Gençliğe Doğru

Gençliğe Doğru

Share

Doğru Parti Gençlik Politikaları Başkanlığı Resmi Hesabıdır. #kalbimizgençlerimiziçinatı

29/10/2021

“ EY YÜKSELEN YENİ NESİL! İSTİKBAL SİZSİNİZ. CUMHURİYETİ BİZ KURDUK, ONU YÜKSELTECEK VE YAŞATACAK SİZSİNİZ ”

Cumhuriyet Bayramları hep kutlanacak, Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.
Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun!

Hamdullah SAAT

12/10/2021
14/09/2021

BAŞIBOZUK ALAYI

Ülkemiz, öyle bir ucube sistemle yönetilmeye çalışılıyor ki, açık denizde dümeni kırık, yelkenleri yırtık gemi gibiyiz.
Parlamento yok, milletvekilleri genel başkanlarının emireri olmuş.
Bakanlar Kurulu göstermelik, Bakanlar birer sekreter konumunda.

Yargının tepe noktasındakiler, iktidara madden ve manen teslim olmuşlar.
Çay toplamaya, Adli Yıl açılışlarında “Hatim İndirmeye” kadar her şeye razılar.
Cumhuriyet Savcılarının çoğu, adeta “Görme Özürlü” gibi.

Genelkurmay Komuta heyeti, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş denen Atatürk düşmanının arka sırasına atılmayı hazmetmiş, pişkinlikte tavan yapmış bir ekip.
Anladık kendinize saygınız yok, taşıdığınız üniformaya da mı saygınız kalmadı?
Bu ekip, kendisine şöyle bir görev tanımı çizmiş;
Cumhurbaşkanı Erdoğan ne emir verirse versin, isterse Anayasaya aykırı olsun, anında yerine getirilecek.
Şehit ve Yaralı Türk Askerlerinin sayısı, Türk Milletine alıştırarak bildirilecek.
Her şehidimizin arkasından “Şehitlerimizin kanı yerde kalmadı, teröristler etkisiz hale getirildi” diye yalan yanlış açıklamalar yapılacak!

Israrla ve defalarca sorduk;
İdlib’de Türk Askerlerini kimler öldürüyor?
Rusya mı, Tahrir el-Şam mı, Hurras al-Din mi, IŞİD mi? Kim öldürüyor çocuklarımızı?
Hava Savunma Desteği olmadan hangi akılla, evlatlarımızı Suriye’ye gönderdiniz?
Neden hep Türk Askerleri ölüyor da, bir tane Rus Askeri teröristler tarafından öldürülmüyor?
2,5 Milyar Dolar verip, aldığınız S-400 füze sistemlerini neden kurmuyorsunuz?

Kim yanıt verecek bu sorulara?
Ruh ve vücut sağlığı bozuk, kendini kurtarmaktan başka bir şey düşünmeyen Saray mı?
Kendine özel üniforma diktiren, Fesli Kadirin ve Fehmi Koru’nun adamı olan Bakan mı?
1 yılda tam 5 defa enflasyon hedefi belirleyip, tutturamayan hükümet mi?
2006 yılından beri 16 adet OVP (Orta Vadeli Programı) açıklayan, fakat hiçbirini tutturamayan (Benim ihtisas alanım ekonomidir) diyen AKP Genel Başkanı mı?
Vatandaşının kullandığı elektriğe bir yılda %48 zam yapıp, İdlib deki teröristlere bedava elektrik veren AKP İktidarı mı?
Güneydoğu’da 800 adet Medreseyi faal hale getiren Başıbozuk Alayı AKP ve ortakları “Bahçeli-Perinçek-Destici” mi?

Hiçbirinin verecek cevabı yoktur!
Tepeden tırnağa, cehalete ve ihanete bulaşmış bir iktidar ne söyleyecek ki?
Ülkeyi dahi satmayı göze almış bir iktidara karşı yapılacak tek iş vardır;
Boğazına kadar hırsızlığa, soyguna, rüşvete bulaşmış, Anayasayı paspas yapmış bu iktidarı ve avenelerini derhal ama derhal iktidardan uzaklaştırmak…

Aziz Türk Milletinin huzurunda muhalefet parti Genel Başkanlarına sesleniyorum;
İnadı bırakın, bu halinizle siz ikiniz AKP’yi yenemezsiniz. Nasıl ki 15 seçimdir yenemediniz, yine yenemezsiniz.
Büyük bir birlikteliği, “Demokrasi ve Hukuk” birlikteliğini sağlamak zorundasınız.
Siyasi akla, deneyime ihtiyacınız var. Kırın şu egolarınızı, birlikteliği sağlayın, ülkemizi aydınlığa kavuşturalım.
Unutmayın, bu seçim sizlerin de son seçimidir. Giderayak Türk Milletine olan borcunuzu ödeyin…

Not; Bugün, Belediye Başkanlığını yaptığım güzel Bergama’nın kurtuluş günü.
Tüm hemşerilerimi tebrik ediyorum.

