Dayanışma

Dayanışma

Share

Çoğulcu, ekolojist, feminist, anti-kapitalist, özyönetimci ve enternasyonalist bir sol için Dayanışma!

Photos from Dayanışma's post 22/01/2018

Zaman, Faşizme Daha Fazla Geçit Vermeme Zamanıdır

Ankara, bundan yaklaşık bir ay önce Afrika Gazetesi’nde yayınlanan Erdoğan’la ilgili bir karikatür gerekçe göstererek toplumumuza ayar vermeye çalışırken şunun altını çizmiştik:

“Yaşananlar, Kıbrıs’ın yeniden birleşmediği koşullarda yola nasıl devam edileceğinin hal-i pürmelalidir. Dayanışma, Afrika Gazetesi ve Şener Levent üzerinden Kıbrıslıtürk toplumuna “ayar” çekilmeye çalışıldığını vurgulama ihtiyacı hissederken, Kıbrıslıtürk toplumunun içinde bulunduğu sarmalda fikir ve düşünce özgürlüğüne de göz dikilmesine ve bunun kısıtlanmaya çalışılmasına ‘ama’sız karşı çıkılması gerektiğine inanır”.

Bugün sabah saatlerinde yaşananlar topluma ayar vermeye çalışanların bizleri canımız pahasına “terbiye” etmeye ne kadar kararlı olduklarının, kısacası faşizmin en somut örneğidir. R.T.Erdoğan’ın açıkça hedef göstermesinin ardından Afrika Gazetesi’ne yönelik gerçekleşen, ardından ise Meclis’e taşınan faşizan saldırılar ifade özgürlüğü, insan hak ve özgürlüklerinin üzerine atılan çirkin bir leke, toplumun susturulması çabasında ileri bir adımdır.

Afrika Gazetesi polisin gözleri önünde taşlanmış, binası talan edilmiş, gazetecilerin canına kasdedilmiştir. Bağımsız bir devletin Meclisi olduğu iddia edilen yer basılarak damına çıkılmış, barışa sahip çıkmaya çalışan Doğuş Derya sabıkalı bir kişi tarafından yeniden saldırıya uğramış, Mustafa Akıncı Recep Tayyip Erdoğan taraftarlarının elinden zor kurtarılmıştır.

Türkiye’nin Afrin’e yönelik saldırısına destek mesajı yayınlayanlar ile R.T.Erdoğan’ın Türkiye’nin ardından Kıbrısın kuzeyindeki ifade özgürlüğünü bastırmaya yönelik girişimine sessiz kalan, göz yuman ve fırsat veren herkes bugün yaşananların sorumlularındandır. Barış, insan hakları ve özgürlükler adına gerçekleşen eylemlerde önümüzde bir set gibi duran polisin bugün yaşanan olaylar karşısında ortaya koyduğu kabul edilemez tavır Kıbrıs’ın kuzeyinin kimlerin emriyle nasıl yönetildiğinin apaçacık bir kanıtıdır.

Bizler adamızda ve tüm dünyada barış mücadelesi verenler olarak, Afrika Gazetesi ile dayanışma göstermek ve faşizme daha fazla geçit vermemek için bugün saat 19.00’da Afrika Gazetesi önünde olacağız.

Zaman isyanı eyleme dönüştürme zamanıdır. Zaman, faşizme daha fazla geçit vermeme zamanıdır.

Yaşananlar, Yola Nasıl Devam Edileceğinin Hal-i Pürmelalidir | DAYANIŞMA 13/12/2017

"Afrika Gazetesi’nin Türkiye Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’la ilgili yayınladığı karikatürü fikir ve düşünce özgürlüğü çerçevesinde mizahi bir eleştiri olarak değerlendiriyoruz.

Dünyada farklı ülke liderleri hakkında söz konusu karikatürden çok daha “sert” mizahi eleştiri içeren karikatürler mevcuttur. Bunun onlarca örneğini internetten ortamında bulmak mümkündür. Siyasetçilerin bu yönde eleştirileri uluslararası insan hakları standartlarına göre kabul etmeleri beklenir. Ayrıca bu yönde polise veya savcılığa yapılacak bir şikayet de ceza yargılamasını beraberinde getirecek ve hapis cezası alma riskini doğuracaktır. Lakin ifade özgürlüğü kapsamında kişilerin, özellikle basının, ifadeleri hakaret içerse bile ceza mahkemelerinde değil hukuk mahkemelerinde yargılanmaları gerekmektedir. İfadelerin hakaret teşkil ettiği durumlarda bile basın emekçilerinin sözlerinden dolayı hapis cezası öngören bir yargılamaya tabii tutulması kabul edilemezdir.

