Ulusal Mücadele Vakfı

Ulusal Mücadele Vakfı

Share

Türkiye'ye ve KKTC'ye karşı içten ve dıştan gelecek saldırılara karşı mücadele etmek için kurulan Ulusal Halk Hareketi'nin genel merkezi Lefkoşadadır.

Milli Mücadele Vakfı olarak ana hedefimiz Anavatan Türkiye ile birlikte belirlenen Milli Kıbrıs politikasını desteklemek, milli şuur ve milli değerlere sahip çıkmak. Teşkilatın Türkiye, İngiltere, Avustralya ve Avrasya temsilcilikleri bulunmaktadır.

16/03/2026

BASIN AÇIKLAMASI
Milli Mücadele Vakfı Başkanı Aziz Gülbahar, Rum Yönetimi Sözcüsü’nün Kıbrıs’ta Türk askeri ve Türkiye’nin garantilerinin olmadığı bir anlaşma ve devlet istediklerini açıklamasının, Kıbrıs’ı Yunan yapma hedeflerinin değişmeyeceğinin güncel ifadesi olduğuna dikkat çekti.
Gülbahar, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ile tüm Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti siyasetçilerini, bu değişmez zihniyet karşısında Anavatan Türkiye ile birlikte devletin tanınması için uğraş vermeye çağırdı. Aziz Gülbahar, dünyadaki koşulların buna uygun olduğunu kaydetti.
Milli Mücadele Vakfı Başkanı açıklamasında şunları belirtti:
“Rum yönetimi sözcüsü Konstantinos Letymbiotis’in, Kıbrıs’ta çözüm için ‘Türk askeri ve garantilerin olmadığı bir anlaşma ve devlet’ talebini yineleyen açıklaması, zihniyetlerinin ve hedeflerinin değişmeyeceğinin güncel ifadesidir.
Hayalden öteye gitmemeye mahkûm olan bu zihniyetin ve hedeflerin özü, Kıbrıs’ı bir Yunan adası olarak görmektir.
Rum Bakan’ın iddia ettiği gibi ne Ada’daki Türk askeri ‘işgalci birlikler’dir ne de Anavatan Türkiye’nin Kıbrıs Türkü’nün can ve mal güvenliğini sağlaması ‘çağdışı garantilerdir’.
Tarihsel süreçte yaşanan olaylar, hâlen içinde bulunduğumuz durum ve Rum-Yunan hayallerinin devam etmesi; Türkiye’nin garantörlüğünün sürmesinin Kıbrıs Türk halkının güven içinde yaşamaya devam etmesi ve güvenli geleceği açısından ne denli önemli olduğunu gözler önüne sermektedir.
Herkes artık şunu biliyor ki Rum tarafı yıllardır federasyon söylemini kullanarak Kıbrıs Türk halkını azınlık statüsüne indirmeyi amaçlamıştır. Gelinen noktada artık açıkça görülmüştür ki federasyon modeli fiilen tükenmiştir. Kıbrıs’ta gerçekçi ve sürdürülebilir çözüm ancak iki ayrı egemen devletin varlığının kabul edilmesiyle mümkündür.
Bu nedenle başta Cumhurbaşkanımız Sayın Tufan Erhürman olmak üzere tüm siyasilerimize bu gerçeği artık kanıksamaları ve Anavatan Türkiye ile birlikte KKTC’nin tanınması için uğraş vermeleri çağrısında bulunuyoruz.
Dünya ve bölgemizdeki koşullar buna uygundur.
Kıbrıs Türk halkının geleceği, başarısızlığı defalarca kanıtlanmış federasyon masallarında değil; egemenliğini, devletini ve güvenliğini kararlılıkla savunan iki devletli çözüm vizyonundadır.
Birleşmiş Milletler ve onun kararlarının artık dünyada hiçbir kıymeti kalmamıştır.
Kararlılıkla, birlik ve beraberlik içinde davranılırsa bu hedefin gerçekleşmemesi için hiçbir neden yoktur.
Unutulmasın ki artık yepyeni bir dünya söz konusudur ve bu dünya yakında yepyeni bir şekillenme içine girecektir. İşte o gün Kıbrıs Türk tarafı ile Türkiye de iki devletli çözüm modeli ile masada olmalıdır.”