Sağlık ve başarı dileklerimle 14 Eylül 2021
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı

10/09/2021

DÜŞÜNCE VE SUÇ

Bademler, halkın elinde kalan son özgür haberleşme platformu olan
“Dijital Medyayı” sansürlemek için yasa teklifi hazırladılar. TBMM açılır açılmaz gündeme alacaklar.

TBMM Başkanı, sosyal medyayı “Dijital Faşizm” diye yaftaladı!
TBMM Başkanı, 26’ncı maddesinde “Herkes düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir” yazan Anayasa üzerine yemin etmiş biridir!
Demek ki yemini de yalanmış!

TBMM Başkanının partisi, basın özgürlüğüne inanmayan bir yapıdır.
İhalesiz ve yüksek bedelle iş verdiği sahtekar müteahhitlerden haraç olarak topladığı milyonlarca dolarla, medya grupları satın almış ve tetikçi olarak kullanmayı iş edinmiştir!
Biat (Şartsız İtaat) kültürüne inanan Bademlere, ne kadar uğraşırsanız uğraşın demokrasiyi, özgür basını, eleştiriyi, şeffaflığı, sorgulamayı ve hesap vermeyi hala Ortaçağ’da kalmış dar kafalarına sığdıramazsınız.

Modern dünyada ve gerçek demokrasilerde “Düşünce ve Suç” asla yan yana gelmeyen iki sözcük, iki kavramdır. Çünkü düşünce, insanın insan olma niteliğinden gelen ve onu geliştiren bir özelliğidir. Düşünceye engel koymak isteyen gerçek faşisttir!

Bademleri kendi karanlıklarında bırakıp, DOĞRU Parti olarak teknoloji bilimdeki gelişmelere, yeniliklere nasıl hazırlandığımızı ve baktığımızı sizlerle paylaşmak isteriz:
Dünya küresel ısınma ve iklim değişikliğinin zorlamasıyla, bio teknoloji ve bilgi teknolojilerinde devrim niteliğinde muazzam atılım sürecindedir.
Türkiye bu gelişmeye mutlaka katılmalıdır.
Eğitim sistemimizde çağın gelişmelerine uygun programlar, eğitim merkezleri, uzmanların katılımıyla kurulacak ve devletçe desteklenecektir.
Bu atılım, dünyanın ekonomik, siyasal, askeri jeopolitiğini de değiştirecektir. ABD öncülüğündeki tek kutuplu dünya düzeni sona ermektedir.
Avrupa Birliği, Rusya, Çin ve Asya’nın gelişimiyle birlikte dünya tekrar çok kutuplu bir düzene dönmektedir.

Bilgi teknolojilerindeki değişimler, ülkeleri ya dijital diktatörlüklere götürecek veya daha fazla demokrasiyi, ulus devleti ve sosyal devleti ön plana çıkaracaktır. Bu gelişmelere, İhvan-Muaviye kafasına sahip Bademlerle gitmek, Türk Milletinin toplu olarak intiharı ile eşdeğerdir.

Yeryüzündeki temiz su kaynakları, bitki örtüsü, güvenilir tarım, sağlıklı gıdanın önümüzdeki dönem, büyük göç dalgalarına ve savaşlara neden olacağı kesindir. DOĞRU Parti, Tarım Politikalarımızı bu hassasiyetleri göz önüne alarak hazırlamaktadır.

Bilgi üretimi, veri yönetimi, yapay zeka, temiz enerji, en stratejik alanlar olarak DOĞRU Partinin sürekli gündemindedir.

Bu sebeplerden, Ar-Ge harcamalarının milli gelirden alacağı pay Yüzde 1’den, Yüzde 4’e çıkarılacaktır. Teknolojik Devrim, biz istesek de istemesek de süratle gerçekleşecek ve gelişecektir.
Türk Milleti olarak bir karar vermeliyiz;
Teknolojik Devrimi yakalayan ülkeler içinde yer alıp, Ulus Devlet yapımızı bozmadan, hür dünyanın onurlu bir üyesi olarak zenginlik ve barış içinde mi yaşayacağız,
Yoksa Ortadoğu çukurunda yaşayabilmek için debelenip duracak mıyız?