Türkiye’nin dününü ve bugününü çok yakınen yaşamak zorunda bırakılan bizler, Türkiye Cumhuriyeti devleti ve onu yönetenlerin düşünce ve fikir özgürlüğüne karşı olduklarını iyi biliyoruz. Türkiye’de bodrumlarda yakılan insanlardan, demir parmaklıklar arkasında tutulan gazetecilerden, adeta esir edilen HDP eş başkanlarının içinde bulunduğu zulümden ve daha nicelerinden bunu gayet iyi anlıyoruz. Fikir ve düşünce özgürlüğünü OHAL ile askıya alan Türkiye hükümetinin yaptıkları saymakla bitmez. Kıbrıs’ın kuzeyinde AKP’li bir yetkilinin talimatıyla oluşturulan ortam Kıbrıs’ın kuzeyindeki fikir ve düşünce özgürlüğünü hedef almaktadır ve oldukça tehlikelidir. Türkiye’de CHP’nin onayıyla HDP’ye karşı başlatılan operasyonların bugün CHP’li belediyelere karşı yapılmaya başlanması bu tehlikeyi örneklemektedir.

Kıbrıs’ın kuzeyindeki rejimle bir sorunu olmayan “Kıbrıs sorununu çözemezsek KKTC devam eder, kendi evimizi temizleriz”cilerin tavırları ise ibretliktir. Yaşananlar, Kıbrıs’ın yeniden birleşmediği koşullarda yola nasıl devam edileceğinin hal-i pürmelalidir.

Dayanışma, Afrika Gazetesi ve Şener Levent üzerinden Kıbrıslıtürk toplumuna “ayar” çekilmeye çalışıldığını vurgulama ihtiyacı hissederken, Kıbrıslıtürk toplumunun içinde bulunduğu sarmalda fikir ve düşünce özgürlüğüne de göz dikilmesine ve bunun kısıtlanmaya çalışılmasına ‘ama’sız karşı çıkılması gerektiğine inanır."

Yaşananlar, Yola Nasıl Devam Edileceğinin Hal-i Pürmelalidir | DAYANIŞMA Afrika Gazetesi’nin yayınladığı sadece bir karikatür Kıbrıs’ın kuzeyi ile Türkiye arasındaki ilişkiyi ve Türkiye’nin niyetlerini yeniden deşifre etmeye yetti. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Yunanistan …

"Cinsel Şiddetten Ne Anlıyorsunuz?" Diye Sorduk | DAYANIŞMA 26/11/2017

Her yıl olduğu gibi bu 25 Kasım’da yeniden şiddeti konuşuyor, şiddeti tartışıyoruz. Bu sene bizler Kıbrıs’ın kuzeyinde henüz çok fazla konuşulmayan ve görünür olmayan bir şiddet türüne dikkat çekmek istiyoruz; cinsel şiddet.

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddet ile Mücadele Günü Dolayısıyla “Cinsel Şiddet deyince ne anlıyorsunuz?” diye sorduk:

"Cinsel Şiddetten Ne Anlıyorsunuz?" Diye Sorduk | DAYANIŞMA Her yıl olduğu gibi bu 25 Kasım’da yeniden şiddeti konuşuyor, şiddeti tartışıyoruz. Bu sene bizler Kıbrıs’ın kuzeyinde henüz çok fazla konuşulmayan ve görünür olmayan bir şiddet …

Failler Her Yerde | DAYANIŞMA 25/11/2017

Her yıl olduğu gibi bu 25 Kasım’da yeniden şiddeti konuşuyor, şiddeti tartışıyoruz. Bu sene bizler Kıbrıs’ın kuzeyinde henüz çok fazla konuşulmayan ve görünür olmayan bir şiddet türüne dikkat çekmek istiyoruz; cinsel şiddet.

