04/09/2026
KAMUOYUNA SAYGIYLA DUYURULUR
YÖNELİK SORUŞTURMA, İSPAT HAKKI VE ŞEFFAFLIK HERKES İÇİN ESAS OLMALIDIR
Gelecek Partisi Genel Başkanı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin seçilmiş son Başbakanı Sayın Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu hakkında, geçmiş yıllarda yaptığı bir konuşmada kullandığı ifadeler nedeniyle “Cumhurbaşkanına hakaret” kapsamında soruşturma başlatılmasını dikkatle takip ediyoruz.
Öncelikle açıkça ifade etmek isteriz ki; hukuk devletinde hiç kimse söylediği sözler nedeniyle peşinen suçlu ilan edilemez. Bir soruşturma varsa, sözlerin tamamı, söylendiği ortam, konuşmanın bütünü, muhatabı ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gereken yönleri birlikte ele alınmalıdır.
Sayın Ahmet Davutoğlu’nun yıllardır dile getirdiği temel bir ilke vardır:
YÖNELİK SORUŞTURMADA İSPAT HAKKI VE ŞEFFAFLIK ESAS OLMALIDIR
Gelecek Partisi Genel Başkanı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin seçilmiş son Başbakanı Sayın Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu hakkında, geçmişte yaptığı bir konuşmadaki ifadeler nedeniyle “Cumhurbaşkanına hakaret” kapsamında soruşturma başlatılmasını takip ediyoruz.
Hukuk devletinde hiç kimse sözleri nedeniyle peşinen suçlu ilan edilemez. Sözler, konuşmanın bütünü, bağlamı ve ifade özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilmelidir.
Sayın Davutoğlu’nun temel ilkesi açıktır:
“İddia varsa, ispat da vardır.”
O halde bugün yapılması gereken, tartışmayı kişiselleştirmek veya siyasi polemik haline getirmek değil; iddiaların somut delillerle ortaya konulmasına ve Sayın Davutoğlu’na da bunlara karşı bütün delilleriyle cevap verme imkanının tanınmasına fırsat vermektir.
Daha da önemlisi, Sayın Davutoğlu’nun geçmişte dile getirdiği kamu kaynakları, yolsuzluk ve haksız zenginleşme iddiaları bakımından da aynı şeffaflık ilkesinin işletilmesini savunuyoruz.
Eğer ortada kamuoyunu ilgilendiren ciddi iddialar varsa, bunların üzerinin siyasi tartışmalarla kapatılması yerine belgeler üzerinden araştırılması gerekir.
Bu nedenle Sayın Davutoğlu açısından da son derece açık bir yaklaşım ortaya konulmalıdır:
Göreve gelmeden önceki mal varlığı ile Başbakanlık ve kamu görevleri sonrasındaki mal varlığı arasındaki değişim, hukuka uygun şekilde ve mevcut resmi belgeler üzerinden ortaya konulmalıdır.
Mal bildirimleri, tapu kayıtları, şirket ve ortaklık kayıtları, banka ve finansal hareketler ile diğer yasal belgeler hangi iddiayı doğruluyor, hangisini çürütüyorsa kamuoyunun bunu görme hakkı vardır.
Ancak aynı şeffaflık ve denetim anlayışı her makam, her siyasetçi ve her dönem için geçerli olmalıdır.
Bizim savunduğumuz şey bir kişiye ayrıcalık tanınması değildir.
Tam tersine;
Kim iddia ediyorsa ispat etsin.
Kim suçlanıyorsa savunma hakkını özgürce kullansın.
Kim kamu görevi yaptıysa mal varlığı hukuka uygun biçimde denetlenebilsin.
Ve ortaya çıkan gerçek, siyasi aidiyetlere göre değil, belgeler ve hukuk çerçevesinde değerlendirilsin.
Sayın Davutoğlu’nun avukatı da soruşturmaya konu ifadelerin 2021 yılında Bingöl’ün Genç ilçesinde, kendisine yöneltilen suçlamalara verilen cevabın bir bölümünden oluştuğunu ve Davutoğlu’nun hukuki sürece katkı sunacağını açıklamıştır.
Biz de bu süreçte adil yargılanma, savunma hakkı, masumiyet karinesi ve ifade özgürlüğü ilkelerinin korunmasını bekliyoruz.
Şunu özellikle vurgulamak isteriz:
Türkiye’de siyasetin ihtiyacı olan şey korku değil şeffaflık, suçlama değil delil, siyasi hesaplaşma değil hukukun üstünlüğüdür.
Sayın Ahmet Davutoğlu’nun yıllardır savunduğu “temiz siyaset” anlayışı bakımından da en doğru yol budur.
Varsa bir suçlama, deliliyle ortaya konulsun.
Varsa bir iddia, belgesiyle ispatlansın.
Varsa bir kamu görevlisinin haksız zenginleştiğine ilişkin şüphe, aynı ölçü herkes için uygulanarak araştırılsın.
Ve nihayetinde karar, siyasi baskılarla değil, bağımsız hukuk ve somut delillerle verilsin.
Bizim talebimiz çok açıktır:
Hukuk herkes için eşit olsun.
Şeffaflık herkes için geçerli olsun.
İspat hakkı herkes için güvence altında olsun.
Ve Türkiye’de hiç kimse siyasi kimliği nedeniyle suçlu ilan edilmesin.
Bu nedenle iddialar somut delillerle ortaya konulmalı, Sayın Davutoğlu’na da savunma hakkı tanınmalıdır. Geçmişte dile getirdiği kamu kaynakları, yolsuzluk ve haksız zenginleşme iddiaları da aynı şeffaflık anlayışıyla araştırılmalıdır.
Göreve gelmeden önceki ve Başbakanlık ile kamu görevleri sonrasındaki mal varlığı değişimi; mal bildirimleri, tapu, şirket, banka ve diğer resmi kayıtlar üzerinden hukuka uygun biçimde incelenmelidir. Ancak bu ilke her makam, siyasetçi ve dönem için eşit uygulanmalıdır.
Bizim talebimiz açıktır:
Kim iddia ediyorsa ispat etsin.
Kim suçlanıyorsa savunma hakkını kullansın.
Kamu görevi yapan herkesin mal varlığı hukuka uygun biçimde denetlenebilsin.
Gerçekler, siyasi aidiyetlere göre değil, belgeler ve hukuk çerçevesinde değerlendirilsin.
Sayın Davutoğlu’nun avukatı, soruşturmaya konu ifadelerin 2021 yılında Bingöl’ün Genç ilçesinde kendisine yöneltilen suçlamalara verilen cevabın bir bölümünden oluştuğunu ve hukuki sürece katkı sunacağını açıklamıştır.
Bu süreçte adil yargılanma, savunma hakkı, masumiyet karinesi ve ifade özgürlüğü korunmalıdır.
Türkiye’nin ihtiyacı korku değil şeffaflık, suçlama değil delil, siyasi hesaplaşma değil hukukun üstünlüğüdür.
Hukuk, şeffaflık ve ispat hakkı herkes için eşit güvence altında olmalıdır.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.