Sınırsız Dayanışma

Sınırsız Dayanışma

Share

#RefugeesWelcome

15/04/2026

Okullarda yitirdiğimiz gencecik canlar hepimizin ortak yarası. Hayatını kaybedenlerin ailelerine, arkadaşlarına ve tüm sevenlerine sabır diliyoruz.

Bu acıları birer haber başlığı gibi tüketmek yerine, aramızda hangi bağların koptuğunu sormak ve bununla yüzleşmek zorundayız.

20/03/2026

Herkese iyi bayramlar!

20/03/2026

Bugün Bayram!

Ramazanı bitirdik, bayrama kavuştuk. Oturduğumuz iftar sofralarının tadı damağımızda kaldı. Yeni sofralarda bir araya gelmek için bir dahaki Ramazan'ı beklemeyeceğimizin sözlerini verdik.

Hem kim öle kim kala! Dem bu demdir!

Bayram bireysel hayatlarımızın dışına çıkabilirsek bayram olur ancak! Bir diğerine temas edebilirsek! Bizden daha zor durumdakini görebilirsek! Bu bayram buna vesile olsun.

Dünyanın dört bir yanındaki göçmenlerin, Afrika'da bayram sabahı ilk iş İstanbul'daki emekçi oğlunu arayan annenin, İran'da bombalar altında bayram kutlayan kardeşlerimizin, işgal altında yeni bir dünya hayalinin peşini bırakmamayı bize öğreten Filistinlilerin... Bugünü bayram bilen herkesin bayramı mübarek olsun!

Büyüklerimizin ellerinden, küçüklerimizin gözlerinden öpüyoruz!

Photos from Sınırsız Dayanışma's post 19/03/2026

İstanbul'da şehir hayatının en sert yaşandığı sokaklardan birinde, yarı bodrum bir evin kapısının önündeyiz.

Kapıyı eski dostumuz beş çocuk annesi ablamız açtı.

Eskiden mahallelerde kapılar daha çok çalınırdı. Komşuluklar daha yakındı. Şimdi ise çoğu evde aynı sessiz bekleyiş var:

“Bir gün kapımız çalınsa…”

Ramazan’ın bereketi en çok da böyle evlerde hissediliyor.

Sofra kuruldu, ekmek bölündü, çorbalar doldu… Dertler paylaşıldı...

Ailesini bir arada tutma mücadelesi, çocuklarını bu şehrin tehlikelerinden koruma çabası…

Düzenli bir gelir yok. Her ay kira nasıl ödenecek belli değil.

Neredeyse hiç gelir olmadan beş çocuk büyütmeye çalışmak.

Büyük çocuk kardeşlerine bakmak için eğitime iki yıl ara vermek zorunda kalmıştı. Bir diğer çocuk ise okula devam edebilmek için başka bir evde kalıyor.

Biraz konuşma, biraz dertleşme… Biraz yalnız olmadığını hissetme... Bu da diğer acil ihtiyaçlar kadar önemli.

Bir cümle hepimizi çarptı:

“Vallahi billahi umudumu kaybetmiştim.”

Sizlerin destekleriyle hazırlanan alışveriş kartlarını ve yardımları kendisine teslim ettik. Sonra birlikte geleceğe dair bazı küçük planlar konuştuk.

Çocukların yüzünde bir tebessüm olmasına bir vesile olsun diye bir pasta da getirmiştik.

Pastayı anne ve en küçük çocuğu birlikte kesti.

O an evdeki çocukların gözlerinde gördüğümüz heyecan ve mutluluk, belki de o akşamın en güzel anıydı.

Bayrama bu güzel anların hatırası ile giriyoruz...

Photos from Sınırsız Dayanışma's post 11/03/2026

“ALAMAN LAZIM”

Cebeci’nin taş ocaklarını geçip mahalleye girerken bizi karşılayan manzara göçmen emeğini ağır ve sağlıksız şartlarda sömüren atölyelerdi.

Düzensiz, bakımsız, yorgun bir çevre…

Çöp yığınlarını, dar sokakları, birbirine yaslanmış binaları geçtik. Dışarıdan ev olduğu anlaşılmayan bir binanın çatı katına çıktık. Tavanı alçak, bazı yerleri ancak yarım metre yüksekliğinde bir eve girdik.

Bu mütevazı evde sıcak bir sofraya oturduk.