Cinsel şiddet birçok şekilde kadınlar olarak bizlerin hayatlarına nüfuz ediyor. Her ne kadar cinsel şiddet denilince akla ilk olarak fiziksel olarak zor kullanmak suretiyle girilen cinsel ilişki ve benzeri olaylar gelse de, aslında bu şiddet türü bundan çok fazlasını içeriyor. Zorla ilişkiye girmek, tehdit yolu ile ilişkiye zorlanmak, partnerimiz ile istemediğimiz halde cinsel ilişkiye girmek zorunda kalmak, kendi istediğimiz dışında bizlere izletilen pornografik içerikli görüntüler de cinsel şiddet tanımının içinde yer alır. Özellikle teknolojinin bu kadar geliştiği ve sosyal medyanın yoğunlukla kullanıldığı bu zamanlarda, kadınlara yönelik özel hayatlarının kayıt altına alınması ve daha sonra bu kayıtları paylaşmak ile tehdit ederek cinsel ilişkiye veya ayrılmamaya zorlamak hatta bu yöntemle haksız menfaatler sağlamaya çalışmak da sıklıkça karşılaştığımız meseleler.

Ataerkil sistemin getirisi olarak cinsellik; heteroseksüeller arasında yaşanabilecek, erkeğe ait, erkek tarafını yücelten bir durum olarak kabul görür. Kadınlar açısından ise bugün hala kadın vücudunu fethetmeye ilişkin, kadını metalaştıran hatta kirleten bir tabu olarak kabul görür. Bunun artık günümüzde bir anlam ifade etmediği algısının aksine ne yazık ki günlük hayat deneyimleri bize geçerliliğini hala sürdürdüğünü göstermektedir.

Örneğin son dönemlerde artan dijital şiddet aracılığıyla kadınlara yönelik uygulanan baskı, tehdit ve küçük düşürmek maksadıyla özel görüntülerin gizlice kayıt altına alınması, haberli olsun ya da olmasın yapılan kayıtların kadının izni olmaksızın çeşitli yayın araçlarıyla yayımlanması, yayılması cinsel şiddet barındırır. Kayıtlarda tek başına kadının yer alması, ifşa edilmesi yanında erkek partnerin kimliği belli olmasına rağmen konunun kadını aşağılayan bir yerden ele alınması, kadının kişisel haklarının gizliliğine yapılan saldırı yanında özellikle cinselliğinin yok sayıldığı, cinselliğin kadını kirleten bir anlayışa sahip olduğu algısının da bir göstergesidir. Bununla birlikte bu suç, kendisini dâhil görmeyen ama tarafı olan iştirakçilerini de beraberinde getirir. İlgili görüntüleri izleyen ve/veya kendine ait özel telefon, bilgisayar gibi araçlarında bulunduran ve/veya kamuya açık ya da yakınlarına paylaşarak yayılmasına yardımcı olan, ortamlarına konu yapan herkes de bu suçun iştirakçisidir.

Geçtiğimiz günlerde yaşanan bir olayda, haberi olmadan kayıt altına alınan bir kız kardeşimiz ayrılmış olduğu partneri tarafından görüntülerin yayılacağı yönünde tehdit edilmiştir. Uğradığı şiddete boyun eğmemek için gerekli önleyici tedbirlerin alınması, suçun engellenmesi, cezalandırılması ve haklarının korunması adına bunları sağlamakla görevli polis genel müdürlüğüne gerekli şikâyetlerde bulundu. Şikâyet üzerine tehdidi barındıran kişisel telefonu ifadesini alan yetkili polis memurlarınca emare olarak alındı. Ancak yetkililerden bir veya bir kaçı görüntüleri izlemek yanında, görüntüleri bizzat kendileri yaydı. Böylece, tehlikede olan haklarının korunması adına başvuruda bulunduğu güvenlik güçleri bizzat hakları ihlal ederek, yok sayarak, işin önemini anlamayarak kadına yönelik cinsel şiddetin failleri oldu ve görevlerini gereğini yerine getirmek yerine, kötüye kullandı. Yaşanan ve suç barındıran olayda da görüleceği üzere Kadına yönelik şiddet söz konusu olduğu zaman, karşı karşıya kalacağınız erkekliğin nereden, ne zaman karşımıza çıkacağı belli değildir ve faillerince ciddi bir suç olarak görülmemektedir. Şiddet, yaşam hakkı dahil olmak üzere tüm hakların varlığına inat en yakınınız gördüğünüz kişilerden gelebileceği gibi güvenliğinizi sağlamakla yükümlü kimselerden de gelebilir.

