27/04/2026
TKP - Bahçelievler
TKP Bahçelievler
Yayla Semt Evi
27/04/2026
27/04/2026
Komünist Bakış bu akşam 1 Mayıs'ı konuşuyor.
İşçinin bayramı bölündü mü?
Sendikalar nerede yanlış yaptı?
İşçi sınıfı nasıl kurtulacak?
'da her zamanki saati 21.30'da Nevzat Evrim Önal soruyor, TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan yanıtlıyor.
22/04/2026
Dünyanın kaderini değiştiren büyük Ekim Devrimi’nin lideri Lenin bugün 156 yaşında.
Kapitalizmin insanlığı sürüklediği sömürüye, açlığa ve savaşlara son vermek için sermaye düzeninin yıkılması gerektiğinde ısrar etti. Yalnızca kapitalist sisteme karşı değil, işçi sınıfının mücadelesini önemsizleştirmeye çalışanlara karşı da kararlılıkla mücadele verdi. Devrimi durmaksızın arayan, ülkesini devrimle buluşturan ve dünyanın dört bir yanında emekçilerin umut ve heyecanla ayağa kalktığı bir dönemin açılmasında belirleyici rol oynayan bu büyük ihtilalcinin mirası, işçi sınıfının imzasını taşıyacak yeni devrimlerde yaşamaya devam edecek.
İyi ki doğdun Lenin!
25/03/2026
Ulusal çıkarlar işte böyle savunulur
Türk dış politikasına yön veren, ne “ulusal” çıkarlar ne hükümetin ya da bakanın kişisel tercihleridir. Dış politikamız içeride milyonlarca yurttaşımızı yoksul ve yoksun bırakan toplumsal sistemin biricik kazananı olan büyük holdinglerin ihtiyaçları doğrultusunda belirlenmektedir.
Emperyalist haydut ABD ve siyonist katliamcı İsrail tarafından saldırıya uğrayan komşu İran’ı suçlayan bildirilerin imzalanmasının asıl sorumlusu bu holdinglerdir.
Bu holdingler İsrail’le iş yapmak ister, bu holdingler asalak Körfez şeyhlerinden kredi ister, bu holdingler yayılmak ister, bu holdingler savaş ister, silah üretmek ve satmak ister, bu holdingler NATO’nun hücrelerimize kadar yerleşmesini ister, bu holdingler ucuz işgücü ister, bu holdingler sendikacıyı, gazeteciyi tutuklu görmek ister.
Holdingler ister, hükümetler yapar. Hükümetler, siyasetçiler de holdingleşir, hep beraber vatan, millet, Sakarya diyerek ülkemizi uçurumun kenarına getirirler.
Yeter artık!
Ulusal çıkarlar ve güvenlik adına bu halkı aldattığınız yeter!
NATO üyeliği ülkemizi ve halkımızı korumaz. Tersine NATO üyeliği ülkemizi ve halkımızı savaşa doğru çeker.
NATO ve ABD’nin bir savaşta kimsenin güvenliğini sağlamayacağı, sağlayamayacağı bugün sürmekte olan savaşta açık bir biçimde görülmüştür. “NATO üyesi olmazsak, ABD bize saldırır”, “NATO üyesi olmazsak Rusya bizi yutar” gibi korku masalları NATO’cu sahtekarların yıllardır pişirip pişirip önümüze koyduğu argümanlardır.
ABD bize saldıracaksa, onu içimize neden sokuyoruz? 12 Mart’ta, 12 Eylül’de, 15 Temmuz’da olduğu gibi darbe yapsın diye mi? Suikastlerle, katliamlarla, her tür provokasyonla kaos yaratsın diye mi? Ülkeye ait her tür bilgiye kolay yoldan erişsin, yurttaşlarımızı fişlesin diye mi?
Rusya ile savaş olasılığı varsa, ülkemizin üslerini neden NATO’ya, ABD’ye açıyor ve neden bunlardan bir tanesinde nükleer silah bulundurulmasına izin veriyoruz? ABD ile Rusya arasında bir gerilim yaşandığında doğrudan hedef olalım diye mi?
Bu, ülkemizin, halkımızın güvenliği değildir. Bu, holdingler düzeninin güvenliğidir. Kimseyi kandırmayın.
İçerideki adaletesizlik, dışarıda NATO’cu, Amerikancı bir dış politikayı dayatıyor.