DOĞRU Parti, doğruları Türk Milletine anlatmaya, aktarmaya ısrarla devam edecek ve aldığımız siyasi terbiye gereği elbette ki Türk Milletinin kararını saygı ile karşılayacaktır. Takdir ve karar Yüce Türk Milletinindir.

Sağlık ve başarı dileklerimle 10 Eylül 2021
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı

08/09/2021

EMİRERİ YÜKSEK YARGI

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş;
“İnanç, insan ile Allah arasında olsun isterler! Evine yansımasın, ticaretine yansımasın, adaletine yargısına yansımasın isterler. Görüyorsunuz ya ortalığı ayağa kaldırıyorlar!”

T.C Anayasası Başlangıç Kısmı 5’nci Paragraf;
“Hiçbir faaliyetin Türk Milli menfaatlerinin, Türk Varlığının, Devleti ve Ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihi ve manevi değerlerinin, Atatürk Milliyetçiliği, ilke ve inkılapları ve medeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceği ve Laiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din duygularının, Devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılamayacağı…”

Bu iki paragraftan biri, yürürlükteki Anayasamızdandır. Hani Laiklik ilkesinin değiştirilemeyeceği, değiştirilmesinin teklif dahi edilemeyeceği, hiç kimse veya organın kaynağını Anayasadan almayan bir devlet yetkisini kullanamayacağı ve hepimizi bağlayan Anayasadan!

Diğeri, Anayasanın 136 maddesine göre, laiklik ilkesi doğrultusunda çalışması emredilen bir “Anayasal Kurumumuzun” başına atanmış, kamu görevlisi…

Erbaş, ilk defa mı Anayasayı ihlal suçu işliyor?
Erbaş, Anayasa ihlal suçunu bilmeden, cehaletinden mi işliyor?

Elbette ki hayır! O tam bir Laik Cumhuriyet ve Atatürk düşmanı militan gibi davranıyor. Bademlerin, Cumhuriyeti yıkıp yerine Federe İslam Devletini kurmasının, işaret fişeği rolünü oynuyor. Eline kılıç alır minbere çıkar, onun o minberde özgürce konuşmasını sağlayan kişiye, Türk Devletinin Kurucusu
Büyük Atatürk’e en ağır hakaretleri eder.

Ortada Anayasa İhlal suçu var, Atatürk’ü Koruma Kanununa muhalefet suçu var!
Kimse bir şey yapabiliyor mu bu densize? Yapamıyor!
Çünkü Bademler Yüksek Yargıyı emirleri altına almış! Başka bir deyişle, Yüksek Yargı üyelerinin, bir FETÖ’ya biat etmekten, bir Bademlere selam durmaktan beyinleri, kişilikleri yanmış!

Ülkedeki bazı üniversitelerde İstiklal Marşımız Arapça okunuyor!
Büyük Atatürk’ün resimleri ters asılıyor!
Gazeteciler, yazarlar sokak ortasında kalleşçe saldırıya uğruyor!
Ne emniyet görüyor, ne Savcılıklar…

Peki yapılacak bir şey yok mu?
Anlaşıldı ki hukukla ve bu hukuk insanlarıyla bir yere varamayacağız!
Çünkü, aynen “Ananı belleyen kadı, kimi kime şikayet edelim” durumundayız.

Mademki Kadı kanun tanımıyor, milletinin hakkını korumuyor ve eşkıyaya teslim olmuş, o zaman deyişteki o şerefsiz kadıya kimden korkması gerektiğini göstereceğiz.

Ülkenin herhangi bir yerinde, Atatürk’ün resmi kasten bir binaya ters mi asıldı, Polisi Savcısı görevini yapmadı mı, Atatürk’e hakaret ederek suç işleyen kişiler, oranın DOĞRU Parti yetkilileri tarafından demokratik bir şekilde mutlaka protesto edilecek. Hem üniversite veya resmi daire önünde, hem evinin önünde, hem de çarşıda! En azından kafasına bir adet çiğ yumurta yiyecek!

