.
24/05/2026
ORTAK BASIN AÇIKLAMASI
Haftalardır toplumun gündeminde olan ve halkın haber alma hakkı ve basın özgürlüğü açısından ciddi riskler taşıyan Ceza Muhakemeleri Usulü Yasası’ndaki 23B numaralı düzenleme, komitede hiçbir değişikliğe uğramadan yeniden Meclis’e sevk edilmiştir.
Gazetecilik faaliyetini cezai yaptırım tehdidi altına sokmayı meşru gören bu yaklaşım, siyasi bir tercihin ürünüdür. Başbakanlık görevini yürüten Ünal Üstel’in talimatlarını uygulayan UBP-DP-YDP hükümeti, toplumun farklı kesimlerinden yükselen itirazları değerlendirmek yerine, önceden şekillenmiş bir siyasi iradeyi hayata geçirmeyi tercih etmiştir.
Demokratik toplumlarda temel hak ve özgürlükleri ilgilendiren düzenlemeler, meslek örgütleriyle, hukuk çevreleriyle ve toplumun ilgili kesimleriyle gerçek bir istişare yürütülerek hazırlanır. Burada yaşanan ise tam tersidir. Görüş alma görüntüsü altında toplumsal itirazların etkisizleştirilmeye çalışıldığı, kararın baştan verildiği ve komite sürecinin demokratik müzakere zemini olmaktan çıkarılarak bir formaliteye dönüştürüldüğü bir tablo ile karşı karşıyayız.
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman tarafından geri gönderilen düzenlemeye ilişkin ortaya konan hukuki çekinceler de bilinçli biçimde yok sayılmıştır. Basın ve ifade özgürlüğüne ölçüsüz müdahale riski, hukuki belirsizlik ve temel haklara yönelik olası ihlaller konusunda yapılan değerlendirmeler dikkate alınmamıştır. Hükümet uzlaşı aramamış, eleştirileri değerlendirmemiş ve toplumsal kaygıları dikkate alma ihtiyacı dahi hissetmemiştir.
Üstelik hükümet bu yaklaşımı burada da bırakmamaktadır. Komiteden geçirilen düzenlemenin Pazartesi günü alelacele Meclis gündemine taşınarak yasalaştırılmak istenmesi, demokratik tartışmadan kaçan ve oldu bitti yöntemlerini tercih eden bir anlayışın göstergesidir. Basın örgütlerinin uyarılarına, hukuk çevrelerinin değerlendirmelerine ve toplumun her kesiminden yükselen itirazlara rağmen sergilenen bu tavır kabul edilemez.
Toplumsal rızayı değil sayısal çoğunluğun gücünü esas alan bu anlayışın sonucu açıktır. Gazetecilik üzerinde baskı yaratmak, kamusal denetimi zayıflatmak ve toplumun bilgiye erişimini kontrol altına almak. Bunun adı demokratik düzenleme değil, cezai baskı yoluyla kamusal alanı daraltma girişimidir.
Bizler aşağıda imzası bulunan demokratik kitle örgütleri olarak bu yaklaşımı reddediyoruz. Toplumun her kesiminin itirazlarına rağmen, meşruiyeti tartışmalı bir hükümetin oldu bitti yöntemleriyle temel hakları sınırlamaya çalışmasını kabul etmiyoruz. Demokratik hakların daraltılmasına yönelik bu girişim karşısında sessiz kalmayacağımızı açıkça ifade ediyoruz.
Bu nedenle Pazartesi günü saat 11.00’de Cumhuriyet Meclisi önünde ortak bir basın açıklaması gerçekleştireceğimizi ve Meclis oturumunu izlemek üzere orada olacağımızı kamuoyuna duyuruyoruz. Demokratik değerlere, özgür basına ve halkın haber alma hakkına sahip çıkan herkesi dayanışmayı büyütmeye çağırıyoruz.
Buna sessiz kalmayacağız.