Allah ne verdiyse…

Evin çalışanı… Henüz 30 yaşında. Güler yüzlü, vakarlı bir genç. Suriye’de bir başka kardeşinin katili olmamak için yola çıktığını anlatırken bile tebessümünü kaybetmiyor. Onun sakinliği, duyduklarımızın ağırlığını daha da büyütüyor içimizde.

Bu evde üç aile birleşmiş. İstanbul’daki kira ve hayat şartları onları tek çatı altında toplamış. Ama o dar mekânda kurulan sofra, birçok geniş evdekinden daha bereketli.

Eczacılık, bilgisayar mühendisliği okuyanı, lise öğrencisi ve emekçiler.

Hepsi çalışkan, hepsi hayata tutunmaya çalışan genç yürekler.

Ama ailenin içinde yıllardır kapanmayan bir yara var:

Nadera Almonla!

Çocukların annesi.

Meriç'ten Yunanistan’a geçerken kayboldu. Ne dirisi bulundu ne ölüsü…

Yıllardır aranıyor. Her kapı çalındı. Ama soru hâlâ aynı:

“Nadera’ya ne oldu?”

Sofrada evin geçimini sağlayan genç arkadaşımız hayatında en çok korktuğu o anı anlatıyor:

“Türkiye’ye geldiğimde… Dil bilmediğim ve kendimi ifade edemediğim zaman.”

“Peki ilk öğrendiğin kelime neydi?”

Gülümsedi.

“Alaman lazım… Eleman lazım.”

İş aramak için çıktığı ilk günlerde öğrenmiş bu iki kelimeyi. Hayata tutunmak, emeğiyle ayakta kalabilmek için.

Bir insanın yeni bir ülkede öğrendiği ilk kelimeler: "Alaman lazım"

..

Yıllardır ne bir işveren onları iftara çağırmış, ne bir komşuları kapılarını çalmış.

Göçmenin derdi, çilesi çok.

Ama en acısı temas edilmemek…

Şehirler...
Yan yana, dip dibe evler, insanlar...
Ama kimse kimseye değmiyor.

Bereket, rahmet, dayanışma ayı Ramazan bir anlamını da burada kazanıyor.

Aynı sofrada doymayı, aynı duada buluşmayı, aynı çayı paylaşmayı yeniden hatırlatan bir ay…

Dualarımız sofraların çoğalması, gönüllerin yakınlaşması ve kimsenin yalnız iftar etmemesi için.

Photos from Sınırsız Dayanışma's post 05/03/2026

İFTAR VE “ÇABUK-ÇABUK”

İftara yetişme telaşıyla yola çıktık.
Okmeydanı’nın kalabalığında, farklı milletlerden insanların iç içe yaşadığı dar sokaklarda ilerledik.

Sierra Leonelilerin evini ararken iki bina arasındaki dar bir geçitten geçtik. Giriş kattaki daireden sızan ışığı gördük. Yer sofrası kurulmuş, Afrikalı kardeşlerimiz etrafında toplanmıştı.

Kapının önünde yaklaşık yirmi çift ayakkabı vardı.

Kapıyı Lamin açtı: “Welcome brothers”. Gülümsemesiyle içimizi ısıttı.

İçeri geçtik. İki göz oda, bir mutfak ve bir banyodan oluşan küçük bir giriş kat.

Samimi bir yer sofrası kurulmuştu.

Afrika usulü bol soslu yemekler, sade haşlama pilav ve jollof rice...

Her birinin adı, kabilesi, hikâyesi farklı.. Üniversite mezunları, müzisyenler, hocalar... Ortak konuştukları Krio dili etrafında ve yaşam mücadelesinde birleşiyorlar gurbette.

Yıllar önce yine Sierra Leoneli dostlar Kadir'e ve Muhammed Sıddık'a iki özgürlük savaşçısının ismini takmışlardı: Bai Bureh ve Kai Londo. Bu isimleri söyledik, şakalaştık. Henüz bir Sierra Leone ismi olmayan arkadaşlar da bu ziyarette birer isim aldılar.

Çoğu "Çabuk Çabuk" işlerde çalışıyor.

Çabuk Çabuk genelde enformel ve ağır şartlardaki işlere verdikleri isim. Patronlardan en çok duydukları, baskıcı ve ağır iş ortamını yansıtan bu ikileme onlar için artık bir "sektör" adı olmuş.

Bir Afrikalı kadın kardeşimiz, çalışan annelerin çocuklarına bakarak geçimini sağladığını anlattı. Başka bir kardeşimiz ise “çabuk-çabuk” çalıştığı iş yerinde arkadaşlarından öğrendiği birkaç Kürtçe kelimeyle ortamı gülümsetti.