En kısa zamanda yetkililerin suçu işleyen görevli veya görevliler hakkında işlem başlatması, hem konun görev gereği ağırlaştırılmış cinsel şiddet olması, hem de örnek teşkil etmesi açısından önemlidir. Kadın haklarının, erkekliğin, erkek eğlencesinin mezesi olmasına, yok sayılmasına, görmezden gelinmesine izin vermeyeceğiz. Bu konunun takipçisi olacak ve sorumluların ifşası ile cezalandırılmasını görene dek peşini bırakmayacağız.

Bir kez daha Kadına yönelik şiddet söz konusu olunca, yine kol kırılıp, yen içinde kalacak sananlar bilmelidir ki hiçbir suçu olmadığı halde sonuçların taşıyıcısı kadın olmayacak, yaşananlar kadının yanına kalmayacaktır.

Failler Her Yerde | DAYANIŞMA Her yıl olduğu gibi bu 25 Kasım’da yeniden şiddeti konuşuyor, şiddeti tartışıyoruz. Bu sene bizler Kıbrıs’ın kuzeyinde henüz çok fazla konuşulmayan ve görünür olmayan bir şiddet …

Seçim Ve Bir Arzu Olarak İktidar | Hasan Yıkıcı | DAYANIŞMA 27/10/2017

"Ya bu olağan dışı hali yönetirmiş gibi yaparak yalan hayatlarda seçim kılarsınız ya da seçimi sistemle bir hesaplaşma alanına çevirir, yeni, alternatif kurucu potansiyelleri geliştirerek-inşa ederek normalleşen bu sürekli kriz halini derinleştirmeye ve çıplak hale getirmeye çalışarak hakiki bir hayatın izini sürersiniz. Aslında mesele çok açık: Yolu bulmak için yoldan çıkmak lazım!" Hasan Yıkıcı

Seçim Ve Bir Arzu Olarak İktidar | Hasan Yıkıcı | DAYANIŞMA Pavlov’un köpeği misali seçim zilinin çalmasıyla birlikte kurtuluşu seçimlerde ve ‘iktidar’ olmakta görenler kuyruklarını sallamaya başladılar. Seçim kokusunun yayılmasıyla birlikte sosyal medyada seçim tarihi ‘afalanmaları’ üzerinden …

Bütünlüklü Çöküş ve Yükselen Milliyetçilik | DAYANIŞMA 26/10/2017

"Son aylarda yaşananlar hepimiz için ileriye yönelik uyarı niteliğindedir. Adanın her iki bölgesinde de artış gösteren ırkçı ve ayrıştırıcı tutumlar toplumların çıkarlarına değil egemenliğini sürdürmek isteyen milliyetçi kesimlere hizmet etmektedir.

Kıbrıs’ta yaşayan toplumlar olarak artan milliyetçi ve saldırgan politikalara karşı şimdi direnme zamanıdır. Kıbrıs’ın tümünde sınır kalmayana, her bireyin insan hakları garanti altına alınana ve rant uğruna yapılan doğa katliamları son bulana kadar mücadele çağrımızdan vazgeçmeyeceğiz."

Bütünlüklü Çöküş ve Yükselen Milliyetçilik | DAYANIŞMA Kıbrıs sorununa çözüm bulma amacı ile Temmuz ayında Crans Montana’da gerçekleştirilen müzakerelerin başarısızlığa uğraması ve sürecin çökmesi ile Kıbrıs’ta çözüm umutları başka bahara kaldı. Kıbrıs’ın güneyi …

Açıklama | DAYANIŞMA 12/10/2017

Dayanışma’nın adı bir süredir farklı mecralarda “Demokratik Sol Koalisyon” adıyla oluşturulmaya çalışılan bir yapıyla anılmaktadır. Dayanışma olarak bu konuyla ilgili açıklama yapma ihtiyacı duyuyoruz.

Açıklama | DAYANIŞMA Dayanışma’nın adı bir süredir farklı mecralarda “Demokratik Sol Koalisyon” adıyla oluşturulmaya çalışılan bir yapıyla anılmaktadır. Dayanışma olarak bu konuyla ilgili açıklama yapma ihtiyacı duyuyoruz. Dayanışma olarak …

14/08/2017

POLİS BU YETKİYİ KİMDEN ALIYOR? - DAYANIŞMA

Cuma akşamı düzenlenen ‘Anti-militarist Barış Harekatı’ etkinliği sırasında iki rumca konuşan dostumuzun tutuklanarak Lefkoşa Polis Müdürlüğü’ne götürülmeleri kabul edilemezdir. Polisin keyfi tutuklama kararına gerekçe gösterilen askeri bölgenin fotoğrafının çekildiği iddiası yapay ve provokatif bir iddiaydı ve böyle olduğu da kısa bir süre sonra ortaya çıktı.

