Abbasağa Semt Evi

Abbasağa Semt Evi

Share

Abbasağa Semt Evi, resmi facebook sayfasıdır.

***

Adres: Cihannüma Mh., İsmailiye Sokak, No: 10

09/05/2026

81 Yıl Önce Faşizmi Dize Getiren Güç Komünizmdi!

Bugün 9 Mayıs. Tarihin gördüğü en aşağılık yöntemlerle insanlığı teslim almaya kalkışan Nazilerin resmen teslim oldukları günün yıldönümü. 81 yıl önce bugün Alman faşistleri emperyalist hayallerle dünya egemenliği için çıktıkları yolun sonunda Berlin’in harabeleri arasında tarihin çöplüğüne gömüldüler. O günlerde dünyayı faşizm belasından Kızıl Ordu’nun, Sovyet halklarının, Sovyetlerin komünist önderliğinin kurtardığından kimsenin kuşkusu yoktu. Naziler Sovyet topraklarında, en az bir cenazenin çıkmadığı tek bir ev bırakmamıştı. Faşist sürülerin ardında dağılmış aileler ve viran şehirler kalsa da, Sovyet insanı çok haklı bir gururla bir nebze hafiflemiş acısını ve yorgunluğunu bir kenara bırakıp sosyalist kuruluşa devam etti. Kentlerini, sanayisini yeniden ayağa kaldırdı; topraklarını bereketli kıldı. İnsanlığın eşit, hakça ve güvenli bir yaşam arayışına gelmiş geçmiş en ileri yanıtları üretti. Sovyet sosyalizmi başarılarıyla tüm dünyaya ilham verirken bir yandan dünya barışının güvencesi haline gelmişti. Diğer sosyalist ülkelerle kardeşçe bir işbirliği inşa ediyor, emperyalist kuşatmadan çıkış arayan sömürge sonrası ülkelere dost elini uzatıyordu. Sovyetlerin varlığında Amerikan emperyalizmi ve NATO’daki müttefikleri savaş planları yaparken iki kere düşünmek zorundaydı.

Bugün 9 Mayıs’ı, Berlin’de Kızıl Ordu sembollerinin yasaklanması, AB bürokrasisinin tehditleri nedeniyle Slovak başbakanın Kızıl Meydan’daki resmi törenlere katılmaktan vazgeçmesi haberleriyle karşılıyoruz. Avrupa gericiliği her yerde yasaklar ve tehditlerle Sovyet zaferinin üzerinde tepiniyor. İş faşizmin yenilgisinde Sovyetlerin baskın rolünü karartmaya çalışmaktan çıkmış, bu zaferin insanlık için değerinin topyekün unutturulmasına varmıştır. Gerçek şu ki, Nazilerin yenilgisi, bugün yeni savaşlara hazırlanan Avrupa’nın emperyalist ve gerici yöneticilerine benzer bir hezimete uğrama ihtimallerini hatırlatıyor. Barbar düzenleri karşısında insanlığın bir kez daha ayağa kalkma ihtimalini düşünmek dahi istemiyorlar. Bugünkü Rusya’ya düşmanlıklarını, bundan katbekat güçlü olan anti-komünist histerilerinin bahanesi olarak kullanıyorlar.

9 Mayıs’ın yıldönümünde, Nazilere karşı omuz omuza çarpışmış Kızıl Ordu askerlerinin Rus ve Ukraynalı torunları egemen sınıflarının peşinde birbirini boğazlamaya devam ediyor. Sovyetler Birliği’ni sona erdiren karşı devrimden doğan devletler zar zor 3 gün ateşkes ilan edebildiler. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy önce 9 Mayıs anma töreni sırasında dronlarla Kızıl Meydan’ı vuracağını ilan edip, daha sonra benzeri görülmemiş bir ciddiyetsizlikle Meydan’ın koordinatlarını sosyal medya hesaplarından yayınlarken hiç utanmadı.
Avrupa’da tüm çatışan güçler 9 Mayıs’la ilgili kendi siyasi hesaplarını görürken hep birlikte unutturmaya çalıştıkları tek bir gerçek var. Dün faşizmi dize getirenler komünizmin bayrağı altında birleşmiş insanlardı, bugün emperyalizmin insanlığı bir kez daha içine düşürdüğü koyu karanlıktan çıkaracak olan yine komünizmin bayrağıdır. Sosyalizm 20. yüzyıl zaferlerinden geriye kalan bir anı değil; insanlığın gelecek umutlarının yegane adresidir. Bu gerçek ona duyulan ihtiyacın büyüklüğü oranında güçlüdür; hiçbir yalanla, hiçbir zorbalıkla unutturulamaz.

