15/12/2022
Sözleşmeli Petrol İşçileri Konseyi’nin açıklaması: Macit Rıza Rahnavard ve Muhsin Şikari’nin infazlarına karşı grev!
“İktidarın bu eylemi, 43 yılı aşkın süredir yaşamları ve geçim kaynakları ellerinden alınan, yok edilen biz işçiler dahil tüm insanlara kılıç çekmektir.
Artık bu baskılara müsamaha göstermeyeceğiz; artık yoksulluğa, güvensizliğe, hırsızlıklara ve yağmaya müsamaha göstermeyeceğiz.
Ne mutlu ki diğer meslektaşlarımızdan da grev çağrıları geldi. Kadrolu işçi arkadaşlarımız, 17 Aralık için ülke çapında büyük bir protesto mitingi çağrısında bulundular. Ve petrol rafinerilerindeki diğer işçiler Ocak ayının üçüncü, dördüncü ve beşinci günlerinde grev çağrısında bulundular.
Bizim ana amacımız, rejimin baskı ve infazına karşı acil bir yanıt geliştirmektir. Ve bu yanıt, petrol işçilerinin grevinden ve petrol musluklarının kapatılmasından başka bir şey değildir.”
Sözleşmeli Petrol İşçileri Konseyi’nin açıklaması: Macit Rıza Rahnavard ve Muhsin Şikari’nin infazlarına karşı grev!
Aşağıda okuyucularımızla, Sözleşmeli Petrol İşçileri Konseyi'nin 13 Aralık tarihli açıklamasının Türkçe çevirisini paylaşıyoruz.***12 Aralık'ta iktidar, 23 yaşındaki Macit Rıza Rahnavard'ı idam etti.İktidarın bu eylemi, 43 yılı aşkın süredir yaşamlar
01/07/2021
11 gündür süren direnişleri zaferle sonuçlanan Termokar işçilerinin açıklaması:
11 gündür süren direnişleri zaferle sonuçlanan Termokar işçilerinin açıklaması:
TERMOKAR İŞÇİLERİ YOL GÖSTERDİ: HAK VERİLMEZ,
ALINIR
Pandemi koşullarında, işçi sınıfına yönelik saldırılar yoğunlaştı. Kod-29, işten çıkarılma, işsizlik, salgın, geleceksizlik ve ağır çalışma koşulları işçi sınıfı üzerinde yıkıcı etkiler yarattı. Ücretsiz izin uygulamalarıyla işçiler açlığa ve sefalete mahkum edildi. Ücretsiz izin aslında fiilen işsizlik anlamı geldi. Sınırlı ve koşullara bağlı olan bu düzenleme, işverenler tarafından suistimal edildi. Bir anlamda açıkça suç işlendi. Termokar işvereni de ücretsiz izin uygulamalarıyla işçileri bölmeye, etkisizleştirme çalıştı. Ve onları açlığa mahkum etmek istedi.
ÇALIŞMA VE SENDİKAL HAK ANASAYAL BİR HAKTIR
Bizler anayasal hakkımızı kullanarak sendikaya üye olduk. Modern bir çalışma ortamının vazgeçilmez özelliği olan sendikanın varlığı Termokar işverenince kabul edilmedi. Üye çoğunluğuna karşın süreci uzatmak amacıyla itiraz edildi. Amaçları işçileri yormak, bıkkınlık ortamı yaratmak ve moral bozmaktı. Bununla birlikte ücretsiz izin uygulamalarıyla işçiler sefalete ve açlığa mahkum edildi. Bizler sendikal örgütlenme ısrarını kararlılıkla sürdürüyoruz. Ayrıca ücretsiz izin uygulamasının insanlık dışı bir uygulama olduğunu göstermek için 21 Haziran’da direnişe geçtik. Açlığa ve işsizliğe karşı tek yumruk olarak işyerinin önünde mücadeleye başladık. Tüm emek güçlerinin ve çalışan arkadaşlarımızın desteğiyle mücadelememizi kararlılıkla sürdürdük. Ve sonunda başardık. Bu başarı hepimizin, işçi sınıfının başarısıdır.