Polisin gerek etkinliğin düzenlendiği alanda gerekse de gözaltılar sonrasında Lefkoşa polis müdürlüğünde aktivistlere yönelik ‘bilgi vermek zorunda değiliz’ tavrı adanın kuzeyindeki korsanlığın hangi boyutlarda olduğunu göstermesi bakımından önemlidir.

Bu tavır etkinliğinin ardından orada bulunan aktivistlere yine orada bulunan polis memuru Zihni Şago tarafından gönderilen özel mesajlarla hakaret, küfür ve tehdit boyutuna varmıştır.

Bu durum karşısında tepki göstermemek elde değildir. Polisin bu tür davranışlar içerisine girmesi ve buna sessiz kalınması, sadece eylemlere katılan bireylerin değil tüm toplumun önemli bir sorunudur. Birey ve kişilerin kendi yetkilerini aşması sonucu neler olabileceğinin örnekleri yakın coğrafyalarda açık ve seçik olarak ortadadır.

Tüm diktatörlükler, polis devletleri ve faşist yapılar polis ve ordunun görev ve yetkilerini aşmasıyla birlikte gelişmiş ve güçlenmiştir. Bu yüzden de polisin özel olarak insanlara mesaj atıp onlara küfürler ve tehditler yağdırmasına, genel olarak ise polisin denetlenebilmesi ve yargılanabilmesi adına artık ses vermemiz gerekmektedir. Eğer faşistlerin hayatlarımıza hakim olmasını, polis devleti tarafından yönetilmeyi kabul etmiyorsak bu yaşananları görünür kılmalı ve dur demeliyiz.

Ve sormalıyız: Polis memurlarına aktivistleri uydurma gerekçelerle keyfi tutuklama veya onlara özel mesaj atarak hakaret, küfür ve tehdit etme hakkını kim vermiştir? Görev ve sorumluklarını aşan bu gibi polis memurlarını kim sorgulayacak ve denetleyecektir?
http://dayanismanet.org/polis-yetkiyi-kimden-aliyor-dayanisma/

11/08/2017

Bu yıl 8. kez düzenlenen anti-militarist barış harekatı etkinliğinde polis rumca konuşan iki arkadaşımızı fotoğraf çektikleri gerekçesiyle Lefkoşa polis müdürlüğüne götürdü.

Stand with ORHAN ERONEN 11/08/2017

Kıbrıs’ın İnsanları arasında Barış Anlaşması | Σύμφωνο Ειρήνης μεταξύ των Ανθρώπων της Κύπρου | Peace Agreement Between the People of Cyprus

Text in Greek, Turkish and English

Σύμφωνο Ειρήνης μεταξύ των Ανθρώπων της Κύπρου

Μετά από πολλά χρόνια και αμέτρητες προσπάθειες, συζητήσεις και διαπραγματεύσεις για την επίλυση του κυπριακού προβλήματος, ελάχιστα αποτελέσματα έχουμε δει. Οι διεθνείς διαπραγματεύσεις και η λογική του conflict resolution αποδείχθηκαν αναποτελεσματικές και ανεπαρκείς για να σταματήσουν τη διαίρεση της Κύπρου. Η τελευταία αποτυχημένη απόπειρα στο Κρανς Μοντάνα προκάλεσε απογοήτευση και αγανάκτηση ανάμεσα στους ανθρώπους της Κύπρου.

