10/03/2015
Harry Potter ve Felsefe Taşı'nda, Harry'nin hayvanat bahçesinde kurtardığı yılan Nagini'ydi.
Araştırılmış, doğru, güncel ve güvenilir ansiklopedik bilgiler burada!
10/03/2015
Harry Potter ve Felsefe Taşı'nda, Harry'nin hayvanat bahçesinde kurtardığı yılan Nagini'ydi.
08/03/2015
Sivilceleri yok etmenin birçok yöntemi vardır. Bunlardan bazıları; sivilce hatlarına evimizde buzdolabında bulunan jel buz paketlerini sürmektir. Böylece sivilce yavaş yavaş prtadan kaybolacaktır.
Diğer çözüm yöntemi ise bir patates dilimi kadar limonu sivilce hatlarına sürmektir. Bu yöntemle de sivilceler yavaş yavaş yok olacaktır.
07/03/2015
Resmi tatilleri ve haftasonlarını çıkardığımızda okulların kapanmasına sadece 66 gün kaldı.
07/03/2015
Dünyada e-spor takımına sahip ilk ve tek profesyonel takım şu anda Beşiktaş'tır
Bu kadar sürede bu kadar beğeni geleceğini tahmin etmiyordum. Bu ilginizi karşılıksız bırakmamak için yarından itibaren yeni bir tasarıma ve formata geçip en kısa sürede bu sayfayı ölü halinden kurtaracağım. Acemiyken açmıştım bu sayfayı, tasarım falan ondan dolayı böyle. Gerçekten ilginiz için çok teşekkür ederim. :)
Mavi balinaların kalbi o kadar büyüktür ki bir insan atardamarları içerisinde rahatlıkla yüzebilir.
18/04/2012
Çin Seddi
Çin Seddi, Çin'in kuzeybatısı boyunca uzanır. Dünyanın en uzun savunma duvarıdır. Kalıntıları Po Hay körfezinde deniz kıyısında başlar. Pekin'in kuzeyinden geçerek batıya yönelir ve Huang-Ho nehrini ikiye bölerek güneybatıya uzanır. Gobi Çölü'nün güneyinden batıya yönelerek devam eder.
Yapılış Amacı
Çin'in Savaşan Beylikler döneminde (M.Ö.403 M.Ö.221), Çin seddinin temeli 20den fazla ayrı ayrı krallık tarafından atılmıştı. Chu, Qi, Yan, Wei, Han, Zhao, Qin Krallıkları birbirinden korumak için sınırlarında ilk setler inşa ettiler. Qin,Zhao,Yan kralıkları ise XiongNu, DongHu, LinHu, Hiung-nu'ların saldırılarını durdurmak ve ülkenin kuzey sınırlarını koruma amacıyla da inşa ettiler. Çin'in ilk İmparatoru Qin Shi Huang, burayı boydan boya aşılmaz bir savunma duvarıyla kapatmaya karar verdi. Bu devasa inşaata girişmekteki amacı konusunda tarihçiler farklı görüşler öne sürmüşlerdir. Bunlardan bazıları:
Ülkenin sınırlarını başta Hiung-nu olmak üzere kuzeyden Çin'e karşı Türk boylarının saldırısına karşı savunmak.
Uzun savaşlar sonunda yıktığı beyliklerin esir düşen yöneticilerini sürgün ve ağır işe sürerek cezalandırmak.
Ülkeden kaçısları önlemek.
Ülkenin tek yönetim altında birleştiğini içeriye ve dışarıya göstermek.
Kuzeyden gelen Türk saldırılarına karşı savunmak için.
Qin Shi Huang M.Ö. 221 yılında daha önceki krallıkların yaptırdığı duvarları birleştirerek uzattı. M.Ö. 3. yüzyıldan M.S. 17. yüzyıla kadar Çinliler seddi uzatmaya devam etmişlerdir. Seddi onaran ve savunma amaçlı kullanan son hanedan Ming Hanedanı (1368-1644) olmuştur.
Seddin yıkılmış olan kısımlarıyla birlikte uzunluğu 6.000 kilometreyi bulur. Bugün ayakta duran kısım Ming Hanedanı devrinden kalan 2.500 kilometrelik settir. Ancak asıl inşaat, M. Ö. 221 ile M. S. 608 yılları arasında yapılmıştır.
