Eskimeyen Kitaplar

Eskimeyen Kitaplar

Share

Photos from Eskimeyen Kitaplar's post 19/09/2022

Davud Heykeli (Replika) - Michelangelo


Kopenhag / Langelinie Promenade📍



Rönesans döneminin başyapıtı olarak görülen Davut heykeli Michelangelo’nun sadece 29 yaşındayken 1504 yılında tamamlandığı bir eserdir. Heykelin yapımı iki yıldan biraz fazla sürmüştür. Davut heykelinin boyu 5,17 metre olup yaklaşık 6 ton ağırlığındadır ve tek bir Carrara mermeri bloğundan oyulmuştur.

Bugün yılda 8 milyondan fazla kişi Floransa’daki Galleria dell’Accademia’yı ziyaret ederek ikonik mermer heykeli hayranlıkla izlemektedir.

Davut heykelinin çıkış hikayesi ise;

Kutsal kitap İncil’de anlatılana göre, Davut Peygamber ile Golyat adındaki devin savaşında Hz. Davut (David) çok daha küçük olmasına ve devasa Golyat karşısında yenilgiye uğrayacağı düşünülmesine rağmen devin zayıflıklarından faydalanarak sadece bir taş ile savaşı kazanmıştır. İşte Davut heykeli İncil’de geçen David’in yani Hz. Davut’un vücut bulmuş halidir.


🔺Replikalarına gelirsek;
Floransa, Londra, Kopenhag, Marsilya, Newyork, Los Angeles, Las Vegas gibi dünyanın pek çok şehrinde ünlü eserin kopyaları bulunmaktadır.


Photos from Eskimeyen Kitaplar's post 13/09/2022

Fotoğraf çekmek yasaktır!!!

📸❌

🛑Christiana Özerk Bölgesi

Kopenhag sınırları içerisinde bir özerk bölge.

Bir grup hippinin 1971 yılında başlayan ve 40 yıla yakın süren mücadelesi sonucunda kazanılan özerk bir bölgedir.

Bölge 1 Temmuz 2012 yılında Danimarka devleti tarafından resmî olarak tanınmış olup, Danimarka ve Avrupa Birliği kanunlarından tamamen bağımsızdır.

Özerk bölgede uygulanması gereken kanunlar oldukça basittir.

1- Fotoğraf çekme!
2- Eğlen!
3- Koşma!

* Bölge herkese açık olmasına rağmen, giriş turistik yerleri hariç biraz tehlikeli gibi görünmekte. Ot ve diğer zevk verici maddelerin satışının serbest olduğu bölgede bir tarafta ot içip oturan bir tarafta da top oynayan çocukları aynı karede görebiliyorsunuz.

23/04/2020

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nın 100. Yılı kutlu olsun.🇹🇷

05/04/2020

Yaşamaya Dair

Yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi meselâ,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani, bütün işin gücün yaşamak olacak.
Yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani, o derecede, öylesine ki,
meselâ, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel, en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.

Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, meselâ, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak, yani ağır bastığından.

Diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız,
yani, beyaz masadan,
bir daha kalkmamak ihtimali de var.
Duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini
biz yine de güleceğiz anlatılan Bektaşi fıkrasına,
hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden,
yahut da sabırsızlıkla bekleyeceğin son ajans haberlerini
Diyelim ki, dövüşülmeye değer bir şeyler için,
diyelim ki, cephedeyiz.
Daha orda ilk hücumda, daha o gün
yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün.
Tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu,
fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz
belki yıllarca sürecek olan savaşın sonunu.

Diyelim ki, hapisteyiz,
yaşımız da elliye yakın,
daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının.
Yine de dışarıyla birlikte yaşayacağız,
insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgârıyla
yani, duvarın ardındaki dışarıyla.
Yani, nasıl ve nerede olursak olalım
hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak…

Bu dünya soğuyacak,
yıldızların arasında bir yıldız,
hem de en ufacıklarından,
mavi kadifede bir yaldız zerresi yani,
yani bu koskocaman dünyamız.
Bu dünya soğuyacak günün birinde,
hattâ bir buz yığını
yahut ölü bir bulut gibi de değil,
boş bir ceviz gibi yuvarlanacak
zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.
Şimdiden çekilecek acısı bunun,
duyulacak mahzunluğu şimdiden.
Böylesine sevilecek bu dünya
“Yaşadım” diyebilmen için…

