Ayasofya-i Kebir Camii

Ayasofya-i Kebir Camii

Share

Contact information, map and directions, contact form, opening hours, services, ratings, photos, videos and announcements from Ayasofya-i Kebir Camii, Ayasofya Meydanı 1, Istanbul.

Photos from Ayasofya-i Kebir Camii's post 26/07/2020

Ayasofya-i Kebir Camii Şerif’te sabah namazı.



🇹🇷

24/07/2020

Ayasofya Camii ile hilalin buluştuğu kareler mest etti
86 yıl sonra bugün kılınan Cuma Namazıyla ibadete açılan Ayasofya Camii'nin dün gece hilal ile birlikte çekilen fotoğraf muhteşem görüntü oluşturdu.

23/07/2020

Muhteşemsin Ayasofya Camii

22/07/2020

Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan “Ayasofya Cami-i Şerifi Sempozyumu”

Diyanet İşleri Başkanlığı, Camiler ve Din Görevlileri Haftası’nda “Ayasofya Cami-i Şerifi Sempozyumu” başlıklı ulusal düzeyde bir sempozyum düzenleyecek.

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş’ın sosyal medya hesaplarından kamuoyuna duyurduğu sempozyumla, Ayasofya Cami-i Şerifinin tarihine ve tarih içerisinde şahit olduğu değişimlere ışık tutmak, caminin mimarisinin ve bünyesinde barındırdığı kültür ve sanat eserlerinin tanıtımına katkı sağlamak, caminin İslam medeniyeti ile kültüründeki yerini ve önemini tespit ederek bir bilinç oluşumuna katkı sağlamak amaçlanıyor.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğünce Ayasofya Cami-i Şerifinin yeniden ibadete açılması münasebetiyle Ekim ayının ilk haftası düzenlenecek sempozyuma katılmak isteyenler, tebliğ özetlerini 28 Ağustos 2020 tarihine kadar teslim edebilecekler. Kabul edilen tebliğler, 4 Eylül 2020 tarihinde açıklanacak. Sempozyuma katılma hakkı elde edenler ise, tebliğ metinlerini 25 Eylül 2020 tarihine kadar teslim etmiş olacaklar.

Katılım şartları

Müslümanlar için büyük bir inancın, medeniyetin, ahlakın ve adaletin sembolü olan Ayasofya Cami-i Şerifini konu alan sempozyuma kabul edilecek tebliğlerde, bilimsel ve özgün olmaları, tebliğ özetlerinin konuyu 300 ile 400 kelime ile ana hatlarıyla açıklaması, özetlerin, katılım formu kullanılarak [email protected] adresine e-mail, 0312 284 55 25 numaralı hatta faks çekilmesi veya Diyanet İşleri Başkanlığı’na posta ile gönderilmesi, tebliğ metinlerinin 4000 ile 7000 kelime arasında olması şartları aranacak. Ayrıca sempozyum oturumlarında tebliğ sunumu 20 dakika ile sınırlı tutulacak.

Sempozyum başlıkları

İstanbul’da dört oturum halinde düzenlenecek sempozyumda, “Ayasofya’nın Tarihi (İnşası ve Gelişimi)”, “İlim ve İbadet Tarihi Perspektifinden Ayasofya”, “Mimari ve Sanat Boyutuyla Ayasofya”, “Ayasofya Cami-i Şerifinin Türk-İslam Medeniyetindeki Yeri” konuları ele alınacak.

Sempozyumla ilgili detaylara http://camilerhaftasi.diyanet.gov.tr adresinden ulaşılabilecek.