Polis, Savcı, Vali yine görevlerini yapmadılar mı, o zaman DOĞRU Partililer sadece bana haber verecekler. Oraya gidilecek ve Doğru Partili kadınlarla birlikte Büyük Atatürk’ün resmi nasıl asılırmış, o şerefsizlere göstereceğiz.

Polis-Savcı-Vali-Komutan bize müdahale etmeye kalkmasınlar, onları da öyle ilginç şekilde protesto ederiz ki, vallahi de billahi de sokağa çıkamaz hale gelirler. Yettiler artık.
Ya maaşınızı ödeyen Türk Milletinin sevdiklerini ve haklarını koruyun, ya da istifa edip hangi tarikatın beslemesi iseniz oraya gidin…

Sağlık ve başarı dileklerimle 08 Eylül 2021
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı

05/09/2021

ÜMMET TOPLUMU VE SİVAS KONGRESİ

4 Eylül, Sivas Kongresinin 102’nci yılıdır.
Sivas Kongresinde; Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetinin
Genel Kongresinde “Milletin kendi geleceğini bizzat kendisinin tayin edeceği,
bu yüzden Milli Meclisin derhal toplanması, alınacak kararların Milli Meclisin denetimine sunulması şarttır” kararı alındı..

Sadece bu karar bile Mustafa Kemal’in demokrasiye açık olduğunu, asla totaliter bir yapı istemediğinin bir delilidir.
Devrime karşı çıkanlar, devrimlerin baskıyla gerçekleştiğini ve halka zorla kabul ettirildiğini iddia ederler. Osmanlı dönemini özleyen bugün ki Bademler, Kemalist devrimin gerçekleşmesi için alınan bazı kararların, özellikle İstiklal Mahkemelerinin işleyişinin “Nizamı Alem-Kamu düzeni” için gerekli olduğunu hala kabul etmezler.

Osmanlıyı özleyenler, o dönemin nizamı Alem için, “saltanat hangi oğula müyesser olursa, öbür kardeşlerini öldüre” hükmünü koyan Fatih yasasını görmezden gelirler. Bu kanunnamenin uygulanması sonucu 3’ncü Mehmet,
19 erkek kardeşini birden boğdurmuştur, Kanuni de kendi oğlunu!

Tanzimat’a kadar yargılanmadan, fetva dahi alınmadan 182 Vezir-i Azam’dan
52 si öldürülmüş, kimse de bunların suçu nedir diyememiştir.

Tarihimizden habersiz olarak Mustafa Kemal’e ve devrimlere saldıran Bademler, bugün bulundukları makamlara Demokrasinin hoşgörüsüyle gelmişlerdir. Osmanlı dönemindeki gibi, halkın ve her şeyin sahibinin Padişah olduğu, insanların birey değil tebaa-köle olduğu bir düzende bu Bademler bırakın Sarayda oturmayı, sarayın önünden geçebilir miydi?

Herkesin şunu iyi anlaması ve Atatürk İlke ve Devrimlerine sahip çıkması şarttır.
“İslam Devleti” isteyen ve Cumhuriyete saldıranların esas amacının “Din Devleti” kurmak değil, “Din Adamları Devleti” kurmak olduğunu, insanların özgür iradelerini gasp edip bizleri tekrar Ortaçağ karanlığına götürmek amaçlarını hiç unutmamalıyız…

Atatürk; Fikri Hür, Vicdanı Hür, İrfanı Hür nesiller istemiştir.
Karşı devrimcilerin sözcüsü bu söze karşılık; “Dindar ve Kindar Nesiller” diye karşılık vermiştir.
FETÖ, “Altın Nesiller” yetiştireceğim diye, Türk Devletine en büyük kötülüğü yapmamış mıdır?
Sorarım size, demokratik ve Laik Cumhuriyet rejiminden başka hangi rejimde insanlarımızın Fikirleri-Vicdanları-İrfanları hür olacaktı?
İradesini bir Mollaya teslim edenlerin, hür olmak gibi bir hakları olur mu?

Yargıtay’da Adli Yıl Açılış töreninde gözümüze sokulan üçlü görüntü var ya!
Bir an için, 15 Temmuz’da FETÖ’nun başarılı olduğunu düşünelim, o resimde sadece Ayetullah olarak FETÖ olurdu! Ya diğerleri?
Bu mu Bademlerin istedikleri rejim?