09/03/2026

BASIN BİLDİRİSİ
Milli Mücadele Vakfı, Türkiye’nin 6 adet F-16’yı KKTC’ye konuşlandırmasını değerlendirdi:
“Doğru karar, memnuniyetle karşılıyoruz”
Milli Mücadele Vakfı Başkanı Aziz Gülbahar, Anavatan Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne ilk etapta 6 adet F-16 savaş uçağı konuşlandırdığını ve gerekmesi halinde Kıbrıs Türkü’nün güvenliği için ek önlemler alınacağını açıklamasını memnuniyetle karşıladıklarını belirtti.
Gülbahar açıklamasında şunları kaydetti:
“Milli Mücadele Vakfı olarak, Anavatan Türkiye’nin Doğu Akdeniz ve Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler ışığında Kıbrıs Türkü’nün ve Türk milletinin güvenliği için Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde 6 adet F-16 savaş uçağı konuşlandırmasını doğru bir karar olarak görüyor ve bunu memnuniyetle karşılıyoruz.
Anavatanımızın ayrıca gerekmesi halinde ek önlemler de alınacağını açıklaması bizler için güven verici, yaşamsal öneme sahip stratejik bir tutumdur.
Kıbrıs Türkü’nün ve Türk milletinin güvenliği ne ABD’ye, ne İngiltere’ye ne de Avrupa Birliği’ne bırakılamaz.
Bırakılırsa başımıza gelebilecekler bellidir.
Tarihsel süreç göstermiştir ki Türk uçaklarının bizlerin üzerine kanat germesi bizler için güvenlik ve özgürlük demektir.
Kıbrıs Türkü, 21 Aralık 1963’te başlayan Rum saldırılarının Türk uçaklarının Lefkoşa üzerinde uçmasıyla durduğunu unutmamıştır.
Eğer 8 Mart 1964’te Grivas komutasındaki Rum-Yunan güçlerinin, vatan savunması için Erenköy’e çıkan yüzlerce Kıbrıslı Türk üniversite öğrencisini katletmesi önlenebilmişse, bu Şehit Yüzbaşı Cengiz Topel ve arkadaşlarının gerçekleştirdiği hava harekâtı sayesindedir.
15 Temmuz 1974’teki Rum-Yunan darbesi sonucu kurulan Helen Devleti amacına ulaşamamış ve Kıbrıs Türkü, Girit Adası’nda yaşananlara benzer bir soykırımdan kurtulmuşsa, bu 20 Temmuz 1974 Barış Harekâtı’nda görevlerini başarıyla yerine getiren Türk Silahlı Kuvvetleri ve Türk uçakları sayesindedir.
Bütün bunları bilmezden gelip Türk uçaklarının KKTC’ye konuşlandırılmasını eleştirmeye kalkışanlar gaflet içindedir.
Bu gibiler Kıbrıs Türkü’nün gerçek hissiyatını anlamaktan uzaktır.
Milli Mücadele Vakfı olarak barıştan ve anlaşmadan yanayız. Ancak Rum-Yunan ikilisinin dostları İsrail ile hangi hayallerin peşinde koştuklarının da farkındayız.
Bunun farkında olmayanlar veya farkında değilmiş gibi davrananlar ya bu dünyada yaşamıyor ya da kötü niyetlidir.
Rum lider Nikos Hristodulidis, Türkiye’yi Kıbrıs’ta işgalcilikle suçlama hadsizliğini yapacağına, halkının başına açmakta olduğu yeni belaları görmelidir.
Kıbrıs’ta bir işgalci varsa o da kendileridir.
Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası’na uymayan, 1963’te silah zoruyla devleti yıkan, 1974 darbesiyle Helen Devleti’ni ilan eden ve bugün Güney Kıbrıs’ta bu yapıyı devam ettiren; gerçekler ışığında bir anlaşmaya yanaşmayan ve Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğini reddeden taraf kendileridir.”

