*Bu geniş kesiti 4625 metre ile Adalar İlçesi’nin en büyük ve en gösterişli adasıdır. yüzyılda, II. I. Ve, 19.
Eski isimleri: Prinkipos, Meale Demonesi, Beyadası ve Fetih’ten sonra da “Büyükada”. 569 yılında İmparator II. Jüsten’in burada (eski limanın yanında) bir saray yaptırmasıyla “Prens Adası” ismi kısa zamanda diğer adalar için yaygınlaşarak “Prens Adaları” kullanıla gelmiştir (VI. yüzyıl Bizans yazarlarından Sadranos’un kaydı). Batı literatürü “Les Iles des Princes” deyimini kullanmaktadır. Büyükada
’nın eski isimlerinin çoğu “büyük” sıfatı etrafında toplanmıştır.*
Adanın Maden semtinde, Nakibey Plajı içinde kalmış (hâlâ bakıyeleri görülen) Kadınlar Manastırı, 8. Justen Manastırı’nın tamir ve genişletilmesi olarak kabul edilebilir. Diğer adaların aksine Büyükada’nın Antik ve Bizans döneminde köyü güney yönünde (lodos tarafında) idi. Daha sonra, kilise ve manastırın yapılmasıyla “Aya Nikola” koyu adını alacak olan, doldurula doldurula hemen hemen düz hale gelen koyun çevresi “Karye Köyü” idi. Buradaki kale, 1453’deki İstanbul’un Fethi’nden biraz önce Baltaoğlu Süleyman Bey’in donanmasıyla ele geçirilmiştir. Bu Karye Köyü’nün 15. yüzyılın ortalarına kadar, değişik ülkelerle, özellikle Marmara Denizi güney sahilleri ve Yunan kolonileriyle ticaret yaptığı, 1955 yılında bahçe düzenlemesi yapılırken ortaya çıkan Kizikos Definesi’ndeki altın sikkelerden anlaşılmaktadır (Bu paralar, İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin Define Bölümü’nde, ayni isimli koleksiyon olarak korunmaktadır). Adada sürgün ve hapis hayatı, Roma İmparatorluğu’nun başkentini İstanbul’a nakleden Konstantinus zamanında başlar. Ermeni Katalikosu (piskopos) Nerses, Arius’a karşı olduğu gerekçesiyle önce Oxia’ya (Sivriada) sürülmüş, daha sonra Ermenistan Kralı III. Arşak tarafından herhalde daha hafif bir sürgün yeri olarak Büyükada’ya gönderilmiştir. İmparator Heraklis kendine karşı bir ayaklanma hareketine geçtiğinden şüphe ettiği oğlu Attalarik’i 637 yılında buraya sürmüştür. Büyükada’nın tarihinde şüphesiz en fazla iz bırakmış olanı, İmparatoriçe İrini’dir (Eirene). 797’de, oğlu VI. Konstantinus’u tahttan indirip yerine geçen İrini’yi Papa ve bir çok Hıristiyan hükümdar, kadın olduğu için imparator olarak kabul etmek istememişlerdir. Ancak, Charlman onu sadece Batı Roma İmparatoru değil, kendisinden önce gelen şöhretli imparatorların da halefi sayıyordu. Fakat Hıristiyan aleminde iki imparatorun ortaya çıkmasının Avrupa birliğine ters düşeceği endişesi ile İrini tahtan indirilip Büyükada/Maden’deki kendisinin genişlettiği Kadınlar Manastırı’na sürgün ediliyor. Her sayfasında görüleceği gibi, adaların romantizmi ile bağdaşmayan, mücadeleler, cinayetler, entrikalar ve katiller dehşet ve ibret vericidir. Asıl garip denilebilecek husus, bu sürgünlerin birçokları yüksek dereceli din adamı olduğu gibi, burada ıstıraplı hayata girdikten sonra mahkumların itibar kazanmasıdır.
9. yüzyıl başlarında ikona (tasvir) mücadeleleri nedeniyle, Aziz Theodor ve ikonları savunan arkadaşları bu manastıra sürülüyor; çektiği sıkıntılar, İznik Piskoposu Petro’ya yazdıkları mektuplardan anlaşılmaktadır. Burada ulak (posta) servisinin mevcudiyeti ilgi çekicidir. İmparator Zoi ve Studios (Yedikule) Manastırı’nın başrahibi Theodoros buranın zorunlu konukları olmuştur.