Saygılarımızla
Basın Emekçileri Sendikası
Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği
Medya Etik Kurulu
Baraka Kültür Merkezi
Belediye Emekçileri Sendikası (BES)
Devrimci İşçi Sendikaları Federasyonu (DEV-İŞ)
Ekonomi ve Sosyal Politikalar Araştırma Merkezi (ESPA)
Elektrik Kurumu Çalışanları Sendikası (El-Sen)
Eşit Hak ve Adalet Sendikası (Hak-Sen)
Gelir ve Vergi Dairesi Çalışanları Sendikası (Vergi-Sen)
Gümrük Çalışanları Sendikası (Güç-Sen)
Hazine ve Maliye Çalışanları Sendikası (Maliye-Sen)
İnsan Hakları Platformu (İHP)
Kıbrıs Edebiyat Derneği
Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası (KTAMS)
Kıbrıs Türk Diş Tabipleri Odası
Kıbrıs Türk Hekimler Sendikası (TIP-İŞ)
Kıbrıs Türk İşçi Sendikaları Federasyonu (Türk-Sen)
Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası (KTOEÖS)
Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTÖS)
Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği
Kıbrıs Türk Tabipleri Odası
Kıbrıs Türk Telekomünikasyon Çalışanları Sendikası (Tel-Sen)
Liberal Demokrasi Hareketi
Yeşil Barış Hareketi
Bağımsızlık Yolu (BY)
Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP)
Halkın Partisi (HP)
Kıbrıs Sosyalist Partisi (KSP)
Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP)
Yeni Kıbrıs Partisi (YKP)
22/05/2026
Koloz: Kamusal Sağlık Sistemi, Doktorların ve Hemşirelerin Yoğun Emeğini Çıkarsan Koskocaman Bir Hiç Kalacak
Emekçinin partisi Bağımsızlık Yolu Parti Meclisi Üyesi Melisa Koloz, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın özel hastanede anjiyo olmasının ardından yaptığı açıklamada kamusal sağlık sistemindeki sorunlara dikkat çekti.
Koloz açıklamasında, “UBP’li isimler kendi eserleri olan devlet hastanesini kullanmaya tenezzül etmiyorlar. Ersin Tatar dün Yakın Doğu Hastanesi’nde anjiyo olmuş. Geçmiş olsun” ifadelerini kullandı.
Devlet hastanelerindeki koşulları aktaran Koloz, Tatar’ın devlet hastanesinde tedavi olmayı tercih etmesi halinde yaşanan sorunları birebir görebileceğini belirtti. Koloz, kadın tuvaletlerinde klozetlere su akmadığını, hastaların kovayla su taşımak zorunda kaldığını ifade ederek, yıllardır ihalelerle özel şirkete devredilen temizlik hizmetlerine rağmen sağlık alanındaki sorunların sürdüğünü söyledi.
Refakatçiler için bulunan yarı kırık sandalyelerin dahi korunmaya çalışıldığını belirten Koloz, hastaların aynı zamanda birbirlerinin bakımından da sorumlu hale geldiğini kaydetti. Kamusal sağlık sisteminin sağlık emekçilerinin yoğun emeğiyle ayakta tutulduğunu vurgulayan Koloz, “Doktorların ve hemşirelerin yoğun emeğini çıkarsan koskocaman bir hiç kalacak olan kamusal sağlık sistemini gelip hasta olarak görseydi ya” dedi.
Açıklamasının sonunda halkın yaşadığı sağlık koşullarıyla yönetenlerin tercihleri arasındaki çelişkiye dikkat çeken Melisa Koloz, “Biz halk olarak buradayık, siz neden özele gidersiniz?” ifadelerini kullandı.
19/05/2026
Ceza Yasalarına Karşı Dayanışmayı Büyüteceğiz
UBP-DP-YDP hükümeti ve meclis çoğunluğu, günlerdir kamuoyunda ciddi tartışmalara neden olan Ceza Muhakemeleri Usulü düzenlemesi, toplumdan yükselen itirazlara rağmen aynı dayatmacı anlayışla ilerletmeye çalışmaktadır. Basın özgürlüğünü, düşünce, ifade özgürlüğünü ve halkın haber alma hakkını doğrudan ilgilendiren böylesine kritik bir konuda toplumun örgütlü yapılarının görüşlerini yok saymak, demokratik katılım ilkesini açıkça ihlal etmektedir.
Cumhurbaşkanı tarafından yeniden değerlendirilmek üzere Meclis’e geri gönderilen Ceza Muhakemeleri Usulü düzenlemesinin, 20 Mayıs tarihinde Hukuk, Siyasi İşler, Dışilişkiler ve Savunma Komitesi’nde yeniden görüşülecek olmasına rağmen, süreçten doğrudan etkilenecek basın emekçilerinin ve ilgili basın örgütlerinin bir kez daha dışlanması kabul edilemezdir.