Sözün özü;
Herkes eteğindeki taşı döktü. Ak koyun kara koyun, kim demokrat kim faşist, kim namuslu kim hırsız hepsi belli oldu. Konuşmayan bir tek Türk Milleti kaldı.
O da önümüzdeki seçimde konuşacak ve inşallah vatanseverler, Atatürkçüler, Cumhuriyetçiler kazanacak!
Numaralı Cumhuriyetçiler, Ekmelettin’ciler, Huber Apo’cular, Takkeli Liboşlar, Türk Amirallerine “zevzeklik yaptılar” diyen Çiller çırağı çakma milliyetçiler,
AKP Larvaları, Tesevciler ve Sorosçular kaybedecektir.

Laiklik yoksa, Adalet yoktur!
Laiklik yoksa kadın-erkek eşitliği YOK, çokeşlilik VAR, Recm VAR, El kesme VAR, kölelik VAR!
Takdir Yüce Türk Milletinin…

Sağlık ve başarı dileklerimle 05 Eylül 2021
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı

04/09/2021

O DUA KABUL EDİLİR Mİ?

Bir yılda elektriğe yaptığınız zam tutarı %48,9
Bir yılda enerjiye (benzin mazot doğalgaz) yaptığınız zam tutarı %59
MB NET REZERVİ “EKSİ 41 Milyar Dolar” (Borç aldığın paraları sahiplenme)
Emekliye-Memura-İşçiye verdiğiniz 2’nci yarı yıl zammı %8,45!
O dua kabul edilir mi?

Suriyeli kaçaklara verdiğiniz para 40 Milyar Dolardan, 80 Milyar Dolara çıktı,
Bu parayı Milli Bütçemizin hangi faslından ödediniz?
Yurtdışından para aldınız mı? Ne kadar para aldınız?
Dolarla maaş alan radikal dinci militanlara her ay kaç dolar ödüyorsunuz?
50 bin militana ödediğiniz dolarları, Milli Bütçemizin hangi faslından ödüyorsunuz?
Ödenen bu maaşların belgesi, kaydı, kuydu var mı?
Bu paralar, Türk Milleti tarafından sizlere EMANET edilmiş paralar değil mi?
Türk Milletinin emanetine sahip çıktınız mı?
O dua kabul edilir mi?

T.C Ziraat Bankasını çiftçiye kredi veremez hale getirdiniz!
Tüpçü Torbeş’e 750 Milyon Doları verdiniz, geri alamadınız,
Tüpçü geziyor, çiftçiye 20 bin tl için icra gönderiyorsunuz!
Yandaş Hırsız Müteahhitlere 48 kez vergi affı uyguladınız,
Kredi Yurtlar Kurumuna 10 bin tl ödeyemeyen gencimize icra gönderdiniz!
Türkiye’deki pislikler yetmedi, Almanya’daki Ziraat Bankasını da rezil ettiniz!
O dua kabul edilir mi?

İslam dinini çarpıtıp, insanları Allah’ın değil, tarikat şeyhinin kulu yaptınız.
Yanmaz kefen, uçan takunya, deve sidiği ile garibanların soydunuz.
Adamın eline kılıç verip, Türk Devletinin Kurucu Liderine küfrettirdiniz.
Utanmadan, yüzünüz kızarmadan oturup o zavallıyı dinlediniz ve sustunuz.
O dua kabul olur mu?

Ya siz, Yüksek Yargının Başkanı!
Yürürlükteki Anayasamız sizi bağlamaz mı? Umurunuzda değil mi?
Siz Laik Türkiye Cumhuriyeti’nin, örnek olması gereken bir Yargıcı değil misiniz?
O duayı yapan adamın daha dün, “İslam Anayasasının” yapıcısı olduğunu bilmiyor musunuz?
Başkentin İstanbul, ana dilimizin Arapça olacağını yazan Anayasayı siz de onaylıyor musunuz?
Türk Devletinin Kurucu Liderine ağır hakaret eden adamın yanında nasıl durursunuz?
O adamın ettiği dua kabul olur mu?

Ne yaparsanız yapın, elinizden geleni ardınıza koymayın, üst aklınızı da devreye sokun, Türk Devletini, Laik Cumhuriyeti yıkamayacaksınız. Yıktırmayacağız.
Bizler, dünyanın tüm emperyalist haydutlarını yenmiş Büyük Atatürk’ün izinden gidenleriz. Hiçbir şeye ihtiyacımız yok.
Türk Milletinin ve dinini ibadetini Allah rızası için yaşayan gerçek Müslümanların duası, bizlere yeter!
İşte bu dualar kabul olur ve inşallah hesap günü tez gelir!