10. yüzyıl ortasında Rus korsanları Boğaziçi ve adaları yağmalarlar; bunu 1204’de Haçlıların İstanbul’u ve adaları talan etmeleri izler, buldukları her şeyi götürürler. Halen adalarda kiliseler mevcut olup faal manastır yoktur. Günlük yaşam Büyükada’da genellikle şöyledir: Fetih’ten yüz yıl sonra İstanbul adalarına gelen gezgin Pierre Gile, güneydeki Karye (Karyas) Köyü sakinlerinin balıkçılıkla geçindiklerini kaydetmiştir (The Antiquities of Constantinople). Makilerin bir güzel cinsi olan kocayemişler adalarda sonbaharda bol miktarda bulunur. Çamlar altında mantarlar (özellikle Kanlıca denilenleri), tavşanlar, keklik, sarı asmalar, süt için keçiler, üzüm bağları, çevrede bol balık bulunuyor; harp ve istila dönemlerinde buğday ekimi ön plana çıkıyor, su çok gelişmiş sarnıçlardan elde ediliyordu. Adaların şarabı da şöhretli idi. 1950 yılına kadar bütün adalarda bağ kütükleri görülüyor; Bizans, Osmanlı ve Cumhuriyet’in ilk otuz yıllık döneminde buralara kaliteli şarap içmek için geliniyordu. Son üretim (1965’te) Burgazadası, Hriston Manastırı’nda yapılmıştı. Adalarda arıcılık da vardı, hâlâ üretenler mevcuttur.
Çiçekçilik yakın zamana kadar devam etmişti. Heybeliada (eski Yorgolu) Yörükalı Plajı arkasındaki seralarda orkide bile yetiştirilmiştir, bazı yarışmalarda derece dahi alınmıştı. Dünya Harbi (1914-1918) sırasında adaların üretimini buğday ve değirmenler oluşturmuştu.
İstanbul’da veba ve kolera çıktıkça adalara kaçılırdı. Ciğer hastaları da, rutubetsiz iklimi, kızıl çamların yaydığı rayiha ve temiz hava nedenleriyle kür veya tedavi için buralara gelirlerdi. Ünlü Avusturya Sefiri Ogier Ghiselin de Busbecq de İstanbul’da çıkan veba salgını nedeniyle, korunmak için 1562 yılında bir süre Büyükada’da yaşamıştır. 16. yüzyılda yazılmış, yani dört yüz yıl öncesine ait gözlemleri şöyledir:
“Büyükada İstanbul civarındaki adaların en büyük ve en güzelidir. Sandalla (pazarkayığı) dört saatte gidilir. İçinde iki köy vardır. Diğer adalarda sadece birer köy bulunuyor, hatta bazılarında o bile bulunmuyor. Adalardaki üç aylık ikametimizden çok memnun kaldım. Kalabalık ve gürültüden uzak, dinlendirici bir yerdi burası. Pek az Rum buranın halkını teşkil ediyordu. Lavanta çiçeği, dikenli mersin gibi çok çeşitli bitkiler mevcut. Deniz de çok çeşitli balıklarla dolu.”
