30/10/2026
**ÜNİVERSİTELERDE NORM KADRO DÜZENLEMESİ: LİYAKAT VE PUANA DAYALI TAYİN SİSTEMİYLE TAMAMLANMALI**
**Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü, devlet üniversitelerinde belirli istisnalar dışındaki boş idari kadroların tutulu hâle getirildiğini bildirdi. ÜNİPERSEN olarak norm kadro planlamasını önemli buluyor; sürecin idari personelin kariyer haklarını koruyan, liyakati güçlendiren ve puana dayalı tayin sistemini hayata geçiren bir anlayışla yürütülmesini bekliyoruz.**
Devlet üniversitelerine gönderilen “Kadroların Tutulu Hale Getirilmesi” konulu yazıda, üniversitelerde idari personele yönelik norm kadro çalışması kapsamında birimlerin teşkilat yapıları ve yürüttükleri hizmetlerin incelendiği; unvan, görevin gerektirdiği nitelikler ve personel sayısı bakımından standartların oluşturulduğu belirtildi. Üniversitelerden gelen idari personel taleplerinin bu standartlar çerçevesinde, ayrıntılı gerekçeler ve ihtiyaç analizleri doğrultusunda değerlendirildiği ifade edildi.
Yazıda, personelin kadrosunun bulunduğu hizmet sınıfı dışında çalıştırılması, aynı işlerin farklı unvanlarda ve farklı özlük haklarıyla yürütülmesi, hizmet ihtiyacından ziyade kişisel taleplere dayalı görevde yükselme ve unvan değişikliği uygulamaları ile unvan-görev uyumsuzluklarına ilişkin şikâyetlere dikkat çekildi. Ayrıca Sayıştay denetim raporlarına atıf yapılarak, 2547 sayılı Kanunun 13/b-4 maddesi kapsamında çok sayıda tedviren görevlendirme yapıldığına, bazı dolu kadrolara gerekli koşullar oluşmadan vekâleten atamalar gerçekleştirildiğine ve kariyer ile liyakat ilkeleriyle bağdaşmayan uygulamalara ilişkin tespitlere yer verildi.
**BOŞ KADROLARIN KULLANIMI SERBEST BIRAKMA İŞLEMİNE BAĞLANDI**
Yazıya göre, ilgili cetvelde yer alan yükseköğretim kurumlarına ait boş kadroların tamamı, belirtilen istisnalar dışında, yazı tarihi itibarıyla tutulu hâle getirildi. Daire başkanı ile bu kadrolara denk ve üstü yönetici kadroları, üniversite hastaneleri başmüdürü, fakülte sekreteri, yüksekokul sekreteri ve enstitü sekreteri kadroları kapsam dışında bırakıldı.
Tutulu hâle getirilen kadroların; serbest bırakılma işlemi tamamlanmadan asaleten veya vekâleten atama, tedvir, kadroya görevlendirme ve birim değişikliği dâhil hiçbir surette kullanılamayacağı belirtildi. Serbest bırakma taleplerinin, hizmet gerekleri ve kamu yararı çerçevesinde ayrıntılı gerekçelerle Kamu Personeli Bilgi Sistemi üzerinden iletilmesi öngörüldü.
657 sayılı Kanunun ek 8’inci maddesi veya 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 25’inci maddesi kapsamında hâlihazırda yapılan geçici görevlendirmelerin, mevcut sürelerinin sonuna kadar devam edebileceği bildirildi. Süre uzatımı veya yeni görevlendirme için kadronun serbest bırakılması gerektiği belirtildi. Tutulu hâle getirilen yönetici kadrolarında 657 sayılı Kanunun 86’ncı maddesine göre mevcut vekâleten atamaların ise ilgili mevzuatına göre 31 Aralık 2026 tarihine kadar sürdürülebileceği ifade edildi.
