📍Esenyurt - 📍Mecidiyeköy
Savaşın faturası her şeyiyle işçi sınıfına ödetilmektedir.
Savaşlara ve sömürüye karşı 1 Mayısta alanlardayız.
Yaşasın 1 Mayıs!
Devrimci Parti
Yaşasın Devrim ve Sosyalizm! Yaşasın Marksizm-Leninizm! Birlik Mücadele Zafer!
17/04/2026
Günlerdir okullarda yaşanan şiddetin sorumlusu neo-liberalizmin eğitimdeki ve çocuklar üzerindeki etkisidir. Bu politikalarla tam uyum halinde çalışan iktidar ve onun eğitim bakanı da bu bağlamda faildir.
Bu gündemde, eğitim emekçileri sendikaları öncülüğünde günlerdir eylemde olan eğitim emekçileri ve Devrimci Liseliler’in militarist eğitime, şiddet ve intihar kuşatmasına karşı yükselttiği eşit, parasız, bilimsel, anadilde eğitim için örgütlenme çağrısını selamlıyoruz.
Çocukların suç işlemesinin maddi temelini ortaya koymayan, iki ayrı okulda yaşanan katliamı birkaç oyuna, diziye, yeni nesil internet platformlarına bağlıyorlar. Bütünlükten uzak bu yaklaşımlarla başta anneler olmak üzere aileler hedef tahtasına konuyor ve yaşananlara yönelik tepkiyi başka yöne aktarmaya çalışıyorlar.
Militarizmin, savaşın, faşizmin ve kışkırtılan erkekliğin yarattığı kaos ve şiddet karşısında her türlü itirazını bastırmaya çalıştıkları gençlerin suç işlemesinde kendi payları olmadığını iddia ediyorlar. Erkeklere her türlü şiddeti ve zoru hak gören sistemlerinin erkek şiddeti uygulamanın yaşının bu denli düşüyor olmasından azade tutuyorlar.
Bir yandan gençlik arasında eğitim sisteminin rekabetçi, elemeci zeminin yarattığı bu durum, gençliğin örgütlenme alanlarının dağıtılmasına yönelik her politik saldırı ile bireyciliği yükseltmişken; diğer yandan gençliğin ortak mücadele algısını dağıtarak yanındakini tehdit olarak görüp yok etme eğilimlerini destekleyenler, söz konusu sistemin kurucu unsurları ile yüzleşmiyorlar. Neo-liberalizmin yarattığı bireyciliğin karşısında örgütlü ve kolektif mücadele çağrıları polisin, MEB'in, yargının hedefi olurken polis çocuğunu bu suça iten şiddet ve rekabet anlayışını adım adım ördüler, şimdi de suçu ailelere yıkıyorlar. MESEM’lerde katletmenin, üniversitelerde yoksullaştırmanın, geleceksizleştirmenin ve buna karşı mücadeleye yönelen öğrencileri faşistlerin hedefi haline getirmenin sonuçlarını reddediyorlar. Yoksulsa da sussun, çaresizce kaderine razı olsun istedikleri gençlerin suça sürüklenmesinden derin psikolojik analizler çıkarıyorlar.
Yaşadığımız toplumda suç, bireyin psikolojisi ve aile yaşamıyla açıklanamayacak ölçüde toplumsal ve düzene içkindir. Çocukları ve ailelerini suçlayarak sorumluluğu reddeden bu anlayıştır suçlu olan.
Suç işlemenin yaşı bu denli düşmüşken, Türkiye silah ticaretinin lojistik ülkesi haline gelmişken, paramiliter örgütlerle, orduyla, polisle gençliğin üzerinde devletin silahlı gücü her fırsatta sınanırken devlet bu yaşananların sorumluluğundan kaçamaz.
Yıllardır kaderimizin ve kurtuluşumuzun kendi ellerimizde olduğunu söylerken her fırsatta bizi hedef alanlar halkların, işçilerin, kadınların, gençlerin yaşam umuduna, mücadele ufkuna saldırdı. Söz veriyoruz ki mücadelenin ve devrimin yarattığı/yaratacağı her umudu, hayali örgütlemeye devam edeceğiz, suçlulardan hesap soracağız.
Yusuf Tekin başta olmak üzere çocukların böyle bir şiddet pratiğine yönelip ardından intihara sürüklenmesinde sorumlu olan tüm devlet kademelerindeki sorumlularından hesap sorma vakti.
Kurtuluşumuz için sokaklara!
10/04/2026
Emperyalist Savaşa Karşı Halkların Barışını - İşçi Sınıfının Savaşını Büyüt!
Dünya yeni bir tarihsel eşiğin içindedir. Emperyalist güçler, derinleşen krizlerini savaşla çözmeye yönelmiş ve insanlığı yeni bir paylaşım savaşının eşiğine sürüklemiştir. Silah fabrikaları gece gündüz çalışıyor, borsalar işçilerin alınterinden beslenmekte ve egemenler savaş naraları atmaktadır. Bu gürültünün altında işçilerin, ezilen halkların sesi bastırılmaya çalışılıyor. NATO’dan vekil güçlere kadar tüm egemenler, kendi çıkarları için halkları kendi çıkarları doğrultusunda dünyayı yeniden dizayn etmek uğruna savaşın içine çekiyor. Ortadoğu’dan Avrupa’ya, Ukrayna’dan Filistin’e, Sudan’dan Yemen’e uzanan savaş hattı, emperyalizmin kanlı yüzünü tüm dünya işçi sınıfına ilan etmektedir.