Evliya Çelebi 17. yüzyılda, iki yüz kadar Rum evi bulunduğunu Seyahatname’sinin I. cildinde anlatmaktadır. Birer yüzyıl arayla Büyükada’ya baktığımızda iskân sahasının 18. yüzyılda kuzey yönüne döndüğünü görüyoruz. Madencilik, kömürcülük ve balıkçılık ön plandadır. 18. yüzyılın ilk yarısının karakteristiği olan Lale Devri’nin, ulaşım zorluğu bakımından adalara yansımadığı görülmektedir. Bir yüzyıl sonra (19. yüzyıl), adalar hareketlenecektir. Genel nüfus 2.5 misli artmıştır. 1808’de V. Grigosyen, 1826’da Hrisantos, 1878’de Antimos Sofraniyos adlı patrikler adaya sürgün edilmiştir (Patrikler için bkz: M. Gedeon, Patriakhoi Pinakes, İstanbul, 1886, Tez). Bu yüzyılın sonuna kadar Ortodoks sürgün geleneğinin böylece devam ettiği görülmektedir. Ancak, bu dönemin ortasında ve sonrasında Kırım Harbi’nin etkisiyle levantenlik, garp sosyeteciliği, gösteriş ön plana çıkmıştır. İngiliz donanmasının, birinci defa Kırım Harbi sırasında (1850); ikinci defa Sultan II. Abdülhamid’in ikinci padişahlık yılında, Rusların Balkanları aşıp Şıpka’ya inmeleri nedeniyle, İstanbul’un işgalini önlemek için Büyükada önlerinde demirlemesi, Büyükada ve adalara ilgiyi arttırmıştı. Adanın doğusundaki semte ismini veren ve otuz yıl öncesine kadar kalıntıları görülen demir madeni, 13. yüzyılda Osmanlı Devleti tarafından işletilmiş, cevherinin değeri azaldığından durdurulmuştur. 1968’de çevresi siyah demir cüruflarıyla kaplı büyük çukur doldurularak üzerine apartman inşa edilmiştir. 19. yüzyılın sonunda, iskelenin karşısında bulunan yer limandı. Kömür kayıkları, karpuz ve şarap getiren mavnalar yüklerini burada boşaltırlardı. Beyaz Ruslar, devletleri mağlup olunca İstanbul’a gelip yerleşerek, adalarda da plajlar, gazinolar, pastaneler açtılar. Adanın iki tepesi üzerindeki Aya Yorgi ile Hristos Kilisesi ve Manastırları 19. yüzyılda yalnız Ortodoksların değil, ada ve İstanbul halkının da ziyaret yerlerindendi. İskele yakınındaki arabalarla veya merkeplerle çıkılırdı. Araba ile dört kilometreyi bulan küçük tur; dokuz kilometreyi bulan büyük turlar günümüze kadar cazibesini devam ettirmektedir. yüzyılın sonuna doğru “Fevaid-i Osmaniye” adı altında, vapur seferlerinin başlaması; ardından da 1909’da Sultan II. Abdülhamid’in tahttan indirilip yakınlarının Büyükada’ya sürülmesi yepyeni dönemleri başlatmıştır. Bugün gördüğümüz köşklerin en önde gelenleri o dönemin yapılarıdır. Conk Paşa, Arap İzzet Paşa ve diğerlerinin köşkleri bunlar arasındadır. Dünya Harbi (1914-1918) ve hemen arkasından İstiklal Savaşı (1919-1922) yılları, iddialı yaşayışın biraz da endişeli bekleyişlere girdiği kısa bir dönemdir. 1923’den sonra tekrar ferahlama; 1928’de Anadolu Kulübü’nün Cumhuriyet Halk Fırkasının adadaki bir şubesi gibi kurulması; 1927’den sonra Gazi’nin buraya sık sık gelmesi Anadolu Kulübü’nü ön plana çıkarmıştır. Sadece milletvekilleri, vekiller heyeti değil, şair ve bestekârlar da ada yaşantısında yerlerini almışlardır. Fazıl Ahmed Aykaç, Ahmed Refik Altınay, Yahya Kemal Beyatlı, Halide Nusret Zorlutuna, Mehmed Akif Ersoy, Ömer Seyfettin, Hüseyin Siret Özsever, Faruk Nafiz Çamlıbel, Halit Fahri Ozansoy, Fırat Kızıltuğ, Yesari Asım Arsoy, Osman Nihat Akın, Arif Sami Toker, Şükrü Tunar şiirler ve bestelerle aynı zamanda adaların coğrafyası, iklimi hatta tarihçelerini de belirtmiş oldular. Bu şair ve bestekarların Büyükada’da asli ortamları Dil ve Eski (Viran) Bağ’dır. Zamanımızda Büyükada’da Anadolu Kulübü’nden başka, Seferoğlu arazisinde ve Kumsal mevkiinde sosyeteye mahsus iki geniş kulüp faaliyettedir. Büyükada sayfasını çevirirken, Rum Eytamhanesi ile Hamidiye Camii’ni de görmemiz gerekir. Büyükada’da 19. yüzyılın üçüncü çeyreğine kadar cami yoktu. Müslüman nüfusun çoğalmasıyla beliren cami ihtiyacı Sultan II. Abdülhamid’e arz edilmiş, onun buyruğu ve desteği ile bugünkü Tepeköy Mahallesi’nin yamacındaki kargir, fevkani cami yaptırılmıştır. Zamanımızda adada ayrıca yeni üç mescit daha bulunmaktadır.