**TESPİTLER, YILLARDIR DİLE GETİRDİĞİMİZ SORUNLARI ORTAYA KOYUYOR**
ÜNİPERSEN olarak üniversitelerde kadro ve görev dağılımının kişiye göre şekillenmesine, unvan ile fiilen yürütülen görev arasındaki uyumsuzluklara ve idari personelin kariyer imkânlarını sınırlayan uygulamalara yıllardır dikkat çekiyoruz. Cumhurbaşkanlığı yazısında yer verilen tespitler, bu sorunların çözümü için somut ve kalıcı adımlar atılması gerektiğini bir kez daha ortaya koymaktadır.
Üniversitelerde personel yönetiminin temeli; hizmet ihtiyacı, objektif ölçütler, ehliyet ve liyakat olmalıdır. Keyfî görevlendirmelere zemin hazırlayan 13/b-4 hükmünün kaldırılması yönündeki talebimizi yineliyoruz. İdari personelin eğitimi, mesleki birikimi ve emeği karşılığını bulmalı; görev ve sorumluluklar kadro unvanlarıyla uyumlu biçimde belirlenmelidir.
**NORM KADRO DÜZENLEMESİ, SINAVSIZ YÖNETİCİ ATAMALARINA SON VERECEK ADIMLARLA DESTEKLENMELİDİR**
ÜNİPERSEN olarak, üniversitelerde sınavsız atama yapılan idari yönetici kadrolarının tamamının objektif ve denetlenebilir bir yazılı sınav sistemine dâhil edilmesini talep ediyoruz. İdari personelin yıllara dayanan emeği, eğitimi ve mesleki birikimi karşılığını bulmalı; yönetici kadrolarına erişim kişisel tercihlere bırakılmadan liyakat ve fırsat eşitliği temelinde sağlanmalıdır. Vekâlet ve tedviren görevlendirmeler de sınava dayalı kariyer sistemini etkisizleştiren bir yönteme dönüştürülmemelidir.
**NORM KADRO PLANLAMASI KARİYER YOLLARINI DARALTMAMALI**
İdari personele yönelik norm kadro standartlarının oluşturulmasını, personel ihtiyacının somut verilere dayandırılması ve görev dağılımındaki dengesizliklerin giderilmesi bakımından kıymetli buluyoruz. Ancak norm kadro planlamasının başarısı, yalnızca boş kadroların kullanımının sınırlandırılmasıyla ölçülemez. Esas olan; iş yükünün adil dağıtılması, görev tanımlarının netleştirilmesi ve personelin uygun unvanlarda istihdam edilmesidir.
Bu nedenle kadroların tutulu hâle getirilmesi ve serbest bırakılması süreçleri, idari personelin görevde yükselme ve unvan değişikliği beklentilerini belirsizliğe sürüklememelidir. Üniversitelerin gerçek ihtiyaçlarına karşılık gelen kadrolar için işlemler zamanında tamamlanmalı; yıllardır sınava hazırlanan, eğitimini tamamlayan ve mesleğinde ilerlemek isteyen çalışanların kariyer yolları açık tutulmalıdır.
**SONRAKİ ADIM PUANA DAYALI TAYİN SİSTEMİ OLMALIDIR**
Norm kadro planlaması, üniversitelerin personel ihtiyaçlarını ve personel dağılımındaki dengesizlikleri görünür kılacağı için üniversiteler arasında adil bir tayin sisteminin kurulmasına da zemin oluşturabilir. Bu çalışmanın sonraki aşaması; hizmet süresi, mazeretler ve kurumların personel ihtiyaçları gibi açık ölçütlere dayanan, şeffaf ve öngörülebilir bir tayin sisteminin hayata geçirilmesi olmalıdır.
Yıllardır ailesinden ayrı yaşayan, tayin imkânına ulaşamayan ve geleceğini planlamakta güçlük çeken üniversite idari personelinin mağduriyeti artık giderilmelidir. Çalışanların yer değiştirme talepleri kişisel takdirlere bağlı olmaktan çıkarılmalı, puana dayalı ve denetlenebilir bir sistemle değerlendirilmelidir.
Norm kadro çalışması, üniversite idari personelinin yıllardır beklediği bu bütüncül dönüşümün başlangıcı olmalıdır.