Sağlık ve başarı dileklerimle 04 Eylül 2021
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı

Photos from Gençliğe Doğru's post 03/09/2021

Doğru Parti 1. Kuruluş yıldönümü nedeni ile Anıtkabir’i ziyaret etti.

02/09/2021

GERİYE MARŞ, MARŞ

Bir insanın ederi, kendine verdiği değer kadardır. Ne bir eksik ne bir fazla.
Ama kişi, üzerinde milletini temsil eden bir unvan taşıyorsa, isterse kendisi beş para etmeyen biri olsun, o makama gösterilmesi gereken saygıdan asla fedakarlık edemez. O makamın haysiyetini, şerefini canı pahasına korumak zorundadır. Çünkü o makam milletindir. Kendisi emanetçidir.
Eğer emanete hıyanet ederse milletine düşen, bu kişiden hesap sormaktır…

Türk Tarihine ve Türk Milletine göre, Türk Ordusunda Orgeneral olmak, Genelkurmay Başkanı olmak, Kuvvet Komutanı olmak şereflerin en büyüğüdür.

Türk Milleti bu makamlara baktığında, Mete Han ile (MÖ 209) başlayan 2.230 yıllık düzenli ordusunun Komutanlarını görür. Dünyanın tüm emperyalist devletlerinin ordularını yenen ve devletimizi kuran Atatürk’ü görür.
Şehit kanlarıyla sulanmış Sancağını görür. Saygıdan içi titrer o makamlarda bulunanlara bakarken.

Amma, bir zamanlar Mete Han’ın, Fatih’in, Atatürk’ün oturduğu makamlarda oturan, onlarla aynı üniformayı giyen, Türk Milletinin evlatlarının canını emanet ettiği kişiler, Devlet protokolü sırasında, minberden Atatürk’e hakaret eden bir densizin dört sıra arkasına atılmayı kendisine ve temsil ettiği makama yakıştırıyorsa, Türk Milleti için o makam geçici olarak yok hükmündedir.
Şahsen ben, acemi askerliğini yapmakta olan bir Mehmetçiğin önünde saygıyla eğilirim ama temsil ettiği makamın kutsallığını ve saygınlığını bilmeyen omuzu kalabalıklara selam bile vermem…
Hadi Paşalar, daha önce yaptığınız gibi AKP’nin örgütünden gelen tetikçi Savcılara koşun dava açın, içiniz ferahlar…

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Atatürk’e hakaret eden kişiyi, devlet protokolünde 40’ncı sıradan 12’nci sıraya çıkarmasına gelince;
Aynı Erdoğan, “Kurtuluş Savaşını keşke Yunan kazansaydı” diyen yobazı, devletin sofrasında yedirmedi mi?
Başdanışmanı ve SADAT Başkanı emekli general, İslam Anayasasını yaptıklarını, Resmi dilimizin Arapça olacağını, Mehdi’yi beklediklerini açıklamadı mı?

Tüm bunlar ve yüzlercesi, Erdoğan’ın haberi olmadan mı yapılıyor sanıyorsunuz?
Türk Ordusunun Genelkurmay Başkanının ve Kuvvet Komutanlarının, Türk Devletinin Kurucu Liderine hakaret eden Diyanet İşleri Başkanından, azılı FETÖ’cu AKP Grup Başkan Vekili Cahit Özkan’dan geriye atılmasının, Erdoğan’ın emriyle yapılmış bir aşağılama işlemi olduğunu görmüyor musunuz?

Erdoğan bu hareketiyle, kurma hazırlıklarında ileri bir safhaya geldiği “Federe İslam Devletinin” işaret fişeğini patlatmıştır. Görmek istemeyen gözler görsün diye…

DOĞRU Parti İktidarında “Diyanet İşleri Başkanlığı” Anayasal bir kurum olmaktan çıkarılacaktır. Tıpkı TRT gibi. İki kurum da Atatürk’ün kurduğu, Laik Cumhuriyetin dengeli kurumları haline getirilecektir.

DOĞRU Parti boşuna “Devr-i Sabık Yaratacağız” dememektedir.
Bizim her sözümüz, üzerinde yıllarca düşünülerek hazırlanmıştır.