-------------------------
Sevdiklerinizle birlikte geçireceğiniz huzur dolu bir bayram dileriz.
Kurban Bayramımız Kutlu Olsun.
19/05/2026
19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun.
17/05/2026
Büyükada sakinlerinden TC Nazan Fırat 'ın eşi, ÖMER FIRAT vefat etmiştir. Cenazesi yarın öğle namazına müteakip Büyükada hamidiye camiinden kaldırılacaktır.
Merhuma Allah'tan rahmet ailesi ve yakınlarına başsağlığı dileriz.
27/04/2026
Adalar Belediye zabıta birimi çalışanlarımızdan Atilla Atalay'ın ve kız kardeşleri Emel, Sibel ve Eser kardeşlerimizin sevgili Babaları İsmail ATALAY vefat etmiştir. Cenazesi yarın 28.04.2026 öğlen namazına müteakip Hamidiye Camisinden kaldırılacaktır. Allah rahmet etsin Mekanı Cennet olsun🤲
Ailesi, yakınları ve sevenlerine başsağlığı dileriz.
27/03/2026
Heybeliada da kargo şirketlerinin adrese ulaştıramadığı kargoların durumu.
20/03/2026
Ramazan bayramı kutlu olsun...
14/03/2026
Ada sakinlerimizden Mustafa ÇAKIR vefat etmiştir. Cenazesi yarın (15.03.2026) günü öğlen namazına müteakip Hamidiye Camisinden kaldırılacaktır. Ailesi, yakınları ve sevenlerine başsağlığı dileriz.
Allah rahmet etsin mekânı Cennet olsun...
12/03/2026
Adamızın sevilen yüzü Kemal Çelik, namı diğer Arap Kemal, vefat etmiştir.
Kendisine Allah’tan rahmet; başta ailesi olmak üzere tüm yakınlarına, sevenlerine ve adalılara sabır ve başsağlığı diliyoruz. Allah rahmet etsin. Mekânı cennet olsun.
14 Mart Cumartesi günü saat 13.30’da Büyükada Cemevi’nde son yolculuğuna uğurlanacaktır.
12/03/2026
Adalar Belediyesi'nin Sevilen İsimlerinden Kemal Çelik Hayatını Kaybetti
Adalar Belediyesi'nin emektar isimlerinden Atölye Şefi Kemal Çelik, geçirdiği ani kalp krizi sonucu yaşamını yitirdi. Adalar halkı ve mesai arkadaşları tarafından çok sevilen Çelik'in vefatı, tüm ilçede derin bir üzüntüyle karşılandı.
ANİ VEFATI YASA BOĞDU
Edinilen bilgilere göre, Adalar Belediyesi bünyesinde uzun yıllardır özveriyle görev yapan Kemal Çelik, geçirdiği kalp krizi sonrası yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Güler yüzlü kişiliği ve çalışkanlığıyla tanınan Çelik'in zamansız ayrılığı, ailesini ve sevenlerini yasa boğdu.
ÇALIŞMA ARKADAŞLARI VE ADALILAR ÜZGÜN
Belediye personeli arasında "Kemal Abi" olarak anılan ve her yardım çağrısına koşan Çelik'in vefatının ardından, mesai arkadaşları taziye mesajları paylaştı. Adalar Belediyesi’ndeki atölye çalışmalarında büyük emeği olan Çelik, sadece bir belediye çalışanı değil, aynı zamanda Adalar’ın sosyal dokusunda yer edinen değerli bir isim olarak hatırlanacak.
SON YOLCULUĞUNA UĞURLANACAK
Kemal Çelik’in cenaze töreniyle ilgili detayların netleşmesiyle birlikte, sevenlerinin ve Adalar halkının katılımıyla son yolculuğuna uğurlanması bekleniyor. Merhuma Allah’tan rahmet; ailesine, belediye çalışanlarına ve tüm Adalı dostlarına sabır ve başsağlığı dileriz.