Seddin kalınlık ve yüksekliği yer yer değişir. Sanılanın aksine Çin seddinin tamamı tuğlalardan oluşmaz. Bazı yerleri çok zayıf, kuvvetsiz maddelerden yapılmıştır ve bu duvarlar çok kısadır.[kaynak belirtilmeli] Bu zayıf duvarların amacı devleti saldırılardan korumak değil kaçak düşmanı yavaşlatmaktır.[kaynak belirtilmeli] Genellikle duvarın yüksekliği 4-6 metre, taban kalınlığı 7 metre ve üst kalınlığı ise 6 metre civarındadır. Kalın olan yerlerin üzerinde atlar ve arabalar gidebilmektedir. Kalın duvarlar boyunca siperlik ve okçu delikleri vardır. 200 metrede bir gözetleme kulesi veya kale ve 9 kilometrede bir fener kulesi bulunur. Duvar üzerinde yer yer saray ve tapınaklara da rastlanır. Bazı yerlerde setler, kademeli savunmaya olanak verecek şekilde birkaç sıra halinde yapılmıştır.
Bu tarihî yapı, 7 Temmuz 2007 tarihinde, Dünyanın Yeni Yedi Harikası'ndan biri olarak seçilmiştir. Kuruluş tarihi:221
Besin zinciri
Besin zinciri, canlılar topluluğundaki organizmaların beslenme alışkanlıklarını yansıtan kavramdır.
Bitkilerin ve öbür kendi beslek organizmaların besine dönüştürdükleri enerjinin organizmadan organizmaya geçişini dile getiren besin zinciri, en yalın biçimiyle bir bitki, bir otçul hayvan ve bir etçil hayvandan oluşan bir dizi olarak düşünülebilir. Zincirin her öğesi bir halkayı simgeler ve üretken bitkiler ya da tüketici hayvanlar sınıflarına ayrılır. Bitkilerle beslenen otçullar birincil tüketici, bunları yiyerek beslenen etçillerse ikincil tüketici diye adlandırılır.
Tüm canlılar yaşamsal faaliyetlerini sürdürebilmek için enerjiye ihtiyaç duyarlar. Günlük yaşamda yapılan her şey için insanlar enerji kullanır. Her canlı gereksinimi olan enerjiyi besinlerden sağlarlar. Bu nedenle bütün canlılar beslenmek zorundadır.At,keçi,koyun,inek gibi hayvanlar ot yiyerek beslenir. Bu canlılara ot yiyenler otoburlar denir. Aslan,kaplan,tilki,atmaca gibi hayvanlar diğer hayvanları yiyerek beslenir. Bunlarada et yiyenler etoburlar denir.
Hepimizin bildiği beş duyu (görme, işitme, tat alma, koku alma ve dokunma) ilk olarak Aristoteles tarafından sıralanmıştır; Aristoteles gösterişli olmasına rağmen genellikle yanılmıştır. (Örneğin kalbimizle öğrendiğimizi, arıların çürüyen boğa leşlerinden ortaya çıktığını ve sineklerin yalnızca dört bacaklarının olduğunu söylemiştir.)
*Üzerinde genellikle uzlaşılan dört duyu daha vardır:*
1-Isı duyusu:
Derimizde ısıyı (ya da ısının yokluğunu) hissetmemizi sağlayan duyu,
2-Denge duyusu:
İç kulaktaki sıvı-içeren boşluklar, tarafından yönlendirilir.
3-Ağrı duyusu:
Deride, eklemlerde ve organlarda hissedilen acının algılanması. Tuhaf bir biçimde bu duyu beyni kapsamaz; beyinde hiç acı reseptörü yoktur. Baş ağrıları, göründüğünün aksine, beynin içinden gelmez.
4 İç algı (ya da "beden farkındalığı"):
Bu duyu, vücudumuzdaki bileşenleri görmediğimizde ya da hissetmediğimizde bunların nerede olduğunu bilinçaltında bilmemizi sağlar. Örneğin gözlerinizi kapatın ve ayağınızı havada sallayın. Ayağınızın vücudunuza göre nerede olduğunu yine de bilirsiniz.
Duyuların sayıları daha da fazladır
İzzetinefis sahibi her nörologun bu dokuzundan daha fazla duyu olup olmadığı konusunda kendi görüşü vardır. Bazıları yirmi bir tane duyu olduğunu ileri sürer. Açlık bir duyu mudur? Ya da susama? Derinlik duyusu, anlam duyusu ya da dil duyusuna ne demeli? Ya da son derece ilgi çekici sinestezi konusuna: Müziğin renk olarak algılanabilmesi için duyuların çatışması ve birarada hareket etmesi.