22/07/2020

Ayasofya camii hazırlanıyor, cemaatine kavuşmayı bekliyor, sende hazır mısın müslüman kardeşim ☝️

15/07/2020

AYASOFYA’DAN YÜKSELEN RUH…
Milletlerin mazisinde, binlerce yılda oluşturdukları tarihi hafızanın içerisinde, davalarıyla destanlaşmış mücadelenin emeğini, alın terini, kutsallığını ve yüceliğini temsil eden abideleşmiş eserler vardır. Bu eserler dünya durdukça, davanın çocuklarına ruh verir, can verir, ilham verir. Hele bir de davanın ihtişamlı dönemleri sona ermiş, medeniyetinin gövdesi budanmış, kolları kırılmış, can damarı kesilmiş ve hayat veren tüm ögelerinin üstü örtülmüşse, yıllar geçtikçe o davanın hasreti ve özlemi bağırlarda yanan bir ateşe dönüşür. İşte bin yıllık mazisi ile, İslam’la tanışmamızdan itibaren bu davanın sancağını teslim alan ecdadımız, İslam âleminin asırlık rüyası olan Mekke’nin ve Kudüs’ün fethine denk bir fütuhatla, İstanbul’u adaletle, insanlıkla, merhametle buluşturan o mübarek fethi gerçekleştirerek, bizleri medeniyetin şahikasına taşımıştı.
Fethedilen yalnızca bir toprak parçası değil, devrilen sadece Bizans’ın surları değil, açılan kapı sadece bir şehrin kapısı değil, Cuma Namazı kılmak için dönüştürülen yapı sadece bir kilise değildir. Fethedilen topraklardan önce, bunalan gönüllerdi. Devrilen insanlığa zulmetmiş zihinleri ve gönülleri karanlıkta bırakan küfrün kaleleriydi. Açılan kapı bir şehrin kapısı değil, Yesrip’i Medine yapan değerlerin Anadolu’ya taşınmasıydı. Dönüştürülen Ayasofya Kilisesi değil, kalplere ağırlık veren şirkin dışarıya atılması, Kabe’yi mahpus kılan putlardan temizlenmesiyle özgürlüğüne kavuşturulması gibi Ortaçağ’ın esir ettiği karanlık zihinleri aydınlığa kavuşturmaktı. İstanbul’un fethi sıradan bir fetih olmayarak tüm dünyada yankılanan bir milada dönüşmüş, eskimiş, pörsümüş bir dönemi kapatarak, yeni bir çağın başlangıcı kabul edilmiştir. Bu büyük zafer milletleri yok sayarak, şehirleri talan ederek, nesilleri yok ederek, mabedleri yıkarak değil asli hüviyetleri korunarak kaybedilen Tevhid’i kalplerde ve topraklarda egemen kılmak için Allah’ın insanlığa hediye ettiği son dinle tanıştırmak içindi.
Mekke’nin ufuklarında doğan İslam Güneşi aslında Hz. Adem’le başlayan insanlığın fıtrat dini olan Tevhid'in uzun bir zaman içerisinde gerçekleşen sapmalar neticesinde yeniden özüne, safiyetine, ve aslına Hz. Muhammed (sav) ile dönmüş halidir. Bu çaba imha değil bir ihyadır. İnsanlığın değişmez değerlerinin ve Tevhid’in yeniden gönüllerde hayat bulması için verilen bir kutlu mücadeledir. Allah’ın adının yüceltilmesi davası olan bu kutsal emanet ve mübarek sancak milletimizin uhdesine geçtikten sonra yürek kuraklığı yaşayan, hakikatle tanışmamış beldelere İslam’ın nurunu taşımak için candan ve canandan geçen bir neslin inşa ettiği üstün ahlaki değerlere dayalı bir medeniyet tüm insanlığı kenidine hayran bıraktırmıştır. İşte Ayasofya bu kutlu mücadelenin soylu zaferi neticesinde İslam’ın küfre, Hakkın batıla galip geldiğinin ebedi mührü, en berrak en açık vesikasıdır.
Ayasofya’nın kubbesinde İslam’ın hoşgörüsü, minarelerinde tevhidin gür sesi, mihrabında imanın önünde hiçbir gücün duramayacağının azameti, minberinde “Hak geldi Batıl Zail Oldu” ilahi düstürunun sadâsı, duvarlarında İslam kardeşliğinin şefkat ve merhametinin yüceliği, sütunlarında “La Galibe İllallah” mefkuremizin manifestosu vardır.