Για τους λόγους αυτούς, εμείς, οι υπογράφοντες/ουσες, είμαστε αποφασισμένες/οι να πάρουμε τα πράγματα στα χέρια μας και να οικοδομήσουμε την Κύπρο που ονειρευόμαστε και οραματιζόμαστε.
Διεκδικούμε το δικαίωμα κάθε ατόμου να ζει στην Κύπρο χωρίς κυπριακό πρόβλημα, ένα πρόβλημα που έχει επισκιάσει κάθε άλλη πολιτική υπόθεση. Απαιτούμε το δικαίωμα να ζούμε μαζί ειρηνικά, χωρίς την απειλή του πολέμου, χωρίς τη σκιά των όπλων. Η κουλτούρα του μιλιταρισμού συμβάλλει και ενισχύει τη διαίρεση, ενώ παράλληλα υποστηρίζει και διαιωνίζει άλλες καταπιεστικές δομές που σχετίζονται με τον εθνικισμό, το φύλο και τη σεξουαλικότητα, την καταστροφή του περιβάλλοντος, των οικολογικών μας κοινών και των κοινών των πόλεων γενικότερα. Δηλώνουμε, λοιπόν, ότι:
αρνούμαστε να πάρουμε όπλα, με σκοπό τη διαιώνιση της εθνοτικής σύγκρουσης στην Κύπρο, εναντίον οποιουδήποτε ατόμου ζει στο νησί,
δεν θα συμμετάσχουμε σε καμία στρατιωτική δραστηριότητα (συμπεριλαμβανομένης της πολιτικής άμυνας)
δεσμευόμαστε να οικοδομήσουμε γέφυρες που ξεπερνούν τον δυϊσμό Ε/κ - Τ/κ, έτσι ώστε να δημιουργήσουμε μια πραγματική ομοσπονδιακή κουλτούρα που θα περιλαμβάνει όλους όσοι ζουν στην Κύπρο
δεσμευόμαστε να προσπαθήσουμε ώστε όλες οι πολιτικές μας ενέργειες και ο ακτιβισμός μας από τώρα και στο εξής να προσανατολίζονται στην αντίληψη μιας ολόκληρης και επανενωμένης Κύπρου
θα λάβουμε μέτρα που θα θέσουν υπό αμφισβήτηση τη διαίρεση και θα οικοδομήσουν εμπιστοσύνη, θα διευκολύνουν την επαφή και τη συνεργασία των ανθρώπων της Κύπρου
θα προσπαθήσουμε να διασφαλίσουμε ότι κανένα πρόσωπο που ζει στην Κύπρο δεν θυματοποιείται και ότι όλα τα άτομα αντιμετωπίζονται με πλήρη ισότητα ανεξάρτητα από τη γλώσσα, τη θρησκεία, την εθνότητα, τον τόπο γέννησής τους, την κοινωνική τάξη, την ηλικία, τη σωματική τους ικανότητα, το φύλο ή τον σεξουαλικό προσανατολισμό
επιλέγουμε να υποστηρίζουμε την ομοσπονδία ως ένα σύστημα που διασφαλίζει τη δικαιοσύνη και την ισότητα: αυτό είναι το ιδανικό σύστημα για την πολιτική οργάνωση των Κυπρίων, ένα σύστημα που γεννήθηκε από τις συνθήκες της ιστορίας και της γεωγραφίας της Κύπρου.
Στόχος μας είναι να κτίσουμε την ομοσπονδία από τα κάτω, να συνεχίσουμε να εργαζόμαστε για να φτιάξουμε και να εφαρμόσουμε τις δομές που θα δημιουργήσουν μια ενωμένη Κύπρο.
Είμαστε η λύση! Είμαστε η επανένωση!

TR
Kıbrıs’ın İnsanları arasında Barış Anlaşması

Kıbrıs sorununun çözümü için uzun yıllardır, sayısız çabalar, görüşmeler, müzakerelerden sonra, çok az sonuç gördük. Uluslararası müzakereler ve ‘çatışmaların çözümü’ mantığının, Kıbrıs’ın bölünmüşlüğünü sonlandırmaları için sonuçsuz ve yetersiz kaldığı ortaya çıktı. Crans Montana’daki son başarısız deneme, Kıbrıs’ın insanları arasında hayal kırıklığı ve bıkkınlığa sebep oldu.

Bu sebeplerden dolayı bu anlaşmayı imzalayan bizler, konuyu elimize almaya, hayalini kurduğumuz ve tahayyül ettiğimiz Kıbrıs’ı inşa etmeye kararlıyız
Her insanın Kıbrıs’ta, tüm diğer politik meselelerden daha fazla hayatımıza gölge düşürmüş olan Kıbrıs sorunu olmadan yaşama hakkını talep ediyoruz. Savaş tehdidi ve silahların gölgesi olmadan, barış içinde birlikte yaşama hakkını talep ediyoruz. Militarizm kültürü, bölünmeyi güçlendirerek katkı sağlar ve paralel olarak milliyetçilik, toplumsal cinsiyet ve cinsellik, çevrenin ve ekolojik-kentsel ortak alanların tahrip edilmesi gibi meselelerle ilgisi olan diğer baskıcı yapıları destekler ve devamını sağlar.