Başlarındaki sömürücülerden kurtulsa Ege’de dostluk ve kardeşlik köprüsü kuracak iki ülke olan Türkiye ve Yunanistan’ın haline bakın. Kim ABD’yi daha çok memnun edecek yarışına girmişler, birbirleriyle rekabet ediyorlar. Sorsanız herkes “ulusal çıkar”dan dem vuruyor.
Kıbrıs’a bakarsak neyin çıkarıymış bu görürüz. Güney’de İngiliz üsleri, NATO’ya girme hazırlıkları, cirit atan İsrail ajanları, Kuzey’de kumarhaneler, fuhuş ve uyuşturucu ticareti, her tür yolsuzluk ve suç. Küçük bir adayı nasıl batırırız yarışıdır bu!
Ulusal çıkar nasıl savunulur biliyor musunuz?
Ulusun adına gölge düşürenlerden kurtularak en başta. On milyonlarca yurttaşımız yoksullukla boğuşurken, nüfusun yüzde birlik bölümünün sürekli zenginleşmesi bu ülkenin en büyük utancıdır. Nokta.
Bu utançtan kurtulursak egemenliğimizi, bağımsızlığımızı ayaklar altına alan, zorbalarla işbirliği üzerine kurulu bir dış politikadan ve güvenlik mimarisinden kurtuluruz. ABD’ye yaranma, İsrail’le arka odalarda anlaşma, ülkemizin kaynaklarını hiçbir işe yaramayan bir “silahlanma” sarmalına akıtma derdinden kurtuluruz.
Tekrar ediyoruz: Bu dış politika, Türkiye’nin egemen sınıfına hizmet ediyor, yurttaşlara değil.
Halkımızın çıkarı NATO’dan çıkmaktadır.
Halkımızın çıkarı bütün yabancı üslere el konmasındadır.
Halkımızın çıkarı bütün yabancı askerlerin kapı dışarı edilmesindedir.
Halkımızın çıkarı askerlerimizin yurt dışı operasyonlardan çekilmesindedir.
Halkımızın çıkarı halka dayalı bir güvenlik politikasının ilan edilmesindedir.
Halkımızın çıkarı ülkenin egemenliği, bağımsızlığı ve de güvenliği için stratejik sektörler olan enerji, silah sanayi, maden, gıda ve giderek bütün temel sektörlerde hızlı devletleştirmelerdedir.
Halkımızın çıkarı işgaller ve askeri müdahalelerin olağanlaştırıldığı bir dünyada işgalcileri bozguna uğratacak bir yurt savunmasını esas alan bir strateji ve yapılanmanın oluşturulmasındadır.
Bir kez daha söylüyoruz; küçük bir azınlığın arsız çıkarları üzerine kurulu bir toplumsal düzen ülkenin ve halkın güvenliği için tehdittir.
Olur ya, yarın o işbirliği yapmak için elli takla atılan emperyalist güçler bu ülkeyle ilgili uğursuz dosyalardan birini açıp Türkiye’yi bir varlık mücadelesi içine sokarlarsa eğer, işgalcilerle birlikte bu toplumsal düzenin yılmaz savunucularının da bileti kesilirse kimse darılmasın, gücenmesin.
Kuşkusuz daha iyisi, böylesi bir açık saldırganlık öncesinde emekçi halkımızın sırtından bu asalakları atması ve ülkemizi eşitlikle birlikte refah ve güvenlik yoluna sokmasıdır.
17/03/2026
Seçme ve seçilme hakkının gaspına karşı Saraçhanede’yiz
Geçtiğimiz yıl 19 Mart’ta İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasıyla başlayan ve hâlâ devam eden süreç yurttaşlarımızın en büyük kazanımlarından biri olan seçme ve seçilme hakkının gaspı anlamına gelmektedir. İktidarın siyaset alanına bu ve benzer müdahalelerine karşı durmak için geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da Saraçhane’de olacağız.
Partimizin yerel yönetimler, CHP ve İmamoğlu’na ilişkin değerlendirmeleri kamuoyunda bilinmektedir. Dedikodu ya da spekülasyonlar değil köklü siyasal ve ideolojik farklılıkların ürünü olan bu değerlendirmeler partimizin Türkiye’de siyaset alanını daraltan söz konusu hamleye ve hukuksuzluğa karşı durmasının önünde engel değildir. Kaldı ki, AKP iktidarının Türkiye’de “yolsuzluk”larla ilgili bir tasarrufta bulunma ehliyeti hiçbir biçimde bulunmamaktadır.