Akşemseddin’in ayak izi olan caminin mihrabında dizlerinin bağı çözülmeden kıyama durabilmek, 'Allah yolunda feda edebileceğim neyim varsa hazırım' diyebilmenin heyecanını duymaktır. Minberinde fethi gerçekleştirmiş Fatih’in ayak izine basarak müminlere seslenebilmek, Allah’ın adını üstün tutmanın milletlere ne büyük izzet ve şereflerin verileceğine inanmaktır.
Ayasofya’da namaz kılabilmek, İslam’ın tüm dinlere ve inançlara üstünlüğünün tüm dünyaya ilan edilmesidir. Ayasofya’nın açılması, tüm dünyanın ihtiyaç duyduğu merhametin, hoşgörünün, adaletin insanlığa dalga dalga yayılmasıdır. Ayasofya’nın açılması bu milletin evlatlarına çıktıkları medeniyet yolculuğunda büyük bir özgüven aşılanmasıdır. Bilimde, sanatta, teknikte, fende insanlığın ihtiyaç duyduğu, dünyanın kıvrandığı salgın hastalığa çare bulma konusunda Fatih’in evlatlarının zihnine vurulan “yenilmiş medeniyetin çocuklarısınız” prangalarının kırılmasıyla büyük atılımlar ve insanlığın hayrına hizmet edecek büyük devrimler yapabilmenin heyecanının verilmesidir. Ayasofya’nın tekrar açılması bir ferde değil topyekün bir millete yeni bir diriliş beratının verilmesidir. Yani ayağa kalkacak bir millete Rahman'ın önden gönderdiği bir iltifatıdır, hediyesidir.
Ayasofya’nın açılmasıyla başlarını dik tutan bu milletin çocukları kendi medeniyet değerlerinin utanılacak ve ezikliğini üzerlerinde taşıyacakları çağın gerisinde, eski kitaplarda kalmış dogmalar olmadığını bilakis taşıdıkları kimliğin yitik bir hazineye, keşfedilmemiş bir mücevhere ait olduklarını göreceklerdir. Ayasofya’nın açılmasıyla parlak zaferlerin ve şanlı destanların yalnızca mazide kalmadığını, istikbalde de yeni fetihlerle hakikati arayan insanlığa, gönül kapıları kilitli ruh dünyalarında oluşan hastalıklarla kıvranan toplumlara, çağın dert ve ıstıraplarıyla boğuşan dünyaya İslam’ın hayat veren, nefes veren ilkelerini ulaştırmak için yeni yetişen nesile büyük bir dinamizm ve aşk hediye edilmiştir. Bize düşen görev; çocuklarımıza İslam Medeniyetinin büyüklüğünü, imanı teknoloji ile bütünleştirince Şahi toplarını ortaya koyan Fatih’in yüksek Medeniyet anlayışında olduğu gibi, çağın gerçekleri ve imanın bir arada olmasıyla hiçbir gücün karşılarında duramayacağını onlara anlatmaktır. Gerçek fethin coğrafyalardan önce kalplerin fethi olduğunu, onların yüreklerine nakşetmektir. Ayasofya’nın kubbelerinde yankılanan tekbirler ve minarelerinden yükselen her ezan onlara bir kimlik kazandırırken aynı zamanda da yeni ve büyük fetihlerin onları beklediğinin bir müjdesi olacaktır. Bu fetih aynı zamanda İslam alemine umut aşılarken Batı dünyasını da hüzne boğmuştur. Bu fetih artık İslam aleminin yegane önderi, cennet vatan Türkiye'mizin bağımsızlığının tescili de olmuştur. Bu müjdelere bizi kavuşturan Rabbimize hamd ediyor. kıyamet gününe kadar akarı devam eden, sadaka-i cariyeyi gerçekleştiren Cumhurbakanımıza ve emeği geçen tüm devlet büyüklerimize en kalbi şükranlarımı ve muhabbetlerimi sunuyorum.
ALİ HAYRİ ÇELİK
SİNOP İL MÜFTÜSÜ

14/07/2020
Want your business to be the top-listed Government Service in Istanbul?

Click here to claim your Sponsored Listing.

Location

Website

Address


Ayasofya Meydanı 1
Istanbul
34122