Nâzım Hikmet

Nazım Oratoryosu için;

http://www.eskimeyenkitaplar.com/yasamaya-dair-nazim-hikmet-siir/

Photos from Eskimeyen Kitaplar's post 15/02/2020

İzmir’in Kızları Sezen Aksu’nun şarkılarıyla müzikli oyun olarak sahne alıyor.

http://bit.ly/2Hvfpo0

Photos from Eskimeyen Kitaplar's post 15/02/2020

Haldun Taner’in dünyaca ünlü eseri “Keşanlı Ali Destanı”; Birce Akalay, İlker Ayrık’ın başrol aldığı 50 kişilik oyuncu kadrosu ve 10 kişilik orkestra ile perde almaya devam ediyor.

http://bit.ly/2SLm4jo

10/02/2020

92. Oscar Ödülleri (Akademi) dün gece sahiplerini buldu.

Amerika’nın Los Angeles kentinde bulunan Dolby Tiyatrosu’nda yapılan Oscar Ödülleri töreninde en iyiler belli oldu. En iyi uluslararası film ve En İyi Orijinal Senaryo ödülleri Parazit filmi ile Güney Koreli yönetmen B**g Joon Ho’ya gitti.

http://bit.ly/378sq1m

28/01/2019

Bugün ve Bugün

Öyle çabuk geçiyor ki günler.
Hele sen de bir bak hayatına.
Daha dün doğmuşuz sanki.
Yeni okula başlamışız,
Yeni sevmişiz.

Öyle çabuk geçiyor ki günler.
Hele sen de bir bak hayatına.
Yarın bitecek sanki her şey.
Yarın ölecek gibiyiz.

Daha doymamışız yaşamasına.
Günlerimiz dün bir, bugün iki.
Sakın bir şey bırakma yarına.

Yarın yok ki.

21/01/2019

‘Dağhan Dönmez ile Kitap Atölyesi’ yoğun istek üzerine ikinci defa okurseverler ile buluşuyor.

Dağhan Dönmez ile Kitap Atölyesi’nin konusu, bir öncekisinde de olduğu gibi Sabahattin Ali’nin “Kürk Mantolu Madonnası” olacak. Senelerdir en çok satanlar listesinden düşmeyen kitap enine boyuna konuşulacak ve Raif Efendi’nin bugünün insanı ile olan bağı sorgulanacak.

23 Ocak 2019 Çarşamba günü Nişantaşı Mura Coffee’de gerçekleştirilecek Kitap Atölyesi için acele etmeyi unutmayın 🙂

Kontenjanın sınırlı olduğu bu keyifli atölyeye katılmak için aşağıdaki irtibat numarasından kayıt yaptırmanız yeterli olacaktır.

Kayıt ve iletişim : 539 763 95 96

15/11/2018

Çocukluk Aşkı

Düşün, düşün ki anne ben daha çok küçüğüm,
Ilık ellerimden tut, beraber götür beni,
Oyuncakçıda büyük mavi bir gemi gördüm,
İşlenmiş, dalgaların köpüğüyle yelkeni.

Şu renk renk toplara bak, anne, ne güzel renk renk
Dönüyor içimde bir bayram yeri dönüyor,
Yuvarlanıyor gönlüm şu uçan toplara denk,
Bir yokuştan koşarak kalbim sana iniyor.

Kan değil, zafer akar benim savaşlarımda,
Hürriyet için ölür genç kurşun askerlerim,
İnsanlığın cenneti saklı göz yaşlarımda,
Yeni bir bahar çağı getirecek zaferim!

Korkma, korkma kaçmam ben, tahta atımla dağa,
Senden daha güzel bir dağ var mı rüyalarda?
Niçin uğraşsın küçük kuş yurdundan kaçmağa,
Yaşarken annesinin yeşerttiği kırlarda?

Kırılır, bütün iyi oyuncaklar kırılır,
Çocuk kalblerinden mi yaparlar hep onları,
Niçin oyun biterken en sonra hatırlanır,
Hâtıralarımızın en tatlı oyunları?

Satılır mı zengin bir oyuncakçıda söyle,
Anne, dün okuduğun masaldaki güzel kız?
Yeter, altın bir kalbim olsun, Tanrıdan dile,
Bütün zenginliğimi verir onu alırız.

Want your business to be the top-listed Government Service in Istanbul?

Click here to claim your Sponsored Listing.

Location

Category

Address


Istanbul