Orak-çekiçli kızıl bayrak Reichstag’ın üzerinde yalnızca bir zaferin değil, insanlığın teslim alınamayacağının ilanı olarak dalgalandı. O bayrağı dalgalandıranlar sosyalist bir ülkenin yurttaşlarıydılar. 9 Mayıs’ın asıl anlamı buydu; bugün hâlâ korktukları şey de budur. Ve korkmakta çok haklılar. Çünkü insanlık bir kez daha ayağa kalktığında, eşitsizlik, yoksulluk, savaş ve yıkım üreten bu barbar düzeni tarihin çöplüğüne gönderecek iradeyi yine kendi elleriyle yaratacaktır.

08/05/2026

4-12 TEMMUZ ARASI NATO KARŞITI ZİRVE VE 5 TEMMUZ’DA BÜYÜK MİTİNG İÇİN ÇAĞRI
ANKARA NATO’YA GEÇİT VERMEYECEK!

Ülkemizin bağımsızlığı ve egemenliğinin karşısındaki en büyük tehditlerden biri olan çokuluslu tekellerin eli kanlı örgütü NATO, 7-8 Temmuz’da Ankara’da bir zirve düzenleyecek.

AKP iktidarı ve patronlar, NATO liderlerini lüks ve şatafatla ağırlamak için aylar öncesinden kolları sıvadılar. Şeker Fabrikası’nın lojmanlarını yıkıp Trump’ın uçağına iniş pisti yaptılar. Milyarlarca liraya VIP salonu inşa edip kendilerine verilecek yeni ihaleleri beklemeye başladılar…

Evet, onlar hazırlanıyor ancak ülkemizde NATO zirvesi öncesi kolları sıvayan, hazırlananlar onlardan ibaret değil.

Bu ülkenin yurtseverleri, cumhuriyetçileri ve komünistleri memleketlerine sahip çıkıyor, dünyanın en büyük terör örgütü NATO’yu ülkemizden söküp atmak için hazırlanıyor.

Bu kapsamda Türkiye Komünist Partisi, 4 Temmuz-12 Temmuz haftasını NATO KARŞITI ZİRVE olarak ilan ediyor. Bu zirve kapsamında konferanslar, sergiler, etkinlikler gerçekleştirilecek, halkımızın NATO karşıtı direnci gün gün yükseltilecek.

Ayrıca 5 Temmuz’da Ankara’da, NATO KARŞITI ZİRVE kapsamında büyük bir miting düzenlenecek.

Tüm yurtseverleri, cumhuriyetçileri ve devrimcileri zirveyi ve mitingi hep birlikte güçlendirmeye çağırıyoruz.

Bir kez daha ilan ediyoruz, NATO’yu bu topraklardan söküp atacağız.

BU MEMLEKET BİZİM KAHROLSUN EMPERYALİZM!

08/05/2026
08/05/2026

Ülkemiz de Halkımız da satılık değil!
Madenler Devletleştirilmelidir

Türkiye doğal zenginlikleri ve mineral çeşitliliği bakımından dünyanın önde gelen
ülkeleri arasında yer alıyor. Bu minerallerin üretimi ile sanayiden imara, tarımdan enerjiye ve sağlığa kadar birçok alanda kullanılan hammaddelerin arzı sağlanıyor. Doğal kaynaklarımız ve madencilik faaliyeti ülkemizin ekonomik bağımsızlığı, kalkınması ve halkımızın refahı açısından hayati önem taşıyor.

Bugün ülkemizde adına serbest piyasa ekonomisi denilen, sermayenin ihtiyaçlarını ve kârlılığını esas alan bir düzen hüküm sürmekte. Madenler ve madencilik de arama faaliyetlerinden çıkarma ve zenginleştirme aşamalarına kadar neredeyse tüm süreçleriyle piyasa düzeninin akılsızlık ve plansızlığı tarafından belirlenir durumda. Cumhuriyetin ilke edindiği devletçi ekonomi politikaları uyarınca Türkiye sanayi alt yapısının gelişiminde önemli etkileri olan Etibank, Türkiye Kömür İşletmeleri, Demir Çelik fabrikaları gibi devlet işletmeleri kurulmuştu. Bu işletmeler piyasacılığa kurban edildi. Ya tamamen özelleştirildi ya tasfiye edildi ya da küçültüldü; fiilen güçsüz ve işlevsiz hale getirildi. Türkiye’de maden işletmeleri insan hayatını hiçe sayan paragöz holdinglerin, çokuluslu tekellerin ve onların merdiven altı faaliyet yürüten taşeronlarının eline teslim edildi.

Geldiğimiz yer ortada: Doğası yıkıma uğratılmış, kaynakları yağmalanmış, çarçur edilmiş bir ülke; her tür bilimsel tanım ve teknik olanak mevcutken maliyet ve kâr hesaplarına kurban edilen, hiçe sayılan işçi hayatları, sefalete mahkum edilen madenciler…

Ülke topraklarının yarıdan fazlasını kapsayan maden arama ruhsatları ile binlerce işletme ruhsat ve izninin sermayeye devredildiği bir tabloyla karşı karşıyayız. Bu durum, doğal zenginliklerimizin fiilen ipotek altına alınması anlamına geliyor. Türkiye’de madencilik faaliyetinin milli gelir içersindeki payı ise hala %1’ler civarında. Belli ki maden arama ve işletme ruhsatları sermayedarlar için bir rant kapısı olarak kullanılıyor. Halka ait olan madenleri daha toprağın altındayken alıyorlar, satıyorlar, servetlerine servet katıyorlar. Yasaları, yönetmelikleri değiştiriyor, arkalarından dolanıyor, pek çok durumda ne yasa ne de kural tanıyorlar. Köy, tarım alanı, orman, zeytinlik, yerleşim çevreleri, tarihi veya doğal sit alanı demiyor talan ediyorlar.