25/02/2026

Milli Mücadele Vakfı Başkanı Gülbahar’dan Cumhurbaşkanı’na çağrı:
“ Egemenliğimiz müzakere konusu değildir”
• Gülbahar son liderler görüşmesi ile ilgili bir açıklama yaptı ve Rum liderliğinin uzlaşmaz, Kıbrıs Türkü’nün egemenliğini reddeden tutumlarının düzelmek yerine daha da katılaşmakta olduğuna dikkati çekerek şunları vurguladı:
• Rumların aklı fikri anlaşmada değil; AB, ABD, İngiltere, İsrail ve Hindistan gibi dostlarının desteğiyle, günün birinde Türkiye’yi Kıbrıs’tan dışarı atmak ve egemenliğini tüm Kıbrıs’a yaymaktır.
• Aziz Gülbahar Cumhurbaşkanı Erhürman’a şu çağrıda bulundu: Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği müzakere edilecek bir unsur değildir. Rum tarafı, ortaya koyduğunuz birinci maddeye ortaya koyacağınız makul bir süre içinde, amasız ve koşulsuz “evet” demezse, boşuna halkımıza zemin kaybettirip Rum tarafının oyunlarına alet olmayınız.
MMV Başkanı açıklamasında şunları kaydetti:
Milli Mücadele Vakfı olarak, Cumhurbaşkanı Sayın Tufan Erhürman ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Başkanı arasındaki görüşmeleri, iki tarafın açıklamalarını, Kıbrıs konusu bağlamındaki diğer açıklamaları ve tutumları mümkün olduğunca yakından ve özenle izlemeye devam ediyoruz.
En baştan şunu vurgulamak istiyoruz ki; Rum liderliğinin, Rum yetkililerin ve Rum siyasi partilerinin Kıbrıs Türk halkını egemen ve siyasal eşit olarak reddeden tutumları düzelmek yerine daha da katılaşarak devam etmektedir.
Rumların aklı fikri anlaşmada değil; AB, ABD, İngiltere, İsrail ve Hindistan gibi dostlarının desteğiyle, günün birinde Türkiye’yi Kıbrıs’tan dışarı atmak ve egemenliğini tüm Kıbrıs’a yaymaktır.
Dolayısıyla bize göre, Sayın Cumhurbaşkanı’nın Rum lider ile görüşmesi, Rum tarafının bizi hedefimiz olan, dünyada egemen ve özgür bir devlete sahip bir halk olarak hak ettiğimiz yere ulaşmaktan uzak tutmaktan başka bir işe yaramamaktadır.
Bu nedenle, Rum liderliğinin sergilediği tutum net bir şekilde ortadayken, Sayın Cumhurbaşkanı’nın görüşmeleri “açık ve samimi” olarak sunması, Rum liderliğinin gerçek yüzünü perdeleyen hatalı bir yaklaşımdır.
Cumhurbaşkanı Erhürman’ın dört maddelik, kendi ifadesiyle metodolojisi, bizim ifademizle ön şartları, ne zaman yerine getirilecektir?
Aradan üç ay geçmesine rağmen Rum lider hâlâ Cumhurbaşkanı Erhürman’ın siyasi eşitlik ve bunun ayrılmaz parçası olan dönüşümlü başkanlığı kabul etmesi talebinin ne anlama geldiğini hâlâ anlamadı mı?
Buna “anlamadılar” diye yanıt verilirse, inanacak var mı?
Milli Mücadele Vakfı olarak; Rum tarafının, Cumhurbaşkanı Erhürman’ın da ifade ettiği üzere, yönetimi ve egemenliği bizimle paylaşmak istemediği gerçeğine rağmen, devlet olgumuzdan ve egemenliğimizden bir milimetre bile geri adım atmadan, Rum tarafı ile Güven Yaratıcı Önlemler’in görüşülmesine ve devletler arası iş birliği yapılmasına karşı değiliz. Ancak görüyoruz ki Rum tarafı bu konuda da samimi değildir; oyalama ve stratejik çıkarlar elde etme peşindedir. KKTC’nin statüsünü ileriye taşıyabilecek her şeye hayır demektedir.
Bunun en açık kanıtı, hâlâ Kiracıköy kapısında ısrar etmeleri, 14 yaş altındaki çocukların futbol maçı yapmalarına bile karşı çıkmaları ve Cumhurbaşkanı Erhürman’ın 10 maddelik Güven Yaratıcı Önlemler paketinin hemen hemen hiçbir maddesinin hâlen gerçekleşmemiş olmasıdır.
O pakette, Rumların KKTC’de konut sektörüne yatırım yapanlar için tutuklama ve yargılama yapmaktan vazgeçmesi talep ediliyordu. Ne oldu? Rumlar, pek çok KKTC’li iş insanı için Interpol üzerinden çıkardıkları tutuklama kararlarında ısrar etmektedir.
Rum tarafı, KKTC ekonomisini yıkmayı ve halkımızı tedirgin etmeyi tercih etmeye devam ettiğine göre, Sayın Cumhurbaşkanı hangi güveni, nasıl yaratmayı başaracağını düşünmektedir?
Milli Mücadele Vakfı açısından Cumhurbaşkanı’nın hiç kabul etmediğimiz ve etmeyeceğimiz yaklaşımı ise, federasyon görüşmelerine dönüş anlamına gelen “Crans Montana’ya kadar olan yakınlaşmaların ilkesel olarak kabulü” önerisidir.
Crans Montana süreci, bize göre federal çözüm hedefli bir sürecin sonudur. Kıbrıs Türk tarafı ve Türkiye, 2008’de başlayan süreci iyi niyetle Crans Montana’ya kadar taşımış ve orada Rumların bizimle egemenliği ve adanın zenginliklerini asla paylaşmayacaklarını bir kez daha net şekilde saptamış, bunu Birleşmiş Milletler nezdinde de açıkça ortaya koymuştur.
Türkiye, o tarihten itibaren, gerekçelerini de ortaya koyarak federal çözüme kapılarını kapatmış; KKTC’nin tanınması ve tanıtılması yönündeki çabalarını yoğunlaştırma sürecine girmiştir.
Kaldı ki Rum lider şu anda Sayın Cumhurbaşkanı’nın oraya koyduğu ‘ Crans Montana’ya kadar olan yakınlaşmaların heba edilmemesi, kayda geçirilmesi’ noktasından da hayli uzaktadır ve ‘ Crans Montana’da kalınan yerden görüşmelere devam edilmesinde’ oldukça ısrarlıdır.
Türkiye’nin iki Devletli çözüm ifadeleriyle özetlenecek tutumu ile Kıbrıs Türk Halkı’nın genelinin buna tam destek verdiği, Rumun uzlaşmaz tavrı ortadayken, Sayın Erhürman kiminle, nasıl bir federasyon yapmayı düşünmektedir?
Sayın Cumhurbaşkanı, Türkiye ile hareket noktalarının aynı olduğunu, kendisinin de Türkiye’nin de Rumların adanın yönetimini ve zenginliklerini Kıbrıs Türkü ile paylaşmak istemediğini söylediğini ifade etmektedir.
Doğru saptamalar, ancak yarım…
Sayın Cumhurbaşkanı, varılacak hedef konusunda Türkiye’den farklı mı düşünmektedir?
Farklı düşünüyorsa bu gerçekçi midir?
Türkiye’ye bu konudaki düşüncelerini söylediği zaman ne yanıt almıştır?
Sayın Cumhurbaşkanı, Rum lider Hristodulidis’in “Erhürman da Türkiye gibi iki devletli çözüm isteyip istemediğini söylesin” şeklindeki talebine son görüşmelerinde ne yanıt verdiğini, şeffaflık ve konunun önemi gereği, halkımızla paylaşmak zorundadır.
Milli Mücadele Vakfı olarak Sayın Erhürman’dan kendisinin Halkımızın hakları için verdiği mücadeleye de katkı sağlamak için samimiyet bunu ısrarla talep ediyoruz.
Sayın Cumhurbaşkanı’na hatırlatmak isteriz ki Kıbrıs konusu, ancak Türk tarafının kararlı ve ilkeli duruşuyla bir sonuca ulaşabilir ve bu başarılabilecek bir hedeftir.
Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği müzakere edilecek bir unsur değildir. Rum tarafı, ortaya koyduğunuz birinci maddeye ortaya koyacağınız makul bir süre içinde , amasız ve koşulsuz “evet” demezse , boşuna halkımıza zemin kaybettirip Rum tarafının oyunlarına alet olmayınız.
Geliniz Sayın Cumhurbaşkanı; Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, KKTC’nin tanınması için dört kez üst üste Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda tüm dünyanın duyacağı şekilde yaptığı çağrı doğrultusunda; TBMM’nin oy birliğiyle, KKTC Meclisi’nin oy çokluğuyla aldığı iki devletli çözüme gidilmesi yönündeki kararlar temelinde çalışınız.
Çalışınız ki Türk milleti ve bu halk sizi, diğer millî liderlerimiz ve KKTC yolunda yürüyen cumhurbaşkanlarımız ve hükümetlerimiz gibi tarihe altın harflerle yazsın.