Hesap soracağız!
Taliban gibi kafa kesici katillerle, “İnanç farkımız yok” diyenlerden,
Atatürk’e hakaret eden yobazlardan,
Yanmaz kefen, uçan takunya satıp fakir fukarayı dolandıranlardan,
İnsanlarımızı; Şıhlardan, Şeyhlerden, kerameti kendinden menkul seccade şeytanlarından kurtarıp, Türk Milletinin onurlu ve saygın, dünyanın nimetlerinden yararlanan, sorgulayan bireyler haline getireceğiz.

Bizlere istedikleri kadar tv-gazete ambargosu uygulasınlar, DOĞRU’lar olarak Türk Milleti ile gönülden gönüle konuşur yine anlaşırız.
Çünkü bizler Türk Milletinin emrindeyiz. Hem de karşılık beklemeden!

Ne Mutlu Türküm Diyene ve Sözünden Dönmeyene

Sağlık ve başarı dileklerimle 02 Eylül 2021
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı

29/08/2021

HEPSİ BOŞUNA MI ÖLDÜ?

“Bu kaba ve ilkel din sömürüsü, kendilerine Marksist etiketini yapıştıran Türk ve Kürt aydınlarca da görmezden geliniyor. Türkiye’de Prof. Muammer Aksoy,
Doç. Bahriye Üçok, gazeteci Çetin Emeç ve yazar Tarık Dursun gibi aydınların canlarını alan İslamcı terör Hizbullah.” Uğur Mumcu.
Mustafa Yıldırım’ın “Demokrasi Tuzağı-Cellad’ın Zaferi” kitabından…

Gaffar Okan, 18 Kasım 1997’de Diyarbakır’da göreve başladı. Ben o zaman
55. Hükümette Devlet Bakanı idim.
Gaffar Bey, Hizbullah Terör Örgütünü ve çalışma şekillerini iyi bilen bir Polisti.
Hizbullah operasyonlarını 1988 yılında da sürdürdü. Yakalanan Hizbullahçılar konuştu. 13 cinayet aydınlandı. Örgüt militanları, Hizbullah İmamı Hüseyin Velioğlu’ndan aldıkları fetva ile insan kaçırdıklarını işkence edip öldürdüklerini tek-tek anlattılar.

Gaffar Okan 1999 yılına kadar yüzlerce Hizbullahçıyı adalete teslim etti. Pişmanlık Yasasından yararlanmak isteyen örgüt militanları, örgütü ele vermeye başladılar. 3 bin militan yakalandı. Mardin’de bilgisayar kayıt odaları, sığınaklar, işkence yerleri, silahlar, öldürülenlerin iskeletleri, 800 sayfa arşiv ve Kuzey Irak’taki kamplarının yeri ele geçirildi.

Hizbullah, Devletin üzerlerine gelmesini engellemek ve işledikleri cinayetleri “devletin gizli güçlerinin” (!) üzerine atmak için, ülkede “Türban” eylemleriyle eşzamanlı olarak “insan zinciri” eylemlerini düzenledi! “İnsan Hak ve Özgürlükleri Platformu” adıyla da eylemler düzenlediler.
Abdürrahim Dilipak, numaralı Cumhuriyetçiler, liberaller, fonlanan gazeteciler, Cemaatçiler, Bölücü-Kürtçüler bu eylemleri destekleyerek Türk Milletinin dikkatini başka yöne çekiyorlardı!

Devletin tecrübeli ve düzgün Diyarbakır Valisi Cemil Serhadlı, Gaffar Okan’a her türlü desteği veriyordu. Bu arada ele geçirilen belgelerden Hizbullah’ın Gaffar Okan’ı öldürme planları ortaya çıktı.

24 Ocak 2001 günü tam 8 yıl önce öldürülen Uğur Mumcu’nun anma töreni vardı. Gaffar Okan, Vali Beyi alıp törene gidecekti. Ekibiyle yola çıktı. Tam Şehitlik kavşağına yaklaşırken Hizbullah saldırıyı başlattı. El bombaları ve ağır silahlarla yapılan saldırı sonucu Gaffar Okan, Mehmet Kamalı, Mehmet Sepetçi, Mustafa Dinçer, Atilla Durmuş, Selahattin Baysoy şehit oldular.
Gaffar Okan’ın başına 7, bedenine de 10 mermi saplanmıştı.
Türk Milleti yiğit altı evladını daha teröre kurban vermişti.

Kürt Hizbullahçı katiller, hemen camiye koştular, silahlarını iki kişiye teslim edip dağıldılar. Zaman içinde Hizbullah’ın tetikçileri yakalandı. Olayda kullandıkları silahlar ele geçirildi. Hatta Gaffar Okan’ın koruması olan polisin M-5 marka silahı Hizbullah’ın lider kadrosundan Hüseyin Karaağaç’ta yakalandı.