Bugüne kadar sendikalar, basın örgütleri, hukuk çevreleri, demokratik kitle örgütleri ve siyasal partiler tarafından yapılan açıklamalarda da vurgulandığı üzere, söz konusu düzenleme yalnızca teknik bir hukuk değişikliği değildir. Bu düzenleme, toplumun haber alma hakkını, eleştirel düşünceyi ve kamusal denetim mekanizmalarını doğrudan etkileyecek ciddi sonuçlar yaratma potansiyeli taşımaktadır.
Özellikle gazetecilik faaliyetlerinin cezai baskı tehdidi altına sokulması, kamu yararına yapılan haberlerin, araştırmacı gazeteciliğin ve eleştirel yayıncılığın baskılanmasına neden olacaktır. Böylesi bir ortamda gazeteciler, yalnızca haber yaptıkları için soruşturma ve ceza tehdidiyle karşı karşıya kalacak, bu durum ise toplumda oto sansürü yaygınlaştıracaktır.
Basın üzerinde yaratılacak baskı yalnızca basın emekçilerini değil, toplumun tamamını etkileyecektir. Halkın gerçeklere ulaşma hakkının zayıflatılması, yolsuzlukların, usulsüzlüklerin, kamu yararına aykırı uygulamaların görünmez hale gelmesine neden olacaktır. Demokratik toplumlarda basın, kamunun gözü ve kulağıdır. Bu alanın baskı altına alınması, demokratik denetim mekanizmalarının da zayıflatılması anlamına gelmektedir.
Ayrıca ilgili düzenlemenin muğlak ve geniş yorumlara açık ifadeler içermesi, hukuk güvenliği açısından ciddi sakıncalar yaratmaktadır. Yasaların belirsiz hale getirilmesi, ifade özgürlüğünü kullanan her yurttaşın potansiyel olarak suçlama tehdidi altında bırakılması anlamına gelir. Bu ise yalnızca gazeteciler için değil, sosyal medya kullanıcılarından aktivistlere, sendikacılardan yurttaşlara kadar toplumun geniş kesimleri üzerinde baskı yaratacaktır.
Özellikle basın örgütlerinin ve ilgili kesimlerin yeniden komite çalışmalarına çağrılmaması, hükümetin eleştirileri dikkate almak yerine yalnızca şeklen bir “yeniden değerlendirme” görüntüsü yaratmaya çalıştığını göstermektedir. Eğer gerçekten hukuki hassasiyet, toplumsal uzlaşı ve demokratik meşruiyet gözetilseydi, süreç şeffaf, katılımcı ve çoğulcu bir anlayışla yürütülürdü.
Ancak UBP-DP-YDP hükümeti, halkın itirazlarını dinlemek yerine kapalı kapılar ardında yasa geçirme anlayışında ısrar etmektedir. Demokratik toplumlarda böylesine önemli düzenlemeler, ilgili kesimler dışlanarak, eleştiriler yok sayılarak ve oldu-bitti yöntemleriyle hayata geçirilemez.
Bizler, sendikalar, demokratik kitle örgütleri, basın örgütleri ve siyasal partiler olarak; basın özgürlüğünü, ifade özgürlüğünü ve halkın haber alma hakkını savunmaya devam edeceğimizi bir kez daha vurguluyoruz. UBP-DP-YDP hükümetini ve meclis çoğunluğunu, toplumdan yükselen tüm itirazlara rağmen bu düzenlemeyi oldu bittiye getirerek geçirme ısrarından vazgeçmeye; ilgili tüm kesimlerin katılımıyla şeffaf, demokratik ve katılımcı bir süreç yürütmeye ve ilgili yasadaki 23B numaralı yasa maddesini geri çekmeye çağırıyoruz.
Basın-Sen
BES
Dev-İş
Güç-Sen
HAKSEN
KTAMS
KTOEÖS
KTÖS
Maliye-Sen
Tel-Sen
Tıp-İş
Türk-Sen
Baraka Kültür Merkezi
Ekonomi ve Sosyal Politikalar Araştırma Merkezi-ESPA
Federal Çözüm için Barış ve Demokrasi İnisiyatifi
İnsan Hakları Platformu
Kıbrıs Edebiyat Derneği
Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği
Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği
Liberal Demokrasi Hareketi
Yeşil Barış Hareketi
Bağımsızlık Yolu
Halkın Partisi
Toplumcu Demokrasi Partisi
Yeni Kıbrıs Partisi