Bu savaş ilanı aynı zamanda emeğimize ve varlığımıza yönelik bir tehdittir. Savaş yalnızca cebimizden değil geleceğimizden de çalmaktadır. Bir avuç asalak patron kasasını doldururken, çizilen yapay sınırlar altında işçiler hem insanlık dışı koşullarda sömürülüyor hem de bu savaşta ölmek üzere sahaya sürülüyor.Gerçek açıktır, yüksek sesle söyleyelim. Bu savaş bizim savaşımız değildir! Bu savaş patronların, tekellerin, emperyalistlerin savaşıdır. Bu savaşın mermisi bizim çocuklarımızın bedenine işlenmektedir ve bu savaşın bedelini ödeyen yine biziz. Yoksullukla ödüyoruz; sofradaki ekmek azalırken faturalar kabarıyor. İşsizlikle ödüyoruz; fabrikalar kapanıyor, işçiler kapı önüne konuyor. Geleceksizlikle ödüyoruz; her yerde gençlik savaş makinelerinin yakıtı haline getiriliyor. Göçle ve ölümle ödüyoruz; denizler mezara, sınırlar kafese dönüşüyor. Savaşın faturası her şeyiyle işçi sınıfına ödetilmektedir.
Bugün görevimiz nettir. Emperyalist savaşa karşı enternasyonal sınıf mücadelesini örgütlemek zorundayız. NATO’ya, emperyalizme ve siyonizme karşı dünya işci sınıfı ve ezilen halkalarının birleşik mücadelesini büyütmek zorundayız. Her ülkede işçilerle ezilen halklar omuz omuza vererek emperyalist kapitalizme ve siyonizme karşı enternasyonal cepheyi kurmak zorundayız. Çünkü savaşın karşısına ancak örgütlü sınıf gücü dikilebilir. Biz barış istiyoruz ama patronların ve sömürgeci devletin barışını değil. Silahları susturup sömürüyü sürdüren bir barış değil.Ateşkes adı altında işgali devam ettiren bir barış değil. Biz, kadınların, işçilerin, gençlerin, LGBTİ+’ların barışını istiyoruz. Bu temelde Kürt halkının kendi kaderini tayin hakkını savunuyor, eşitlik ve özgürlük temelinde gelişen barış arayışlarını destekliyoruz. Ancak açıkça söyleyelim ki gerçek ve kalıcı barışın güvencesi, örgütlü işçi sınıfının ve kürt halkının birleşik mücadelesidir. Tarafımız bellidir, tarafımız işçi sınıfıdır, tarafımız halkların kardeşliğidir, tarafımız halkların barışıdır, tarafımız devrimdir. Tarafımız proloterya enternasyonallerinin tarafıdır. Patronların gücü sermaye iktidarından gelir ve bu iktidar ancak örgütlü işçi sınıfının mücadelesiyle yıkılır! Savaşı durduracak tek güç, savaşı yaratan sistemi yıkacak olan işçi sınıfıdır, işçi sınıfı ve ezilen halkların örgütlü mücadalesidir.
Taksim 1 Mayıs Alanıdır
Taksim, işçi sınıfı için sıradan bir meydan değildir tarihsel hafızanın, direnişin ve sınıf bilincinin cisimleşmiş halidir. 1977 Taksim Katliamı ile işçi sınıfının kanıyla kazanılmış bu alan, sermaye ve devletin hafızasızlaştırma çabalarına karşı bir mücadele mevzisidir. Taksim’i işçi sınıfına kapatmak, basit bir yasaklama değildir.
İşçi sınıfının tarihini, birliğini ve iktidar iddiasını bastırma girişimidir. Bu yüzden 1 Mayıs olması gerektiği yerde, Taksim Meydanı’nda kutlanmalıdır. Çünkü Taksim, işçi sınıfının yalnızca geçmişte ne yaşadığını değil, gelecekte neyi kazanacağını da simgeler. O alan geri alınmadan 1 Mayıs gerçek anlam ve önemine kavuşmayacak, işçi sınıfının tarihsel olarak ortaya koyduğu irade gerçekleşmemiş olacaktır.
1 Mayıs sadece bir gün değil; işçi sınıfının tarih sahnesine çıktığı, kendi gücünü hatırladığı ve hatırlattığı gündür.
Bugün alanları dolduralım, yarın dünyayı değiştirelim!
Yaşasın 1 Mayıs!
Yaşasın Proletarya Enternasyonalizmi!
Yaşasın Halkların Kardeşliği!
Yaşasın Sınıf Savaşı!
30/03/2026
📍Karşıyaka Mezarlığı
Mahir Çayan’ın mezarı başında devrim ve sosyalizm sözümüzü haykırdık.