19 Mart 2025’te, seçme ve seçilme hakkına saldırılmıştır. Bu saldırıya güçlü bir yanıt vermek hem dün hem bugün bir yurttaşlık görevidir.
Türkiye Komünist Partisi İstanbul İl Örgütü
📍Yenikapı Marmaray İstasyonu
🗓️18 Mart
🕖19.30
28/01/2026
Onbeşlere…
Dalgaları karşılayan gemiler gibiyiz!
Bugün Onbeşleri, partimizin kurucu kadrolarını kaybettiğimiz günün üzerinden tam 105 yıl geçti.
Aradan geçen bu 105 yıla çok şey sığdı.
Onlar göremedi ama memleketimiz kurtuldu işgalciden, Onbeşlerin de emeğiyle…
Ancak çok sürmedi, tam da onların öngördüğü gibi.
Mustafa Suphi ve yoldaşlarımız; ülkemiz paranın saltanatı, yabancının roketine teslim olmasın diye çıkmışlardı yola, o yolda alçakça katledildiler.
Ve bu düzenin sahipleri, ülkemizi, halkımızı, Cumhuriyet’i paranın saltanatı ve yabancının roketine elbirliğiyle teslim ettiler.
105 yılın ardından bugün ülkemiz çok ağır bir karanlık ve derin bir sömürünün pençesinde. Cumhuriyet yok edilmiş, topraklarımız işbirlikçiler eliyle emperyalistlerin yağmasına açılmış durumda.
Şimdi, tam da bu tabloda Mustafa Suphi ve Onbeşlerin emaneti olan kurtuluş kavgasını zafere taşımaktan, ülkemizi tüm yağmacı ve işgalcilerden ve onların işbirlikçilerinden kurtarmaktan başka bir çıkış yolumuz yok.
Kurdukları parti, partimiz, TKP bunun için var!
Yoldaşlarımızı, katledilişlerinin 105. yılında binlerce yurtseverin, komünistin “dalgaları karşılayan gemiler gibi” yan yana geleceği 1 Şubat’taki buluşmamızda, Ankara’da, tam da onlara yakışan şekilde, mücadeleyi büyüterek anacağız.
Onbeşlere de emekçi halkımıza da sözümüzü mutlaka tutacağız, ülkemizi bu karanlıktan hep birlikte kurtaracağız!
25/11/2025
Küba Devrimi’nin büyük lideri Fidel Castro’yu ölümünün dokuzuncu yılında saygıyla anıyor ve Küba halkına ve tüm insanlığa bıraktığı devrimci mirası selamlıyoruz.
Fidel, 1950’lerde devrimci akıl ve cesaret, dış destekli çürümüş Batista diktatörlüğüne karşı yılmayan bir direnç ve sömürülen Küba halkının meşru sesiydi.
1959’da devrimin zaferinin mimarı; 1960’larda devrimin sosyalist karakter kazanmasının ve sosyalist kuruluşun kılavuzu oldu.
Ülkesinin, halkının sömürgecilik tarihinden miras geri kalmışlığına itirazın simgesi ve Küba halkını ayağa kaldıran aydınlanma seferberliğinin öncüsüydü.
Sonraki yıllarda Küba Devrimi’nin en önemli karakterlerinden olan sosyalist demokrasinin güçlendirilmesi için toplumsal ve anayasal düzlemdeki atılım; Küba’nın Angola ile dayanışmasıyla ete kemiğe büründürülen işçi sınıfı enternasyonalizmi en çok Fidel’in izini taşır.
Sovyetler Birliği çözüldükten sonra ise çok zorlu ve özel bir dönemde Sosyalist Küba’nın inşasında ve Küba halkının bağımsızlığında ısrar etme iradesinin adıdır Fidel.
Şimdi Küba halkının ABD ablukasına karşı sürmekte olan çetin hayatta kalma mücadelesi Fidel’in fiziksel yokluğunda aynı kararlılıkla devam edebiliyorsa Fidel’in mirası yeni nesillerin devraldığı devrimci irade, ilkeler ve inatçılıkta sürdüğü içindir.
Çok yaşa Komandante.
Click here to claim your Sponsored Listing.
Location
Category
Contact the business
Telephone
Website
Address
Siyavuşpaşa Mahallesi, Leylak Sokak, No:14B, Bahçelievler
Istanbul
34182