22/02/2026

Milli Mücadele Vakfı’ndan Almanya’ya Sert Tepki;
Cumhurbaşkanı ve Hükümete Uyarı:
“IMAGINE Programı KKTC Okullarına Sokulamaz”
Milli Mücadele Vakfı Başkanı Aziz Gülbahar, Almanya tarafından finanse edilen ve İki Toplumlu Eğitim Komitesi organizasyonunda yürütülen IMAGINE Programı’nın, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti okullarına yeniden sokulmasına yönelik girişimlere sert tepki gösterdi.

📌Gülbahar, daha önce Cumhurbaşkanı ve hükümetin kararıyla durdurulan bu programın yeniden gündeme getirilmesinin iyi niyetli olmadığını; ilkokul ve ortaokul çağındaki Kıbrıs Türk çocuklarının ara bölgeye taşınarak, Türk düşmanlığıyla yetiştirilen Rum gençleriyle “kaynaştırılmak” istenmesinin siyasi ve ideolojik bir müdahale olduğunu vurguladı.

📌Rum Yönetimi Başkanı’nın, 14 yaş grubu futbol takımlarının dostluk maçı önerisini reddederken, aynı anda IMAGINE Programı’nı savunmasının samimiyetsiz olduğunu belirten Gülbahar, gerçek bir yakınlaşma isteniyorsa Rum okullarındaki Türk düşmanı eğitimin sona erdirilmesi, ders kitaplarının nefret içeriğinden temizlenmesi ve Türk gençlerine yönelik spor ambargolarının kaldırılması gerektiğini ifade etti.

📌IMAGINE Programı’nın masum bir barış eğitimi faaliyeti olmadığını kaydeden Gülbahar, bunun Türk çocuklarının kimliğini, devletini ve Anavatan Türkiye ile bağlarını zayıflatmayı amaçlayan siyasi içerikli bir proje olduğunu belirtti. Yabancı psikolojik savaş unsurlarının çocuklar üzerinde faaliyet yürütmesine izin verilmeyeceğini vurguladı.

📌Almanya’nın Kıbrıs meselesinde tarafsız bir aktör olmadığına dikkat çeken Gülbahar, Almanya’nın ve Avrupa Birliği’nin Rum tarafını tüm ada adına üye yaparak Kıbrıs Türk halkını dışladığını, verilen sözlerin tutulmadığını hatırlattı.

Hal böyleyken, Rum tarafının ambargo ve izolasyon politikalarını destekleyen Almanya’nın finanse ettiği bir projenin KKTC eğitim sistemine sokulmasının kabul edilemez olduğu vurgulandı.

Açıklama şu net ifadelerle tamamlandı:

“IMAGINE Programı, Kıbrıs Türk halkının milli mücadelesini, egemenlik hakkını ve devlet iradesini hedef alan asimilasyoncu bir projedir.
Eğitim, bir devletin en hassas egemenlik alanıdır.
KKTC okulları, yabancı güçlerin ideolojik ve siyasi mühendislik alanı değildir.

Milli Mücadele Vakfı’nın çağrısı nettir:
IMAGINE Programı derhal reddedilmelidir.
KKTC’nin eğitim politikaları, yabancı merkezlerin değil, Kıbrıs Türk halkının millî iradesiyle belirlenmelidir.

Bu yönde atılacak her yanlış adımın karşısında kararlılıkla durulacaktır.
Kıbrıs Türk halkı, kimliğini, devletini ve egemenliğini tartışmaya açtırmayacaktır.”

31/01/2026

Milli Mücadele Vakfı Başkanı Aziz Gülbahar, Erhürman–Hristodulidis–Holguin üçlü görüşmesini değerlendirdi:

“Hristodulidis’le boşuna zaman harcanıyor”

Milli Mücadele Vakfı Başkanı Aziz Gülbahar, Rum tarafını doğru yola getirmenin yönteminin Hristodulidis’le boşuna zaman geçirmek olmadığını vurguladı. Gülbahar, Rum tarafını yola getirmek için Anavatan Türkiye Büyük Millet Meclisi ile KKTC Meclisi kararlarında belirtildiği gibi tanınma ve tanıtma yoluna çıkmaktan başka çare olmadığını kaydetti.

Aziz Gülbahar açıklamasında şunları belirtti:

“Kıbrıs’ta kalıcı ve hakkaniyetli bir anlaşma yapılmasını değil, Rum-Yunan hegemonyasını tüm adaya yaymayı kendine misyon edinen Rum Yönetimi Başkanı Hristodulidis’in dün masaya koyduğu öneriler, ‘yeni bir müzakere zemini’ söylemiyle sunulsa da gerçekte Kıbrıs Türk tarafını yıllardır sonuç üretmeyen ve hak kayıplarına yol açan bir çerçeveye yeniden hapsetme amacını taşımaktadır.

📌Bu önerilerle müzakere süreci içerikten koparılmakta; konferanslar, geçiş kapıları ve sözde güven artırıcı önlemler üzerinden yürütülmek istenmektedir. Esas mesele olan Kıbrıs Türk halkının egemen eşitlik ve yönetime etkin katılım taleplerinin gündeme alınması ise bilinçli biçimde ötelenmektedir.