Geçim sıkıntısı, kira baskısı, yetersiz maaşlar, üçüncü sınıf muamele ve “çabuk-çabuk” diye kodlanan bir yaşam mücadelesi…

Gecenin sonunda onlar rutubetli ve soğuk evlerinde uyumak ve sabah yeniden “çabuk-çabuk” çalışacakları güne uyanmak üzere kaldılar.

İngilizce, Krio, Türkçe ve Kürtçe kelimelerin, farklı öykülerin ve kültürlerin birbirine karıştığı bir sofrada buluşmanın huzurunu yanımıza alarak biz de kendi evlerimize döndük. O kadar da çabuk çabuk olmayan işlerimize uyanmak üzere.

01/03/2026

Sınırsız Dayanışma olarak biriktirmeye değil bölüşmeye yaslanan bir hayatın mümkün olduğuna inanıyoruz.

İlettiğiniz destekleri, market kartları olarak dayanışma içinde olduğumuz ihtiyaç sahibi ailelere ve kişilere ulaştırmaya devam ediyoruz.

Bu destekler sadece bir “yardım” değil;
aynı sofraya oturma iradesi,
aynı yükü birlikte taşıma kararlılığıdır.

Çünkü biliyoruz:
Dayanışma, hayırseverliğin değil;
eşitliğin ve ortak yaşamın dilidir.

Photos from Sınırsız Dayanışma's post 25/02/2026

Herkese hayırlı ramazanlar.

Dün akşam iftarda bir Afgan göçmen ailenin misafiriydik. Sancaktepe'nin sıkışık ara sokaklarından geçerek adrese ulaştık.

Çok sıcak bir karşılama ile girdik eve. Bol baharatlı yemekleriyle mütevazı ve belki de dünyanın en samimi iftar sofrasında bizi bekliyorlardı.

Ailenin 5 yaşındaki küçük kızı hemen bizimle diyaloğa girdi.

Çocukların en küçüğü 5 en büyüğü 18 yaşında. Hepsi çok güzel yetişmiş.

Etrafa neşe saçıyorlardı.

Ama sohbet ettikçe bu güzel ailenin hüznü, endişeleri, korkuları da birbir açığa çıkmaya başladı.

Türkiye'de doğan en küçük kız çocukları dahil hepsi evraksız. Çocuklar okula gidemiyor, hastaneden yararlanamıyorlar.

Bundan daha yakıcı sorun ise işle alakalı.

Anne ve 18 yaşındaki büyük kızı civardaki tekstil atölyelerine gidiyor. Resmi bir statüleri olmadığı için uzak mesafelere gitmeleri imkansız. Her an geri gönderilme korkusu ile devam eden bir yaşam. Buldukları işlerde işverenler de bu durumu istismar ediyor. Ödemeler gecikiyor, bazen hiç yapılmıyor. Sürekli geri gönderilme ile tehdit ediliyorlar.

Baba da aynı sorunları inşaat işlerinde yaşıyor.

Avukat arkadaşlarımızla aileye bir statü sağlanabilir mi diye istişare içindeyiz. Kolay değil.

Anne eve yakın bir iş arıyor. Yardım istedi. Ne iş olsa yaparım diyor. Eve yakın geri gönderme riskine uzak olsun da.

5 bin liralık market kartı hediyesi verdik. Kansere yara bandı yapıştırmak gibi...

Güvenle gidilebilen bir iş, okul, hastane hatta toplu taşıma bile yok ailenin hayatında...

Hayırlı iftarlar. Allah kabul etsin oruçlarımızı.

06/01/2026

Dayanışma olarak 2026'nın ilk faaliyetini bir bağışçımızdan gelen adak kurban etlerini sahiplerine ulaştırarak yaptık. Sancaktepe, Üsküdar, Sultançiftliği, Bağcılar ve Esenler'de yerli ve göçmen 6 aileye emanetler teslim edildi.

Ekonomik koşullar en çok hayatını zaten güçlükle idame ettirenleri zorluyor.

Üç aylara girdik. Ramazan yaklaşıyor. Herkesi çevresine duyarlı olmaya davet ediyoruz. Bize nakit veya fiziki kart olarak ulaştıracağınız market kartı bağışları ile de ihtiyaç sahipleri ile dayanışabilirsiniz.

Photos from Sınırsız Dayanışma's post 10/12/2025

Alhaji'den gelen mesajlarla başladık güne. Eşi Mariatu ve oğlu Momoh'a ulaşamıyordu.