Bu tip terör örgütleri içten veya dıştan “Siyasi Destek” almazlarsa yaşamazlar.
Hizbullah’ın yaptığı kesinleşen katliamdan sonra bu eli kanlı vahşi örgüte ilk sahip çıkan, Fazilet Partisi oldu. FP Başkanı Recai Kutan, olayı “devletin derin güçleri” yapmıştır dedi. İslamcı yazarlar da öyle. FP Milletvekilleri, Hizbullah’ın terör ile anılmasını kınadılar. İran’ı da aklayıcı beyanlar verdiler!

Çok sayıda Hizbullah militanı yakalandı ve cezaevine konuldu.
Yıl 2002 ve AKP İktidar oldu. AKP çeşitli yargı oyunlarıyla tüm Hizbullah militanlarını serbest bıraktı. Çoğu yurtdışına kaçtı!

T.C Devletinin aydınlarını, İl Emniyet Müdürünü, Polisleri, suçsuz insanları katleden, bazılarını domuz bağı ile bağlayarak öldüren, gömen, gömdükleri insanların üzerine beton atıp, o betonun üstünde namaz kılan bu yaratıklardan bugün için cezaevinde olan 1 (BİR) kişi bile kalmadı!
Tıpkı Sivas’ta 33 canı yakan alçaklardan kimsenin cezaevinde olmadığı gibi…

AKP Genel Başkanı, Hizbullah ile olan yakınlığını saklamamakta ve örgütün şimdilik siyasi kanadı olan Hüda-Par Genel Başkanını ve heyetini Cumhurbaşkanlığı makamında konuk etmekten çekinmemektedir.

Türkiye’nin önde gelen muhalefet partileri, 2002 yılından beri, bu duruma karşı çıkıp Türk Milletini aydınlatacaklarına, tam tersini yaparak bazı Hizbullahçıları, Kürt-Arap şeyhlerinin elemanlarını içlerine alıp milletvekili yaptılar! Böylelikle, ulusal eğitimde, yargı kurumlarında ve devlet bürokrasisinde geriye gidişe, sözde TBMM kürsüsünden karşı çıkıyor gibi yaparak, karanlığa gidişi hızlandırdılar.

Sonunda “Başkanlık Sistemi” denen bir ucubeyle, Arap Krallığı ile İran’daki Rehber İmamlık arası bir rejimle yönetilir olduk.

Cumhuriyeti ve Türk egemenliğini savunmak suç haline geldi. Ordunun komuta heyeti AKP-FETÖ-CIA eli ile tasfiye edildi. Atatürk’e küfreden yobazları ziyarete giden hainler orduyu yönetir oldu. Medya tamamen İhvancı AKP’nin emrine girdi.

Ulus Devletin sınırları içte ve dışta geri çekilerek 1918’e dönülüyor!
Sözün özü, Sevr’e bir adım kaldı! Muhalefet Partilerinin bu körlüğü, ülkemizin dinamik güçlerinin bu vurdumduymazlığı sayesinde, yıkıma doğru gidiyoruz.

DOĞRU Parti kadroları, yıllardır bu gidişi durdurmak için çırpınıyor!
Medya, iktidardan korkusuna bize yer vermekten kaçıyor. Federe İslam Devletine dönüşme tamamlanınca sanki kendileri yaşayacaklarmış gibi.
İş aleminin büyük bir bölümü hala gidişin farkında değil.
Öylece, trene bakar gibi seyrediyorlar.
Bizler Atatürk’ün laik Cumhuriyetini, hukuk devletini, demokrasiyi ve özgürlüklerimizi korumak için gerekirse öleceğiz ama bir santimetre geri adım atmayacağız…
Ne Mutlu Türküm Diyene ve Sözünden Dönmeyene…

Not; İki yazıda, 24 yaşındaki Tayyip Erdoğan’dan, 67 yaşındaki Tayyip Erdoğan’a, onun Hizbullah-İhvan çizgisinin hiç değişmediğini, değişmeyeceğini anlatmaya çalıştım! Anlatabildim mi?

Sağlık ve başarı dileklerimle 29 Ağustos 2021
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı

Want your business to be the top-listed Government Service in Ankara?

Click here to claim your Sponsored Listing.

Location

Category

Address


Cemal Nadir Sokak No:20
Ankara
06690