📌Rum önerileriyle KKTC’nin fiilî ve siyasî varlığı yok sayılmakta, sorun yeniden devletler arası bir ihtilaf olmaktan çıkarılarak ‘toplumlar arası’ bir meseleye indirgenmek istenmektedir. Milli Mücadele Vakfı’na göre bu yaklaşım bir çözüm arayışı değil, Rum tarafının üniter devlet hedefini zamana yayarak güçlendirme girişimidir.

📌Bu vesileyle Cumhurbaşkanı Sayın Erhürman’ın açıklamalarının da ciddi riskler barındırdığına dikkat çekmek isteriz. Sayın Cumhurbaşkanı’nın, Rum liderliğinin tutumu ortadayken hâlâ ‘ortak zemin bulunabilir’ vurgusu yapmasıyla, Rum tarafının oyalama ve KKTC’nin tanınmasını engelleme oyununa gelinmekte olduğuna vurgu yapmayı görev sayıyoruz.

📌Sayın Cumhurbaşkanı’nın yüz güne yakın görev süresinde ortaya çıkanlar, 1968 yılından bu yana yaşananlardan farklı değildir. Rum tarafı asla, Kıbrıs Türkü’nün yönetime etkin katılacağı, Türkiye’nin garantörlüğünün devam ettiği, mülkiyet ve toprak konularında önemli tavizler koparmadığı bir durumda bizimle anlaşmaya yanaşmayacaktır.

📌Rum tarafını doğru yola getirmenin yöntemi, Hristodulidis’le boşuna zaman harcamak değildir. Rum tarafını yola getirmek için Anavatan Türkiye Büyük Millet Meclisi ile KKTC Meclisi kararlarında belirtildiği gibi tanınma ve tanıtma yoluna çıkmaktan başka çare yoktur.”

16/01/2026

Milli Mücadele Vakfı Başkanı Gülbahar’dan AB’ye tepki, Cumhurbaşkanı’na çağrı:
“Hayal kurmalarını engelleyin; KKTC’ye sahip çıktığınızı gösterin”
Milli Mücadele Vakfı Başkanı Aziz Gülbahar, “Avrupa Birliği’nin Kıbrıs konusundaki Rum yanlısı tutumunu terk edip Türk tarafının ortaya koyduğu önerilere kulak vereceği yerde, Rum tarafı ile birlikte Kıbrıs Türk halkının egemenliğine ve güvenliğine saldırmakta olduğuna” dikkat çekti.
Gülbahar, bu noktadan hareketle, “Cumhurbaşkanı Erhürman’ı artık çok daha net bir şekilde Cumhurbaşkanı olduğu KKTC’nin egemen varlığına sahip çıkmaya, bunu AB’ye göstererek Rum yetkililerle birlikte hayal kurmalarını engellemeye” davet etti.
Aziz Gülbahar açıklamasında şunları kaydetti:
“Avrupa Birliği ile onun defolu, hak yiyici üyesi Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Kıbrıs Türkü’nü azınlık durumuna düşürebileceklerini, Türkiye’yi Kıbrıs’tan çıkararak emellerine ulaşabileceklerini hayal etmeye devam ediyorlar.
Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne yaptığı ziyaret sırasında Yeşil Hat’ta ‘duygulandığını’ söyleyerek 2026 yılı için ‘Kıbrıs’ın yeniden birleşmesi’ yönünde beklenti dile getirmesi tam bir saçmalıktır.
O Yeşil Hat, Kıbrıs Rumlarının Yunanistan’a bağlanmak amacıyla EOKA terör örgütünü kurarak Kıbrıs Türkü’nü öldürmeye başlaması nedeniyle çizilmiştir.
Kıbrıs’ta bugüne kadar bir anlaşma olmamışsa, iki devlet ve iki halk tek bir antlaşma altında birleşememişse bunun suçlusu Rum tarafıdır.
2017 yılında Crans-Montana’da federal çözüm görüşmeleri bir kez daha tamamen çökerken, baş sorumlulardan biri de Ursula Hanım’la birlikte sınırı gezen Hristodulidis idi.
Neyse; belli ki ne Avrupa Birliği’nin ne de Rum liderliğinin akıl ve mantık yoluna gelmeye, ada gerçeklerini görmeye ve içlerine sindirmeye niyetleri vardır.
Bizim bu noktada Cumhurbaşkanımız Sayın Tufan Erhürman’dan beklentilerimiz vardır:
Sayın Cumhurbaşkanı, açıkça görüleceği üzere Avrupa Birliği, Kıbrıs konusundaki Rum yanlısı tutumunu terk edip sizin ortaya koyduklarınıza kulak vereceği yerde, Rum tarafı ile birlikte egemenliğimize ve güvenliğimize saldırmaktadır.
Dolayısıyla artık çok daha net bir şekilde Cumhurbaşkanı olduğunuz KKTC’nin egemen varlığına sahip çıkınız; bunu AB’ye gösteriniz ki hayal kurmasınlar.
Kıbrıs’ta bir anlaşma isteniyorsa, Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğinin ve KKTC’nin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi kadar yasal olduğunun idrak edilmesinin şart olduğu gerek Avrupa Birliği’ne gerekse Rum tarafına uygun kanallar ve medya vasıtasıyla bildirilmelidir.
Eğer yapacağınız bu açıklamalar ve uyarılar dikkate alınmazsa, önderlik yaparak tüm halkın AB ve Rum tarafına tepkisini demokratik yollarla; gösteriler düzenleyerek ve girişimler yaparak ortaya koymasını sağlayınız.
Bundan da sonuç alınmazsa artık zaman kaybetmeyiniz; KKTC’nin dünyada hak ettiği yeri alması için var olan izolasyon ve ambargoların aşılmasına yönelik atılımlar yapınız.