DİKKATLE SÜRECİ İZLİYORUZ
Bugün taleplerimizden biri olan işe geri dönme talebimiz yerine getirildi. Bizler de işe başlayıp, direnişimize ara veriyoruz. Ve gelişmeleri dikkatle izliyoruz. İkinci talebimiz sendikal örgütlenmenin tanınmasıdır. Bu iki talebin; çalışma hakkı ve sendikal örgütlenme hakkının anayasal bir hak olduğunu tekrar hatırlatırız. Direnişimize destek olan herkese yürekten teşekkür ediyoruz. Bu arada sendikanın direniş sürecinde takındığı tutarsız tavrı şiddetle eleştiriyoruz.
TEK YUMRUK, TEK YÜREK OLMA ZAMANI
Direniş mücadelemizin bir aşamasıydı. Şimdi mücadelemizin yeni bir aşamasına geçtik. Başarımız tüm işçi sınıfının ve emek dostlarının başarısıdır. Termokar işçileri şimdi daha fazla kenetlenmeli, tek vücut ve tek yumruk olmalıdır. Ekmeğimiz, işimiz ve haysiyetimiz her şeyin önünde gelir. Hiç kimse bu değerlerimizle oynayamaz ve oynatmayız.
Yaşasın Termokar işçilerinin kardeşliği.
Yaşasın iş, ekmek ve haysiyet mücadelesi.
Termokar İşçileri
24/06/2021
Termokar direnişi 3. gününde!
Aylar süren ücretsiz izin dayatmasının ardından fabrikanın önünde direnişe geçen Termokar işçilerinin direnişi 3. gününe girdi.
İşçilerin talebi ücretsiz izin uygulamasının derhal sonlandırılması.
Bugün işçiler emek dostlarının, işçi arkadaşların ailelerinin hazırlamış oldukları yiyeceklerle güne başladılar. Termokar'la dayanışma her gün daha da büyüyor. Zira Termokar bütün işçi sınıfının direnişidir.
İş yoksa, ekmek yoksa, barış da yok!
Ücretsiz izin dayatmasına son!
19/05/2021
⚫️ 🔴 Sınıf hareketinde yeni eğilimler ve işçi örgütlenmeleri
🕑 23 Mayıs Pazar, saat 14.00
⬇⬇ Etkinliğe katılmak, tartışmaya katkılarınızı sunmak için aşağıdaki formu doldurabilirsiniz:
https://forms.gle/jFJBymQGrxNpi19d9
⚫️ 🔴 Sınıf hareketinde yeni eğilimler ve işçi örgütlenmeleri
🕑 23 Mayıs Pazar, saat 14.00
⬇⬇ Etkinliğe katılmak, tartışmaya katkılarınızı sunmak için aşağıdaki formu doldurabilirsiniz:
https://forms.gle/jFJBymQGrxNpi19d9
02/02/2021
İşçi Demokrasisi Partisi on Twitter
“Üniversitesinde demokratik seçme ve seçilme hakkını savunan bileşenlerin, Sendikalı olduğu için işinden atılan emekçilerin, Seçilmiş belediyesine kayyum atanan emekçi halkın, ve daha nicesinin...talepleri de mücadelesi de ortak Baş eğmeyeceğiz! ...
01/02/2021
Boğaziçi’nde ablukaya son! Melih Bulu derhal istifa!
Boğaziçi Üniversitesi’nden 2 öğrencinin hukuksuzca tutuklanmasının ardından rejim ve polis, öğrencileri bugün de baskı, şiddet ve gözaltıyla sindirmeye çalışıyor. Tutuklanan arkadaşlarının serbest bırakılması, LGBTİ+ fobinin son bulması için, kayyuma ve antidemokratik uygulamalara karşı “bundansonrasıbizde demek için Boğaziçi Üniversitesi önünde bir araya gelen üniversitelilere polis saldırdı. 100’e yakın üniversiteli gözaltına alındı.
Boğaziçi Üniversitesi’ni ablukaya alan kolluk güçleri, Üniversite öğrencilerinin ise okuldan çıkışlarını engelliyor. Rejimin ve kolluk güçlerinin tüm baskılarına rağmen direnişlerini sürdüren Boğaziçi bileşenleri ise polis ablukası karşısında Kayyumluk binasını ablukaya alarak, gözaltılar serbest bırakılana kadar Melih Bulu’yu binadan çıkartmamak adına ve üniversitelerinde demokratik seçim hakları uğruna mücadelelerini sürdürüyor.