Peki saçlarımız dikeldiği zamanki elektrik duyusu ya da yaklaşan tehlike duyusuna ne demeli?
Bunların yanında, hayvanların sahip olduğu ama bizde olmayan duyular da vardır.
Köpekbalıklarının güçlü "elektrik duyuları" vardır; elektrik içeren bölgeleri fark ederler.
"Manyetik duyusu", manyetik alanların algılanmasını sağlar ve kuşların ve böceklerin uçma sistemlerinde kullanılır.
"Yankı duyusu" ve "yanal çizgi", balıklar tarafından basıncı algılamak için kullanılır.
"Kızılötesi görüş", baykuşlar ve geyikler tarafından geceleyin avlanmak ve yemlenmek için kullanılır.
Evet, insanları öksürerek öldürürler.
Dağ sıçanları, sincap familyasının yumuşak huylu ve koca göbekli üyeleridir. Yaklaşık olarak bir kedi ebadındadırlar ve tehlike sezdiklerinde yüksek sesle ciyaklarlar. Daha nahoş bir biçimde, Moğol steplerinde görülen bobak türü, Yersinia pestis bakterisinin neden olduğu bir akciğer enfeksiyonuna (yaygın olarak bilinen adıyla hıyarcıklı veba) karşı özellikle hassastır.
Dağ sıçanları bu hastalığı öksürerek etrafındakilere yayarlar; pirelere, sıçanlara ve en nihayetinde de insanlara bulaştırırlar. Doğu Asya'dan Avrupa'ya sıçrayan bütün büyük vebalar Moğolistan'daki dağ sıçanlarından gelir. Dağ sıçanlarından kaynaklanan tahmini ölü sayısı bir milyarın üzerindedir; bu da dağ sıçanlarını sıtma taşıyan sivrisineklerin ardından en çok insan öldüren ikinci hayvan yapar.
Dağ sıçanları ve insanlar vebaya yakalandıklarında, koltukaltlarındaki ve kasıklardaki lenf bezleri siyahlaşır ve şişer (bu yaralara "hıyarcık" adı verilir; bu kelime Yunancada "kasık", daha sonra da "hıyarcık" anlamına gelen boubon kelimesinden gelmektedir). Moğollar bir dağ sıçanının koltukaltlarını asla yemez, çünkü "dağ sıçanının koltukaltları ölü bir avcının ruhunu içerir".
Dağ sıçanının diğer kısımları Moğolistan'da lezzetli birer yiyecektir.
Avcılar avlarını takip ederkenki ritüelleri karmaşıklaştırdılar: Bu ritüellerin arasında takma tavşan kulakları takmak, dans etmek ve bir Tibet öküzünün (yak) kuyruğunu sallamak yer alır. Yakalanan dağ sıçanları sıcak taşlar üzerinde bütün olarak ızgara yapılır. Avrupa'da Alpler'deki dağ sıçanlarının yağına romatizma ilacı olarak büyük değer verilir.
Diğer dağ sıçanı türleri arasında çayır faresi ve marmota yer alır. Marmota Günü 2 Şubat'ta kutlanır. Her yıl Punxsutawney Phil adlı bir dağ sıçanı, Pennsylvania'daki Gobbler's Knob'ta bulunan ve elektrikle ısıtılan yuvasından smokinli "bakıcıları" tarafından alınıp, kendisine gölgesini görüp göremediği sorulur. Eğer "evet" derse kış altı hafta daha uzayacak demektir. Phil 1887'den bu yana hiç yanılmadı.
Hıyarcıklı veba hala görülüyor (ciddi olarak en son 1994'te Hindistan'da görüldü) ve bu hastalık ABD'de karantina gerektiren üç hastalıktan biridir (diğer ikisi sarıhumma ve koleradır).
Bugüne kadar ölçülmüş en büyük buz dağı, 200 mil uzunluğunda ve 60 mil genişliğindedir ve Belçika'dan daha büyük bir yüzölçümüne sahiptir.
Dünyadaki fotokopi makinelerinde meydana gelen arızaların %23 ünün, makinenin üstüne oturup kendi popolarının fotokopisini çekmek isteyen insanlar sayesinde meydana geldiğini