Avrupa Birliği de Rum tarafı da bilmelidir ki bu halk ve Anavatan Türkiye, en zor koşullarda, kurşunlar yağmur gibi yağarken, toplu mezarlar kazılırken bile özgürlüğü ve egemenliği için mücadeleden asla vazgeçmemiştir.
Bugün bir devlet sahibiyiz ve idrak etmeye yanaşmasalar da herkes, Kıbrıs Adası’nın kuzeyinde Kıbrıs Türk halkının egemen olduğunu, burada demokratik ve çağdaş bir yapı bulunduğunu bilmektedir.
Anavatan Türkiye dünden daha güçlüdür, yarın çok daha güçlü olacaktır.
Hal böyleyken, Avrupa Birliği ile Rum tarafının Kıbrıs Türkü’nün moralini bozması, onu yolundan döndürmesi, Rum hegemonyasının AB kisvesi altında adaya yayılması mümkün değildir.”

14/01/2026

Ulusal Mücadele Vakfı BASIN AÇIKLAMASI
Milli Mücadele Vakfı Başkanı Dr. Küçük’ün 42’nci ölüm yıldönümü nedeniyle bir mesaj yayınladı:
“Küçük’ün Devlet sahibi olmamızdaki rolü çok büyüktür”
Kıbrıs Türk Milli Mücadele Vakfı Başkanı Aziz Gülbahar, “Kıbrıs Türkü bugün egemen, özgür, güven içinde, Devlet sahibi bir Halk ise bunda Dr. Fazıl Küçük’ün rolü ve etkisi çok büyük olduğuna dikkati çekti.”
Gülbahar, Dr. Fazıl Küçük’ün 42’nci ölüm yıldönümü nedeniyle yayımladığı mesajda şunları kaydetti:
“Halk adamı Dr. Fazıl Küçük, yalnızca bir hekim, gazete sahibi, gazete köşe yazarı bir Kıbrıs Türk aydını değil; Kıbrıs Türk Halkının yok sayılmak istendiği bir dönemde, halkının milli kimliğine, egemenliğine ve geleceğine sahip çıkan büyük bir liderdir.
İnandığı değerlerden asla taviz vermeden yürüttüğü mücadele, bugün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin temellerini oluşturan tarihsel sürecin en önemli yapı taşlarından biridir.
Kıbrıs Türkü bugün egemen, özgür, güven içinde, Devlet sahibi bir Halk ise bunda Dr. Fazıl Küçük’ün rolü ve etkisi çok büyüktür.
Kıbrıs Türkü bugün Anavatan Türkiye ile el-ele, gönül-gönüle yürüyor kardeşçe ilişkilerini her geçen gün ileriye taşıyorsa bu Dr. Küçük ve arkadaşlarının gayretleri, Atatürkçü çizgilerinin sonucudur.
Milli Mücadele Vakfı olarak bizler, Dr. Fazıl Küçük’ün mirasına sahip çıkmayı; onun savunduğu milli dava, egemenlik ve özgürlük ilkelerini kararlılıkla yaşatmayı tarihi bir sorumluluk olarak görüyoruz.
Bu bilinçle, Kıbrıs Türk Halkının devletine ve geleceğine sahip çıkma kararlılığımızı bir kez daha vurguluyoruz.
Bu vesileyle, Kurucu Liderimiz Dr. Fazıl Küçük’ü 42’nci ölüm yıldönümünde bir kez daha rahmetle anıyor; aziz hatırası önünde saygıyla eğiliyoruz.”

09/01/2026

BASIN BİLDİRİSİ
Milli Mücadele Vakfı Başkanı Aziz Gülbahar’dan AB’ye tepki:
“Ne AB ne de Rum egemenliğimizi elimizden alamaz”
Milli Mücadele Vakfı Başkanı Aziz Gülbahar, Avrupa Birliği Konseyi Başkanı Ursula von der Leyen ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis’in, Güney Kıbrıs’ta düzenlenen Avrupa Birliği toplantısında Kıbrıs Türk halkını, onun egemenliğini ve devletini yok sayan konuşmalar yapmalarını kınadı.

Gülbahar açıklamasında, “Siz bizi yok sayarsanız, biz de sizi yok sayarız. Bize Anavatanımız Türkiye’nin kardeşçe ve kahramanca desteği yeter. Ne Avrupa Birliği ne de Rum egemenliğimizi, özgürlüğümüzü ve devletimizi elimizden alamaz” dedi.

Aziz Gülbahar açıklamasında şunları kaydetti:

“Avrupa Birliği’nin sözde ‘tarafsız’ ve ‘uzlaştırıcı’ kimliğini tamamen yitirdiğini bir kez daha ortaya koyan vahim bir gelişmeyle karşı karşıyayız. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Avrupa Birliği dönem başkanlığını üstlenmesi ve bu süreçte AB Konseyi Başkanı ile Rum liderin toplantı açılışında sarf ettikleri ifadeler; Kıbrıs Türk halkını yok sayan, egemen eşitliğimizi inkâr eden ve Rum tezlerini mutlak doğru kabul eden zihniyetin açık bir itirafıdır.

Oysa Rum Yönetimi, 1963 yılında Kıbrıs Cumhuriyeti’ni silah zoruyla gasp etmiş, Kıbrıs Türk halkını devletin dışına itmiş, katliam ve kuşatmalarla yok etmeye çalışmış; Anayasa’ya ve uluslararası antlaşmalara aykırı bir yapıdır. Bu tarihsel gerçekler ortadayken, Avrupa Birliği’nin bu yapıyı tüm adanın ‘tek meşru temsilcisi’ gibi sunması, uluslararası hukuka olduğu kadar ahlaka da aykırıdır.