Öte yandan aynı saatlerde Boğaziçi Üniversitesi önünde toplanmaya çalışan öğrencilere “salgın” bahane gösterilerek şiddet uygulanırken, Beyazıt’ta Boğaziçili 2 öğrencinin tutuklanmasını, LGBTİ+’lara dönük fobiyi ve nefret söylemini destekleyen gerici grubun basın açıklaması gerçekleştirmesine izin veriliyor. Bu saray rejiminin iki yüzlü, antidemokratik uygulamalarının ve kendi politikalarını benimsemeyenlere karşı en ufak bir tahammül gücünün kalmadığının en açık göstergesidir.
Rejimin tüm baskıcı ve antidemokratik uygulamaları karşısında mücadelesini sürdüren başta Boğaziçi Üniversitesi bileşenleri ve tüm üniversitelilerin yanındayız.
Boğaziçi’nde ablukaya son verilsin!
Tutuklanan ve gözaltına alınan öğrenciler derhal serbest bırakılsın!
LGBTİ+ bireylere dönük nefret söylemine son!
Melih Bulu ve tüm kayyumlar derhal istifa etsin!
Kayyum değil seçim, atama değil işçi-öğrenci denetimi!
Polis ve Özel Güvenlik kampüs ve çevresinden dışarı!
Saray rejiminin tüm antidemokratik uygulamalarına karşı birleşik mücadeleye!
18/01/2021
Etkinliğimiz 24 Ocak Pazar günü saat 14:00'te Zoom üzerinden gerçekleşecektir. Siz de bu tartışmaya, soru, yorum ve deneyimlerinizle katkı sunmak isterseniz Katılım Formu’nu doldurarak etkinliğimize katılabilirsiniz.
https://docs.google.com/.../1FAIpQLScUgws4pAsY9p.../viewform
Yeni bir mücadele yılına merhaba dediğimiz bu günlerde, pandeminin güncel seyri ekseninde iktidarın pandemi politikalarını ve emekçi kitleler açısından sonuçlarını tartışmak adına İDP Gündem Tartışmaları kapsamında 24 Ocak Pazar günü bir araya geliyoruz.
Direnişçi işçilerin de katılımıyla gerçekleştireceğimiz çevrimiçi etkinlikte, “Pandemide Türkiye nereye doğru gidiyor? Bu gidişata dur demek mümkün mü? İşçi ve emekçiler olarak taleplerimiz neler? Bugün öne çıkan mücadeleler ve bu mücadelelerin ortak özellikleri neler? Mücadeleleri birleştirmenin araçları neler olabilir” soruları çerçevesinde işçi ve emekçiden yana politik hattı konuşacağız.
Etkinliğimiz 24 Ocak Pazar günü saat 14:00'te Zoom üzerinden gerçekleşecektir. Siz de bu tartışmaya, soru, yorum ve deneyimlerinizle katkı sunmak isterseniz Katılım Formu’nu doldurarak etkinliğimize katılabilirsiniz.
https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLScUgws4pAsY9pupMVfQPqBZscT5ejHnGEUf13pn-7ZHY_UaSw/viewform
Yeni bir mücadele yılına merhaba dediğimiz bu günlerde, pandeminin güncel seyri ekseninde iktidarın pandemi politikalarını ve emekçi kitleler açısından sonuçlarını tartışmak adına İDP Gündem Tartışmaları kapsamında 24 Ocak Pazar günü bir araya geliyoruz.
Direnişçi işçilerin de katılımıyla gerçekleştireceğimiz çevrimiçi etkinlikte, “Pandemide Türkiye nereye doğru gidiyor? Bu gidişata dur demek mümkün mü? İşçi ve emekçiler olarak taleplerimiz neler? Bugün öne çıkan mücadeleler ve bu mücadelelerin ortak özellikleri neler? Mücadeleleri birleştirmenin araçları neler olabilir” soruları çerçevesinde işçi ve emekçiden yana politik hattı konuşacağız.
15/01/2021
Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht'in katledilişinin üzerinden 102 yıl geçti!