Aradan geçen onyıllar emperyalizme, faşizme karşı mücadelede Kızıldere’nin ihtilalci ruhunu yaşatmaya devam ettik. Mahirlerin Türkiye devrimine olan inancını miras aldık.
And olsun ki hesaplarını soracağız!
And olsun ki devrim mücadelemiz kazanacak!
30/03/2026
📍İstanbul
Emperyalist ABD ve NATO’ya diz çökenler bilsin !
Mahir Çayan ve yoldaşlarının mücadele iradesi sokaklarda, meydanlarda direnişlerde devam ediyor ve edecek.
Son değil mücadele sürüyor!
Mahir, Hüseyin, Ulaş Kurtuluşa Kadar Savaş!
30/03/2026
On’ların açtığı yolda zafere doğru yürüyoruz!
Kızıldere; devrimde ısrarın, emperyalizme karşı devrimci savaşın, Türkiye’de birleşik mücadelenin mirası.
NATO Türkiye topraklarında dünya halklarına karşı emperyalist planlarını yapmak için günler sayarken bir kez daha On’lar gibi On’lar olup haykıracağız.
Emperyalizme karşı On’lar Olunmalı!
21/03/2026
Devrimci Parti olarak çağrımız nettir: İşçi sınıfını, emekçileri, kadınları ve gençleri emperyalist savaşa karşı birleşik mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz. Newroz ateşini büyütmek, direnişi büyütmektir. Bu ateş, halkların eşit, özgür ve sömürüsüz bir dünyayı kurma iradesidir. Zafere giden yol, sömürgeci faşist güce karşı mücadeleden geçer.
Yaşasın Newroz,
Yaşasın Halkların Mücadelesi!
Yaşasın Proletarya Enternasyonalizmi, kahrolsun sömürgecilik.
Zafere kadar hep birlikte!
16/03/2026
BİRTEK-SEN Başkanı Mehmet Türkmen Sırma Halı işçilerinin direnişindeki konuşması sebebiyle faşist iktidar-sermaye yargısı eliyle tutuklandı.
Bu bir yargılama değil sermaye iktidarının sınıf mücadelesinin önüne geçemediğinin somut kanıtıdır. Tutuklamalar ile sınıf mücadelesini durdurmayacaklar.
Sırma Halı işçileri de Mehmet Türkmen de yalnız değildir, yaşasın sınıf dayanışmamız.
BİRLEŞİK TEKSTİL
28/02/2026
Emperyalizme ve Siyonizme Karşı Halklar ve İşçi Sınıfı Kazanacak”
İran’a yönelik emperyalist ve siyonist işgal saldırılarına karşı açıklamamız.👇🏼
17/02/2026
Zonguldak Kilimli’de özel bir maden ocağında yaşanan göçükte işçi kardeşlerimiz Ziya Kiret ve Veysel Oruçoğlu’nun yaşamını yitirmesi bir “kaza” değil, sınıfsal bir cinayettir.
Bu düzen, işçiyi yerin yüzlerce metre altında denetimsizliğe, güvencesizliğe ve ölüme mahkûm eden sermaye düzenidir.
Özel madenler, patron kârı uğruna işçilerin canını hiçe sayan bu sistemin en çıplak halidir.
Sorumlu yalnızca maden patronları değil;
denetlemeyen, görmezden gelen, sermayeyi kollayan devlettir, iktidardır.
Biz bu ölümleri unutmayacağız.
Bu karanlık düzeni teşhir edeceğiz.
Hesap soracağız.
Madencileri ölüme gönderen bu sömürü düzenine karşı mücadeleyi büyüteceğiz.
İşçi sınıfının canı, patronların kârından daha değerlidir!
06/02/2026
Evlerimizi mezara çevirenler; rant uğruna, sermayenin çıkarları için hayatlarımızı hiçe sayanlar hala saraylarında sefa içinde yaşıyorlar.
O saraylardan bize “fıtratlar” yazıp, “kader planı” yazıyorlar.
Biz onlardan hesap soracak ve onları tarihin çöplüğüne gönderecek “kader planını” ancak sokakta yazabiliriz.
Sırayı bozacağız. Sarayları yıkacağız. AKP-MHP Faşist iktidarından hesap soracağız.
depreminde kaybettiğimiz Eylem Şafak Aydın, Seher Yeşilova ve binlerce canımızın öfkesi hala diri !
Unutmak Yok !
Affetmek yok !
28/01/2026
Onbeşler yaşıyor! Komünizm hayaleti hala Türkiye sokaklarında!
Mustafa Suphi ve yoldaşları Türkiye’de komünizmin kıvılcımını yaktı. Mustafa Kemaller 15leri katlettiğinde komünizmin adı bir daha anılmayacak sanmıştı.
15leri katledenler komünizmin yılmaz neferi Maria Suphi’ye işkence ettiler, katlettiler.
Mücadelemiz sınırsız, sınıfsız, sömürüsüz bir dünya için 15lerin izinde devam ediyor.
Click here to claim your Sponsored Listing.
Location
Category
Website
Address
Istanbul