Toplantı açılışında yapılan konuşmalarda Kıbrıs meselesinin tek taraflı ve Rum bakış açısıyla ele alınması; Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği ile eşit uluslararası statüsünün bilinçli şekilde görmezden gelinmesi kabul edilemez. Bu yaklaşım, çözüm değil, çözümsüzlüğü kalıcı hâle getirme iradesidir.

Avrupa Birliği bugün artık Kıbrıs konusunda çözüme katkı sağlayan bir kuruluş değil, açıkça Rum tarafı lehine faaliyet gösteren hatalı bir odak hâline gelmiştir. Rum Yönetimi’nin dönem başkanlığı koltuğuna oturtulması, AB’nin Kıbrıs Türk halkına karşı yıllardır sürdürdüğü siyasi, ekonomik ve diplomatik izolasyon politikasının kurumsallaştırılması anlamına gelmektedir.

Milli Mücadele Vakfı olarak bir kez daha altını çiziyoruz: Kıbrıs’ta tek egemenlik, tek halk, tek devlet dayatması iflas etmiştir. Kıbrıs Türk halkı bu adada Rumlar kadar egemendir, kurucu ortaktır ve kendi devletine sahiptir. Bu gerçeği yok sayan hiçbir açıklama, hiçbir toplantı ve hiçbir AB makamı bizim nazarımızda muteber değildir.

Avrupa Birliği’ni bu tutumu nedeniyle şiddetle kınıyor; Kıbrıs Türk halkına karşı sürdürdüğü çifte standartlı, adaletsiz ve Rum yanlısı politikalardan derhal vazgeçmeye çağırıyoruz.”

30/12/2025

Milli Mücadele Vakfı olarak 2026 yılı ve daimi manifestomuz ve taleplerimiz şunlardan ibarettir;

📌Kıbrıs’ta tek gerçekçi, tek onurlu ve tek sürdürülebilir çözüm; iki egemen, eşit uluslararası statüye sahip devlet temelinde çözümdür. Bunun dışındaki her öneri, Kıbrıs Türk halkı için kayıp, risk ve tehdit anlamına gelmektedir.
Dolayısıyla 2026 yılına girerken beklentimiz değil, taleplerimiz şunlardır:
📌KKTC’nin yeni Cumhurbaşkanı Sayın Tufan Erhürman belirttiği üzere asla egemenliğimizden taviz vermemeli, Türkiye’nin etkin ve fiili garantörlüğünü tartışma konusu yapmama kararlılığından geri adım atmamalı, çözüm istemediği net olan Rum lider Hristoduludis ile zaman kaybetmemelidir
📌KKTC Cumhuriyet Meclisi’nin federasyonu çözüm formülü olmaktan çıkaran, KKTC’nin tanınması için adım atılmasını öngören kararı uygulamaya konulmalı, Türk Devletleri Teşkilatı’na tam üyelik için kararlı bir diplomatik mücadele başlatılmalıdır.
📌Rumların olumsuz tutumlarının AB ve BM’ye anlatılması için yeni bir diplomatik atak sürecine girilmelidir.
📌Rum tarafının ekonomik, hukukî ve askeri saldırılarına karşı daha sert, daha kararlı ve daha görünür bir duruş sergilenmelidir.
📌Anavatan Türkiye Cumhuriyeti ile olan tarihi ve stratejik bağlar, tartışma konusu yapılmadan güçlendirilmeli, Türkiye’nin garantörlük haklarına halel gelmeksizin KKTC ile Türkiye arasında bir Savunma İşbirliği Antlaşması imzalanmalıdır.
📌İçteki malum sıkıntılar Devletimize zarar vermektedir. Bu sıkıntıların aşılması için kim ne yapması gerekirse yapmalı Devletimiz tertemiz, dip diri, güçlü bir noktaya getirilmelidir. 2026 yılı, haklılığımızı savunma değil, egemenliğimizi tescil yılı olmalıdır.”