Alhaji ve Mariatu'yla 8 yıldır arkadaşız. Geri gönderme merkezleri, hukuksal süreçler, hastalıklar ve son olarak 3 yıl önce Momoh'un doğumu..

Alhaji evrak sıkıntıları sebebiyle 2 yıldır Sierra Leone'de. Mariatu ise Momoh'la beraber İstanbul'da.
Mariatu bir Afrika restoranında aşçılık yapıyordu. Ancak ayağı kırılınca iki ay evinden çıkamadı. Mali sıkıntıları daha da arttı. Sağlıklı bir beslenmesi de yoktu. Yaşamaya çalıştığı bu dört duvar yer ise küflü duvarları ile sağlığını daha da kötüleştirmişti.

Ve şimdi Mariatu'ya ulaşılamıyordu.

Deport mu edildi, bir GGM'de mi, evde başına bir şey mi geldi? Göçmenlik biraz da bu ihtimallerin çokluğu, belirsizlik, kimsesizlik...

Arkadaşlarımız Yusuf ve Muhammed derhal yola çıktı. Esenyurt'taki evin kapısı polis tarafından zorla açıldı.

Mariatu yerde yatıyor, Momoh başında için için ağlıyordu. Kim bilir kaç saattir böylelerdi?

Mariatu hastanedeki ilk tetkikler sonrası apar topar yoğun bakıma alındı ve entübe edildi. Akciğer enfeksiyonu, çok düşük kan şekeri seviyesi... Enfeksiyondan ayrıca muhtemelen uzun süre de aç kalmıştı. Üzerine bir de verilen ilaçlardan birine alerji gösterdi hastanede.

Zor bir gündü. Mariatu'ya ulaşabilmemiz rahatlatıcı sonuçları beraberinde getirmemişti.

Onu hastaneye emanet ettik ve üç yaşındaki Momoh'la baş başa kaldık.

Kulaklarımız hastanede, Mariatu'dan gelecek haberlerdeydi. Gözlerimiz ise Momoh'un üstünde..

Mariatu 4 gün sonra yoğun bakımda çocuğunun bir fotoğrafını görebildi ilk olarak. Dünyaya ilk olumlu tepkisi de burada oldu.

3 haftalık yoğun bakım sonrası çok şükür önce sağlığına ardından Momoh'a kavuştu.

Biraz market alışverişi yaptık, biraz bebek bezi temin ettik. Ancak ailenin maddi ihtiyaçları sürüyor. 20 bin liranın üzerinde birikmiş fatura öylece bekliyor. Manevi destek ihtiyacı ise en az maddi olanlar kadar yakıcı.

Bu süreçte bebek Momoh arkadaşımız Muhammed’le kaldı. Muhammed’in çocukları Ali ve Sidra'nın Momoh'a abiliğini ve ablalığını da zikretmek gerekiyor muhakkak. Hepsine teşekkür ediyoruz.

Not: Yaşananlar göçmen arkadaşlarımızın isimleri değiştirilerek aktarılmıştır.

Photos from Sınırsız Dayanışma's post 02/12/2025

29 Kasım Cumartesi akşamı Üsküdar'da "Gazze'yi Unutmuyoruz: Direnişi Konuşuyoruz" serbest kürsü buluşmasında Filistin dostları ile biraraya geldik. Özellikle Türkiye'de bu mücadeleyi sürdürülebilir kılmanın imkanları üzerine konuştuk.

Katılımcılar yapılan ateşkes anlaşmasının kırılganlığını, bu anlaşmanın Gazze ve Filistin halkının sorunlarını çözmediğini, İsrail'in işgal politikalarını engellemediğini vurguladı.

Filistin mücadelesinin dünya halklarını biraraya getiren önemli bir mücadele alanı olduğunun altı çizildi.

Türkiye'de İsrail'le ticaretin kesilmesi kararının takibinin ve İsrail'e yapılan petrol sevkiyatına karşı kampanyanın yükseltilmesinin önümüzdeki dönem için bir ödev olduğu dile getirildi.

01/12/2025

olarak sokakta kalan komşularımıza hijyen paketi dağıtmaya devam ediyoruz.

Bağış yaparak veya dağıtımımıza katılarak destek olmak isterseniz DM’den ulaşabilirsiniz.

Want your business to be the top-listed Government Service in Istanbul?

Click here to claim your Sponsored Listing.

Location

Category

Telephone

Website

Address


Istanbul