· Kıbrıs’ta etnik çatışmanın kalıcılaştırılması hedefiyle adada yaşayan herhangi bir kişiye yönelik silah kullanmayı reddediyoruz
Sivil savunma da dahil olmak üzere hiçbir askeri eyleme katılmayacağız
Kıbrıs’ta yaşayan herkesi içerecek, gerçek bir federasyon kültürünün oluşturulması için Kıbrıslı Rum – Kıbrıslı Türk ikilisini aşan köprüler kurmaya söz veriyoruz.
Tüm politik eylemlerimizin ve aktivizmin bundan sonra, bütün ve birleşik bir Kıbrıs algısına yönelik olması için çalışmaya söz veriyoruz
Bölünmeyi sorgulatacak ve güven inşa edecek, Kıbrıs’ın insanları arasında iletişimi ve işbirliğini kolaylaştıracak önlemler alacağız
Kıbrıs’ta yaşayan hiç kimsenin kurban haline gelmemesini ve tüm kişilerin dilden, dinden, milliyetten, doğdukları yerden, sosyal sınıftan, yaştan, fiziksel yeterlilikten, cinsiyetten veya cinsel yönelimden bağımsız olarak, tam eşitlikle muamele görmesini sağlamak için çalışacağız
Adaleti ve eşitliği sağlayan bir sistem olarak federasyonu desteklemeyi seçiyoruz. Kıbrıslıların siyasi örgütlenmesi için, tarih koşullarından ve Kıbrıs’ın coğrafyasında doğmuş en ideal sistem budur.
Hedefimiz federasyonu tabandan kurmak, birleşik bir Kıbrıs’ı yaratacak yapıları oluşturmak ve uygulamak için çalışmaya devam etmektir.

Biz çözümüz! Yeniden birleşme biziz!

ΕΝ
Peace Agreement Between the People of Cyprus
After many years and countless efforts, discussions and negotiations to resolve the Cyprus problem, we have seen very little. International negotiations and conflict resolution have proven to be ineffective and insufficient in bringing an end to the division of Cyprus. The latest failed attempt at Crans Montana has brought waves of disappointment and frustration among the people of Cyprus.
For these reasons, we, the undersigned, are determined to take matters into our hands and build the Cyprus we dream and envision.
We demand the right of every person to live in Cyprus without the Cyprus problem, a problem which has overshadowed every other political affair. We demand the right to live together in peace, without the threat of war, without the shadow of arms. The culture of militarism contributes and enhances the division, while it also supports and perpetuates other oppressive structures related to nationalism, gender and sexuality, the destruction of the environment and our ecological and urban commons more generally. We therefore declare that:

we refuse to take arms against any person who lives on the island for the purposes of perpetuating the ethnic conflict in Cyprus;
we will not participate in any military-related activity (including civil defence);
we are committed to building bridges that transcend the Greek Cypriot-Turkish Cypriot binary, in order to create a true federal culture that includes everyone who lives in Cyprus;
we pledge to make the effort that all our political actions and activism from now on will be oriented to the conception of a whole and re-united Cyprus;
we will undertake measures that challenge the division and build trust, facilitate contact and cooperation of the people of Cyprus;
we will strive to secure that no person who lives in Cyprus is victimised and that everyone is treated with full equality regardless of their language, religion, race, place of birth, social class, age, physical ability, gender or sexual orientation;
we choose to support federalism as a system that ensures justice and equality: this is the ideal system for a political organisation of Cypriots, a system born out of the conditions of the history and geography of Cyprus.

Our aim is to create a federation from below, to continue working in order create and implement the structures that will create a united Cyprus.

We are the solution! We are reunification!

Stand with ORHAN ERONEN 9 signatures are still needed! people of cyprus, Kıbrıs’ın İnsanları arasında Barış AnlaşmasıΣύμφωνο Ειρήνης μεταξύ των Ανθρώπων της Κύπρου

Want your business to be the top-listed Government Service in Nicosia?

Click here to claim your Sponsored Listing.

Location

Address


Nicosia