30/12/2025

YENİ YIL BİLDİRİSİ...
Milli Mücadele Vakfı Başkanı Gülbahar “2025 yılını değerlendirdi. 2026 için taleplerini ortaya koydu:
“ 2026 savunma değil, egemenliğimizi tescil yılı olmalıdır”
Milli Mücadele Vakfı Başkanı Aziz Gülbahar “Kıbrıs milli davasında bir yılın daha oyunlarına dur denilememesi nedeniyle Rum tutuklama, tehdit ve ambargolarıyla geçtiğini, Türkiye ve Kıbrıs Türkü’nün hakikaten yararına olacak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Devleti’nin egemenliğinin tescili ve tanınması yolunda gerekenlerin yapılamadığını” vurguladı.
Gülbahar, “tarih ve yaşananlardan ders çıkarılmalı, Rum liderliği ve onların destekçilerinden Kıbrıs Türkü’nün hakları yönünde bir anlayış beklenmemelidir. Kendi göbeğimizi Anavatan Türkiye ile birlikte biz kesmeli ve bir an önce tanınma, tanıtma yoluna çıkılmalıdır” dedi.
Aziz Gülbahar, 2026 yılının tüm insanlık, Türk milleti, İslam dünyası ile Kıbrıs Türk Halkına sağlık, adalet, refah ve barış getirmesini diledi.
Gülbahar yeni yıl bildirisine devamla şunları kaydetti:
“ Kıbrıs Türk halkı, 2025 yılını da Rum liderliğinin düşmanca politikaları, açık provokasyonları ve sistematik baskıları altında geçirmiştir. Geride kalan yıl, Rum tarafının çözüm istemediğini; hedefinin Kıbrıs Türk halkını ekonomik, siyasi ve askeri yollarla teslim almak olduğunu bir kez daha net biçimde ortaya koymuştur.
2025 yılı boyunca Rum liderliği, Kıbrıs Türkü’nü ekonomik olarak çökertmeye yönelik organize bir saldırı süreci yürütmüştür. Mülkiyet meselesi bahane edilerek Kıbrıs Türk yatırımcılarına, iş insanlarına ve yabancı sermayeye yönelik başlatılan hukuk terörü, uluslararası hukukun açıkça istismar edilmesidir. Amaç açıktır: KKTC’yi nefessiz bırakmak, Kıbrıs Türk halkını çaresizliğe sürüklemek ve siyasi teslimiyeti dayatmak.
Rum yönetimi aynı dönemde askeri gerilimi bilinçli şekilde tırmandırmış, Ada’yı silahlandırma politikasını hızlandırmıştır. Yabancı ülkelerle imzalanan askeri anlaşmalar, ortak tatbikatlar, üs faaliyetleri ve silahlanma girişimleri; barış söyleminin arkasına gizlenmiş açık bir meydan okumadır. Kıbrıs’ı bir barış adası olarak değil, Doğu Akdeniz’de bir askeri cepheye dönüştürme niyetleri gizlenememektedir.
Bununla da yetinmeyen Rum liderliği, 2025 yılı boyunca yaptığı açıklamalarla Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğini inkâr etmeyi sürdürmüş, Türkiye’nin garantörlüğünü hedef almış, federasyon adı altında üniter devlet dayatmasını pervasızca dile getirmiştir. Kıbrıs Türkü’nü azınlık statüsüne mahkûm etmeyi amaçlayan bu zihniyet, 1960 ortaklık ruhunu değil, 1963’ün karanlık anlayışını temsil etmektedir.
Daha vahimi ise, Birleşmiş Milletler ve sözde “uluslararası toplumun” bu açık saldırılar karşısındaki suskunluğu ve çifte standardıdır. Rum tarafının her provokasyonu görmezden gelinirken, Kıbrıs Türk halkına sürekli “uzlaşın”, “taviz verin” telkininde bulunulması artık kabul edilemez bir ikiyüzlülüktür. Bu tutum, adalete değil, dayatmaya hizmet etmektedir.
2025 yılı bir gerçeği artık tartışmasız biçimde ortaya koymuştur:
Federasyon tamamen bitmiştir.
Bu model, Rum tarafının Kıbrıs Türk halkını eşit ortak olarak görmeyi reddetmesi nedeniyle çökmüş, tarihin çöplüğüne atılmıştır. Bu gerçeği hâlâ görmek istemeyenler, ya gaflet içindedir ya da Kıbrıs Türk halkının iradesini yok saymaktadır.
Milli Mücadele Vakfı olarak açıkça ilan ediyoruz:
Kıbrıs’ta tek gerçekçi, tek onurlu ve tek sürdürülebilir çözüm; iki egemen, eşit uluslararası statüye sahip devlet temelinde çözümdür. Bunun dışındaki her öneri, Kıbrıs Türk halkı için kayıp, risk ve tehdit anlamına gelmektedir.
Dolayısıyla 2026 yılına girerken beklentimiz değil, talebimiz şudur:
• KKTC’nin yeni Cumhurbaşkanı Sayın Tufan Erhürman belirttiği üzere asla egemenliğimizden taviz vermemeli, Türkiye’nin etkin ve fiili garantörlüğünü tartışma konusu yapmama kararlılığından geri adım atmamalı, çözüm istemediği net olan Rum lider Hristoduludis ile zaman kaybetmemelidir
• KKTC Cumhuriyet Meclisi’nin federasyonu çözüm formülü olmaktan çıkaran, KKTC’nin tanınması için adım atılmasını öngören kararı uygulamaya konulmalı, Türk Devletleri Teşkilatı’na tam üyelik için kararlı bir diplomatik mücadele başlatılmalıdır.
• Rumların olumsuz tutumlarının AB ve BM’ye anlatılması için yeni bir diplomatik atak sürecine girilmelidir.
• Rum tarafının ekonomik, hukukî ve askeri saldırılarına karşı daha sert, daha kararlı ve daha görünür bir duruş sergilenmelidir.
• Anavatan Türkiye Cumhuriyeti ile olan tarihi ve stratejik bağlar, tartışma konusu yapılmadan güçlendirilmeli, Türkiye’nin garantörlük haklarına halel gelmeksizin KKTC ile Türkiye arasında bir Savunma İşbirliği Antlaşması imzalanmalıdır.
• İçteki malum sıkıntılar Devletimize zarar vermektedir. Bu sıkıntıların aşılması için kim ne yapması gerekirse yapmalı Devletimiz tertemiz, dip diri, güçlü bir noktaya getirilmelidir.
2026 yılı, haklılığımızı savunma değil, egemenliğimizi tescil yılı olmalıdır.”

Want your business to be the top-listed Government Service in Nicosia?

Click here to claim your Sponsored Listing.

Location

Telephone

Address


Kahramanlar Cad. Küçük Kaymaklı
Nicosia
99010

Opening Hours

Monday 09:00 - 13:00
Tuesday 09:00 - 13:00
Wednesday 09:00 - 13:00
Thursday 09:00 - 13:00
Friday 09:00 - 13:00
Saturday 09:00 - 13:00