Türkiye Komünist Partisi halkımızı bu arsızlığa dur demeye, doğal kaynaklarımıza, madenlerimize, emeğimize sahip çıkmaya çağırıyor!
Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığı, kalkınması ve halkımızın refahı için madenler derhal ve bedelsiz olarak devletleştirilmelidir!

1. Çokuluslu tekeller ve holdingler başta olmak üzere her tür özel sermayedar ve şirkete verilmiş olan tüm maden arama, işletme ve zenginleştirme ruhsat ve iznler bedelsiz olarak iptal edilmeli, tüm maden ve işletmelere el konmalıdır.

2. Bütün madencilik faaliyetleri devlet eliyle ve merkezi bir planlama doğrultusunda gerçekleştirilmelidir. Bu yapılırken tüm ilişkili sektörlerin ihtiyaçları dikkate alınmalı, kapsamlı bir planlama ile hammadde arz güvenliğinin sağlanması, dışa bağımlılığın azalması, yerli sanayiye düşük maliyetli ve kaliteli girdi sağlanabilmesi esasıyla hareket edilmelidir.

3. Doğal kaynakların halk sağlığı ve çevreyle uyumlu, verimli kullanımını esas alan; bilimsel verilere dayalı bir madencilik politikası oluşturulmalı ve etkin biçimde uygulanmalıdır. Bu kapsamda maden havzaları, faaliyet gösterdikleri bölgelerde tarımsal ve sınai üretim, su kaynakları, orman varlığı ve halk sağlığı gözetilerek bütüncül bir planlama anlayışıyla ele alınmalı ve işletilmelidir.

4. Madencilerin çalışma ve sendikal örgütlenme hakkı güvence altına alınmalı, eksiksiz mesleki eğitim alabilmeleri sağlanmalı, insanlık onuruna yakışan, sağlıklı ve güvenli çalışma şartları yaratılmalı ve korunmalıdır.

5. Değerli madenlerin sadece hammadde olarak çıkarılıp ihraç edilmesine son verilerek uç ürünlere dönüştürülmesi, yarı mamul ve mamul maddelerin üretimi için planlı bir sanayi hamlesi yapılmalıdır.

6. İnşaat sektörüne hammadde sağlamaya odaklı, plansız ve denetimsiz bir madencilik endüstrisi yerine mühendislik kalitesi yüksek, katma değerli üretim yapabilen bir madencilik endüstrisi kurulmalıdır.

7. İşletmesi tamamlanan maden sahalarında kapatma, rehabilitasyon ve rekültivasyon (toprak ıslahı ve yeniden bitkilendirme yoluyla alanın ekolojik dengeye uygun biçimde doğaya kazandırılması) faaliyetlerinin, gerekli çevresel önlemler çerçevesinde eksiksiz olarak gerçekleştirilmesi zorunlu kılınmalı ve etkin biçimde denetlenmelidir.

8. Madencilik faaliyetlerinde kullanılan makine ve ekipmanların yerlileştirilmesi sağlanmalı; verimli, halk sağlığına ve çevreye uyumlu ileri teknolojilerin geliştirilmesine yönelik araştırma ve geliştirme faaliyetleri yürütülmelidir.

9. Madenlerin ve madencilik faaliyetlerinin devletleştirilmesi sürecinin tamamı madenlerde örgütlü işçi sendikaları ve madencilik faaliyeti ile bağlantılı meslek odalarının aktif katılım ve denetimi ile gerçekleşmelidir.

06/05/2026

Karl Marx 208 yaşında.
“Marx her şeyden önce bir devrimciydi.”
Hayatını sömürünün olmadığı bir dünya ve onu kuracak olan işçi sınıfının kurtuluş mücadelesine adadı.
Fikirleri mücadelemize yol göstermeye devam ediyor.

İyi ki doğdun büyük devrimci

soL TV 04/05/2026

soL TV 4 likes. "Komünist Bakış | 1 Mayıs'ın ardından"

04/05/2026

Bu akşam 'ta TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan yanıtlıyor:

📌1 Mayıs'ın ardından

Programı kaçırmamak için Youtube'da 'a abone olabilir, bildirimleri açabilirsiniz.

Want your business to be the top-listed Government Service in Istanbul?

Click here to claim your Sponsored Listing.

Location

Address


İsmailiye Sokak
Istanbul