"‘Berlin’de düzen hüküm sürüyor.’ Sizin düzeniniz kum üzerine kuruludur. Devrim daha yarın ‘zincir şakırtıları içinde’ ayağa kalkacak ve şu mesajı verecektir: ‘Vardım, varım, var olacağım!’”
1. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla beraber Alman Sosyal Demokrat Partisi ulusal savunmayı ön plana çıkardı ve emperyalist savaş bütçesini onayladı. Buna karşılık, Troçki’nin “Marksist metoda bedeninin organları gibi hakimdi” diye nitelediği Rosa Luxemburg ve emperyalist savaşa karşı ilk çağrıyı yapan Karl Liebknecht önderliğinde Spartaküs Birliği adlı yeni bir grup kuruldu.
Özgürlüklerin yitirildiği bir dönem başlıyor ve kitleler gittikçe radikalleşiyordu. 1915’te iş bırakma eylemleri ve sokak gösterileri başladı. Spartakistler 1 Mayıs 1916’da Berlin’de “Kahrolsun savaş! Kahrolsun hükümet!” sloganlarıyla bir yürüyüş düzenledi. Yürüyüşün ardından Liebknecht tutuklandı ve bunun üzerine on binlerce işçi greve çıktı.
1918 Kasım’ında Kiel’de ayaklanmalar başladı ve 4 Kasım’da şehrin denetimi tamamen işçilerin eline geçti. Berlin’de ise 8 Kasım’da kitleler sokak ve meydanlarda toplandılar. Ertesi gün Devrimci İşyeri Temsilcileri ve Spartakistler genel grev çağrısı yapan iki ayrı bildiri dağıttılar. Çağrıya uyan binlerce işçi sokağa çıktı. İmparatorluk Sarayı ve Emniyet Sarayı ele geçirildi ve siyasi tutuklular serbest bırakıldı. Ayaklanmalar onlarca şehre yayıldı; işçi ve asker konseyleri kuruldu. 8 Kasım’da Bavyera Cumhuriyeti ilan edildi.
Ancak sosyal demokrat liderler parlamentoda koalisyona katılarak iktidarı burjuvaziye iade ettiler. Bu süreçte Freikorps adlı karşıdevrimci bir ordu kuruldu ve seferberlikler kanlı bir şekilde ezildi. 15 Ocak’ta Rosa ve Karl tutuklanıp öldürüldü.
Rosa, öldürülmeden önceki son makalesinde “Berlin’de düzen hüküm sürüyor” diyen karşıdevrimcilere şöyle cevap vermişti: “Berlinli kitlelerin güçlü, kararlı, saldırgan tavırları ile, Berlinli önderliğin kararsızlığı, korkaklığı, tutarsızlığı, henüz yaşanmış olayın temel özelliğidir. Önderlik üzerine düşeni yapamadı. Ama önderlik kitleler tarafından ve kitleler içinden yeniden yaratılabilir. Kitleler üzerlerine düşeni yaptılar. Onlar bu son ‘yenilgi’yi enternasyonal sosyalizmin güç ve onuru olan tarihi yenilgiler zincirinin bir halkası haline getirdiler. Bu yüzden, bu ‘yenilgi’den geleceğin zaferi çiçek verecektir. ‘Berlin’de düzen hüküm sürüyor.’ Sizin düzeniniz kum üzerine kuruludur. Devrim daha yarın ‘zincir şakırtıları içinde’ ayağa kalkacak ve şu mesajı verecektir: ‘Vardım, varım, var olacağım!’”
08/01/2021
, dayanışma büyüyor!
Dünya Partimiz, İşçilerin Uluslararası Birliği-Dördüncü Enternasyonal'in seksiyonlarından mücadele önderleri, vekiller, emekçiler, kadınlar, öğrenciler, öğretmenler, eğitim emekçileri Boğaziçi öğrencilerinin mücadelesini destekliyor!
Gücümüz birliğimizden, gücümüz dayanışmamızdan gelir!
Yaşasın enternasyonalist dayanışma!
Boğaziçi Üniversitesi bileşenlerinin talepleri derhal kabul edilsin!
Gözaltılar derhal serbest bırakılsın!